Google, Türkan Saylan'ı doğum gününde unutmadı, Türkan Saylan kimdir?

Google, 13 Aralık 1935 yılınnda doğan Türkan Saylan'ın 81'inci yaş gününe özel doodle hazırladı. Peki Türkan Saylan kimdir? Kız çocuklarının eğitimi için mücadele eden Türkan Saylan ömrünü insanlığa adamış bir bilim kadınıydı.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
13 Aralık 2016 Salı 03:10
Google, Türkan Saylan'ı doğum gününde unutmadı, Türkan Saylan kimdir?

Cinsel tacize maruz kalan, okula gönderilmeyen, okula gönderilse de kaldığı yurtta alevler içinde kalan kız çocukları büyüklerin eğtimsizliğin cezasını çekiyor. Bu nedenledir ki bu tür olaylarda ilk aklımıza gelen Türkan Saylan oluyor. Çünkü onun kız çocuklarının eğitimi için verdiği mücade bugün kız çocuklarının içinde bulunduğu tabloda daha anlamlı bir yer ediniyor. Kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile binlerce kardelen yetiştirip, kız çocuklarının eğitimini destekleyen Türkan Saylan'ı Google da unutmadı. Türkan Saylan'ın 81'inci yaş günü için hazırlanan özel doodle'da Türkan Saylan okula giden çocukların arasında resmedildi. Türkan Saylan'nı 81. yaş gününde sevgiyle ve özlemle anarken, hayatını ve özellikle kız çocukları ve kadın hakları konusundaki sözlerini sizler için derledik. Türkan Saylan'ın hayatıyla ilgili kısım TRT İstanbul Radyosu için hazırladığım Kadının Adı adlı programdan.

TÜRKAN SAYLAN KİMDİR?

Kendini insanlığa adamış, cüzzamla savaşta öncülük etmiş, kız çocuklarının okuması için seferber olmuş, kadınların hakları için mücadele etmiş, , ülkesinin aydınlık yarınlara ulaşması için hiç bıkmadan usanmadan son nefesine kadar çalışmış bir kadın… Kadının adı Türkan Saylan.Türkan Saylan, 13 Aralık 1935’te İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Fasih Saylan mühendisti. Ev hanımı olan annesi ise İsviçreli Lily’di. Annesi  ona hamileyken dinini değiştirip Müslümanlığa geçecek, adını ise Leyla olarak değiştirecekti. Küçük Türkan, 7 yaşına geldiğinde salgın hastalıklardan korkan ailesi onu okula göndermeyip, evde özel hocadan ders aldırınca, okulla ancak 11 yaşında tanışabildi. Türkan çevresinde gördüklerini hep sorgulayan, neden niçin diye soran bir çocuk oldu. Nedenleri niçinleri hayatı boyunca sürdü, tıpkı Kandilli Kız Lisesi’ndeki dostlukları gibi.

Topluma borcunu ödeyebilmek için Türkan Saylan da büyük bir aşkla doktor olmak isteyecek, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim dalında öğrenim görecekti.Türkan Saylan, üniversite 3’üncü sınıftayken okulda asistanlık yapan Mustafa Örge ile evlendi. Tıbbiye’de 4’üncü sınıftayken oğlu Çağla(ya, bir yıl sonra ise Çınar dünyaya geldi. 1960’ta bel kemiği tüberkülozu nedeniyle 13 ay yatağa mahkum kaldı, ardından 2 yıl çelik korse giyerek tıp fakültesinden mezun oldu. 1966’da boşanmak istediği eşinin attığı tokat evliliklerinin sonunu getirdi.

“Bir gün sanırım evlilik yıldönümümüzdü. Ayrılma düşüncesi artık epeyce aklıma yatmıştı.Eşime dedimki, ‘Bak evlilik yıldönümümüzde senden bir şey istiyorum; artık beni boşa. Bana özgürlüğümü geri ver’ O anda hayatımda ilk kez okkalı bir tokat yedim. Yüzümde 5 parmağın izi kaldı. Bir gün küçücük bir bavula çamaşırlarımı birkaç giysimi koyup kardeşlerimin yanına gittim. “

Eşinden boşanan Türkan Saylan’ın sonraki yıllarda yaptığı ikinci evliliği de uzun sürmedi. Zorluklarla geçen yıllarda kariyerinin yanı sıra toplumdan adeta dışlanan cüzzamlıların tedavisine yönelik çalışmalara yöneldi. 1976’de arkadaşlarıyla birlikte Lepra hastanesi ve Cüzzamla Savaş derneği’ni kurdu. Saylan, İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı’nda hocalık yaparken bir yandan da 21 yıl boyunca Lebra Hastanesi’nin başhekimliğini yürütecekti. 1983 yılında arkadaşlarıyla başlattığı proje ile Anadolu’yu dolaşarak lepralı hastaları ziyaret edip, araştırmalarını yayınladı. Bu çalışmalar dünyada o kadar büyük yankı uyandır ki 1986’da Uluslararası Gandhi Ödülü’ne layık görülecekti. Böylece dünyada bu ödülü alan ilk kadın oldu. Gandi Ödülü’nü  aldığı yıl meme kanseri olduğunu öğrenen Türkan Saylan, Hastalıklarla mücadele eden, insanlığa şifa olmaya çalışacak olan Saylan göğüs kanserine yakalandığını öğrendi. Hastalığına karşı büyük olgunluk gösteren Saylan, yılmadan, yıkılmadan mücadele verdi.

Kanseri yenip yoluna devam eden Türkan Saylan lepra hastaları için gittiği Anadolu’da kız çocuklarının okutulması için de büyük çaba sarfedecek, arkadaşlarıyla birlikte Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni kuracaktı.Atatürk’ün ilkelerini korumak ve çağdaş bir yaşamı toplumda hakim kılmak için kurulan dernek, maddi imkanı olmayan, çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarının okula gidebilmesi için projeler yürüttü. Gönüllülerin desteğiyle çığ gibi büyüyen dernek ilk ve ortaokul ile üniversitede okuyan binlerce genç kıza burs verilmesini, köylere oyun parkı ve kütüphane kurulmasını sağladı. Özellikle Haydi Kızlar Okula kampanyasıyla ses getirecek, binlerce kız çocuğunun eğitim fırsatından yararlanmasını sağlayacaktı.

Okuyamayan binlerce çocuk için umut olan Türkan Saylan, çağdaş nesillerin yetişebilmesi için binlerce öğrenciye burs verilmesine, üniversitelerde yurt açılmasına destek oldu.2002 yılında ise kanser hastalığı yeniden nükseden Türkan Saylan, ağır tedavi süreçlerinden geçerken dahi gençlerle buluşmaktan, onlara yol göstermekten hiç vaz geçmedi.2007’de Cumhuriyet Mitinglerini düzenleyenler arasında yer alan Türkan Saylan çok değil 2 yıl sonra Ergenekon operasyonları ile karşı karşıya kalacaktı. Saylan’ın evinde ve başkanlık ettiği Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde yapılan aramada, bazı yöneticiler göz altına alınacak, bilgisayar ve belgeye el konulacaktı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin 20.yıl kutlamalarına doktorundan izin alarak katılacak, ayakta durmakta güçlük çekmesine rağmen tekerlekli sandalyeyle çıktığı sahnede yaptığı konuşma ise onun son konuşması olacaktı.Türkan Saylan, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği hakkındaki soruşturma sürerken kansere karşı verdiği mücadeleye yenik düşecek 18 Mayıs 2009’da yaşama veda edecekti. Ondan geriye yüzlerce bilimsel yayın, 11 kitap, binlerce sağlığına kavuşmuş hasta, binlerce kardelen hikayesi kaldı.

Türkan Saylan’ın sözlerinden akılda kalanlar;

“Aşırı geleneksel toplum karakterini bir türlü aşamıyoruz. Kadınlar ancak erkekle birlikte yaşadığında sorgulanmaktan kurtuluyor. Bir kadın tek başına yaşadığında sorgulanmaktan kurtulamıyor. Bunun yarattığı baskıyı eğitimli kadınlar dahi aşmakta güçlük çekebiliyor. Tek başına yaşayan kadınlar, eşinden ayrılmış kadınlar kararlı oldukları sürece baskılardan uzak durabiliyorlar ve çok başarılı olabiliyorlar. Ben de bunlardan biriyim. Eğer evliliğimi sürdürseydim, bugün burada olamazdım. Benim çocuklarım da bu konuda beni destekliyor, en doğrusunu yaptığımı söylüyorlar. Çocuğu doğuran kadın, çocuk erkekse eline silah veriyor, kız ise eline bebek veriyor. Bu çok yanlış bir şey. Kıza sen evinin kadını olacaksın, bebek bakacaksın yüklemesi yapılıyor ve erkek çocuğa ise şiddet yüklemesi yapılıyor. Kızlara edilgenlik, erkeklere ise saldırganlık aşılandıkça, topluma şiddet yüklü bireyler ve ataerkil yapıyı benimsemiş insanlar yetişiyor. Biz toplumumuzu şiddetle emziriyoruz. Çocuklara barışçıl bir eğitim veremedikçe de toplumda kadının yerinin değişmesini, kadının da kendine biçilen rolü reddetmesini, kabuğunu kırmasını beklemek güç oluyor.”

“Egemen erkek gruplar iktidarlarını göstermek için öncelikle en zayıf olarak gördükleri kadınlara yönelik yaptırımlar uyguluyorlar. Ne yazık ki insanlar üstünlüklerini ilkel kabilelerde olduğu gibi, fiziksel güçle göstermeye çalışıyorlar. Oysa üstünlük, akılla, bilimle, yapılan işlerle değerlendirilmelidir.”

“Kadın eğitimine yapılacak yatırım Türkiye’nin ekonomik açıdan, kültürel açıdan, toplumsal açıdan kalkınmasının en önemli çözümüdür bizce. Kadınlar iyi-kötü biraz eğitim gördüğü zaman soru sormaya başlıyor. Biz ÇYDD olarak o nedenle burslu kızlarımızdan çok memnunuz ve umutluyuz. Bizim desteklediğimiz kızlarımızda yaşadığımız çok güzel örnekler var. Kızlar eğitim alınca dayağa itiraz ediyor, berdel edilmek istemiyor, kuma olmak istemiyor, okumak istiyor, okula gitmek için gerekirse kendini yerden yere vuruyor; muhtara gidiyor; bizlere ulaşmaya çalışıyor; mücadele ediyor… Kızlar kurtuluşun eğitimde olduğunu fark ettikleri an kendi ailesinde ve çevresinde çok büyük değişiklikler oluyor.”

HER EĞİTİMLİ KADININ CUMHURİYETE BORCU VAR

“Bence her eğitimli kadının bu cumhuriyete bir borcu var. Bu devletin kurumlarında okumuş bir kadın olarak ben saygın bir konuma ulaşmışsam, dünyanın neresine gitsem Türk kadını olarak beni saygıyla karşılıyorlarsa ve hatta “keşke bizim de bir Atatürk’ümüz olsaydı” dedirtiyorsam, bana bu saygınlığı kazandıran cumhuriyete benim bir borcum var. Bu borcum da cumhuriyetim için, halkım çalışmaktır. Ama siz bu borcu ödemek yerine kazandığınız paranın keyfini sürerek, yazın sahillerde, kışın kayak merkezlerinde tatil yapmaktan, çocuklarınızı en iyi okullarda okutmaktan, yurtdışına göndermekten başka hiçbir şey düşünmüyorsanız küçük burjuva hayallerinin ötesinde değilsinizdir. Ne yazık ki bir çok insan bu hayallerle yaşıyor. Çok iyi meslek sahibi olan kadınlarımız toplumsal sorumluluklarının bilincine varmalı, bu sorumlulukları için çalışmalıdırlar.”

Türkan Saylan, 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan Fettullah Gülen terör örgütünün nasıl tehlikeli olduğunu katıldığı siyaset Meydanı adlı programda anlatmıştı. Programda yaptığı konuşmayı izlemek veya okumak için BURAYA tıklayabilirsiniz.

Son Güncelleme: 16.12.2016 14:40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.