Ansı Bayıldıran, "Şirket kurduğum için çevremin bana bakışı ya hayranlık ya da küçümseme"

İngiltere'de Tinderbox Technologies şirketini kuran Ansı Deniz Rona Bayıldıran, "Şirket kuran bir kadın olarak, çevremin bana bakışı ya hayranlık ya da küçümseme olarak vücut buluyor. Oysa şirket kurmak ve işletmek herhangi bir cinsiyetin imtiyazında bir hareket değil."

Ansı Bayıldıran, "Şirket kurduğum için çevremin bana bakışı ya hayranlık ya da küçümseme"

İngiltere'de Tinderbox Technologies şirketini kuran Ansı Deniz Rona Bayıldıran, "Şirket kuran bir kadın olarak, çevremin bana bakışı ya hayranlık ya da küçümseme olarak vücut buluyor. Oysa şirket kurmak ve işletmek herhangi bir cinsiyetin imtiyazında bir hareket değil."

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
10 Mayıs 2020 Pazar 07:52
Ansı Bayıldıran, "Şirket kurduğum için çevremin bana bakışı ya hayranlık ya da küçümseme"

Bir kadın girişimcinin kurumsal hayattaki veya evindeki konfor alanından çıkıp kendi şirketini kurma hayalinde karşısına çıkan en büyük engel korkuları... Sermayesi var mı? Kurduğu iş tutar mı? Para kazanabilir mi? Kurduğu işi tek başına yürütebilir mi? Bu sorulardan çok daha fazlası düşünceler yumağının içinde oradan oraya sarmalanıp dururken adım atmak, cesaret etmek güçtür. Bu adımı atabilmek için ise kadınların rol modellere, kararlılığa ve ona yol gösterecek bir rehbere ihtiyacı oluyor. 

Ansı Deniz Rona Bayıldıran, hem rol modeli olan hem de kararlılığı olan girişimci bir kadın. Uzun yıllar kurumsal şirketlerde pazarlama alanında çalıştıktan sonra aniden İngiltere'ye taşındıklarında hep hayalini kurduğu işi hayata geçirdi. Rol modeli Adana'da öğretmenlik yapıp kendi okulunu açan kayınvalidesi, karar almasında Londra'da içinde bulunduğu ekosistem, korkularını yenmek için ise bir koç onun rehberi oldu.  Ansı Deniz Rona Bayıldaran, pazarlama birikimini tasarımcı olma hayaliyle birleştirip Londra'da kendi teknoloji şirketini kurdu. 

Peki sizce Birleşik Krallık gibi dünyanın gelişmiş ülkeler sıralamasında en önlerde yer alan bir ülkede çalışan bir kadın çocuk doğurursa ne olur? İşine devam mı eder yoksa çalışma hayatı sona mı erer?  Peki ya kendi işini kurarsa çevresindekilerin bakış açısı ne olur? 

Merak ediyorsanız sizi Ansı Deniz Rona Bayıldıran ile başbaşa bırakıyorum. 

 ANSI DENİZ RONA BAYILDIRAN KİMDİR?

Eğitim ve kariyeriniz nasıl ilerledi? Nerede, kaç yılında doğdunuz, hangi okullarda eğitim aldınız?

1978’de Zonguldak’ta dünyaya geldim. Evin büyük kızı olarak, her zaman benden beklenen sorumlulukları yerine getirmek hayatımın merkezinde yer aldı. Küçük yaşta sorumluluk sahibi olmak, evde anne ve babamın bana birey olarak davranmalarını beraberinde getirdi ve bu tutum özgüvenimi geliştirdi, bir nevi özgürleşmemi sağladı. TED Koleji’nin ardından reklam sektöründe çalışma hedefiyle Boğaziçi Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret bölümünde okudum.

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi? Yıllara göre hangi kurumlarda, hangi pozisyonlarda ne kadar süre ile çalıştınız, şimdi hangi kurumda ve hangi pozisyonda çalışıyorsunuz?

Her zaman tasarımdan yana bir merakım oldu. Resme merakım vardı ama salt resim yapmak yeterince içime sinmiyordu. Tasarımı fonksiyon ve estetik açıdan değerlendirmek daha doğru geliyordu. İlk iş yerim, Groupe SEB’te, Tefal Mağazalarının satış hacmini artırmak için görsel deneyimini nasıl tasarlayacağımıza dair çalışmalar yapıyordum. Yani, kariyerimin başlangıcında dahi yeni iş geliştirme konusunda kendimi tasarım projeleri yaparken buldum. Ve bugün daha iyi anlıyorum ki, tasarım özel bir çekim alanı olmuş benim için.

2001 krizinin patlak vermesiyle birlikte, hızla başladığım kariyer yolculuğum özgüvenimle birlikte sekteye uğradı. Oldukça zorlandığım bir dönemdi. Altı aylık iş arayışının ardından, daha sonradan Carrefour tarafından satın alınan Gima Süpermarketleri’nde Stratejik Pazarlama Uzmanı olarak, yine tasarım ve iş geliştirme odaklı çalışmaya devam ettim. O dönem marka imajını güçlendiren Milli Piyango bileti kampanyası, Kurban Satışı gibi birçok iş fikrinin merkezinde olmak yüzümü hala gülümsetiyor. Gima’nın ardından, kaynaklarını müşteriyi daha iyi anlamaya ayıran Turkcell’de çalışmaya başladım. 15 yıla yakın bir süre boyunca Turkcell’de yetiştim, diyebilirim. Büyük bir ayrıcalığa sahip bir dönemde bugün Türkiye’nin farklı sektörlerinde başarılarını duyurmuş birçok insanla birlikte çalışma fırsatı buldum. Pazarlamanın alt dalı müşteri deneyimi ve dijitalleşme başlıklarında liderlik rolünü üstlendim.

Hiç hesapta yokken ortaya çıkan bir iş fırsatını değerlendirmek üzere ailecek Londra’ya taşınma kararı aldık. Şimdi teknoloji odaklı bir şirketim var; danışmanlık ve platform geliştirme olarak iki ana başlıkta faaliyet gösteriyor.

HAYALİM TASARIMCI OLMAKTI

Hangi alanda uzmansınız, özellikleriniz neler, kısaca anlatır mısınız? Sizin mesleğinizi seçmek isteyen veya bu yolda ilerleyenler kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu konuda püf noktalarını paylaşır mısınız?

Türkiye’den Birleşik Krallık’a geçişte, kendimde de önemli bir dönüşüm yaşadım. Kurumsal bir şirkette kariyerime devam etmeyi istemedim. Girişimci olma seçimimde ilham kaynağım kayınvalidemdir. Kendisi yıllarca öğretmen olarak çalışmış biri olarak, emekli olmak yerine girişimci olmuş, özel okul kurmuş ve yönetmiş, Adana’da İŞKAD’ın başkanlığı yapmış bir kadın.

Ben pazarlama birikimimi kullanarak teknoloji alanında girişimci olmayı seçtim. Açıkçası kadının her alanda başarılı olacağına yürekten inanan bir insanım. Kadınlara hayallerini gerçekleştirmek için beklemeden, yola çıkmalarını öneriyorum. Çünkü o hayal yıllar geçse de sizin peşinizi bırakmıyor. Bir köşeden size göz kırpmaya devam ediyor. Benim hayalim tasarımcı olmaktı. Neyi tasarladığımın bir önemi yoktu. Bir giysi de olabilirdi, bir koltuk da ya da bir ev. Bugün kariyer olarak pazarlamayı seçmiş olsam da beni emsallerimden ayıran temel niteliğim doğru öngörülerle büyük resmi hayal ederek tasarım yapabiliyor olmam.

Düşündüğünüz alanda birçok kişi çalışıyor olsa da “bana yer yok” gibi bir düşünce size engel olmasın. Hepimizin işimize attığı imza farklı. Bu da işin hem en adil hem de en eğlenceli kısmı.

ÖNCELİKLİ HEDEFİM KADINLARA ULAŞMAK

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor. İşinizde tam olarak neler yapıyorsunuz anlatır mısınız? Yeni projeleriniz neler?

Pandemi ile birlikte, Birleşik Krallık’ta işgücünde oluşan olumsuz koşulları Türk toplulukları lehine kullanmayı hedefledim. Özellikle serbest çalışanlar ve bir uzmanlığa sahip olarak bireyler için kendi markalarını oluşturma ve hedef kitleleriyle farklı sosyal ağlar üzerinden iletişime geçerek angajman sağlamaları için bir program hazırladım. Öncelikli hedefim, kadınlara ulaşarak hayallerindeki işi kurmalarını ve kitlelerle buluşturmalarını sağlamak.

Diğer yandan, gençlerin sosyal yetkinliklerini geliştirmeyi hedeflediğim dijital platform için çalışmalarımız sıkı şekilde devam ediyor.

PAZARLAMA ALANINDA TEKNOLOJİ ÜRETİYOR

Şirketinizin adı nedir, kendi işinizi kurmaya hangi yıl, nasıl karar verdiniz, neden bu şirketi kurdunuz, tam olarak ne yapıyorsunuz? Şirketi kurarken hangi çekinceleri, zorlukları yaşadınız, nasıl başa çıktınız? Şirketiniz bugün hangi noktada?

Şirketimin adı Tinderbox Technologies, pazarlama, eğitim alanlarında teknoloji üretiyoruz.

Kendi işimi kurmayı hep hayal ediyordum ama cesaretimi toplamam çok zamanımı aldı. Açıkçası konfor alanımdan çıkmadan bu seçimi yapabileceğimden emin değildim. Uzun yıllar kurumsal şirkette yöneticilik yaptıktan sonra insan ister istemez kendi kanadını kesiyor ve uçmaya cesaret edemiyor. Ve benim için de öyle oldu. Londra’ya taşındıktan sonra iş fikirlerimin üzerine yoğunlaştım ve girişimcilik ekosistemini inceledikçe kararım netleşti.

Bu süreç zarfından zorlandığım nokta, tek başına yola çıkma fikri oldu. Fikirden çok korku gibiydi, yoğun bir takım ortamından çıkıp sadece benim hayal ettiğim bir plana doğru ilerlemek ürkütücüydü. Hedefe doğru ilerlemek için birebir koç desteği aldım. Koçla çalışmanın en büyük katkısı kendine sormaya cesaret edemediğin sorulara sesli düşünerek cevap bulabilmek. Önümdeki düşünce bulutları dağıldı böylece. (Harekete geçmek isteyip kendi kendinizi sabote ediyorsanız, bir koçtan destek almanızı öneririm.)

Diğer yandan tek başına olsam da, ilişki ağlarım sayesinde danışabileceğim dostlarımın varlığını farkettim. Böylece işimle ilgili yön alabileceğim, güvendiğim mentorlarım da oldu. Bir başka hızlandırıcı faktör de girişimcilik ekosisteminin geniş ve kapsamlı bir ağa sahip olması; hem iş fikrinizi finansal ve talepsel olarak tartabileceğiniz deneyime sahip bir kitle içindesiniz hem de ürününüzü geliştirmenize destek olan Freelancer’la çalışabiliyorsunuz. Bu da A’dan Z’ye resmin bütününü planlamanıza ve düşük bir bütçeyle başlamanıza imkan veriyor.

Girişimci olmanın en zor ve önemli adımı başlamak. Ben şirketimle bir yıl önce bu yola girdim. Girişimcilikte girişimcinin ruh halini lunapark hız trenine benzetirler. İniş çıkışlı bir yolculuk içindeyim. Örneğin, bir iş fikrimi yeterince talep görmeyecek olmasından dolayı sonlandırmak zorunda kaldım. Hayalinizden zihnen ve manen vazgeçmek kolay olmuyor. Bu açıdan da dayanıklılığınızı ve tarafsızlığınızı da test ediyorsunuz. Planlanmış üç ürün daha var, sırayla ilerliyorum. İlki bir pazarlama teknolojisi çözümü; halen ürün geliştirme aşamasındayım. Umarım ki, yıl sonuna kadar tamamlayacağız.

ÇALIŞAN KADIN OLMAK...

Çalışan kadın olmak ne demek, nasıl açıklarsınız? Kadınlar neden çalışmalı?

Sevgili annemin küçük yaştan beri bana aşıladığı tutum, kendi ayaklarımın üzerinde durmanın özgürlük getirdiği idi. Sadece annemin çalışan bir kadın olması bana örnek olmadı, tabii ki. Örneğin, babaannem de kamu kuruluşunda memuriyet yapmış bir kadındı. O yüzden galiba normalim bu oldu hep.

Öte yandan, annenin çalışıyor olmasının kız, erkek farketmez, çocuk üstünde olumlu etki yarattığını düşünüyorum. Çekirdek aile davranışlarının ve iş bölümünün çocukların üretken bir hayat kurması için rol model oluşturduğuna inanıyorum.

En büyüğü 11 yaşında üç kızım var ve gelecekte çalışan kadın olmalarını teşvik ediyorum. Çalışmayı, özellikle ilgi duydukları, hayal kurdukları alanlarda var olmaları açısından kendilerini gerçekleştirmeleri için fırsat olarak görüyorum.

 

EN BÜYÜK ENGELİMİZ KENDİMİZ

Çalışan kadınların yaşadığı en önemli sorunlar sizce neler? Birkaç maddeyle sıralar mısınız?

Kadınlar olarak, doğamız gereği, birçok alanda aynı anda zihin ve odak bölümlenmesini yapabildiğimizi biliyoruz. Doğalımız bu iken, asıl yorucu olan her zaman kendimizi aşmak ve bunu sürekli yapmaya çalışmak... Bu anlamda, bizi zorlayan en büyük engelimiz kendimiz oluyoruz. Yeterli olmama hissi, hem bizi kamçılayarak gelişim göstermemizi sağlıyor hem de gelişimi gerçekleştirememiş olduğumuzda da mutsuzluğumuza ve huzursuzluğumuza neden oluyor. Yeterli olmama hissi üzerine çalışmamız gerekiyor. Toplumda onaylanma, takdir görme ve mükemmeliyetçiliğe karşı zihniyetimizi değiştirmemiz çok önemli.

Türkiye’de toplumda kadının yeriyle ilgili önemli endişelerimiz olduğu bir gerçek. Çalışan kadının yaşadığı ikilemler aşağı yukarı dünyanın her yerinde aynı. Birleşik Krallık’ta da kadının çocuk sahibi olduktan sonra çalışmaya devam etmesi beklenmiyor. Bu bir kültürel norm gibi, çalışan annelere şaşkınlıkla bakıldığını gözlemleyebiliyorsunuz. Yine de özellikle esnek zamanlı çalışma olanağının olmasının yanı sıra, hak ve yükümlülüklerin yasalar çerçevesinde korunması ve iş çeşitliliğinin var olması daha çok kadının iş yaşamında olmasını sağlıyor.

CİNSİYETÇİ KİŞİLERLE ÇALIŞMAK YORUCU

Siz hangi engellerle karşılaştınız, tanık olduğunuz veya yaşadığınız enteresan durumlar var mı? Çalışan kadınlar- iş kadınları karşılaştıkları engelleri nasıl aşabilir?

Bir kadın olarak ailevi ve çevresel koşullarım açısından çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Tabii zaman zaman tanık olduğum olumsuz durumlar da oldu. Özellikle, kadın ya da erkek olsun, cinsiyetçi bir yaklaşıma sahip kişilerle birlikte çalışmak oldukça yorucu oluyor benim için. Bireyleri klişelere bağlayarak genelleştirmeye çalışan bir kesim insan var. Ve bu kesim senden belli bir tutumla hareket etmeni bekliyor. Örneğin, eğer bir anneysen, ofiste dahi aklının çocuklarında kalması ve işini aksatman, gibi. Annelik, evlilik, birliktelik, hepsi kişiye özel deneyimler. Hepimizin değerleri, tecrübeleri ve beklentileri çok farklı. Dolayısıyla, herkesi aynı potada eritmek adil değil.

Benzer şekilde, şirket kuran bir kadın olarak, çevremin bana bakışı ya hayranlık ya da küçümseme olarak vücut buluyor. Oysa şirket kurmak ve işletmek herhangi bir cinsiyetin imtiyazında bir hareket değil.

Son dönemde marka iletişimlerinde kadınlara hitap edilen özel kampanyalar üretiliyor. Eskiden sadece halkla ilişkiler gibi birimlerce bir basın bülteni olarak kutlanan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için artık yerli ve global markalarca büyük reklam bütçeleri ayırıyor. Bu girişim bugün yeterince ses getirdiği gibi, gelecekte çocuklarımız için “yeni bir normal”in oluşumuna katkı sağlıyor.

KADINLAR OLARAK DEĞİŞİM BİZDE BAŞLIYOR

İstihdamda daha fazla kadının yer alması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

İstihdamda daha fazla kadının yer alması, daha fazla kadının karar verici mercilerde görev alması bir hayal değil. Son 100 yılda kadının modern hayattaki rolü ciddi şekilde değişti, bu gelişimi yadsımamız doğru olmaz. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı erkek egemen işgücü kaybını, sanayinin ardından bilgi odaklı kuruluşların da kadınlarla telafi etmesi kadının toplumdaki yerini ciddi ölçüde değiştirdi. Bu gelişim zamanla büyüdü ve büyümeye devam ediyor.

Kadınlar olarak, değişim önce bizde başlıyor. Koşullar ne kadar zorlu olsa da düşüncemizden, kararlarımızdan ve davranışlarımızdan ödün vermeden hayallerimizin peşinden gitmeye devam edersek, bu yönde çalışırsak ve “bu işi başarmak için erkek emsallerimizden ‘daha iyi’ olmamız gerekiyor” kaygısını bırakabilirsek, kendimizi özgürleştirebileceğiz.

Aslında kadınlar ve erkekler farklılıklarını birleştirdiğinde ortaya daha iyi, daha verimli, daha etkili bir sonuç çıkıyor. Çünkü o noktada o bireye “O bir kadın” ya da “O bir erkek” olarak bakmıyorsunuz. Erkekler ve kadınlar ne zaman ki büyük resme cinsiyetten uzaklaşarak bakmaya başlayacaklar, o zaman o resim anlam kazanmaya başlayacak.
 

SAĞLIKLI OLMAK EN BÜYÜK LÜTUF

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, evde neler yapıyorsunuz, iş bölümü nasıl?

Pandemiden memnun olanlardan biriyim. Aile olarak birlikte geçirdiğimiz zamanların kıymetini biliyoruz. Eşim zaten bana alan tanıyan, destek olan bir insandır. Öyle olmasa, üç çocuk ve kariyeri bir arada yürütebilmem mümkün olmazdı. Açıkçası çocuklarımız bizim için enerji depomuz. O da masasından kalkıp çocuklarla bir şeyler yapmak için fırsat kolluyor. Özellikle okulun da eve taşınmış olması ben ve çocuklar için yepyeni bir deneyim. Zaman zaman bende hatlar karışıyor, o durumlarda eşim imdadıma yetişiyor. Hep birlikte evde sağlıklı olmak en büyük bir lütuf kanımca.
 

İNSANIN ANLAM ARAYIŞI DEVAM EDECEK

Pandemi sonrası yeni normal hayatta sizce bizi nasıl bir hayat, ekonomi bekliyor?

Ruh halimiz bizi beklemeye, anı yaşayarak vakit geçirmeye doğru yönlendiriyor. Toplum olarak bekleme halindeyiz. Bundan sonrası için beklentilerimiz de her şeyin iyiye gitmesi yönünde.

Her ne kadar, normale dönüşün planları açıklanıp hayata geçirilmeye başlansa da bir pazarlama uzmanı olarak gördüğüm tablo, durgunluğun kışa kadar devam edeceği yönünde. Eski köye yeni adetler bulmak çözüm getirmeyecek, çünkü her şey anlam değiştirdi. Düşünün ki, bir düğüne katıldınız, kimlerle oturuyorsunuz, nasıl bir ortamdasınız, hangi koşullarda hazırlanan yemeği yiyorsunuz? Otobüse ya da taksiye bindiniz, bu ortam hangi koşullarda? Bildiğimiz her şeye yepyeni bir gözle bakıyoruz. Baktığımız pencere, maalesef kendimizi korumaya yönelik. Çok temel bir insan ihtiyacı ve öyle kolayca karşılayabileceğimiz bir ihtiyaç değil.

Diğer yandan, materyalizmin sorgulandığı bir döneme girdik. İnsanın anlam arayışı artarak devam edecek. Birey olarak, sınırlı kaynaklarımızı (zaman, emek ve para) ayırdığımız önceliklerimiz değişecek. Seçimlerimizde korunma ve yaşamı sürdürebilme ihtiyacı ağır basacak. Seçimlerimizi çevreye duyarlılık, uzun ömürlülük, az enerji tüketimi, yuvaya dönüş ve iç huzura yönelik olarak yapacağız.

Çekimser dediğimiz bir kitlenin dahi apar topar dijitalleştiğini görüyoruz. Online bankacılığı olmayan annem internetten süpermarket siparişi vermek durumda kaldı. Neyse ki, Türkiye olarak çevik bir toplumuz, sektörler ve tüketiciler olarak duruma hemen adapte olduk. Yine de önümüzdeki dönem, dijitalde ‘kendi işini kendin hallet’ mottosu toplumumuzun sempati duyduğu bir olgu değil. Bu nedenle insandan insana dokunuş ihtiyacına karşılık bulan dijital çözümlerin arayışı artarak devam edecek.

Bu anlamda, ekonominin toparlanması için sektörlerin kendi kaynaklarını da bahsettiğim akımlara uygun olarak yeniden değerlendirerek çözüm geliştirmesi gerekiyor.

Son Güncelleme: 16.05.2020 11:40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma Karamuk 2020-05-18 21:26:37

Sevgili Ansı,
Işığın ışık olsun gelecekteki nesillerimize, okurken gurur duydum vede ben tanıyorum dedim. Yolunun açık ve aydınlık olsun, sevgilerimle....