banner60

İK Lideri Emine Başdağ;"Kadın Eve Odaklanınca Meydan Erkeklere Kalıyor”

ÖZEL HABER- Tülay Şubatlı / İnsan kaynaklarında 21 yıldır çalışan usta IK’cı Emine Başdağ, İşte Kadınlar’a özel açıklamalarda bulundu.

İK Lideri Emine Başdağ;"Kadın Eve Odaklanınca Meydan Erkeklere Kalıyor”

ÖZEL HABER- Tülay Şubatlı / İnsan kaynaklarında 21 yıldır çalışan usta IK’cı Emine Başdağ, İşte Kadınlar’a özel açıklamalarda bulundu.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
11 Haziran 2016 Cumartesi 12:51
İK Lideri Emine Başdağ;"Kadın Eve Odaklanınca Meydan Erkeklere Kalıyor”
banner62
 
Şirketlerdeki kadın çalışanları belki de en iyi tanıyanlar İnsan Kaynakları departmanları. İşe alımlarda ya da sonrasında kadınların hangi koşullarda neler yaşadıklarına, işle evdeki sorumlulukları arasında nasıl mekik dokuduklarına ve hepsinden önemlisi yönetim kademelerinde neden daha az yer aldıklarına hep insan kaynakları departmanları tanık oluyor. İşte onlardan biri de 21 yıldır bu alanda çalışan Emine Başdağ… Sekiz yıldır Yıldız Holding’in 40’a yakın şirketinde insan kaynakları stratejilerini hayata geçiren Emine Başdağ şu anda yine bir Yıldız Holding iştiraki olan Gözde Girişim Sermayesi Yatırım ortaklığı şirketinde İnsan Kaynakları Grup Direktörü olarak çalışıyor.
Siverek’te 9 çocuklu bir ailede büyüyüp, anne babasının koluna ‘altın bilezik’ taktığı şanslı kızlardan olan Emine Başdağ, evlenip 2 kızını büyütürken iş hayatındaki başarılarıyla adından söz ettirmeyi hep bildi. Günde 12 saat çalışmasına rağmen kendine zaman ayırmayı başarıyor. Çünkü kaliteli bir yaşamı kendisine misyon edinmiş. İş yerinde iletişimi güçlü, ekip ruhuna önem veriyor. 21 yıllık tecrübesiyle konuşuyor Emine Başdağ, insan kaynakları departmanlarının robotlara göre şekilleneceği yakın gelecekte  geleceğin kadınlar üzerinden şekilleneceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle kadınlara çağrıda bulunuyor; Gücünüzün farkına varın…
Sizi Emine Başdağ’ın anlattıklarıyla baş başa bırakıyorum…


KIZLARIN EZİKLİĞİNİN OLDUĞU BİR  COĞRAFYADA BÜYÜDÜM
Kaç yılında nerede doğdunuz, nasıl bir ailede büyüdünüz, çocukluğunuzda sizi en çok etkileyen olay neydi?
1972 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğdum. 9 çocuklu bir ailenin 3. çocuğuyum. 7 kız 2 erkeğin olduğu bir aile. Kız çocuğu olmanın ezikliğinin olduğu bir coğrafyada büyüdüm. Hayatımda beni en çok etkileyen olan babamın askerlikte eğitim kavramına aşık olması ve askerlik dönüşü annemi karşısına alıp biribirilerine verdiği söz. “ Ne olursa olsun, bütün hayatımızı bu çocukların eğitimine harcayacağız. Hepsinin özellikle kızların eline mutlaka altın bilezik (meslek )  takacağız sözü olmuş. Bu sözle bütün hayatları şekillenmiş ve tüm çocukların eline bu altın bilezik takmışlar. Lise yıllarım Diyarbakır’da geçti. Terörün etkisi ile 1989 yılında İstanbul’a göç ettik. ODTÜ Psikoloji bölümünü okudum. Evli ve 2 kız çocuğum var.   


40’A YAKIN ŞİRKETİN STRATEJİSİNİ HAYATA GEÇİRDİM
Kariyer: Şimdi bulunduğunuz noktaya gelene kadar yıllara göre, hangi şirketlerde hangi görevlerde bulundunuz?
1995 yılında Pamukbank’ta çalışmaya başladım. Eğitim bölümünde eğitmenlik ve birim müdürlüğü yaptıktan sonra gelişimime katkıda bulunması için Davranış Bilimleri Enstitüsünde 4 yıl danışman olarak  çalıştım. 2 yıl Hunca Kozmetik’te İnsan Kaynakları ve Kalite Müdürü olarak çalıştıktan sonra  2. kızım dünyaya geldikten sonra Anadolu yakasında olan Yıldız Holding’e İK Müdürü olarak geçiş yaptım. 8 yıldır Yıldız Holding’deyim. 40’a yakın şirketin İnsan kaynakları stratejilerinin hayata geçirilmesinden sorumlu oldum.  Şu anda gıda dışı şirketlerin içinde bulunduğu Gözde Girişim Sermayesi Yatırım ortaklığı şirketinde İnsan Kaynakları Grup Direktörü olarak çalışıyorum.


ANLIK KARARLAR DÖNÜM NOKTAM OLDU
Hayatınızın dönüm noktası hangi olay ve olaylardı sizi nasıl etkiledi?
Hayatımdaki dönüm noktalarına bakınca bir anlık aldığım kararlar olduğunu görüyorum. Bazen çok detaylı düşünmek benim hareket etmemi engelliyor. Bu anlık hareketler önüme farklı seçenekler sunuyor. İşte o anlardan korkmamak gerekiyor. Çünkü değişim orada başlıyor. İş hayatımın şekillenmesinde aldığım risklerin etkileri var. 


HEDEFE KİLİTLENİRİM
Kendinizi bir iş kadını olarak nasıl tarif edersiniz?
Canlı, enerjik ve iletişim ve etkileme yönümle fark yarattığımı düşünürüm. Sorumluluk duygum çok gelişmiştir. Hedefe kitlenir ve hedefin gerçekleşmesi için çok çabalarım. Tutarlı olmak özen gösterdiğim konulardan biri. Ekibim herşeyimdir. Ekibim kadar güçlüyüm. Ekibim ile olan ilişkim ömür boyudur. Bu nedenle ben onların hayatlarında olamazsam da her zaman yanlarında olduğumu bilmelerini sağlarım. Hep iyi ve güzel insanlarla çalıştım. Bu benim şansım.


KENDİME DAHA FAZLA ZAMAN AYIRIYORUM
Günde kaç saat çalışıyorsunuz, bir iş gününüzde neler yapıyorsunuz, işinizi seviyor musunuz, mutlu musunuz?
Günde yaklaşık 12 saat çalışıyorum. Kendime ayırdığım zaman eskisine göre daha fazla. Eskiden çocuklara veya eşime göre kendimi yönlendirir, aman onlar mutlu olsun diye çabalardım. Sonra şunu farkettim ben mutlu olduğumda aslında onlar daha mutlu oluyor. Bazı şeyleri eşimin yerine düşünmüşüm. Aslında ben ne istediğime karar verdikçe onun beni daha çok desteklediğini gördüm. İşimi seviyorum, üretmeyi seviyorum, insan yetiştirmeyi seviyorum ve kısaca geleceği inşa ediyorum ve bundan dolayı mutluyum.


İş hayatındaki çıkardığınız en önemli hatalar neler?
Ben yaşadığım olumsuzluklara veya başarısızlıklara hata olarak bakmıyorum. Onlar benin ben olmam için yaşamam gereken öğretiler. Bu durum bana ne öğretecek, hangi kapıları açacak diye bakıyorum. Hata yapmış isem de iyi ki yapmışım. Yoksa benim olmam yarım kalırdı.
 
BENİM MİSYONUM KALİTELİ YAŞAM
Siz bir kadın olarak kariyerinizde hangi sıkıntıları yaşadınız nasıl aştınız ya da aşamadınız?
Kadın olarak kariyerimde çok sıkıntı yaşamadım veya yaşadıklarımı kadın olduğum için algılamadım. Ben pozisyonların cinsiyeti olmadığına inanan biriyim. Pozisyonlara biz anlam yükleriz. Kadın gibi düşünürsek pozisyonu kadın gibi algılar, erkek gibi düşünürsek erkek gibi algılarız. Bu bizim algımızla ilgili bir durum. Kariyer yolculuğunda bir çok engel görebilirsiniz ancak bana göre bunlar benim olgunlaşmama, benim kendimi gerçekleştirmeye hizmet ettiğini düşünüyorum. Kariyer denilen şey doğrusal bir hareket değildir. Ben hayatımla ilgili bir misyon belirledim. “Kaliteli bir yaşam” Bu misyonda Aile, sosyal ve iş dünyasını tanımladım. Bu nedenle doğrusal bir kariyer yaptığımda belkide bu misyona hizmet etmiyorumdur. Ben misyonuma odaklandım. Bütünsel bir kariyer hayatına endekslendim. 


ÇUVALDIZI KENDİMİZE BATIRALIM
Sizce kadınları neden yönetim kademelerinde göremiyoruz?
Bunun nedenlerini tarihte aramak gerekiyor. Öncellikle iş hayatına sonradan girdik. Annelerimizi düşünelim. Çalışan annelerimiz oldukça az. Bizim çocuklarımız ise çalışan bir annenin çocukları olacaklar. Bu nedenle uzun yıllardır erkek egemen olan bir çalışma hayatında kadın olarak var olmak için tabi ki yılların geçmesi, bakış açılarının değişmesi gerekiyor. Yönetim kademelerine de neden kadın göremiyoruz diye sorguladığımızda kadınlar iş hayatına eşit başlıyor. Yeni mezun aşamasında %50 - %50 olan bir durum, evlilikle ve çocukla beraber bu oran %25 ‘e düşüyor. Üst yönetim kademelerinde ise bu oran %3 olarak karşımıza çıkıyor. Çalışan kadınlar yıllar ilerledikçe yönetim kademelerine odaklanmak yerine evine, çok daha fazla zaman ayırmayı tercih edip sorumluluk almamayı tercih ediyor. Bence çuvaldızı kendimize batırmamız gerekiyor. Biz iş dünyasından, mücadeleden, sorumluluk almaktan kaçıyoruz. Bu durumda meydan boşalıyor ve erkekler yönetim pozisyonlarına yerleşiyor.
 

KİMSE YOLLARIMIZA GÜL DÖKMEYECEK
Kadınların iş gücüne daha fazla katılımı için erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?
Ben erkekten çok kadınlara çağrıda bulunmak istiyorum. Kadınların güçlerinin, zekalarının ve özgüvenlerinin farkında olmalarını istiyorum. Özellikle annelerin çocuk yetiştirirken çocuklarına rol model olmaları, özgüvenli birey yetiştirmeleri çok önemli.  Kimse yollarımıza gül dökmeyecek.  O güllleri bizler yetiştireceğiz.  Erkeklere ise şunu söyleyebilirim. Tek başına bütün bir hayatın yükünü taşımak zor değil mi? Üretebilecek, para kazanabilecek ve evlatlarını daha yüksek standartlarda okutmak ve büyütmek varken neden tüm sorumluluğu tek başına üzerinize alıyorsunuz. Hayat müşterek ise birlikte göğüs germek daha güzel olacaktır. Bakınız çalışan kadının ruh hali ile çalışmayan kadının ruh haline. Daha fazla yoruma açmak istemiyorum. Tüm erkeklere ve özellikle kız çocuk sahibi babalara sesleniyorum evladınız için bir gelecek yaratmak istiyorsanız eğitime yatırım yapın. Tek kurtuluşumuz eğitim…


GİRİŞİMCİLER PLATFORMU İLE KADINLARA ULAŞIYORUZ
Sosyal sorumluluk adına yaptığınız çalışmalar, etkinlikler var mı?
Emine olarak soruyorsanız evet var. Mikro girişimci kadınları güçlendirmeye yönelik kızımla birlikle geliştirdiğim bir platform var. “Girişimciler Platformu”. Bu platform sayesinde Türkiye’nin bir çok yerinde binlerce kadına ulaşabiliyoruz. Geliştirdiğimz platform sayesinde kadınlar ürünlerini ücretsiz yayınlıyor, blog yazıları yazabiliyor, mentorluk hizmetinden yararlanabiliyor. Proje daha 6 aylık ama gelişimi çok hızlı. Yoldayız, merak ediyoruz nelerle karşılacağız ama çok keyifli  ve huzur verici.  Kadın güçlü olduğunda gelecek daha güzel geliyor. Bu nedenle misyonumuz “ Güçlü Kadın, Güzel Gelecek”.


LİDERLERİN İNSAN YÖNETİMİNE SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR
Türkiye'deki şirketlerde insan kaynaklarına bakış ve İK’nın duruşunu değerlendirir misiniz?
İnsan kaynakları konusunda 21 yıl  çalışınca çok farklı gözlemlere sahip oluyorsunuz. İK’nın yönetim ve çalışan arasında bir yerde olması pozisyonun konumlanmasını zorlayabiliyor. İşveren ve çalışan temsilciliği göreviniz var. Denge bu işin kilit noktası. İnsan Kaynakları Türkiye’de iyi yönde geliştiğini söyleyebilirim. En azından eskisine oranla sizden beklenen işler şekil değiştirmiş. Ancak hala birçok kişi  liderin insan rolunu İK’ya yüklüyor. Bu durumdan kurtulamadık. Çalışan gerek ücret artışı olsun, gerek terfi konularında İK’nın çok büyük yetkileri olduğunu düşünüyor. İK ölçülebilir sistemlerle aslında kurumsallaşma faaliyetlerinin kilit noktasında. Bu nedenle liderlerin insan yönetimi konusuna sahip çıkması, çalışanların ise İK’ya rol yüklemek yerine amirleri ile geleceklerini planlamalarını yapmaları daha sağlıklı.  İK sorumlularının ise kendilerini şirketteki çalışanlardan tek sorumlu bölümmüş gibi bir bakış açısından kurtarması gerekiyor. Size bağlı olmayan çalışanların bağlıymış gibi sorumluluklarını üstlenmek en büyük çıkmaz.


ROBOT KAYNAKLARI BÖLÜMÜ OLACAK
Teknoloji çağıyla birlikte insan kaynaklarında nasıl bir değişim olacak sizce?
Önümüzdeki dönem İnsan Kaynakları anlayışlarının çok hızlı değişeceğine inanıyorum. Özellikle 4. Sanayı devrimi ile birçok iş modelleri değişecek. Yeni meslekler hayatımıza girecek. Tabiki 4. Sanayı devrimi berabarınde bazı işlerin şekil değiştirmesine neden olacak. Teknoloji hayatımıza daha fazla girecek. Sanayı alanında daha çok robotlar görmeye başlayacağız. Tabiki bu yeni çalışma arkadaşlarımızın insan kaynakları konularında sorunları pek olmayacak. Bu Robot Kaynakları bölümleri olacak ve bu bölümleri artık mühendisler yönetecek.  Yani mesai, fazla çalışma, yıllık izin, işe alma, yetenek gibi dertleri olmayacak olan robotların bakım, yenilenme, değişme gibi iş kolları gelişecek. Bu da İK’nın  çok hızlı dönüşmesine neden olacak. Örnek vermek gerekirse İnsan kaynaklarının bir bölümü olan  bordro, raporlama, idari işler konularının 5 yıl içinde yok olacağı öngörülüyor. Bunun yeteneklere yönelik  yetenek kazanımı, elde tutma, mobil, çeşitlik konuları öne çıkacak.


İK OLARAK DEĞİŞMEK ZORUNDAYIZ
İK’cılar ne yapacak o zaman?
İş hayatı çok hızlı bu yeni döneme göre şekilleniyor. Bir taraftan yoğun bir şekilde girişimcilik öne çıkarken, bir taraftan sınırlı yeteneği elde tutma yarışları hızlanacak. Bu süreçte bu işten en karlı yetenek olanlar çıkacak. Peki yetenek tanımına neler girecek. Hangi kasları güçlü olanlar şirketler tarafından kapışılacak? Önümüzdeki dönemde  şu nitelikte yetenekler arayacağız. Sosyal zeka, tasarım bakış açısı, yeniliklere adapte olabilmek, farklı kültürlerle  çalışabilme, nicel muhakeme, medya okuryazarlığı, disiplinlerarası yetkinlik, duyu bilimi, bilişsel yükleme yönetimi, sanal işbirliği. Çoğuna biz İK’cilar bile hala çok uzağız. Rekabet ve teknoloji işleri belirleyecek, işler pozisyonları belirleyecek, pozisyonlar insanların kaslarını güçlendirecek ve böylece yeni nesil çalışanlar karşımıza çıkacak. İK olarak değişmek zorunda kalacağız.


GELECEK KADINLAR ÜZERİNDEN ŞEKİLLENİYOR
İnsan kaynakları departmanları, kadın istihdamı ve kadın yöneticilerin artması için nasıl bir yaklaşım benimsemeli, dünyadan örneklerle anlatabilir misiniz?
Kadın konusunda duyarlılık hayatımızda yer almaya başladı. Aslında kadın konusu şu anda  bir moda akım gibi. Aslında kulağa bu hoş gelmese de ben günün sonunda çıktıya bakıyorum. Farkındalık gelişiyor, kotalar artıyor, kadın çalışan sayısı yükseliyor ve kadının iş hayatındaki etkinliği artıyor. Özellikle kadınlar arası rekabet yavaş yavaş yerini destek, mentorluk ve işbirliğine bırakıyor. Çok güzel gelişmeler şahit oluyoruz. Birçok oluşum kadının güçlenmesi için çalışmalar yürütüyor. Turkishwinn, PWN, Bağımsız Kadın Direktörler vb. Yurtdışında Çeşitlilik Yönetimi kadın konusunu bu işin merkezine oturtmuş durumda. Gelecek kadınlar üzerinden şekilleniyor. Kadınlar yeni nesil yetkinlik kaslarına daha fazla sahip görünüyorlar. Kurumlar yetenek şavaşlarının olacağı bir yerde kadın konusuna duyarsız kalamayacaklar.  Tabiki hiçbir zaman akıldan çıkarmamak gerekiyor kadın erkek birlikte çalışma kültürü gelişmiş şirketler fark yaratacaktır. Farklı kaslar zenginlik doğuracaktır. Kısacası cinsiyetlerden bağımsız insan olma kaslarımız güzel bir gelecek yaratacaktır. 


Son Güncelleme: 10.07.2016 17:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.