banner60

Kadınların En Büyük Sorunu Şiddet, Eşitsizlik, Taciz Ve İşsizlik

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi’nin, Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın 2016 yılı sonuçları kadın sorunlarından, çalışma hayatında kadının yerine, ailede kadının sorumluluğunda evlenme yaşına varana kadar pek çok alanda cinsiyet eşitliği ve kadın algısının durumunu gözler önüne serdi.

Kadınların En Büyük Sorunu Şiddet, Eşitsizlik, Taciz Ve İşsizlik

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi’nin, Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın 2016 yılı sonuçları kadın sorunlarından, çalışma hayatında kadının yerine, ailede kadının sorumluluğunda evlenme yaşına varana kadar pek çok alanda cinsiyet eşitliği ve kadın algısının durumunu gözler önüne serdi.

Kadınların En Büyük Sorunu Şiddet, Eşitsizlik, Taciz Ve İşsizlik
banner62
 
EN BÜYÜK SORUN ŞİDDET
Kadır Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırma Merkezi’nin araştırmasında Türkiye genelinde 26 ilde bin 200 kişiyle görüşüldü. Araştırma sonucuna göre Türkiye genelinde kadınların en büyük sorunu şiddet. Araştırmaya katılanların yüzde 77,8’i şiddeti kadınların en önemli sorunu olarak gösterdi.


KADINLARA GÖRE EN BÜYÜK SORUN EĞİTİMSİZLİK
“Türkiye’de kadının en büyük sorunu şiddettir” diyen erkeklerin oranı yüzde 79,8 olurken kadınların oranı ise yüzde 75,7’de kaldı. Kadınların erkeklerden daha yüksek oranla “kadının en büyük sorunudur” dediği bir başlık ise “eğitimsizlik” oldu (yüzde 34,8). Her iki grubun da kadın sorunu olarak tespit ettiği konular ise “kadın-erkek eşitsizliği” ( yüzde 41,5) sokakta baskı ve taciz (yüzde 37,5), işsizlik (yüzde 30,6), çevre ve aile baskısı (yüzde 29,9 ve 25,9) ile işyerinde baskı ve taciz (yüzde 16,7).
 
EVLİLİKTE HALA AİLELER ETKİLİ OLUYOR
Çiftlerin yüzde 45,5 oranında aile bireyleri aracılığıyla tanışmalarına rağmen evlenmeye yüzde 36,1 oranında kendi aralarında karar vererek ailelerine bildirdikleri ortaya çıktı. Görücü usulüyle evlendiklerini söyleyenlerin oranı yüzde 33,6 olurken, çocuk yapma kararını eşiyle birlikte aldığını belirtenlerin oranı yüzde 74,6 oldu.
Araştırmaya göre aile içi şiddet boşanmak için yeterli bir sebep. Araştırmaya katılanların yüzde 63,3’ü “aile içi şiddetin boşanmak için yeterli bir sebep” olduğu konusunda hemfikir. Araştırmada “Erkek ailenin dirlik düzeni için zaman zaman şiddete başvurabilir” seçeneğine olumlu yaklaşan katılımcıların oranı yüzde 14,4’te kalırken, kadın katılımcılarda bu duruma olumlu yaklaşanların oranının yüzde 11,8 olması ilginç bir ayrıntı olarak göze çarptı. Erkeklerde ise bu oran yüzde 17 çıktı.
 
ÇOCUK YAŞTA EVLİLİĞE KARŞI ÇIKIYORLAR
Araştırmada ayrıca “18 yaşından küçük çocukların evlendirilmesi” ile ilgili soruda ise ankete katılanların yaklaşık dörtte üçü “18 yaşından küçük çocuklar hiçbir şart altında evlendirilmemelidir” derken, “çocuk gelinler” olarak bilinen 18 yaşından küçük kız çocuklarının evlendirilmesinin yaygın olup olmadığı konusunda ise ankete katılanların yüzde 86,4’ü bunun yaygın olduğunu ifade etti.


KADINLAR ÇALIŞMAK İSTEMİYOR
Araştırmada iş hayatında kadının durumuyla ilgili olarak da çarpıcı bir o kadar da hayal kırıklığı yaratan sonuçlara ulaşıldı. Kadınların yüzde 64,8’i şu an çalışmadığını söylerken, şimdiye kadar hiç çalışıp çalışmadığına dair soruya yüzde 70,2 oranında “Hayır, çalışmadım” cevbanı verdi.


“Çalışmak ister miydiniz” sorusuna ise katılımcıların yüzde 72,2’sinin “Hayır” karşılığını vermesi dikkat çekti. “Hangi imkanlar sağlansaydı çalışmak isterdiniz” sorusuna katılımcıların yüzde 47,9’u ilk sırada “baba/eş/aile izni”ni gösterirken, bunu yüzde 41,5 ile “eğitim”, yüzde 27,9 ile “güvenli bir iş ortamı” izledi. Öte yandan “Kocası izin vermiyorsa kadın çalışmamalıdır” seçeneğine olumlu yaklaşan kadın katılımcıların oranın yüzde 35,3 olduğu gözlenirken, kadın katılımcılar aynı araştırmada “Çalışma arkadaşlarını fiziksel olarak taciz eden biri bu sebeple işten atılmalıdır” seçeneğine yüzde 73,7 oranında olumlu cevap verdi. Erkeklerde bu sorudaki olumlu yanıt oranı yüzde 71’de kalırken, sözlü tacizin işten atılma sebebi olmasına olumlu cevap veren kadın katılımcıların oranı yüzde 73,8; erkek katılımcıların oranı ise yüzde 70,3 oldu.
 
SAĞLIK SİSTEMİMİZ KÜRTAJI ENGELLİYOR”
Araştırmada yakın geçmişte çokça tartışılan “kürtaj” konusunda çiftlerin kürtaj yapmaya birlikte karar vermesi gerektiğini savunan katılımcıların oranı yüzde 78,9 olarak belirlendi. “Kürtajı zorlaştıran bir sağlık sistemimiz var” ifadesine olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 56,9 olarak gerçekleşirken; “kürtaj kadının en temel hakkıdır, yasaklanamaz” diyenlerin oranı ise yüzde 43,6 oldu. Bu oranın 2015 yılında gerçekleşen yüzde 53,9’luk oranın çok gerisinde kalması dikkat çekti.
 
KADIN MECLİS’TE NE KADAR TEMSİL EDİLİYOR?
 
Araştırma sonuçlarına göre ankete katılan katılımcıların yüzde 45,8’inin TBMM’de 51 ilâ 100 kadın milletvekilinin olduğu yönünde, TBMM’de halen 81 kadın milletvekilinin olduğu göz önüne alındığında, isabetli bir algıya sahip olduğu ortaya çıktı. Ancak “TBMM’deki kadın milletvekili sayısı yeterli mi” sorusuna, ankete katılanların yüzde 62,8 oranında “Hayır” dediği görüldü. Katılımcıların kadının siyasete katılımına ise çok fazla istekli olmadığı ortaya çıktı. “Politika erkeklerin işidir” ifadesine destek verenlerin oranı yüzde 27,9 olarak gerçekleşirken, bu oranın 2015 yılında çıkan yüzde 18,3’lük oranın üstünde çıkması dikkat çekti. Araştırmanın bu bölümünde ayrıca “Kadınların siyasete katılımının artması kadına yönelik şiddeti azaltır” ifadesine olumlu yaklaşımların oranı, 2015 yılında gerçekleşen yüzde 66,1’lik oranın gerisinde kalarak yüzde 54,9 olarak saptandı.
 
LGBT HAKLARINA GEÇİT YOK!
 
Araştırmada LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans bireyler) haklarına yönelik sorulan sorulara katılımcıların olumsuz bakması da kayda değer bir başka unsur oldu. “Gey, lezbiyen ve trans bireyler toplumda eşit haklara sahip olmalıdır” ifadesine olumlu yaklaşan katılımcı oranı yüzde 33,4 iken, “Kadınlar ve erkekler hemcinsleriyle birlikte olabilir” ifadesine olumlu bakan katılımcı oranı yüzde 17,5’te kaldı. Eşcinsel birlikteliklerin topluma aykırı olduğunu düşünen katılımcıların oranı yüzde 53 olarak saptanırken, “Çiftlerin evlenme niyeti olmasa da birlikte yaşamaları kabul edilebilir” ifadesine olumlu cevap veren katılımcıların oranı yüzde 25’te kaldı. Katılımcılar ayrıca, çocuk sahibi olmak için evli olmanın ya da evlenmenin şart olduğunda yüzde 58,6 oranında birleşti.
 
AB ADAYLIĞI KADIN HAKLARI İÇİN UMUT MU?
Ankette yer alan sonuçlar Avrupa Birliği (AB) üyeliği ve adaylığının Türkiye’de kadın haklarının gelişmesi noktasında umut kaynağı olmaktan uzaklaşmaya başladığını ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 41,6’sının “AB adaylığı olmasa Türkiye’de kadın hakları daha da kötüleşirdi” ifadesine katıldığı gözlenirken, bu sonucun 2015’teki sonuçların üzerine çıkan tek başlık olduğu dikkat çekici bir unsur oldu. Öte yandan “AB üyeliği kadının aile içindeki rolünü tehlikeye sokar” ifadesine katılan katılımcı oranının, 2015 yılı sonuçlarının iki katından fazla çıkması da bir başka çarpıcı veri oldu. Söz konusu ifadeye katılan katılımcıların oranı 2015’te yüzde 12,5 olarak gerçekleşirken, bu yıl bu oran yüzde 26,8 oldu. 
Son Güncelleme: 04.03.2016 16:25
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.