Dünya Şampiyonumuz Sümeyye Boyacı Avrupa Şampiyonu da oldu

Sümeyye Boyacı, Dünya Şampiyonluğu'nu kazandıktan 4 ay sonra Avrupa Şampiyonluğunu da kazandı.

Dünya Şampiyonumuz Sümeyye Boyacı Avrupa Şampiyonu da oldu

Sümeyye Boyacı, Dünya Şampiyonluğu'nu kazandıktan 4 ay sonra Avrupa Şampiyonluğunu da kazandı.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
19 Ağustos 2018 Pazar 13:05
Dünya Şampiyonumuz Sümeyye Boyacı Avrupa Şampiyonu da oldu
banner62

 Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü spor sporcusu Sümeyye Boyacı, İrlanda Cumhuriyeti'nin başkenti Dublin'de düzenlenen 2018 Avrupa Paralimpik Yüzme Şampiyonası'nda kadınlar 50 metre sırtüstünde 45.21'lik derecesiyle ilk sırada yer alarak altın madalya kazandı.

Kadınlar S5 kategorisi 50 metre sırtüstü finalinde yarışan 15 yaşındaki milli yüzücü Sümeyye Boyacı'nın en yakın rakibi ise yine kendisi gibi iki kolu olmayan Sevilay Öztürk'tü.

Yarışın ilk saniyelerinden itibaren Sümeyye Boyacı ve Sevilay Öztürk yarışı en önde ve başa baş götürdü.

Son saniyelerde ise Sümeyye Boyacı atağa kalkarak rakipleriyle arasını açarak 45.21'lik derecesiyle birinci oldu.

Diğer milli yüzücülerimiz Sevilay Öztürk dördüncü, Özge Üstün ise yarışı 8. sırada tamamlayabildi.  


 

O ZATEN DÜNYA ŞAMPİYONU

Sümeyye Boyacı geçen yıl İtalya Verona’da düzenlenen Gençler Avrupa Paralimpik Oyunları’nda yüzmede 1 gümüş ve 1 bronz madalya kazanmıştı. Boyacı, Aralık 2017’de Meksiko City’de gerçekleştirilen Paralimpik Dünya Şampiyonası’nda ise yüzme branşında büyük rakipleriyle girdiği mücadelede 0,23 salise farkıyla madalyayı kaçırarak 4. Olmuştu.

5 yaşından bu yana yüzücü olan Sümeyye Boyacı, 26-28 Nisan 2018 tarihleri arasında Brezilya'nın Sao Paulo kentinde yapılan Açık Su Yüzme Dünya Şampiyonası'nda ise büyük başarı elde ederek sırt üstü yarışlarda 45,92'lik derecesiyle dünya şampiyonluğu kazanmıştı. Aynı şampiyonanın 50 metre kelebek stilinde de 3'üncülüğü elde ederek bronz madalyanın da sahibi olan Sümeyye'yi Eskişehir'e döndükten sonra ilk olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen makamında kabul ederek kutlamış ve Boyacı'ya Cumhuriyet altını vererek başarılarının devamını dilemişti.

Sümeyye Boyacı, doğuştan iki kolu olmadığı halde azimle çalışarak hem Dünya hem de Avrupa Şampiyonluğuna uzanması kendisi gibi engelli olanlar ya da olmayanlar için Sümeyye Boyacı'nın ilham kaynağı olan hayat hikayesini sizler için derledik.

 

SÜMEYYE BOYACI KİMDİR?

Sümeyye Boyacı 5 Şubat 2003'te Eskişehir'de doğdu. İki kolu olmadan ve kalça kemiği çıkık bir şekilde dünyaya gelen Sümeyye, ayaklarını elleri gibi kullanarak büyüdü. Yüzmeye ise 5 yaşında başladı. Bakın yüzme macerasını nasıl anlatıyor Sümeyye; "Yüzmeye 5 yaşında başladım ve 10 yıldır da devam ediyorum. Brezilya'daki yarışmada genel klasmanda dünya birincisi ve üçüncüsü oldum. Bu yarışma bizim çok büyük bir fırsat oldu. Antrenörümün, ailemin burada destekleri çok önemliydi. Benim için çok büyük fedakarlık yaptı hepsi. Bol bol çalışarak bu dereceleri aldık. Bundan sonraki hedeflerim 2020 Tokyo Olimpiyatları ve ileride de ülkeme yararlı bir psikolog olmak. Herkes bir şekilde sporla uğraşması gerekiyor. Özellikle engelliler çok fazla çevreye dahil olmalılar. İnsanları bu konuda bilinçlendirmeliyiz."

Sümeyye Boyacı, yüzmede olduğu gibi resimde de başarılı bir çocuk. Alexander Pushkin’in Altın Balık adlı ünlü kitabının Türkçe çevirisi için bir resim yaptı. Yaptığı resim dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Rusya ziyareti sırasında sunuldu. 2009 ise sulu boya eserleri Moskova’da sergilendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlık yaptığı 2012 yılında Eskişehir ziyareti sırasında Sümeyye Boyacı ile tanıştı.

Emine Erdoğan’ın bir portresini yapıp hediye eden Sümeyye Boyacı, kendisinin de portresini yapmasını isteyen Erdoğan’a ise yaptığı bir ebru tablosunu hediye etti.

Sümeye Boyacı 2014 yılında ise ebru sanatı dalında ilk kişisel sergisini açtı. 

Sergi açılışında Sümeyye Boyacı "İlk kişisel sergim, 5 yıldır bu sanatı yapıyorum. Bayağı zor. En çok turkuaz rengini seviyorum. Yaldızı seviyorum, altın rengini seviyorum. Daha çok çiçeklere yer verdim. Büyüyünce avukat olmak istiyorum. Engelliler sosyal faaliyetlere katılabilirler." diyerek bir kez daha engellilere mesajını ulaştırıor. Ebru hocası ise onun için 'Azimli başarılı bir çocuk, kolaydan, basitten zevk almıyor, zoru seviyor." diyor. 

  

İKİ AYDA YÜZMEYİ ÖĞRENDİ

Sümeyye'nin annesi Semra Boyacı ise, O'nun yüzme sporuna nasıl başladığını şöyle anlatıyor; "Kızım 4.5 yaşındayken ayağına ilk kez boya fırçasını aldı ve çizdiği ilk resim bir çiçek olan güldü. Masallara olan tutkusundan dolayı kendi hayal gücüyle oluşturduğu masal kahramanlarını çizmeye başladı. Onun bu hayal gücü, Türk Hava Yolları'na kadar ulaştı. Şu anda bir resmi THY Müzesi'nde bulunuyor. Bir gün odasındaki akvaryuma dikkatli olarak baktığını gördüm. Daha sonra bana bakarak, 'Anne balıklarında kolları yok, bende onlar gibi yüzüp, deniz kızı olmak istiyorum' dedi. Ben de kızımın bu isteğini şimdiye kadar hep yanımızda olan Amine hanıma ilettim. Anemon Otel müdürlerinden Ahmet Yalçın ve yüzme eğitmeni Çiğdem Abaza'nın büyük özveri ve üstün gayreti neticesinde Sümeyye, 2 aylık kısa bir sürede yüzmeyi öğrendi."

Gelin Sümeyye Boyacı'yı Dünya Şampiyonu olduğunda Milliyet gazetesinde Özlem Ülkü’nün yaptığı röportaj ile daha yakından tanıyalım...

- 15 yaşında dünya şampiyonu oldun. Nasıl bir duygu?

Gerçekten çok güzel bir şey, mutluyum. Skor tahtasına baktığımda yaşadıklarım çok keyifliydi. Zaten asıl hedefim derecemi 45 saniyeye indirmekti. Bizlerde puanlama sistemi derecelerimize göre oluyor. Bu durumun tek karşılığı mutluluk.

- Yüzmeye başlamaya akvaryumdaki balıkları gözlemleyerek karar verdiğin yazıldı. Doğru mu?

Bu sözler bana ait değil. Yüzmeye başlamama annem karar verdi. Başlarda özel ders şeklinde alıyordum. 5 sene sonra Osmangazi Üniversitesi’nin kulübüne aldılar. Profesyonel anlamda yüzücülüğüm de bu şekilde 2013’te başladı. 2016 yılının haziran ayında Berlin’de milli sporcu oldum. Gümüş ve bronz madalya kazandım.

- Yüzmedeki branşın hangisi?

Asıl branşım sırtüstü. Berlin’in ardından Portekiz’e ve İtalya’ya gittim. Buradaki Avrupa Gençler Şampiyonası’nda sırt stilinde dünya ikincisi, kelebekte de üçüncüsü oldum.

- Suyun içindeyken kendini nasıl hissediyorsun?

Yoğun bir tempom var ve bazen yaşadıklarım beni strese sokuyor. Yüzmek benim için meditasyon gibi. Stres atmak için birebir. O yüzden kendimi hafiflemiş hissediyorum.

“Zaman makinesiyle yolculuk isterdim”

- Dünyada sahip olmayı istediğin en büyük şey nedir?

Zaman makinesi. En çok istediğim şey öyle bir şey görebilmek ve geçmişe gidebilmek. Geri dönebildikten sonra her yere gitmek isterdim.

-Yüzmeye yeterince değer veriliyor mu?

Maalesef, futbol dışında hiçbir spor dalına yeterince özen gösterilmiyor. Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’na destek olunsa o sporcular uçar. Sanat da aynı durumda. Bir şaire popçu kadar değer verilmiyor.

- Seni en çok rahatsız eden şey nedir?

Bazen yolda beni gören insanların “Vah vah” demeleri... Benim de herkes gibi yürümeye hakkım var. İnsanlar biraz dönüp kendilerine baksın.

“Psikolog olmak istiyorum”

- Başlarda neyi hedeflemiştin?

Dünyayı gezmek, yeni insanlar ve kültürlerle tanışmak. Bunu da yapabilmek için ya çok başarılı ya da çok zengin olman gerekir. Başarımı kullanarak dünyayı geziyorum. Şimdiki hedefim ise 2020 Olimpiyatları. Oraya gidebilmek ve milli marşımızı okutabilmek istiyorum. En büyük hedefim paralimpik oyunlarında yer alabilmek.

- Yakın zamanda müsabaka var mı?

3-4 Haziran’da Berlin’de World Series yarışları var. Benim kategorim S5. Türkiye’de bu alanda 30 civarında sporcu var. Burada birinci ben olsam da dünyada çok rakibim var.

- Aynı yarışın erkekler kategorisinde birinci olan isim yine bir Türk; Beytullah Eroğlu. Onunla ilişkileriniz nasıl?

Çok komik, şakacı biri. Çok iyi anlaşıyoruz. Turnuvalarda bana abilik yaptı. Birçok tavsiyesi oldu. Ama benim de ona gösterdiğim şeyler oldu. Mesela telefon kullanmasını bilmiyordu, ben gösterdim.

- Sen zaten ayaklarını çok iyi kullanıyorsun. Yaptığın resimlerle küçük yaşta başarılara imza attın...

Evet, 4 yaşında gül resmi yapmıştım. Evde benden başka kimse olmadığı için annem inanmak zorunda kalmıştı. 2008 yılında Rusya’da Türkiye’nin tanıtım yılı olması dolayısıyla benim yaptığım resim, Rus halk masallarına kapak oldu. Aynı zamanda orada sergi açtım. Bugüne kadar 10’dan fazla sergim oldu.

- Yeni bir sergi hazırlığı var mı peki?

Maalesef, dersler ve yüzme tüm vaktimi alıyor. Ama yüzmeden de önemlisi eğitim hayatım. Psikolog olmak istiyorum. Bir engelli olarak çok fazla deneyimim var. Başarılı olabileceğimi düşünüyorum.

- Şampiyonluk sayesinde dünyaya ne mesajı veriyorsun?

İnsanlar aslında istediği zaman her şeyi yapabilir. Kararlı biriyse yapamayacağı şey yoktur. Kimse hayata geldiği şekli seçemez. Başkalarının yargılama hakkı yok. Önemli olan mutlu olabilmek. Engelli olmam hiçbir şeyime engel değil. Bulunduğumuz durumu, faydamıza çevirebilmeliyiz. Ben hayata bacaklarımla sımsıkı sarıldım.

- Senin için “mucize çocuk” diyenler var. Ne düşünüyorsun bu tanımlama hakkında?

Kendimi mucize olarak görmüyorum ve yaşadıklarım bana çok ilginç gelmiyor. Ben bu şekilde dünyaya geldim. Hiç pes etmedim. Bazen çok yoruldum ama devam ettim. Çünkü maymun iştahlı biri değilim.

“Çok güzel mantı yaparım”

- Gündelik hayatını tek başına devam ettirebiliyor musun?

1-2 şey dışında her türlü özel ihtiyacımı karşılayabiliyorum. Yemeğimi yiyebiliyor hatta yapabiliyorum.

- En başarılı olduğun yemek hangisi?

Mantıyı çok güzel yaparım. Barbunya yemeğim ve gözlemem de çok beğenilir.

- Yüzme, resim, yemek... Başka ne meziyetlerin var?

Sergilerden kazandıklarımla kendime dikiş makinesi almıştım. Kıyafet dikebiliyorum. Tanıdığım bir terzi, “İleride bu dükkanı sana devredeceğim” diyor.

“Engelliler kabuklarından çıkmalı”

- Engelli olduğu için eve kapanan çok insan var. Onlara ne söylemek istersin?

Burada en önemli şey aile. İnsan büyüğünden ne görürse onu düşünür. Biz aslında farklı değiliz. Annem beni saklamadı. Nereye gittiyse yanında ben de vardım. Anne babalar, desteklerini hissettirsin. Ve özellikle engelli olarak dünyaya gelen ya da sonradan olanlara söyleyeceğim şey, evlerinden ve kabuklarından çıksınlar. Suçlu gibi hapis hayatı yaşamasınlar. Çünkü biz ne kadar evde kalırsak, insanlar da bizi görmemeye o kadar alışır.

Son Güncelleme: 21.08.2018 23:40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.