Hande Şarman'dan masalsı bir roman; "Aidiyet"

Gazeteci Yazar Hande Şarman kaleme aldığı Aidiyet'te, genç bir adamın ait olduğu yeri ve kayıp olduğunu hissettiği parçaları arama hikayesini masalsı bir dille anlatıyor.

Hande Şarman'dan masalsı bir roman; "Aidiyet"

Gazeteci Yazar Hande Şarman kaleme aldığı Aidiyet'te, genç bir adamın ait olduğu yeri ve kayıp olduğunu hissettiği parçaları arama hikayesini masalsı bir dille anlatıyor.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
12 Temmuz 2019 Cuma 09:23
Hande Şarman'dan masalsı bir roman; "Aidiyet"

Ulusal gazete ve yayınevlerinde editörlük ve yazarlık yapan Gazeteci - Yazar Hande Şarman, okuyucunun karşısına bu kez bir romanla çıktı. İthaki Yayınevi'nden

Haziran 2019'da çıkan Aidiyet, Hande Şarman'ın ilk romanı. 

Hande Şarman, annesi Itır Hanıma ithaf ettiği romanın önsüzünde şöyle diyor; "Hiç aklıma gelmezdi - kimin gelir ki- bir gün başıma şu

geldi: Bir zeytin ağacı bana fısıldayıverdi: “Hikâyemi dinle, hikâyemi anlat.” Altıncı gün oturup birazdan okuyacaklarınızı yazmaya karar verdim. Öylece

yazdım. Süssüz. Oyunsuz. Günlerce, haftalarca, aylarca yazdım. Yazdım bozdum. Beğendim beğenmedim. Oldu olmadı derken bir gün “bitti” dedim.

Artık Zeytin’in yanına gidiyorum. Hikâye anlatanlara da, dinleyenlere de, okuyanlara da selam olsun." 

NADA'NIN AİT OLDUĞU YERİ ARAMA HİKAYESİ

Aidiyet, genç bir adamın; Nada'nın ait olduğu yeri ve kayıp olduğunu hissettiği parçaları arama hikayesi. Çıktığı yolda karşısına çıkan herkesin

anlattıklarını dinlemek, anlamaya çalışmak ve bu sayede kendisini anlama macerası. Ağaçların Altında yaşayan Nada, ağaçların üstüne, suların altına,

ovalara gidiyor. Tanıştığı yol arkadaşlarından bazıları Selvi ağacı, kör bilge baykuş, medium, şaman, bir kraliçe, aşık bir ağaç perisi, mücevher ustası bir

kadın ve niceleri? belki de hepsinden önemlisi Prana? Aşık oluyor ve belki de bu sayede kendisini en derin biçimde sorgulamanın yollarını öğreniyor Nada.

Aidiyet, başkahraman Nada’dan yola çıkarak tüm insanlığın kendini bulma hikâyesini anlatan masalsı bir roman. Bu zamansız serüvende, bambaşka

diyarlarda tuhaf ama içten insanlarla karşılaşan Nada, ait olduğu yeri ararken birçok hikâye dinleyip kendini ve evrendeki yerini anlamlandırmaya

çabalıyor. Hakikatle yanılsamayı harmanlayan bu alegorik roman, bize mekânların önemsiz olduğunu, daima yanımızda taşıdığımız yüreğimizi dinlemeyi

ve ona dönmeyi hatırlatıyor.

“Adım Nada. Ağaçların Altı’nda doğdum, ancak hiçbir zaman buraya ait hissetmedim. Ağaçların Üstü’nü, Dağlar’ı, Ovalar’ı, Suların Altı’nı, diğer diyarları

görüp neden bu denli farklı olduğumu öğreneceğim. Aileme, yandaki komşuya, okuldaki arkadaşlarıma neden hiç benzemediğimi anlayacağım. Ona

tapsam da, deliler gibi sevsem de ve bu düşünce kırıntısı, bu şüphe beni kahretse de babamın gerçek babam olup olmadığını öğreneceğim. Başka bir

yere ait olup olmadığımı göreceğim. Merak ettiğim her şeyin peşinden gideceğim. Efsanelerin, söyletilerin ve anlatıların ötesini insan ancak kendi

gözleriyle görebilir, öyle değil mi?”

"İşte bugün yirminci doğum günüm. Planımı yaptım ve bizimkilerin hiç yapmadığı bir şeyi yapmaya, kendi macerama atılmaya karar verdim. Ağaçların

Üstü’ne çıkacak ve orada neler olup bitiyor kendi  gözlerimle görecektim. Bugüne dek sadece birkaç alışveriş için uzaktan, merdiven üzerinden muhatap

olduğum Ağaçların Üstü’nde yaşayanları iyice  incelemiştim. Kolları, bacakları, boyları benim gibi uzundu, sıcakkanlı insanlardı. Bizim Ağaçların Altı’nda

yaşayanlar gibi sürekli önüne bakan, içine kapanık, suratsız insanlar değillerdi. Onların manzarasının da çok güzel olduğu söylenirdi. Pek çok fotoğraf,

resim, heykel vardı ama kendi gözlerimle görmeliydim.

Yukarıda cadıların uçuştuğu, ejderha denen yaratıkların kol gezdiği söylense de, Ağaçların Üstü’nde şimşekler çakan, karanlık bulutların

dolaştığı kötü bir dünyanın olduğu anlatılsa da bunları kendim görmeliydim. Onlara benziyordum evet, ama bakalım ne kadar benziyordum? Söylemek zor

da olsa artık zamanı geldi: Buraya değil de oraya mı aittim? Kendimi bildim bileli ailem dediğim insanlar, benim gerçek ailem olmayabilir mi? Köklerim

daha yukarıda olabilir mi?"

HANDE ŞARMAN KİMDİR?

İstanbul’da doğdu. Kadıköy Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Akademisi’nde lisans eğitimini tamamladı. Varlık Yayınları, Cumhuriyet Gazetesi, Okuyanus Yayınevi, Gözlem Yayınevi, Özyürek Yayınevi, Dünya Yayınevi, Sabah Gazetesi, Habertürk Gazetesi’nde editörlük, muhabirlik, köşe yazarlığı yaptı. Şiir, masal, röportaj ve haberleri pek çok farklı mecrada yayınlandı. Kahramanlar Kitabı ve Deli Öyküler adlı kitapta ve egoistokur sitesinde, Radikal Kitap’ta öykü, masal ve yazıları yer aldı. Çok sayıda kitabın editörlüğünü üstlendi. Metin yazarlığı, yayın koordinatörlüğü, redaktörlük ve danışmanlık yaptı.

Şarman, son yıllarda yoga eğitmenliği ve yayın danışmanlığını bir arada sürdürmektedir.

Fantastik edebiyat, efsaneler, masallar ve yogaya merakı ve sevgisinin izlerini taşıyan Aidiyet, ilk romanıdır.

Son Güncelleme: 12.07.2019 10:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.