İnci Haseki, "Çocuk Evliliklerinin, Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi İçin Almamız Gereken Çok Yol Var"

UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki, "Kaliteli eğitime erişimin, engeli olan çocuklar ve ekonomik olarak en dezavantajlı çocuklar başta olmak üzere artırılması, sosyal normların çocukların lehine değişerek cinsiyet eşitliğinin sağlanması, çocuk evliliklerinin ve çocuk işçiliğinin önlenmesi gibi konularda almamız gereken çok yol var.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
06 Eylül 2020 Pazar 11:51
İnci Haseki, "Çocuk Evliliklerinin, Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi İçin Almamız Gereken Çok Yol Var"

"Her gün 5 yaşın altındaki 6 bin çocuk hayatını corona virüs nedeniyle kaybedebilir."

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF'in yayınladığı bu analiz korkutucu olduğu kadar ülkelerin korona virüse karşı aldığı önlemlerin yetersizliğini ortaya koyması açısından dikkat çekici.

Ve UNICEF'in bir başka raporu;  Koronavirüs salgını nedenyle 1,5 milyar çocuk olumsuz etkilendi. Dünyada en az 463 milyon çocuk koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde uzaktan eğitime erişemiyor.

 Bu nedenle biz de UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki ile görüşerek Türkiye'nin çocuk karnesini ve alınması gereken önlemleri sorduk.

'Küresel salgının çocuklar, özellikle de yoksul ve bağışıklığı düşük çocuklar üzerindeki etkisinin çok büyük olduğuna dikkat çeken Unicef Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki, izolasyon dönemlerinde hem evdeki şiddet, hem de çevrimiçi istismar artması nedeniyle izolasyon dönemlerinde çocukların kendilerini koruyacak çocuk koruma sistemlerine erişimlerinin de kısıtlı olduğunun altını çiziyor. 

 

İNCİ HASEKİ KİMDİR?

Nerede, kaç yılında doğdunuz, hangi okullarda eğitim aldınız?

İstanbul’da doğdum. Istanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne girdim. İşletme ve aynı zamanda Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyarak çift anadal programını bitirdim. Yüksek lisansımı da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Para Banka Programı’nda yaptım.

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi? Yıllara göre hangi kurumlarda, hangi pozisyonlarda ne kadar süre ile çalıştınız, şimdi hangi kurumda ve hangi pozisyonda çalışıyorsunuz?

Kariyerime Siemens’de başladım; Orta Asya İş Geliştirme ve Stratejik Pazarlama departmanlarında çalıştım. Daha sonra Citibank’la bankacılığa geçiş yaptım. Türkiye’de sırasıyla Kredi Kartı Pazarlama, Kredi Tahsis ve Dağıtım Kanalları’nda görev aldım.

Arkasından yurtdışı görevleri geldi: önce Macaristan’da Kredi Kartları Ürün Yönetimi’nin başına geçtim sonra tüm dünyadan seçilen 10 kişinin arasına girerek New York merkezde çalıştım. New York ‘dan dönüşte bu sefer Macaristan kredi kartları portfolyosunun başında tüm karlılıktan sorumlu oldum.

Altı yılın sonunda Türkiye’ye gelerek Citibank’ın Bireysel Bankacılık operasyonları satılana kadar İş Geliştirme ve Kredi kartları Yönetimi’nin başındaydım. Sonrasında Standard Chartered’ın Ortadoğu Kredi Kartları’nı yönetmek üzere bu sefer Dubai’ye gittim.

Dubai dönüşünde tam biraz ara vereyim derken bir arkadaşım vasıtasıyla sivil toplum kuruluşları dünyasıyla tanıştım. Bir seneyi aşkın gönüllü olarak çalıştım. Daha sonra yolum UNICEF ile kesişti ve o zamandan beri UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ndeyim.

ÇOCUKLAR İÇİN ÇALIŞAN

EN BÜYÜK ORGANİZASYON

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor. İşinizde tam olarak neler yapıyorsunuz anlatır mısınız, özellikleriniz neler? Yeni projeleriniz neler?

UNICEF dünyada çocuklar için çalışan en büyük organizasyon. Türkiye dahil 190’dan fazla ülke ve bölgede en dezavantajlı çocuklar başta olmak üzere her çocuğun tüm haklarına kavuşması için çalışıyor. Biz de UNICEF Türkiye Milli Komitesi olarak UNICEF’in dünyada ve Türkiye’de yürüttüğü programlar için kaynak yaratmak üzere çalışıyoruz. UNICEF tüm çalışmalarını devletlerin, bireylerin ve özel sektörün gönüllü bağışlarıyla yürüttüğü için kaynaklar çocuklar için kritik. Çocukların artan şekilde değişen ihtiyaçları için her zaman kaynağa ihtiyacımız var.

Bu nedenle UNICEF Türkiye Milli Komitesi olarak çocuklar için en büyük faydayı yaratmaya odaklanıyoruz. Bireylerin düzenli bağışları UNICEF için çok değerli. Kurumsal bağışçılarımız ise sadece finansal katkılarıyla değil, çok çeşitli iş birliği modelleriyle yanımızda. Düzenli bağışçılarımızı edinmek için her kanaldan iletişim ve farkındalık çalışmaları yapıyoruz.

KIZ ÇOCUKLARININ

OKULLAŞMA ORANI

ERKEKLERLE AYNI SEVİYEYE ULAŞTI

UNICEF Türkiye'de hangi projeleri yürütüyor? En çok önemsediğiniz, üzerinde durduğunuz projeyi örneklendirerek anlatır mısınız?

Şimdiye kadar kaç çocuk ve ailesine ulaşıldı?

UNICEF, ülke ofisi ve milli komitesi ile 1950’lerden bu yana Türkiye’de faaliyet gösteriyor. UNICEF’in ortaklarıyla iş birliği sayesinde alınan sonuçlar, çocuk haklarının her maddesiyle hayata geçirilmesinde alınan yolda büyük gelişmeler sağladı.

Örneğin, 1951’den bu yana, UNICEF, kamu ve diğer ortaklarının çalışmalarıyla;

· Türkiye çocuk felci, kızamık ve yenidoğanlarda tetanozdan arındırılmış bir ülkedir.

· 5 yaş altı çocuk ölümlerinin binde 11,2’e kadar düşürülmüştür. Bulaşıcı hastalıklar için genel aşılanma oranı ise %98’dir.

· ‘Haydi Kızlar Okula!’ kampanyası ile kız çocukların okullaşma oranı ilkokulda erkek çocuklarla eşit düzeye gelmiştir.

· ‘Okul Öncesi Eğitim’ çalışmaları sayesinde okul öncesi okullaşma oranı zaman içinde kayda değer düzeyde yükselmiştir.

· ‘Çocuk hakları ve sorumluluğu’ dersi 2015-2016 eğitim-öğretim yılından bu yana ilkokulların 4. sınıfında okutuluyor.

UNICEF’in Türkiye’deki çalışmaları çocukların eğitimi, her türlü şiddet ve istismardan korunması ile çocukların kendileriyle ilgili katılımını artırmak alanlarına odaklanıyor. Kapsayıcı eğitim başlığı altında toplumsal cinsiyet eşitliği ve kız çocukların eğitime devamının desteklenmesi, çocuk işçiliğinin önlenmesi, engeli olan çocukların katılımı ve kaliteli eğitime erişimi, göçmen ve mülteci çocukların temel haklarına ve eğitime erişimi başlıklı çalışmalar yürütülüyor. UNICEF ayrıca erken çocukluk eğitimine katılan engeli olan çocuk sayısını artırmayı hedefliyor.

19 MİLYON ÇOCUĞUN

UZAKTAN EĞİTİME ERİŞMESİ

İÇİN ÇALIŞILIYOR

Ayrıca biliyorsunuz COVID19 güç durumdaki aileleri ve dolayısıyla çocuklarını farklı şekillerde etkiliyor. Bu nedenle UNICEF Türkiye’de de, dünya çapında olduğu gibi bir acil durum programı yürütüyor. Bu kapsamda 680 bin mülteci çocuk dahil olmak üzere 19 milyon okul çağındaki çocuğun uzaktan eğitime erişmesi için UNICEF MEB ile birlikte çalışıyor. Güç durumdaki aileleri hastalıktan korumak için yüzbinlerle ifade edilecek sayıda hijyen setleri ve koruyucu ekipman dağıtımı, psiko-sosyal set ve evde öğrenme setleri dağıtılıyor. Ailelerin çocuk koruma hizmetlerine erişimini artırmak için hizmetlerin kapasitesi destekleniyor.

UNICEF Türkiye Milli Komitesi de hem Türkiye’deki hem dünyadaki çalışmaları desteklemek amacıyla kaynak yaratma çalışmalarına devam ediyor.

ALMAMIZ GEREKEN ÇOK YOL VAR

UNICEF Türkiye olarak Türkiye'nin çocuk karnesini nasıl görüyorsunuz? Eksikler, yanlışlar ve yapılması gerekenler neler?

Özetlediğim kazanımlara rağmen bölgesel, sosyo-ekonomik farklılıklar ve cinsiyet eşitsizliklerinin neden olduğu sorunlar devam ediyor. Kaliteli eğitime erişimin, engeli olan çocuklar ve ekonomik olarak en dezavantajlı çocuklar başta olmak üzere artırılması, sosyal normların çocukların lehine değişerek cinsiyet eşitliğinin sağlanması, çocuk evliliklerinin ve çocuk işçiliğinin önlenmesi gibi konularda almamız gereken çok yol var.

ZORLUKLAR KARŞISINDA YILMAYIN

Sizin mesleğinizi seçmek isteyen veya bu yolda ilerleyenler kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu konuda püf noktalarını paylaşır mısınız?

Bu bankacılıktan sonra benim ikinci mesleğim. O nedenle özel sektör ile karşılaştırma yapmak isterim çünkü özel sektörden STK’lara geçmek isteyen çok kişiyle karşılaşıyorum. Birincisi bir sivil toplum kuruluşunda çalışmak kesinlikle özel sektöre göre daha az profesyonel çalışmak anlamına gelmiyor. Aynı disiplin ve hedefe odaklılık burada da çok gerekli. Üstelik genellikle elinizdeki kaynaklar daha az olduğu için daha yaratıcı çözümler geliştirmeniz gerekebiliyor.

İkinci nokta bence ‘değerleriniz’. Kişisel değerlerinizin ne olduğunu bilmek ve ona uygun olduğunu düşündüğünüz kurumda çalışmak. Kişisel ve kurumsal değerler birbiriyle uyumlu değilse işinizden zevk almanız mümkün değil. Ama bunlar uyumluysa da çalışmak çok zevkli. Mesela benim açımdan en tatmin edici faktör bu olmuştu; birbirini destekleyen bir takımla çalışmaktan çok keyif alıyorum.

Son nokta da sadece STK’lar için geçerli olmamakla beraber zorluklar karşısında yılmamak ve olumlu bir bakış açısıyla hareket etmek. Çünkü daha önceki tecrübeleriniz ya da eğitiminiz ne olursa olsun muhakkak problemler çıkıyor. Bunları takımınızla beraber çözebileceğinize güvenmek ve bunu etrafınızla paylaşmak gerekiyor.

 

HER KADIN ÇALIŞMALI

Çalışan kadın olmak ne demek nasıl açıklarsınız? Kadınlar neden çalışmalı? Çalışan kadınların yaşadığı en önemli sorunlar sizce neler? Siz engellerle karşılaştınız mı?

Kadın olsun erkek olsun her bireyin özellikle de her kadının çalışması gerektiğini düşünüyorum. Evde, ofiste, fabrikada nerede olursa olsun çalışıyoruz. Sadece geçimini sağlamak için değil başka nedenlerle de kadınların çalışması gerekli. Kendi ayakları üzerinde durabileceklerini herkesten önce kendilerine göstermeleri için gerekli, çocuklarına doğru bir örnek olmak için gerekli. Çalışan bir annenin kızı da oğlu da bunun doğal olduğunu görüyor ve bir sonraki kuşağın normları bu yolla şekilleniyor.

Benim gördüğüm kadarıyla kadınların en çok zorluk çektikleri zamanlardan biri yeni anne oldukları dönemler. İşe giderken bebeğini kime bırakabileceğini bulmak, hasta olduğunda nasıl ve kimin bakacağına karar vermek, aklı evde kalmadan işe gidebilmek. Bunların hepsi yeni anne olan kadınların aklını meşgul eden sorular. Şahsi olarak benim en çok zorlandığım konu ise kızım birkaç aylıkken o zamanlar birçok kadın çalışan olmasına karşın işyerinde ayrı bir emzirme odası olmadığı için karşılaştığım zorluklardı.

 

YARDIM İSTEMEKTEN ÇEKİNMEYİN

Çalışan kadınlar karşılaştıkları engelleri nasıl aşabilir?

Çalışma hayatında her kadın farklı farklı engellerle karşılaşabilir. Bu engelleri aşmanın yolu her zaman tek başına uğraşarak bulunmuyor. Başkalarından yardım istemekten çekinmemek gerekiyor. Bazen insan süper kadın olma güdüsüyle hareket edebiliyor. O nedenle hem yardım istemeyi öğreneceğiz hem de engelleri aşacak gücümüz olduğuna inanacağız.

CİNSİYET EŞİTLİĞİ BAKIŞ AÇISI

BENİMSENMELİ

İstihdamda daha fazla kadının yer alması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

İstihdamda daha fazla kadının yer alması için öncelikle iş dünyasının alması gereken çok yol var. Kadınların en yoğun olarak istihdam edildiği sektörleri kırsal kesimde çoğunlukla tarım, kentlerde ise hizmet sektörü oluşturuyor. Yetersiz çocuk ve yaşlı bakım hizmetleri, işgücü piyasasında cinsiyet temelinde ayrışmış işler ve ataerkil düşünce yapısı kadınların istihdama girmelerini engelleyen başlıca nedenler arasında bulunuyor.

İstihdamda kadının yerinin sağlamlaşması için ön koşul toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısının toplumun her öğesinin doğal olarak benimseyeceği bir aşamaya gelmesi. Sosyal normların ve alışılagelmiş uygulamaların değişmesi ise kısa sürede olmuyor. Bu uzun yolun temel taşları toplumsal eğitim, ebeveynlerin eğitimi ve eğitimde cinsiyet eşitliğinin sağlanması. Kız çocuklarının gerçek potansiyellerine ulaşmalarına engel olan uygulamaları ancak kadın erkek, her seviyede hep birlikte çalışarak, değiştirebiliriz. Güçlü kız çocukları, bir toplumun değişmesini sağlayabilir. Onun için biz diyoruz ki, bir kız çocuğunu güçlendirin, geleceği değiştirin.

Erkekler ne yapmalı derken erkek çocukların okul öncesi eğitimden başlayarak kız çocukların aynı haklara sahip olduğunu öğrenmesini sağlamalıyız. Bu konuda onlara örnek olacak olanlar da anneler ve babalar.

ANNE BABALAR

İŞSİZLİK RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, evde neler yapıyorsunuz, iş bölümü nasıl?

COVID-19 nedeniyle biz de Mart ortasından itibaren evden çalışmaya başladık. Sokak çalışması yaparak bağış toplayan takımlarımız ise maalesef buna ara vermek zorunda kaldılar. Biz de onların bir kısmını hızlı bir eğitimle evden telefonla bağışçılarımıza ulaşır hale getirdik.

Çalışmaya devam edebilmemiz önemliydi, çünkü bu salgın, hızla çocuk hakları krizine dönüşen bir sağlık krizi; tüm dünyada okullar kapalı, anne babalar işsizlik riskiyle karşı karşıya ve aileler artan sıkıntılardan muzdarip.

Herhangi bir kriz döneminde kırılgan grupların orantısız bir şekilde etkilendiğini biliyoruz. Bu küresel salgının çocuklar, özellikle de yoksul ve bağışıklığı düşük çocuklar üzerindeki etkisi çok büyük.

UNICEF’in geçenlerde yayımladığı bir risk analizine göre, gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerini bile zorlayan salgının, sağlık sistemleri güçlü olmayan ülkelerde yaratacağı etkiler nedeniyle önümüzdeki altı ayda her gün 5 yaş altı 6.000 çocuk daha önlenebilir nedenlerle hayatını kaybedebilir.

Çocuklara sağlık, temiz su, eğitim, beslenme ve koruma sağlamaya yönelik hayat kurtarıcı çabalarımız hiç bu kadar kritik bir önem taşımamıştı. UNICEF, acil insani yardım, temiz suya erişim, hijyen ve beslenme programları, sağlık çalışanlarına kişisel koruyucu malzeme ve zor durumdaki ülkelere tıbbi malzeme teminine devam ederken bir yandan da çocukları, ergenleri ve ailelerini uzaktan eğitim ve psiko-sosyal destek çalışmalarıyla destekliyor.

İzolasyon dönemlerinde hem evdeki şiddet, hem de çevrimiçi istismar artıyor. Üstelik ne yazık ki izolasyon dönemlerinde çocukların kendileri koruyacak çocuk koruma sistemlerine erişimleri de kısıtlı oluyor. UNICEF çocukları ve aileleri riskler hakkında bilinçlendirmek, çevrimiçi zorbalığa karşı savunu kampanyaları düzenlemek için hükümetler ve özel sektörle birlikte çalışıyor. Bir taraftan acil ihtiyaçlara cevap vermek üzere canla başla çalışırken bir taraftan da salgın sonrası çocuklar için daha hakkaniyetli bir dünyayı birlikte şekillendirmek için tüm dünyayı harekete geçirmeye çalışıyoruz.

Kişisel olarak ise evden çalışmaya geçtiğimiz ilk günlerde eskisinden uzun saatler çalışmaya başladığımı farkettim. Çünkü normal olarak yaptığınız işlerin üzerine bir de aynı ofiste olmamak nedeniyle daha çok koordinasyon, ekipteki herkesi bilgilendirmek ve bu yeni duruma alışmalarını sağlamak için arkadaşlarıma motivasyon desteği sağlamak gerekiyordu. Ama ilk günlerden sonra sanırım hepimiz alıştık.

Evdeki işlere gelince mümkün olduğunca eşim, kızım ve ben aramızda bölüşüyoruz. Bu bölüşme bizim için yeni değil ancak yeni olan eşimin COVID-19 dolayısıyla şimdi iş seyahati yapmaması. Bu nedenle iş bölümünün şekli biraz değişti. Tabii her birimizin daha çok ya da daha az severek yaptığı işler var.

SOSYAL KORUMA TEDBİRLERİ GENİŞLETİLMELİ

Pandemi sonrası yeni normal hayatta sizce bizi nasıl bir hayat, ekonomi bekliyor?

Salgın dünyanın her yerinde, gelişmiş ve en zengin ülkelerde bile tüm sosyo-ekonomik yapıyı etkiledi, etkisi ne yazık ki devam edecek. COVID-19’un sosyo-ekonomik etkileri en çok, dünyanın en zor durumdaki çocukları tarafından hissedilecek. Bu çocukların birçoğu halihazırda yoksulluk içinde yaşıyor ve COVID-19 kapsamında alınan tedbirler onları daha güç durumda bırakıyor. Milyonlarca ebeveynin geçim ve gelir kaynaklarını sürdürmekte zorluk çektiği bu dönemde, UNICEF tüm ülkelere sosyal koruma tedbirlerini genişletmesi çağrısı yapıyor.

Küresel durgunluk dönemlerinde, maalesef geleceğe yapılan yatırımları öncelikler listesinden çıkartma eğilimi gözlemlenebiliyor. Salgının etkilerinin kalıcı olmasını engellemek için, öncelikle bu tür eğilimlere direnç göstermek gerekiyor. Dünyanın her yerinde eğitim, çocuk koruma, sağlık, beslenme, su ve sanitasyon alanlarına yapılan yatırımların arttırılması, bu krizin yol açtığı hasarı azaltmamıza ve gelecekteki krizlerden kaçınmamıza yardımcı olacaktır. Bu öncelikleri hayata geçirmek için de şimdi harekete geçmeliyiz.

Son Güncelleme: 06.09.2020 12:55
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.