Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk, çocuklar için dünyanın ilk uyku markasını yarattı

Kadın girişimci Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk, çocuklara özel uyku markası ile fark yaratıyor.

Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk, çocuklar için dünyanın ilk uyku markasını yarattı

Kadın girişimci Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk, çocuklara özel uyku markası ile fark yaratıyor.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
30 Ocak 2018 Salı 14:43
Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk, çocuklar için dünyanın ilk uyku markasını yarattı
banner62

 

Ressam olmaktı hayali....

Boyalar, fırçalar, tuvaller dünyasında yeni dünyalar yaratacaktı...

Hayat bu ya, başka türlü aktı önünde...

Reklamcı oldu...

20 yılı aşkın profesyonel iş hayatında reklam ajanslarında önde gelen markalara hizmet verdi...

Reklam kariyerini 2013 yılında noktalayıp yeni bir resim çizmeye başladı...

2015 yılında o tablo ortaya çıktı.. Bu bir rüya ülkesiydi... Hem de çocuklar için...

Üstelik sadece Türkiye değil dünya çocukları için bir rüyalar ülkesi..

  1. İşte karşınızda Türkiye’nin ve dünyanın ilk ve tek uyku markası olan Nanu Bedtime'ın kurucusu kadın girişimci, KAGİDER Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk...

HAYATI DOSTLUĞU CESARETİ KENDİNE GÜVENİ TAC ÖĞRETTİ

Hayatınızda eğitim ve kariyeriniz nasıl ilerledi?

1974 Tarsus doğumluyum. ‘92 yılından beri İstanbul’da yaşıyorum. Evliyim, 3 kızımız var. Eğitimimden bahsedecek olursam;

Genelde eğitim denilince herkes ilk olarak üniversiteden yada masterdan bahseder. En önemli eğitimi Tarsus Amerikan Koleji’nde aldığım için ben ise önce TAC’ den bahsetmeyi tercih ediyorum. Hayatı, dostluğu, kardeşliği, birey olmayı, isteklerin uğruna savaşmayı, gerektiğinde kaybetmeyi, bir olmayı, cesareti ve kendine güveni TAC ve TAC’ liler kazandırdı bana.

Üniversite vakti geldiğinde ise Mimar Sinan Resim Bölümünü isteyip yetenek sınavını geçememiş olmam nedeniyle, İstanbul Üniversitesi Reklamcılık ve İletişim Bölümünü seçtim. Amacım Mersin’den İstanbul’a gelip bir yandan reklamcılık okurken, bir yandan da resim eğitimi alarak eninde sonunda Mimar Sinan Üniversitesine girebilmekti. İstanbul Üniversitesi'nde resim kulübünü seçerek, okulun yanı sıra resim konusunda da ısrarımı devam ettiriyordum. Hatta daha ileri gidip Mimar Sinan Üniversite’sinden resim hocası ile de ders almak üzere anlaşmış iken, reklamcılığın birinci senesinin sonunda zorunlu staj için o dönemin en büyük ajanslarından birine girdim. İki aylık staj dönemi sonunda bana part-time iş teklif ettiler. İçimdeki çalışma isteği ve azmim ödüllendirilmişti, 20 yaşında ilk ciddi iş teklifini ve maaş kazanma şansını yakalamıştım. Resim hocamın uyarısına rağmen o yaşta para kazanma duygusu beni ressam olma yolundan çıkardı ve tekliflerini kabul ettim. 40 yaşıma kadar da 20 yıl boyunca reklamcılık yaptım. Reklamcılık hayatımda çeşitli global büyük reklam ajanslarında müşteri ilişkileri bölümünde farklı Türk ve global markalara hizmet verdikten sonra, kuruluşundan itibaren yöneticisi ve sonrasında da ortağı olduğum yerel bir reklam ajansının sıfır noktasından yüzlerce ödüllü bir ajans olma sürecine kadar 14 yıl yönetiminde bulundum. Bu uzun reklamcılık hayatım süresince marka yaratma ve markalaşma konusunda çok kıymetli tecrübeler edindim. Halen mesleğiniz ne diye sorulduğunda aslen reklamcıyım diyecek oluyorum. Bugün itibari ile ise eski bir reklamcı, yeni bir girişimci ve tasarımcı ve de geleceğin ressamıyım diye tanımlıyorum kendimi J

KIZINA PİJAMA BULAMAYINCA KENDİSİ TASARLADI

Kendi işinizi kurmaya hangi yıl, nasıl karar verdiniz? Şirketi kurarken hangi çekinceleri, zorlukları yaşadınız, nasıl başa çıktınız?

Küçük yaşlardan itibaren çocuklara çok düşkün olan biri idim. 2006 yılında kendi çocuğumu doğurdum. Kızımı 6 ay evde kendim büyüttükten sonra iş hayatına geri döndüm ve iş dışında tüm vaktimi kızıma ayırmak istediğim için de çocuğumun temel ihtiyaçlarını internetten sipariş vererek çözdüm. Bir süre sonra ne internetten ne de hiç bir mağazadan istediğim kalite ve tasarımda uyku seti, nevresim, pijama bulamadığımı farkedip, kumaş alarak mahalle terzisinde diktirmekte buldum çareyi. Çevremdeki diğer anneler kendi tasarımım olan nevresimleri gördükçe çok beğendiler. Aynı dertten hepsinin de müzdarip olduğunu görmem ve pazardaki bu boşluk epey ilgimi çekti. Aynı sorunu mobilya konusunda da yaşadım hem doğurmadan önce odasını yaparken hem de 3,5 yaşına gelip kendi tek kişilik yatağına geçeceği zaman.

2010 yılında bu ihtiyacı iş fikrine dönüştürmeye başladım. O dönem iş bulmakta çok zorlanan sevdiğim bir arkadaşıma bu iş fikrimi açtım ve “benim çalışırken bunu yapabilmem mümkün değil, al fikir senin olsun, sen yap bu işi internetten” dedim ve birlikte yapmaya karar verdik. O sahada hammadde alımı, üreticinin bulunması gibi işleri üstlenecekti, ben ise stratejisi, iletişim ve tanıtım kısmı ile ilgilenecektim. Fakat hayatındaki değişiklikler nedeniyle işi ilerletemedik. Bu esnada ben ortağı olduğum reklam ajansında işin adını koymuş, logosunu ve kurumsal kimliğini tasarlatmış oldum. 2013 yılına kadar 4-5 farklı arkadaşım ile Nanu’ yu konuşup bu işi ortak güç birliği ile nasıl gerçekleştirebiliriz diye düşünüp, küçük denemeler yaptık. Ama bir türlü Nanu hayata geçme sürecine tam olarak başlayamadı. Evde her yer ordan oraya taşınan nevresim tasarımları ile dolmuştu. Yakınlarım ne zaman Nanu diyecek olsam “yine mi Nanu, bir vazgeçmedin şu Nanu’dan” demeye başlamışlardı. Ben de tam bu iş böyle olmayacak demeye başlamıştım ki sürpriz bir kararla ortağı olduğum reklam ajansından ayrıldım. İşte böylece Nanu’nun yolu açılmış oldu J 2 yıldır yılmadan hayalini kurduğum bu büyülü markayı en sonunda tek başıma doğurmaya karar vermiştim, her annenin kendi çocuğunu doğurduğu gibi, güçlü, kararlı ve istekli. Önce Göktürk’te yaşadığım evin yakınındaki terzi ile birkaç ay dikiş ve hammadde öğrenme süreçleri yaşadım. Eminönü senin, Merter benim İstanbul’daki tekstil merkezlerini, fasoncuları, üreticileri, kumaşçıları gezdim, araştırdım. Bu süreçte bu işin sadece nevresim ile kalmaması gerektiğine , yine çok büyük ihtiyaç olan ve piyasada bulunamayan pijama gecelik grubuna girmem gerektiğine de ikna oldum. Geliştirdiğim ilk nevresim ve pijama-gecelik modellerini bin bir zorluk ve imkansızlıklar içinde pek de yetersiz olan bu küçük terzi dükkanında gerçekleştirdim. Yine bu dönemde hiç bilmediğim dikiş konusunda işin üstadı kişiler tarafından kısa bir eğitim alma şansım oldu. İlk dikilen gecelik pijamalar ile Nanu’yu temsil etmesini düşündüğüm 15 çocuk ile ilk reklam çekimini gece gündüz çalışarak ürettirdiğim modeller ile gerçekleştirdim. Bu çekim benim hayalimin somutlaşması için çok önemli bir adımdı.

Bu işin benim hayal ettiğim büyüklükte ve kalitede gerçekleşmesi için en iyi malzemeler ile tavsiye edilen doğru üreticilerde vücuda gelmesi gerekiyordu. 2013 – 2014 yılı tamamen doğru üreticiyi bulmak ve ürün geliştirmek ile oldukça yoğun geçti. Tabi eş zamanlı ürünlerin tanıtılacağı ve satışa sunulacağı e-ticaret sitesinin içeriği, alt yapısı tasarımı, markanın tarzı, kimliği ve dili de oluştu ve geliştirildi... İşte benim büyük hayalim Nanu ve tutkum olan marka yaratma ve geliştirme böylece iç içe girdi.

Bu süreçte birçok zorlukla karşı karşıya geldim, bir girişimci için sanırım bu zorluklar olmazsa olmaz. Hayal ettiğim markanın hayat bulması arzusu ve inancı her türlü zorluğu göğüslememe yardımcı oldu, yılmadım, defalarca düşsem de tekrar kalkıp yürümeye hatta koşmaya devam ettim.

İNTERNETTEN SATTI SONRA MAĞAZA AÇTI

Şirketiniz kurulduğundan bu yana nereden nereye geldi, 2017 nasıl bir yıl oldu, 2018 hedefleriniz neler?

Mart 2014 sonunda resmi olarak kurulan Nanu Bedtime Tic. Ltd. Şirketi, Ekim 2014 sonunda kendi satış sitesi üzerinden tüketicisi ile buluşmaya başladı. Facebook ve instagram’da binlerce takipçisi ile etkin bir iletişime geçti. 2015 Mart’ta ilk “Rüya Mağazamızı” Göktürk/İstanbul’da açtık. Nanu artık perakendeciliğe adım atmıştı. Aynı yıl içinde çeşitli satış ve tanıtım aktiviteleri ile de müşterileri ile buluşarak hızla bilinen ve tercih edilen bir marka olmaya başladı. Hemen ilk mağazanın ardından 1 yıl sonra 2016 Haziran’da İstanbul Kanyon Alışveriş Merkezi’nde 2. mağazamızı açtık. Her türlü ekonomik olumsuzluklara rağmen Nanu büyüme hızını kesmedi. 2015’ten 2017’ye kadar binlerce müşterisi ile farklı farklı semtlerden hatta şehirlerden özellikle hamilelerin oda yapmak konusunda gelmek istediği adres olduk, gelen yoğun talepler nihayetinde İstanbul dışındaki belli şehirlerde bayilik vermeye karar verdik. Ankara, İzmir, Adana, Antalya ve Bodrum bayilik taleplerini değerlendirmeye başladık ve 2017 sonunda Ankara ve Antalya bayisi ile anlaştık.

2018 yılında İstanbul’da Anadolu yakasında 3. Rüya mağazamızı açabilmek için görüşmelere başladık. Yine 2018’in Ocak ayında ise tüm ürün gamımız ile Nanu markasını dünyanın en büyük çocuk fuarlarından biri olan Pitti Bimbo / Floransa’da ilk defa dünyaya tanıttık, çok büyük beğeni ve talep ile karşılaştık. 5 yıl içerisinde internet aracılığı ile tüm dünyada Nanu ürünleri satılmaya başlanacak. Aynı zamanda franchising metodu ile belli başlı şehirlerde (Londra, Paris, New York gibi) Nanu mağazaları ve Amerika, İngiltere , Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa’daki belli başlı department store’larda Nanu cornerlar ile yer alacak. İlk günden beri en büyük hayalim tekstil cenneti diye tanımlanan güzel ülkemizi dünya platformunda Nanu markası ile , dünyanın ilk bebek ve çocuğa özel uyku markası ile adından söz ettirmek.

Bunlar markanın ticari büyüme hedefleri, geleceğe dönük vizyonu. Nanu aynı zamanda misyoner bir marka. Misyoner yönü de her zaman güçlü olacak ve vizyonu ile paralel büyüyüp gelişecek. Sağlıklı ve sevgiyle uyuyan bir nesil için çalışan, bu süreçte annelere sevgi, ilgi ve bilgi ile çocuklarını büyütebilmeleri için her türlü destek ve yönlendirme yapacak. Uzun vadeli misyonu ise anne ve babası olmasına rağmen çeşitli maddi zorluklar yaşayan çocuklara ulaşabilmek. Onların ihtiyaçlarına bir nebze yardım edebilmek için Nanu iki mağazası aracılığı ile müşterilerinin çocuklarının küçülmüş giysi ve eşyalarını doğuda ihtiyacı olan çocuklara ulaştırıyor.

Bir kadın olarak sizin gözlemleriniz deyenimleriniz neler, kadınlar iş hayatında hangi engellerle karşılaşıyor?

Üretime girmiş bir kadın olarak en önemli bulduğum ve hayretlerle karşıladığım konu öncelikle şu oldu; Hangi sektör olursa olsun doğru bilinmiş ve takip edilmiş üretim kriterleri var. Bunun aksi bir yaklaşımı zorlamak yada denemek pek istenilen bir durum değil. Yani üretimde bu satar, bu satmaz gibi bazı kalıplar oluşmuş zaman içinde ama bu kalıpları sorgulayanlar anlaşılan pek çıkmamış. Maliyet hesabı öncelikli ve garantici bir bakış var. Evet tabi ki maliyet önemli ama bir o kadar da hedeflediğiniz tüketicinin gerçekte ne aradığını araştırmanız, asıl beklentisini sorgulamanız ve gerçek iç görüyü çıkartmanız da çok önemli. Ben üretimde ve tasarımda işin bu kısmına önem vererek, çok kısa zamanda piyasaya yepyeni bir soluk getirebildim. Bu bakış açısının, detaycılığın ve mükemmeliyetçiliğin kadınlara ait özellikler olduğunu düşünüyorum. Ben bir iş kadını ve kadın girişimci olarak erkeklere göre farklı bir zorluk yaşadığımı düşünmüyorum. Tek farkı hem anne, hem iş kadını olabilmek. Anne olmanın hamile kaldığınızdan itibaren getirdiği ekstra zorluklar var. Doğduktan sonra gece uykusuzluklar, emzirme, süt sağma, çocuğun hastalığı, beslenmesi, doktoru vb... Bir cana sağlıklı hayat verebilmek ve kaç yaşına gelirse gelsin tüm gelişimi boyunca eğitiminden giyeceğine kadar annelerin her detayı ile babalara göre çok daha yakın ilgilenmesi gerekiyor. Bu da özellikle yoğun tempolu işlerde ya da yeni bir girişim sürecinde kadını çok daha fazla zorluyor. Ama bu da aşılamayacak bir zorluk değil, kadınlar her ikisini de idare edebilecek kapasiteye sahip.

KADINLAR ERKEKLERLE EŞİT TUTULMALI

Kadın istihdamında daha fazla kadının yer alması için kadınlara ve erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Seve seve J Öncelikle iş hayatı, ev hayatı ve toplumsal olarak tüm kademelerde kadın erkek eşitliğinin sağlanabilmesi için kadın-erkek hepimizin bu konudaki farkındalığının artması gerekiyor. İş gücüne katılmayan kadınlar hem ekonomi, hem ülke gelişimi için çok büyük kayıptır. Gelecek nesilleri yetiştiren kadınların onlar üzerindeki etkisini de unutmamak lazım. Gelişen bir ülke ekonomisi ve gelişen nesiller ancak ve ancak kadınların da erkekler ile eşit oranda istihdama katılması ile mümkün olacaktır. Kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almaları, istihdamının artırılması, eğitim ve beceri düzeylerinin yükseltilmesi ile aile ve iş yaşamının uyumlaştırılmasına yönelik güvenceli esnek çalışma, kreş ve çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve erişilebilir kılınması ile ebeveyn izni gibi alternatif modellerin uygulanması ve işverenlerin kadın çalışanlara uyguladığı maaş, kıdem, işe alım değerlendirmelerinde erkekler ile eşit tutması çok önemlidir.

NE OLURSA OLSUN KADINLAR ÜRETMELİ

Girişimci olmak isteyen kadınlara tavsiyeleriniz neler olur?

Kadın yapısı icabı doğurmaya kodlanmış, doğasında üretmek var, mutlaka, ne olursa olsun kadınlar üretmeli. Kadınlar özlerinde sahip olduklarına, emeklerini katıp üretime dönüştürmeli. Hayalini kurduğu şey her neyse; ona aynen bebeğine bakıp büyüttüğü gibi özen ve fedakarlıkla, aşkla ve tutkuyla sarıldığı sürece bir kadın girişimcinin hayaline eninde sonunda ulaşacağına tüm kalbimle inanıyorum. Kadın, ürettikçe güçleniyor, güçlendikçe potansiyeline olan inancı ve dolayısıyla da başarma oranı artıyor.

TANITIMA, MARKALAŞMAYA YATIRIM YAPIN

Başka kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu bir konuda püf noktalarını anlatır mısınız?

Tüm girişimci kadınlarımıza üretecekleri her konuda, açacakları her iş ile ilgili mutlaka tanıtıma ve markalaşmaya yatırım yapmaları gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bu konu uzmanlık gerektirse de artık eskisi kadar çok çok büyük paralar gerektirmiyor. İnternette iyi bir araştırma yaparlarsa çok uygun tasarım programları bulmak mümkün. Hedefledikleri kitleye ve pazara göre internet tanıtımına muhakkak yer vermeleri lazım, daha ilk günden web sitesinin yanı sıra online alışveriş sitesinin de açılmasının, ilerleyen yıllarda çok büyük faydasını göreceklerdir. Bu süreçte muhakkak marka patentini almalı ve markanın yurtiçi ve yurtdışı tanıtımı için gerekli fuarlara katılımına öncelik vermeliler. Tüm bu yatırımları yaparken bir yandan da Kosgeb ve Ekonomi Bakanlığının sunduğu teşvikleri öncesinde araştırarak destekleri alacak şekilde ilerlemelerinde çok büyük fayda göreceklerdir.

Son Güncelleme: 01.02.2018 00:18
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.