Arter'de 12 Eylül'de Canan'ın Kaf Dağı var

Arter, 12 Eylül'deki "Kaf Dağı'nın ardında" adlı sergi ile sanatseverleri Canan ile buluşturuyor.

Arter'de 12 Eylül'de Canan'ın Kaf Dağı var

Arter, 12 Eylül'deki "Kaf Dağı'nın ardında" adlı sergi ile sanatseverleri Canan ile buluşturuyor.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
08 Eylül 2017 Cuma 08:37
Arter'de 12 Eylül'de Canan'ın Kaf Dağı var
banner62

Sanatseverler 12 Eylül'de Arter’de  “Kaf Dağı’nın Ardında” başlıklı sergisi ile Canan ile yeniden buluşuyor.

Arter’in tüm katlarına yayılan ve sanatçının pratiğine kapsamlı bir bakış niteliğini taşıyan “Kaf Dağı’nın Ardında” sergisinin küratörlüğünü Nazlı Gürlek üstleniyor. “Kaf Dağı’nın Ardında”, CANAN’ın bu sergi için ürettiği yeni yapıtlarla bazıları daha önce hiç sergilenmemiş erken dönem eserlerini bir araya getiriyor.

Sergi, başlığını Arap ve Fars kozmolojisinin efsanevi Kaf Dağı’ndan alıyor ve heykel, fotoğraf, baskı, nakış, video, yerleştirme ve minyatür gibi çeşitli mecralarda üretilmiş eserlere yer veriyor. Sanatçının pratiğini Cennet, Araf ve Cehennem kavramlarıyla okumayı öneren “Kaf Dağı’nın Ardında” sergisinde, CANAN’ın ışık/gölge, iyi/kötü, içsel/dışsal, gerçeklik/hayal, aydınlık/karanlık gibi ikiliklere dayanan ve insan ruhunun bastırılmış yönlerini, cinleri, gerçeküstü yaratıkları ve arketiplere dayanan figürleri ele alan yeni üretimleri üç kata yayılıyor. Çok boyutlu, çok bedenli, mistik, sembolik, şaşırtıcı ve oldukça cazibeli bir evren yaratmayı hedefleyen sergide, sanatçının kişisel olanın politik olduğu düşüncesinden hareketle kendi bedenini kullandığı yapıtları da yer alıyor.

“Kaf Dağı’nın Ardında”nın giriş katında izleyiciyi karşılayan “Kibele” (2000) adlı fotoğraf, ana tanrıçayı sanatçının kendi bedeniyle temsil eden ve ilk kez sergilenen bir otoportre. Sanatçının yine kendi yüzünü kullanarak resmettiği minyatürlerden “Şahmaran” (2010) ve tüm cinlerin anası “Şehretün’nar” (2011), Cennet, Araf ve Cehennem olarak kurgulanan üç sergi katındaki farklı bilinç halleri arasında izleyiciyi yönlendiriyorlar.

Sergide çokça yer alan mekânsal yerleştirmelerin ilki, İstiklal Caddesi seviyesindeki katta yer alan ve bu sergi için mekâna özel olarak üretilmiş olan “Hayvanlar Alemi” (2017). Parlak renkli ve payetli kumaşlarla kaplı ejderha, yılan, Anka kuşu gibi ancak masallarda varolabilecek türden hayvan ve yaratıkların bir araya gelerek oluşturduğu bu masal alemi, Arter’in cam bir vitrinle sokağa açılan kısmına yerleşirken, hem dışarıdan hem de binanın içinden izlenebiliyor.

Cennet başlığı altında aynı kata yerleştirilen bir diğer yeni yapıt, “Ayışığında Yıkanan Kadınlar” (2017) adlı video. Burgazada’da dolunaylı bir gecede çekilmiş olan bu videoda, bir grup genç kadın yazlık elbiseler içinde, başlarında çiçeklerle adanın tepesinde önce dolunaya doğru kurtlar gibi uluyorlar. Neşeli kahkahalar eşliğinde deniz kenarına yaptıkları yürüyüşten sonra, denizin içinde son bulan bu gizemli ritüel, uzaktaki şehir manzarasıyla karşıtlık oluşturuyor.

Tülden bir silindir şeklinde tavandan yere doğru uzanan ve kendi ekseni etrafında yavaşça dönen “Cennet” (2017) adlı başka bir yeni iş, ışık-gölge oyunu aracılığıyla görünen ve görünmeyenler, gerçek ve kurgusal dünyalar arasında bağlar kuruyor. Yerleştirmede kadın, erkek ve çift cinsiyetli figürler, gökkuşağının yedi rengi ve masalsı yaratıklar eşliğinde dönerlerken, çıplak bedenlerinin gölgeleri de duvarlarda geziniyor. Duvardaki gölgeler, eril ve dişil özellikleriyle birbirlerine karışırken, onlara yaklaştıkça bizim gölgelerimizle de karışmaya başlıyorlar. “Araf” (2017) ise alt kattaki kurgunun aynısını bu kez Araf teması üzerinden yorumluyor. Gri tonlarının hâkim olduğu tül yerleştirmede, melekler ve kuşlar eşliğinde karanlıklardan dışarı doğru süzülen bir karakterin hikâyesiyle karşılaşıyoruz. Sergi, ikinci katın tamamına yayılan “Garâib’ül-mevcûdât” (2017) yerleştirmesiyle son buluyor. Bu katta, insan figürleri tamamen kayboluyor ve sahneyi cinler kaplıyor. Tüller üzerine floresan boyalarla çizilmiş cinlerin tamamının karartılmış olan mekâna yayıldığı bu cehennem bizi korkularımızla yüzleşmeye, cin dediklerimizle bir arada olmaya davet ediyor.

Sergiye eşlik eden kitapta, Nazlı Gürlek’in küratoryal sunuş metniyle birlikte Kathy Battista, Tuğba Taş ve Derya Yücel’in sanatçının işlerine farklı perspektiflerden yaklaştıkları, bu kitap için sipariş edilmiş yazıları yer alıyor.

CANAN’ın “Kaf Dağı’nın Ardında” başlıklı sergisi süresince düzenli aralıklarla rehberli sergi turları düzenlenecek. İzleyiciler aynı zamanda ücretsiz sesli rehberleri kullanarak CANAN’ın yapıtları hakkında ayrıntılı bilgi edinme imkânı bulacaklar.

CANAN KİMDİR?

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’ndeki eğitimini 1998’de tamamlayan CANAN (1970), İstanbul, Amerika ve Almanya’da çeşitli misafir sanatçı programlarına katıldı.

Kişisel sergi ve projeleri arasında “Işıl Isıl Karanlık”, Rampa, Istanbul (2016) “Yalvarırım Bana Aşktan Söz Etme” Siyah Beyaz Galeri, Ankara (2014); X-ist’te gerçekleştirdiği “Türk Lokumu” (2012) ve “Bıyık Kedide de Vardır” (2010). Ayrıca "Tecrit" KIBLA Multimedia Center, Maribor (2010); “Bahname”, Masa Projesi, İstanbul (2007); “…nihayet içimdesin”, İstanbul (2000) yer alır.

Katıldığı karma sergiler arasında “Jameel Prize 4”, Pera Muzesi, Istanbul (2016) “Politische Kunst im Widerstand in der Türkei”, NGBK, Berlin (2015); Mother Tongue - Turkish Contemporary Video Art - Stiftelsen 3,14, Bergen (2015); Too early, too late: Middle East and Modernity Pinacoteca Nazionale di Bologna – Bologna (2015); “Komşular-Türkiye ve Çevresinden Güncel Anlatılar”, Istanbul Modern Sanat Müzesi, Istanbul (2014); “Haset, Huseumet, Rezalet” ARTER, İstanbul (2013); “Signs Taken in Wonder” MAK Museum, Viyana ve Kunstverein Hannover, Hannover (2013); “The Laboratory of the Future: TOGETHER / APART” CSW, Ujazdowski Kalesi, Varşova; "At the Bazaar of Gender: Feminine / Masculine", MUCEM, Marsilya (2013); "Avrupa Hakkındaki Senaryolar: Senaryo 3", GfZK, Almanya (2012); "Contre L’Histoire", Centre d’art de Fribourg, İsviçre (2012); “In What Language Shall I Tell You My Story” Stedelijk Museum Schiedam (2012) ve “Yolculuklar: Günümüzün Türkiye’sinde Gezintiye Çıkmak” Espace Culturel Louis Vuitton, Paris (2012); “ACT V: Power Alone”, Witte de With Center for Contemporary Art, Rotterdam; “Confessions of Dangerous Minds”, Saatchi Galeri, Londra (2011); “Hayal ve Hakikat” Istanbul Modern Sanat Müzesi (2011); “Rüya Gibi, Ama Senin Düşlediğin Değil: Türkiye’den Çağdaş Sanat”, National Museum of Woman in the Arts, Washington D.C (2010); “İstanbul Cool! Çağdaş Türk Sanatında Neler Oluyor”, Leila Taghinia – Milani Heller Galeri, NY (2010); “İnsan Neyle Yaşar”, 11. Uluslararası İstanbul Bienali, Istanbul (2009); “Global Feminizm” Brooklyn Museum, NY (2007).

CANAN İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

Son Güncelleme: 08.09.2017 08:44
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.