Fulya Ulusoy, "Kadın Kadına Destek Olmalı, Yeni Düzen Birbirimizi Yükselterek Olacak"

Galata’daki Georges Hotel Genel Müdürü Fulya Ulusoy, "Kadınlara çağrım, korkmayın, iş hayatına sonuna kadar girin, hedeflerinizi yüksek tutun, en üst seviyeleri hak ettiğinizi bilin, çok okuyun, çok öğrenin, hakkınızı arayın ve alın şeklinde olacaktır. Ve lütfen birbirinizi kollayın. Kadın kadına destek olmalıdır. Erkeklerin dünyasını kırıp elbirliğiyle yeni bir düzen kuracaksak bu ancak birbirimize sarılarak, birbirimizi yükselterek olacak."

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
15 Haziran 2020 Pazartesi 01:46
Fulya Ulusoy, "Kadın Kadına Destek Olmalı, Yeni Düzen Birbirimizi Yükselterek Olacak"

Başarılı iş kadınları röportaj serimizde bugün sizleri Galata’daki Georges Hotel’in Genel Müdürü Fulya Ulusoy ile tanıştırmak istiyoruz. 

 

Pazarlama, satış ve yönetimde 34 yıllık çok yönlü uluslararası deneyime sahip olan Fulya Ulusoy, Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler bölümünden 1990 yılında mezun olduktan sonra  yurt içinde ve yurt dışında Papetland, Koleksiyon, Eczacıbaşı İntema, QEFAL, Louis Vuitton, SmartNet Bilişim, Yellew Pages Türkiye ve Leadformance Bridge gibi şirketlerde bilgisayar yazılımından dijital dönüşüme, lüks ürün markalarından konaklama hizmetlerine kadar çok farklı sektörlerde yöneticilik yapan  başarılı bir iş kadını

 

2018 yılından bu yana İstanbul Galata'da bulunan Georges Hotel'in Genel Müdürlüğünü yapan iş kadını Fulya Ulusoy'un  uzmanlık alanları; lüks marka yönetimi, lüks satış ve pazarlama, lüks konaklama, otel yönetimi, dijital marka varlığı, tüketici analizi ve segmentasyonu, kurumsal ilişkiler, marka iletişimi, sosyal medya, sosyal farkındalık kampanyaları, web çözümleri, dijital medya, içerik yönetimi, dijital satış ve pazarlama, kurumsal pazarlama ve iletişim ve lüks perakende... 

Georges Hotel Genel Müdürü Fulya Ulusoy, İşte Kadınlar'ın sorularını yanıtladı. 

FULYA ULUSOY KİMDİR?

Eğitiminiz nasıl ilerledi?  

1968’te babamın görevi nedeniyle bulunduğumuz Sinop’un Ayancık ilçesinde doğdum. Bursa Anadolu Lisesi ’86 ve Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü ’90 mezunuyum.

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi?  

Aslına bakarsanız hiç bir zaman kariyer planı yapmadım ve neredeyse tamamen tesadüflerle ilerledim çalışma hayatında. İniş çıkışlarım oldu ve 34 yılda 3, hatta 4 sektör değiştirdim. Mesela şu anda ilk defa otelcilik yapıyorum. Son 2 yıldır, 2011’de kurulan, İstanbul’un en güzel butik otellerinden olan Galata’daki Georges Hotel’in genel müdürüyüm. 30+ yıllık iş ve hayat tecrübemi yansıtabildiğim böyle özel bir yerde olmaktan da inanılmaz büyük bir zevk ve tatmin duyuyorum.

PEK ÇOK SEKTÖRDE DENEYİMLİ BİR YÖNETİCİ

Hangi alanda uzmansınız, özellikleriniz neler, kısaca anlatır mısınız? Sizin mesleğinizi seçmek isteyen veya bu yolda ilerleyenler kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu konuda püf noktalarını paylaşır mısınız?

Az önce de belirttiğim gibi pek çok sektöre el attım. 1986’da üniversitede başlayan çalışma hayatımın ilk 15 yılını yine turizm alanında, “Gaming Industry” dediğimiz sektörde geçirdim. Bunun 12 yılında yurtdışındaydım. Çok önemli deneyimler, her şeyden önce özgür düşünce ve hareket kabiliyeti, ve hayata matematiksel bir bakış sağladı bu süreç bana.

Türkiye’ye 2001 yılında döndüm, hem de tam 11 Eylül 2001’de. İlk bir kaç ay tam bir kaos yaşadık global olarak biliyorsunuz. Ardından, şimdi maalesef kaybettiğimiz çok sevgili bir dostumun ısrarı ve vasıtasıyla lüks tüketim/perakende alanında yöneticilik yapmaya başladım. Bu benim için büyük bir şans oldu zira insanlarla, misafir/müşteri ve personel, bir arada, yan yana, kalp kalbe çalışmak benim için çok ama çok kıymetli. Ülkemizin ve dünyanın çok büyük markaları için yöneticilik yaptım 10 yıl boyunca.

Üçüncü safhada ise eskiden beri çok meraklı olduğum IT sektörüne geçtim ve burada da yine yerel ve uluslararası şirketlerle çalıştım. Çok da büyük zevk aldım, çok şey öğrendim. Hem en son teknolojik gelişmelere, hem de yepyeni, pırıl pırıl bir jenerasyonun yükselişine, hayatı algılayış ve yaşayış tarzlarına tanıklık ettim. Ve sadece Türkiye’de değil çeşitli ülkelerde gözlemledim bunu. Çok özel, inanılmaz hikayelerle dolu bir dönem oldu benim için.

Son olarak, 1 Mayıs 2018’den beri Georges Hotel’deyim. Belirttiğim gibi biriktirdiğim deneyimlerin tamamını yansıtabildiğim bir kanvas Georges. Kadim ruhu derin ve duyguları olabildiğince açık bir mekan.

İş hayatındaki kadınlarla kendi iş/hayat tecrübelerime dair paylaşmak istediğim şeyler nedir derseniz; hep öğrenin, hep yenilenin, hep kendiniz olun, hep iyi insan olun ve asla pes etmeyin, olacaktır.

TARİHE ESER OLAN BİR OTEL

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor. İşinizde tam olarak neler yapıyorsunuz anlatır mısınız? Yeni projeleriniz neler?

Georges Hotel Galata’da, Serdar-ı Ekrem Caddesinde, vaktiyle meşhur Doktor Avram de Castro’ya ait 2. Derecede tarihi eser statüsündeki bir binada hizmet veren bir butik otel. 2011’de Kerim Kamhi ve Alex Varlık tarafında hayal edilmiş ve yaratılmış, çok da muhteşem olmuş gerçekten. Her köşesi sanat, tarih, yaşanmışlık ama bir o kadar da modernizm ve işlevsellik taşıyan, terasından, çoğu odasından Adalar’a kadar Boğaz’ın, Topkapı Sarayı ve Ayasofya’nın göründüğü, her detayı ince ince tasarlanıp yerel ustalarca işlenmiş, adeta yaşayan, soluk alan bir mekan. Ben de bu küçük orkestranın şefiyim, diyelim. Bu alandaki armoninin kesintisiz ve kusursuz akışını sağlamak, bizimle bu deneyimi yaşayanlara en güzel anıları sunmak için gereken alt ve üst yapıyı hazırlamak benim işim.

Şu anda tek ve en büyük projemiz Georges. Gelecekte Georges’u marka olarak götürmek istediğimiz noktalar var elbette ama konuşmak için henüz erken.

İNSAN NEDEN ÇALIŞMALI

Çalışan kadın olmak ne demek nasıl açıklarsınız? Kadınlar neden çalışmalı?

Çalışan kadın, çalışan insan demek, başka bir anlamı yok bana göre. Kadınlar neden çalışmalı sorusuna gelince bunu “insan neden çalışmalı?” şeklinde yorumlamak isterim zira insan neden çalışmalıysa kadın da o sebeple çalışmalı. Üretmek, dünyayı daha yaşanabilir, güzel kılmak ve kendisini gerçekleştirmek için.

ATAERKİL VE DİNSEL BASKI EL ELE GİDER

Çalışan kadınların yaşadığı en önemli sorunlar sizce neler? Birkaç maddeyle sıralar mısınız?

Herkes üç aşağı beş yukarı bu sorunun yanıtını biliyor. Mutlaka, özellikle ataerkil ve dinsel baskı yaşanan toplumlarda, ki çoğunda bu ikisi el ele gider, yadırganma, dışlanma, baskılanma, aynı işi yapanlardan kadın olana daha az ücret verilmesi, taciz, yıpratma, emekten (evde ve işte) haksız faydalanma, yine işte ve evde sözlü ve/veya fiziksel şiddet çalışan kadının büyük sorunları. Ve bunlar sadece kadına has sorunlar da değil, çocukların, göçmenlerin, azınlıkların, görece eğitimsiz insanların çalıştırılmaları durumunda da benzer ayrımcılık, gizli ve açık şiddet ve baskı unsurları işliyor.

ÇALIŞAN KADIN SORUNLARI NASIL AŞAR?

Siz hangi engellerle karşılaştınız, tanık olduğunuz veya yaşadığınız enteresan durumlar var mı? Çalışan kadınlar- iş kadınları karşılaştıkları sorunlar nasıl aşabilir?

Kadın olduğum için herhangi bir engelle karşılaşmadım. Ama bu istisnai bir durum ve büyük bir şans. Pek çok kadın çok ama çok büyük zorluklar yaşıyor işyerlerinde ve özel hayatlarında.

Çalışan kadın kendisine sonuna kadar güvenirse, kendisini her konuda işinin uzmanı haline getirecek bilgiye sahip olmayı amaçlar ve bunu başarırsa, azmederse, kendisine ve yaptığı işin doğruluğuna inanırsa, çıkara dayanmayan, sağlam, düzenli iş ilişkileri kurabilir ve bu bağlantıların arkasında durabilirse, hak yemez ama hakkını arar, bulur ve alırsa, gerektiğinde sert, ihtiyaç olduğunda yumuşak, adaletli ve cesur olabilirse, ailesine işine gösterdiği özeni gösterir ve bundan da çekinmezse başarılı olabilir. Kadın olmak da zaten budur. Bunlar zaten bizim hayatta içinde yaşadığımız paradigmalar. Hayatımızın tamamına yansıtalım gücümüzü, yeter.

Kaçınmamız gereken şey ise “erkek gibi olmak”. O zaman baştan kaybediyoruz, zira değiştirmek istediğimiz modelin bir parçası oluyor, bitmeyen, bize ait olmayan bir rolü oynamak zorunda kalıp mutsuz oluyoruz. Ancak kendimiz gibi olursak kendimizi gerçekleştirme şansımız olur.

İŞ HAYATINDA KADIN OLMAK

HEDEFLERİNİZİ YÜKSEK TUTUN

İstihdamda daha fazla kadının yer alması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Kadınlara çağrım, korkmayın, iş hayatına sonuna kadar girin, hedeflerinizi yüksek tutun, en üst seviyeleri hak ettiğinizi bilin, çok okuyun, çok öğrenin, hakkınızı arayın ve alın şeklinde olacaktır. Ve lütfen birbirinizi kollayın. Kadın kadına destek olmalıdır. Erkeklerin dünyasını kırıp elbirliğiyle yeni bir düzen kuracaksak bu ancak birbirimize sarılarak, birbirimizi yükselterek olacak.

Bu konuda erkeklere düşen neyse kendileri araştırıp bulmalılar. Onu da biz öğretmeyelim, madem bu kadar başarılılar her konuda. 

Şaka bir yana, cinsiyetçilik bir hastalık, toplumun %50’sini hor ve küçük gören, diğer yarısını adaletsizce kollayıp yücelten bir illet. Öncelikle erkek yoğun sektörlerde bu konuda eğitim verilmesinin, şirketlerde cinsiyetçiliğin önüne geçilmesi adına programlar ve sertifikalandırmaya gidilmesinin gerekliliğine inanıyorum. Bu iş aslında hemen her zaman patronlarda bitiyor. Erkek işveren ve en üst seviyedeki erkek çalışanların eğitimi ve evrimi şart. Üst düzey yöneticilik hak edilerek elde edilmeli, bir erkekler kulübüne ait olmaktan geçmemeli o yol. Bu değiştiği zaman aydınlığa çıkarız. Burada bayrağı kadın girişimciler, işverenler, patronlar taşımalı; düzeni önce onlar değiştirmeli.

OTELİ HİÇ KAPATMADIK

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, evde neler yapıyorsunuz, iş bölümü nasıl?

Pandemi turizm sektörünü derinden etkiledi, hatta açık ara en fazla etkilenen sektör bizimki denilebilir havayolları ile beraber.

Biz Georges’u tek bir gün bile kapatmadık bu dönemde. Evden çalışma gibi bir durum da söz konusu olmadı tabii. Bizimki kişisel yakınlık, süreklilik isteyen bir sektör, işin içinde olmazsanız işin sahibi olamazsınız. Dolayısıyla buradayız ve bir aradayız çalışma arkadaşlarımızla. Dayanışma duygumuzun, birbirimize olan güven ve sevgimizin arttığı bir dönem oldu bu. Herhalde hiç ayrılmayız bundan sonra. Zor günler çok derin, sağlam bağlar geliştirmemizi sağlıyor.

Eve gelince; yalnız yaşıyorum, her iş bende başlayıp bende bitiyor. Kedilerim var ama onların eli işe pek yatkın değil.

TÜM HİJYEN ÖNLEMLERİ ALINDI

Oteller yeniden açılmaya başlandığında pandemi açısından hangi önlemleri alacaksınız? Beklentileriniz neler?

Otellerde doluluk yok denecek seviyede az. İçişleri Bakanlığı otelleri hiç kapatmadı ama bazı oteller kapılarını bir süre de olsa kapatmak mecburiyetinde kaldı giderleri kontrol altına almak adına.

Mart başı itibariyle otelimizde temizlik süreci pandemi koşullarına göre düzenlenmişti, zaman içinde DSÖ’nün yayınları doğrultusunda bu önlemleri ve personelin korunma yöntemlerini belirledik ve sürekli güncelledik. Şimdi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırlamakta olduğu, şu anda taslak halindeki otel ve restoran işletmeleri özelinde hazırlanan sertifika programının detaylarını inceliyoruz, bu programın resmi tebliğini bekliyoruz. Düzenlemelerimizi bu doğrultuda yapacağız, ötesine de geçeceğiz.

Otelimiz düzenli aralıklarla profesyonel bir şirket tarafından dezenfekte ediliyor, ortak mekanlar ve odalar özel ürünler kullanılarak temizleniyor ve arındırılıyor, personelimiz maske, eldivenle çalışmaya devam ediyor ve edecek. Misafirlerimiz için de ayrıca özel koruma amaçlı ürünler bulunduracağız onların seyahatlerinde huzurlu olabilmelerini sağlamak için.

2021'İN İLK 3 AYINDA CANLANMA GÖRÜRÜZ

Pandemi sonrası yeni normal hayatta sizce bizi nasıl bir hayat, ekonomi bekliyor?

Dediğiniz gibi bir yeni normalle karşı karşıyayız. Daha az sarılıp öpüştüğümüz, online alışverişi tercih ettiğimiz, evde yemek yapıp evde yediğimiz, neyin daha önemli neyin feda edilebilir olduğuna karar verdiğimiz ve ekmek pişirmeyi bile öğrendiğimiz bir dönem bu. Bizi nasıl bir hayatın beklediğini söylemek için erken ama belirtiler öyle gösteriyor ki daha içe dönük bir seçimler silsilesi hakim olacak hayatlarımıza.

Ekonomi konusuna gelince, ekonomist de fütürist de değilim ancak piyasayı kendimce anlamlandırmaya çalışacak, okuduklarımdan, katıldığım çok sayıda webinar ve çalışmadan çıkarım yapacak olursam; 2021 ilk üç ayında güzel bir canlanma görürüz, 2021 sonuna kadar 2020’de kaybettiklerimizi telafi edemesek de yavaş da olsa normale yaklaşırız. 2022’de yaşayamadığımız 2020 hedeflerimize erişir ve 2023’te de tekrar büyümeye başlarız. Tabii bu bendeniz amatör ekonomi meraklısının eğitimli fikri, doğrusunu hep beraber yaşayıp göreceğiz.

EDİTÖR NOTU... Bu röportaj Mayıs ayı başında gerçekleştirilmiştir. 

Son Güncelleme: 15.06.2020 10:09
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.