Ünlü kadınlardan 8 Mart mesajı ;“Kadına kadın diyoruz, çocuğa çocuk”

Boyner Grup'un 8 Mart Dünya Kadınlar Günü filmi için kamera karşısına geçen ünlü kadınlar “Kadına kadın diyoruz, çocuğa çocuk” dediler.

Ünlü kadınlardan 8 Mart mesajı ;“Kadına kadın diyoruz, çocuğa çocuk”

Boyner Grup'un 8 Mart Dünya Kadınlar Günü filmi için kamera karşısına geçen ünlü kadınlar “Kadına kadın diyoruz, çocuğa çocuk” dediler.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
07 Mart 2018 Çarşamba 00:40
banner62

Boyner Grup, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle her yıl hazırladığı ilanlarla kadın haklarına dikkat çekiyor, cinsiyet eşitliği konusunda toplumda farkındalık yaratmaya yönelik kampanyalarına bir yenisini daha ekledi.  

Geçtiğimiz yıllarda kadınların seçme özgürlüğüne, yaşam hakkına ve kadın kimliğine dikkat çeken ilanlar yayınlayan Boyner Grup, 8 Mart 2018 Dünya Kadınlar Günü için hazırladığı reklam filminde başkalarına ilham ve cesaret veren ünlü kadınları biraraya getirdi. 

Boyner'in "Kadına kadın, çocuğa çocuk diyoruz" adlı 8 Mart filminde, Türkiye Aile Planlaması Vakfı Başkanı Caroline Koç, Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink, Blogger Billur Saatçi, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, Sosyal Hizmet Uzmanı İclal Nergis, Oyuncu Demet Evgar, Oyuncu ve Sanatçı Ayta Sözeri, Sosyal Dayanışma Ağı Genel Sekreteri Şirin Mine Kılıç, Kaosgl Derneği Başkanı Yasemin Öz, Tasarımcı Meral Saatçi ve Vücut Geliştime Türkiye Şampiyonu Merve Akkaya, kamera karşısına geçerek tek kelimeyle; "Kadın" diyor.. 

Filmde bir kez daha anne, eş, sevgili, abla, teyze rollerinden önce kadınların 'kadın' kimliğine dikkat çelirken, çocuklara yönelik taciz, tecavüz, zorla evlendirilme gibi her türlü istismarına karşı ise 18 yaşından küçüklerin 'çocuk' olduğu gerçeğinin altını çiziyor.

Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, 8 Mart'ta yayınladıkları "Kadına kadın, çocuğa çocuk diyoruz" kampanyası ile ilgili bir açıklama yayınladı.

Ümit Boyner'in açıklaması şöyle;

"Bu yıl 8 Mart’ı 18 yaşından küçük yüzlerce çocuğun hamile bırakılması, zorla evlendirilmesi haberleriyle karşıladık. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, kadınların hayatları ve bedenleri üzerinde kurulan baskının çocukların bedenlerine kadar ulaşarak taciz ve tecavüz boyutunu alması şüphesiz ilk kez yaşanmadı. Ancak hastanelere başvuran hamile veya doğum yapan kız çocuğu sayısının ulaştığı boyut ve bu durum karşısındaki kayıtsızlık son derece sarsıcı ve korkutucu... Olayın tüm sarsıcılığına rağmen 18 yaşından küçük çocuklara taciz ve tecavüz vakalarında verilecek cezalardaki yaş düzenlemesi, 18 yaşından küçük çocukların evlendirilebilmesi, bunun açık bir suç teşkil etmesi gibi konular bile hala tartışılabiliyor. Bu tip temel insani ve vicdani konuların tartışılmasının bir fikir zenginliği yaratmaktan ziyade toplumsal bir yıpranmaya ve umutsuzluğa yol açtığını üzülerek gözlemliyorum.

Eğitimde, ekonomide, istihdamda, siyasette ve hayatın tüm alanlarındaki karar süreçlerinde nüfusunun yarısına diğer yarısından farklı haklar ve uygulamalar sunan bir toplumun gelişme ve ilerlemesinden bahsetmek ne yazık ki mümkün değil. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken toplumsal cinsiyet eşitliği meselesi ülkemizin demokrasi, adalet ve haklar alanındaki ana sorun maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Gündem içinde daha fazla yer alması umut verici olsa da ülke olarak ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarda toplumsal cinsiyet eşitliğini yakalamaktan uzağız. Toplumda refahın tabana yayılmasının, kapsayıcı bir ekonomik büyüme ve toplumsal gelişimin gerçekleşebilmesi için hayatın her alanında kadın-erkek eşitliğini tesis etmenin bir zorunluluk olduğuna inanıyorum.

İnsanların evrensel haklarından hareketle, toplum olarak tartışılmaz kabul etmemiz gereken konular var: 18 yaşından küçük herkes çocuktur. Çocukların büyüme hakkı vardır ve çocukların büyüme hakkı tıpkı bedenleri gibi kutsal ve dokunulmazdır. Her çocuğun oyunla, eğitimle, bilimle, sporla, kültürle ve sanatla büyümeye hakkı vardır. Biz büyüklerin görevi ise dokunulmaz ve kutsal olan bu hakkı ne pahasına olursa olsun korumak, bu hakkı çocuklarımıza verebilmektir. Bu konuların bilhassa kız çocukları özelinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin başlangıcı, kimi durumlarda ise kaybedildiği nokta olduğunu düşünüyorum.

Buradan hareketle Boyner Grup olarak, 2009’dan bu yana her yıl 8 Mart’larda toplumsal cinsiyet eşitliğini gündeme taşıdığımız ilanlarımızın bir devamı olan bu yılki kampanyamızda, kadınlara tüm diğer kimliklerinden önce “kadın” demenin önemini ve çocuklarımızın, özellikle de kız çocuklarımızın “büyüme hakkı”nı ön plana çıkarmak istedik. “Kadına kadın diyoruz, çocuğa çocuk” dedik. Kız çocukları ve tüm çocukların çocukluk ve büyüme hakkının dokunulmaz ve tartışılmaz olması gerektiğinden hareketle “#Nokta #18denönceherkesçocuk” diyerek bitirdiğimiz filmimizde Türkiye’nin örnek aldığı, yaptıkları ve ürettikleriyle diğer kadınlara ilham ve cesaret veren kadınlar sesimize ses, sözümüze güç kattılar. Türkiye Aile Planlaması Vakfı Başkanı Caroline Koç, Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink, Blogger Billur Saatçi, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, Sosyal Hizmet Uzmanı İclal Nergis, Oyuncu Demet Evgar, Oyuncu ve Sanatçı Ayta Sözeri, Sosyal Dayanışma Ağı Genel Sekreteri Şirin Mine Kılıç, Kaosgl Derneği Başkanı Yasemin Öz, Tasarımcı Meral Saatçi ve Vücut Geliştime Türkiye Şampiyonu Merve Akkaya’ya yürekten teşekkür ediyorum.

Son Güncelleme: 07.03.2018 14:24
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.