Arzu Tekir, "Kadınlar Engellere Değil, Hedeflere Odaklanın, Görünür Olmaktan Çekinmeyin"

Urbanite Venture Kurucusu Arzu Tekir, "Kadınlara çağrım; Engellere değil hedeflerinize odaklanın. Kendinize sürekli yatırım yapın ve destek ağınızı genişletin. İhtiyaç duyduğunuz konularda yardım alın. Görünür olmaktan çekinmeyin. Sizi birilerinin keşfetmesini de beklemeyin. Güçlendikçe gücünüzü paylaşın."

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
16 Haziran 2020 Salı 13:43
Arzu Tekir, "Kadınlar Engellere Değil, Hedeflere Odaklanın, Görünür Olmaktan Çekinmeyin"

Başarılı iş kadınları röportaj serimizde sizlere bir süre akıllı ulaşım teknolojileri, sürdürülebilir çözümler geliştiren şirketlere stratejik iletişim, iş geliştirme başlıklarında danışmanlık yaptıktan sonra 2019 yılı Mayıs ayında, akıllı şehir çözümleri geliştiren teknoloji şirketlerine ve yatırımcılara danışmanlık vermek üzere Urbanite Venture adlı kendi şirketini kuran başarılı iş kadını, Arzu Tekir'i tanıtmak istiyoruz.

Bir iş stratejisti olan Arzu Tekir, stratejik planlama, iş geliştirme, stratejik ortaklık geliştirme ve büyük ölçekli kamu ve özel sektör projeleri için milyonlarca fon geliştirme konularında iş tecrübesine sahip.

Amerika'da yerleşik Urbanite Venture şirketinin kurucusu ve CEOsu olan Tekir, Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) EMBARQ sürdürülebilir ulaşım programı ülke ofisini de kuran isimler arasında yer alıyor. WRI (World Resources Institute)'in Sürdürülebilir Şehirler programının Türkiye direktörlüğünü yürüttü.

WRI’da görev almadan önce İstanbul’daki teknoloji şirketlerine danışmanlık da yapan iş kadını Arzu Tekir, şehirler için teknoloji çözümleri üreten IT şirketlerinde Avrupa Birliği Projeler Koordinatörü ve Dış İlişkiler Direktörü olarak çalıştı. Projelerin finansmanını yönetti ve stratejik ortaklıklar kurdu.

Urbanite Venture kurucusu girişimci kadın Arzu Tekir, İşte Kadınlar'ın sorunlarını yanıtladı.

ARZU TEKİR KİMDİR?

Sizi tanıyabilir miyiz? 

İzmirliyim, İzmir’de doğdum. İzmir’de üniversiteyi okudum. Ege Üniversitesi İstatistik bölümünden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Ekonometri bölümünde yüksek lisans yaptım. İş hayatım boyunca da gelirimin bir bölümünü, zamanımın önemli bir bölümünü eğitime ayırdım.

Eşimle, Florida’da yaşıyoruz.

Kariyerinizi nasıl planladınız?  

Açıkçası benim üniversiteden mezun olduğum dönemde -yıl 99-, hemen hemen tüm arkadaşlarım bankacı, yatırım uzmanı olarak iş hayatına başladı. Kamuda çalışmak popüler olmaya ve uzun süreli iş güvenliği sunan bir alternatif olmaya başlamıştı. Ailenizde bir örnek yoksa, girişimcilik bir alternatif bile değildi. Bir yere girip çalışmanız beklenirdi o dönem. Ben biraz kişiliğime uygun işlerin neler olabileceğine kafa yorarak, deneyimleyerek nereden başlayacağıma karar vermek istedim.

Özellikle üniversitede okuyan veya yeni mezun olacak genç arkadaşlara fikir vermesi için paylaşmak isterim: Üniversitenin ikinci yılından itibaren ne yapmak ne tür işlerde çalışmak istediğime karar verebilmek için stajlar yaptım. Önce beyaz eşya üreten bir fabrikanın kalite kontrol departmanında, sonra bir bankanın serbest bölge şubesinde. Ücretli stajları ve hakikaten bir şeyler öğrenebileceğim, katkıda bulunacağım yerleri seçtim. Beyaz eşya firmasında iki yıllık ve dört yıllık üniversitelerde okuyanların aynı işi yapmalarına rağmen farklı ücretler almasına çok şaşırmış ve üzülmüştüm. Hepimiz öğrenciydik nihayetinde.

Sonrasında yaklaşık iki yıl bir bankanın serbest bölge şubesinde staj yaptım. şube yönetimi epey araştırdı bana nasıl ödeme yapacaklarını. Israrla böyle bir talebim olduğunu belirtmiştim, verilen çok sıkıcı bir işi tamamladığım ayın sonunda. Sanıyorum banka bünyesinde ilk ya da ikinci ücretle çalışan stajyerdim.

Emeğin, yaratılacak değerin ücretsiz sunulmasına o yaşımda da karşıydım ve hala aynı şekilde düşünüyorum.

Yüksek lisans öncesi, üniversiteden mezun olduktan hemen sonra pazarlama ve satış kabiliyetlerimi geliştirebileceğim ücretsiz eğitim alıp deneyim kazanacağım yerlere bakınca Türkiye’de yeni faaliyetlerine başlamış bir sigorta şirketinde finansal danışman olarak dört- beş ay çalıştım. Başarısız geçen ayların sonunda İzmir’deki 111 finansal danışman içinde ilk 10’a girdim ve işi bırakıp yüksek lisans derslerine başladım.

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi, yıllara göre hangi şirketlerde hangi görevlerde bulundunuz,

Bu tecrübeler sonucunda daha bağımsız çalışacağım, kendimi sürekli geliştirebileceğim ve kontrol edebileceğim işlerde çalışmaya karar verdim. İlkini lisede yaptığım kişilik envanteri testleri de çok yardımcı oldu, kendi kendime kariyer planlamamı yapmamda. Yetkinleştiğim alanlar; uluslararası iş geliştirme, stratejik ortaklıklar kurma, büyüme stratejileri, fon geliştirme ve stratejik iletişim.

Sürekli yeni bir şeyler öğrenebileceğim, tekrara düşmeyeceğim, beni farklı açılardan zorlayacak ve geliştirecek yerlerde olmayı, bana liderlik etme, yönetebilme, işleri büyütebilme özgürlüğü sunan işleri tercih ettim. Bağımsız, kendini ve ekibini sürekli daha iyisini yapmaya zorlayan bir yapım var. Bu yüzden kararlarımda beni özgür bırakan, bana tam anlamıyla güven duyan, ihtiyacım olan kaynakları sunabilen kurumlarda çalıştım, yönetim kurulu başkanları ile çalışma şansım oldu. Uluslararası iş tecrübesi de bana çok şey kattı. Dönüp kariyerime baktığımda, hep yeni bir departman kuran, işlemeyen bir şirketi, organizasyonu yeniden yapılandırıp üretken hale getiren, etki ve değer yaratabileceğim pozisyonlarda çalıştım.

Zaman zaman zorlandığım, hata yaptığım ve hızlı öğrendiğim kariyer yolculuğumda edindiğim tecrübe ve öğrendiklerim, bana istediğim anda bırakabilme ve beni heyecanlandıracak yeni bir şeye yeniden başlayabilme özgüvenini ve cesaretini kazandırdı.

2001 yılında bir yönetim danışmanlığı firmasında çalışmak üzere İstanbul’a taşındım. Burada çalıştığım dokuz aylık süreçte, tanıştığım Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürünün daveti üzerine Kadir Has Üniversitesi MBA programında dersler verdim ve aynı programda MBA öğrencilerine ders veren rahmetli Tuğrul Şavkay’dan Adab-ı Muaşeret dersleri aldım.

Aldığım iş teklifi sonrasında, 2002 yılında üç yıldır faaliyette olmayan bir danışmanlık şirketinin yeniden yapılandırılmasını üstlendim, o zamanki popüler unvanla Genel Koordinatör olarak çalıştım. Çok deneyimli isimlerle bir danışman- uzman havuzu oluşturdum. KOBİ’lere ISO 9001, Toplam Kalite Yönetimi, Tedarik Zinciri Yönetimi, Pazarlama ve CRM eğitimleri ve danışmanlık hizmetleri sunuyorduk. Haftanın yedi günü çalıştığım, bütün eğitimlere bizzat dinleyici olarak katıldığım, çok farklı sektörler hakkında çok şey öğrendiğim harika bir iki buçuk yıl geçirdim. Stratejik ortağımız olan bir teknoloji şirketinin yaklaşık 3,5 milyon EUR fon almasını sağladıktan sonra, projelerin finansmanı konusu ilgimi çekmeye başladı.

Teklif gelince 2005 yılında Meteksan Bilişim Grubu’nun AB Projeleri Koordinatörü olarak çalışmaya başladım. O dönemde AB ile ilişkiler hızla gelişiyordu, AB fonları, adaylık öncesi mali yardımlar üzerine Brüksel’de ve İstanbul’da çalışmalar yaptım. ITO ekibine Brüksel’de eğitim programları organize ettim, iki şehirde kültürel mirasın korunması projelerinin finansmanı konularında danışmanlık yaptım.

Bir süre New York’ta yaşamaya karar verip kısa bir süre yaşadıktan sonra, işler istediğim gibi gitmeyince döndüm, 2007 yılında bir başka bilişim şirketinin, Sampaş, Dış İlişkiler Direktörü olarak çalışmaya başladım. Yoğun bir şekilde akıllı şehir uygulamaları ve teknolojik çözümlere odaklanmış şirketin ARGE yatırımlarının hibe ve kredilerle yaklaşık 4 milyon $ finansmanını sağladıktan ve aynı dönemde bağımsız bir medya sitesi için de fon geliştirdikten sonra, tekrar Amerika’ya dondum ve New York’ta yaklaşık üç yıl yaşadım.

Yurtdışına bilişim ihracatı yapmak istedim, kriz oldu, biz ülke olarak teşvik programlarını henüz tamamlamamıştık. Bu planım gerçekleşmedi. Bu dönemde Amerika pazarına girmek isteyen şirketlere pazar araştırması projeleri yürüttüm. Obama yeni başkan olmuştu. Çevreye, yenilikçi teknolojilere (güneş enerjisi, enerji verimliliği…vb) büyük yatırım programları başlatmıştı. Mobil teknolojiler ve mobil iletişim hızla gelişiyordu. Bunlar çok ilgimi çekti.

Biraz topluma, çevreye katkıda bulunmak üzere çalışmalar yapabileceğim sivil toplum kuruluşlarını araştırdım. Dünya Kaynakları Enstitüsü (World Resources Institute) un Embarq Sürdürülebilir Ulaşım programında Operasyon Müdürü olarak çalışmak üzere 2011 Türkiye’ye döndüm. 2005 yılından beri çeşitli şehirlerle projeler yapan programın Türkiye ofisini kurdum ve yaklaşık yedi yıl boyunca Ülke Direktörü olarak yönettim. Önce sürdürülebilir ulaşım projelerine odaklı program, 2015 yılında şehirlere entegre çözümler sunmak için WRI Sürdürülebilir Şehirler Programı’na dönüştü ve şehirlerde enerji verimliliği üzerine projeler de yürüttük.

WRI’ın global strateji ve fon geliştirme takımında yaralan yedi direktöründen biri olarak çalıştım. Benim için harika bir tecrübe oldu. Artık yeni bir şeyler yapmak istediğimi fark edince, 2017 yılı Ekim ayında tekrar Amerika’ya taşındım. Bu dönemde dünyadan kadın liderleri seçip, liderlik programlarıyla güçlendiren Hillary Clinton’ın da kurucusu olduğu Vital Voices, Global Ambassadors Programına seçildim. Bu program tam da kariyerimi dönüştürme aşamasında bana yeni bağlantılar kurmak ve ne yapmak istediğime karar vermek noktasında çok yardımcı oldu.

Bir süre akıllı ulaşım teknolojileri, sürdürülebilir çözümler geliştiren şirketlere stratejik iletişim, iş geliştirme başlıklarında danışmanlık yaptıktan sonra 2019 yılı Mayıs ayında, akıllı şehir çözümleri geliştiren teknoloji şirketlerine ve yatırımcılara danışmanlık vermek üzere Urbanite Venture’u kurdum.

GİRİŞİMLERE DANIŞMANLIK YAPIYOR

Şirketinizin adı nedir, kendi işinizi kurmaya hangi yıl, nasıl karar verdiniz, neden bu şirketi kurdunuz, hangi alanlarda hizmet veriyorsunuz? Şirketi kurarken hangi engelleri, zorlukları yaşadınız, nasıl başa çıktınız? Şirketiniz bugün hangi noktada? Ödülleriniz, kitaplarınız var mı?

Urbanite Venture bir danışmanlık şirketi; akıllı şehir teknolojileri geliştiren startuplara yeni pazar fırsatları geliştirme, fon / yatırım ve iş geliştirme stratejileri konularında danışmanlık ve stratejik iletişim hizmetleri sunuyoruz. Tam bir yıl önce, 2019 yılı Mayıs ayında kurdum.

Burada şirket kurmak çok kolay. Benim için en büyük zorluk, yeni bir ülkede, yeni bir girişim kurmak ve bir yandan vize süreçlerini takip etmek dolayısıyla belirsizlikle baş etmek oldu. Çok hızlı ve yoğun bir yıl geçti, vize bekleme sürecinde son bir yıldır seyahat kısıtım olduğu için Avrupa ve Ortadoğu’dan aldığım konuşma davetlerine ve danışma kurulu üyesi olarak davet edildiğim AB projelerine katılamadım. Bu çözüldüğünde korona gündemimize girdi.

Şirket kuruluşunun onaylandığı gün ilk müşteriden teklifimizin kabul edildiği mesajını aldım. Çok kısa bir süre sonra, Arizona State Üniversitesi'nde, The School for the Future of Innovation in Society yüksek lisans öğrencileri için altı haftalık Akıllı Şehirler ve Küresel Kalkınma programını tasarladım ve online dersler verdim. Türkiye’den ve Florida’dan Startup'larla ve yatırımcıları ile çalıştık. Bu arada geçtiğimiz Şubat ayında “Blockchain for Smart Cities, Simplified” başlıklı bir e-Kitap yazdım. Çin’deki eski çalışma arkadaşım çok beğenince, Çince‘ye çevrilmesini teklif etti. Bunun sonrasında Çin’den bir grupla kısa süreli bir projeye başladık. Londra’da bir pazar araştırması şirketinin akıllı şehirlerde iletişim stratejisi geliştirmekle ilgili bir projesine danışmanlık yaptım.

ÇALIŞAN KADINLARIN SORUNLARI

Bir kadın olarak sizin gözlemleriniz deneyimleriniz neler, kadınlar iş hayatında hangi engellerle karşılaşıyor, çalışan kadınların sorunları neler? Birkaç maddeyle sıralar mısınız?

Kadınların erkeklere göre daha alıngan, eleştiriye karşı daha hassas ve ücret pazarlığı konusunda daha çekingen olduğunu gözlemliyorum. Çekingen bir şekilde yöneticinizin odasına girip ‘Para benim için önemli değil ama” cümlesiyle maaş artışı talep edeceğiniz görüşmeye hiç başlamayın sevgili arkadaşlarım; Yarattığınız değeri ölçün, kaydedin, başarınızı sahiplenin. Kendi başarınızı, ekibinizin başarısınızı herkesten önce siz kutlayın. Sizin sahiplenmediğiniz bir başarı, başkası için de değer görmeyecek.

Söz almaktan çekiniyor kadınlar. Bir toplantıda masada sessiz sedasız oturacaksanız, hiç oturmayın daha iyi. Elbette dinlemek önemli. Her zaman ön hazırlık yapmak, soracaklarınız ve söyleyeceklerinizi önceden planlamak, muhataplarınız, üzerinde tartıştığınız, müzakere ettiğiniz konu hakkında iyi araştırma yapmak önemli.

Bir grup da birileri beni keşfetsin, sessizce köşemde çalışayım düşüncesinde. Öyle bir dünya var mıydı, hiç oldu mu, emin değilim.

Geçen Mayıs ayında sorunuza cevap verecek bir içeriği ve impostor sendrom hakkında bilgileri ve kitap önerileri paylaştığım bir konuşma yapmıştım. Merak edenler bu linke tıklayarak izleyebilirler.   

KADINLARIN YOLUNU KAPATMAYIN

Kadın istihdamında daha fazla kadının yer alması için kadınlara ve erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Pandemi sürecinde de gördük; kadın liderler ülkeleri de çok daha iyi yönetiyor, şirketleri de. Son günlerde Amerika’da elli eyalette süren protestoları da kadın belediye başkanları, emniyet müdürleri ve savcıları çok daha iyi yönetiyor.

Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkenin, ekonomik zorlukların üstesinden gelmekte, refah seviyesini artırmakta insan kaynağının yarısını etkin bir biçimde kullanması şart. Bu konuda, pek çok sivil toplum kuruluşu çok emek verdi, şimdi ekonomik krizi, pandemiyi ya da genel politikalar bahane edilerek kadınların iş hayatından uzaklaşması kabul edilemez.

Erkek liderlere ve yöneticilere çağrım; kaynakların etkin kullanılması her alanda önemliyken ülke olarak, entelektüel sermayemizin yarısını oluşturan kadınların yolunu kapatmayın kâfi. Etkin performans yönetim sistemleri, eşit ücretlendirme sistemi kurun ve kendiniz objektif bir gözle karşılaştırın sonuçları.

Kadınlara çağrım; Engellere değil hedeflerinize odaklanın. Kendinize sürekli yatırım yapın ve destek ağınızı genişletin. İhtiyaç duyduğunuz konularda yardım alın; Linkedin şahane bir araç. Görünür olmaktan çekinmeyin. Sizi birilerinin keşfetmesini de beklemeyin. Güçlendikçe gücünüzü paylaşın. Geriden takip eden hemcinslerinizi yukarı çekin; eğitim almalarını teşvik edin, farklı mecralarda kendilerini göstermelerine, “kaslarını güçlendirmelerine” yardımcı olun. Varsa kurumunuzda liderlik programlarına katılmalarına teşvik edin, yeni bağlantılar kurmalarını sağlayın.

Bir de kültür ve sanata ilgili olmak, entelektüel birikiminiz de zorluklarla başa çıkma yolları bulmanızda, yeni ilişkiler kurmada ve iş dışında da mutlu hissedeceğiniz bir hayat kurmanıza çok yardımcı olur. Meraklı olmak, kendine yatırım yapmak iyidir.

KADIN GİRİŞİMCİNİN İŞİ BATIRMA LÜKSÜ YOK

Girişimci olmak isteyen kadınlar hangi sorunlarla karşılaşıyor, onlara tavsiyeleriniz neler olur?

Bir kere en başında, kadın girişimcilerin işi batırma lüksü yok. Erkeklerde işi batırıp yeniden kurmak daha kabul edilir; aile yardım eder, eş dost yardım eder, para bulunur, iş verilir bir şekilde yeniden başlaması desteklenir. Kadın bir işe giriştiğinde genellikle, başarılı olması bir sürpriz kabul edilir. Başarısız olması da ‘eh zaten beklenen’ bir şey.

Bir kere bu zihin yapısıyla başlıyor kadın. Sonra yatırım konusu var. Yatırımcıların çoğu erkek, yatırım alan girişimcilerin çoğu da erkek. Bugün bir fon yöneticisi bir kadın arkadaşımla yaptığım görüşmede kadın girişimcilerin kullandığı dilin erkeklerden ne kadar farklı olduğunu anlatıyordu; kadınlar daha genelden başlayıp, uzun uzun anlatıp sonuca giderken, erkeklerin bam bam bam konuları özetleyip, sadede geldiklerini anlatıyordu.

Biraz önce de söylediğim gibi ben engellerden ziyade hedeflere odaklı biri olarak, önünüze çıkan engelleri veya zorlukları görmezden gelip oldurmaya odaklanmak, hızla yeni fikirleri test edip pozisyon alabilmek, iyi bir networke sahip olup, kişisel markaya yatırım yapmak ilk önereceklerim. Bir de aklına güvendiğiniz kişilerden kişisel danışma kurulunuz olsun. Arada çıkmaza girdiğinizde, sizi olduğunuz yerden alıp, yukarıya taşıyacak kişiler olsun; modunuzu yükseltsinler, yeni bir bakış açısı sunsunlar, probleminize çözüm bulsunlar, yeni kapılar açsınlar…vb. Böyle bir destek mekanizmasının faydalarını çok gördüm bütün iş hayatım boyunca.

ZORLUKLARA DEĞİL HEDEFİNİZE ODAKLANIN

Başka kadınların öğrenmesi, rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınız olduğu konuda birkaç püf noktası paylaşır mısınız?

Kadın networklerine katılmayı çok faydalı buluyorum. Ben Amerika’da Vital Voices, Ellevate Network, DWEN gibi ağlara üyeyim, aktifim. Olabildiğince başka kadınlarla da bu ağlar üzerinden paylaşımlarda bulunmaktan, bildiklerimi paylaşmaktan keyif alıyorum. Burada öğrendiğim şey; Bir şey istemeden önce sendekini cömertçe ver. Türkiye’de Arya Kadın Yatırım Platformu, TurkishWiN, Girişimcilik Vakfı ve Kagider, mentorluk de dahil pek çok güzel programlar tasarlıyorlar. Son dönemde bence mentorluk biraz ‘overrated’ idi, şimdi küçük gruplarda benzer sektörlerde, profillerde çalışan profesyoneller ve girişimcilerin birlikte çalıştıkları takım çalışmalarının daha ön plana çıktığını gözlemliyorum. Ben de Ellevate’te bir takımın moderatörüyüm, çok faydalı buldum. Bu tür gruplarla iletişim kursunlar, kendileri gruplar kurup çalışabilirler de. Online çok kaynak var.

Linkedinden beğendikleri yatırımcı, girişimci kim varsa bağlantı kurup, yardım istemekten kendilerini tanıtmaktan çekinmesinler. Bunları anlatınca “sen çok dışa dönüksün sana çok kolay geliyor tabii.” gibi yorumlar alıyorum. Bildiğim yol, faydasını gördüğüm yol bu. Sosyal medya ile birlikte hepimiz kendi kendimizin birer PR şirketi olduk. Bu mecraları akıllıca, stratejik kullanmak lazım. Ben çok güzel iş teklifleri aldım, birlikte çalıştığım şirketler Linkedin den bana ulaşıyor, konuşma davetleri alıyorum…vs

Kendi deneyimlerinden öğrendiklerimi paylaşayım; Kişisel markanıza yatırım yapın. Bu konuda soruları olanlar bana ulaşabilir. Linkedin Social Selling Index’e bir bakmanızı tavsiye ederim. Değişime ve fırsatlara gözünüz kulağınız açık olsun. Değişim, dönüşüm noktalarında kariyer koçları ile çalışmak faydalı olur.

Eğer gerçekten ihtiyacınız yoksa, aynı vizyona sahip değilseniz ve dengeli bir sorumluluk ve yetkinlik dağılımını kurgulamadıysanız işinize ortak almayın. İyi düşünülmüş, yazılmış bir anlaşma metni hazırlamadan, ortaklık anlaşması imzalamadan, hiçbir ortaklığa, projeye girişmeyin.

Müşterilerim ve sektörden izlenimlerimle; girişimci oldunuz, ilk işiniz yatırımcı aramak olmasın. Önce kendi kaynaklarınızla, yakın çevrenizden bulduğunuz kaynaklarla ürününüzü mükemmelleştirmeye odaklanın, güveniniz artsın sonra büyümek için yatırımcı arayın. Yatırım almak, bir anlamda şirketinizden vermek anlamına geliyor. Avukatınızla en başında risklerinizi, şirketinizi, ürününüzü nasıl koruyabilirsiniz konuşun. Başlangıçta bazı maliyetlerden kaçınmak ileride size çok daha pahalıya mal olabilir.

Ekip üyelerinizin her biri sizin şirketinizin bir elçisi, “brand ambassador” diyelim, bu kaynağı iletişim ve pazarlamada iyi kullanmak özellikle startupsanız çok faydalı olur; farklı mecralarda kendilerini gösterecekleri (örneğin makale yazacakları, konuşma yapacakları) fırsatları geliştirin, olabildiğince etkinliklere aktif katılımlarını teşvik edin, stratejik networking nedir öğretin ve yeni bağlantılar kurmalarını teşvik edin. Ekip üyeleriniz kendi kişisel markalarını güçlendirdikçe sizin şirketinizin de değerini yükseltecektir.

Yatırımcı görüşmelerinde en önemli ikili; slayt ekibiniz ve finansal tablolarınız. Evet, hangi probleme çözüm bulduğunuz, pazar büyüklüğü…vs önemli ancak hikayenizle birlikte en önem vermeniz gereken yerler bu başlıklar.

“Pandemi sırası ve sonrasında yatırımcı bulabilir miyiz?” sorusuyla çok karşılaşıyorum; evet çok zor ama mümkün. Hep söylediğim gibi hedefinize odaklanın, zorluklara engellere değil. Bu süreç sonunda güvenle yoluna devam edecek olanlar, dayanıklı ısrarcılar ve kolay pes etmeyenler olacak. Bunu bir evlilik gibi düşünün, önce flört edin. Mesajlarınızı, misyonunuzu, varlık nedeninizi ve bu süreçte ve sonrasında kime hizmet ettiğinizi düşünün, yatırımcı sunumunuzu bunları gözeterek mükemmelleştirin.

Elinizdeki yetkinliklerle hangi yeni müşteri gruplarına hitap edebilirsiniz veya mevcut müşterilerinize yeni hangi çözümleri sunabilirsiniz konusuna zaman ayırmak, fikirleri hızlıca test etmek bu süreçte yolunuzu bulmanıza yardımcı olacak.

KADIN GİRİŞİMCİLER İÇİN YENİ PROJELERİMİZ OLACAK

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, sorunlarınız neler? Evinizde iş bölümü var mı? Pandemi sonrası için işiniz açısından planlarınız neler?

Neredeyse 10-12 yıldır deneyimlediğim bir şey uzaktan çalışma, evden çalışma. Ben sessiz ortamlarda verimli çalışırım. İlla kapısını kapatacağım bir odam olsun, az eşya olsun isterim. Açık ofisler ve kalabalık ortamlar bana göre değil. Dikkatim çok çabuk dağılır. 2005-2007 arası açık ofis deneyimim oldu ilk ve son kez, işlerimi hep akşamları ve hafta sonları yapmak zorunda kalırdım. Pek çok uluslararası projede ve farklı ülkelerden uzmanlarla ortak projelerde yer aldığım için de bu süreçte beni zorlayan bir şey olmadı. Velhasıl, evde olmaktan memnunum.

Günleri saymadım ama Mart ayı başından beri hiç dışarıya çıkmadık, eve de kimse girmiyor. Pandemiden bu yana her şey olduğu kadarıyla makbul bize; temizlik, yemek, evin düzeni. Alışverişi online yapıyoruz. Gelen malzemeleri temizlemek ve ayıklamak zaman alıyor, ortalık dağılıyor ama kendimizi çok sıkmıyoruz.

 Evet, zor bir donem, bunaldık, sıkıldık ancak bu kadar çok can kaybının olduğu, sağlıkçıların gece gündüz uğraş verdiği, işsizliğin arttığı bir dönemde şikâyet etmeyi çok ayıp buluyorum. Sağlıklıyız. Kâfi. Bunaldığımda kendimi balkona atıyorum, kitap okuyorum. Okyanus havası iyi geliyor. (Çay tiryakisi olarak, tomurcuk çay bitti, o kötü oldu.)

Geçtiğimiz haftalarda, epeydir görüştüğümüz Dubai, İngiltere ve Hindistan’da faaliyetlerini yürüten bir VR şirketi ile iş birliği anlaşması imzaladık. Beni çok heyecanlandırıyor bu proje, ona ağırlık vereceğiz. Bunun dışında işlerimiz epey yoğun Mart ayından bu yana, önceki dönemden farkı, kısa sureli daha çok yatırım ve fon geliştirme odaklı projeler. Covid- 19 sonrası için yine teknoloji startupları ve kadın girişimciler için planladığımız bazı yeni açılımlarımız olacak, onları da ürünler çıktıkça paylaşırım sizinle.

KORKUTUCU AMA HEYECAN VERİCİ BİR DÖNEM

Pandemi sonrası sizce nasıl bir hayat ve ekonomi düzeni bizi bekliyor olacak, neler değişecek veya değişmeli?

Dünya genelinde bir resesyon olacak. Haliyle hepimiz ekonomik olarak etkileneceğiz. Amerika’da 40 milyondan fazla kişi işsiz kaldı, neredeyse %19 işsizlikten bahsediliyor. Artan ölümler, eve kapanma, ekonomik kayıplar, çok fazla psikolojik travmaya sebep olacak diye düşünüyorum. Amerika halkının %34 unun anksiyete, depresyon ve başka mental rahatsızlıklardan muzdarip olduğunu okudum gecelerde Washington Post’ta. Biz krizlere aşılı bir milletiz, ailecek birbirini sahiplenme, kollama duygumuz yüksek, daha dayanıklıyız, pratik ve yaratıcıyız. Her koşulda bir çıkış yolu buluyoruz. Amerikalılar daha bireyci bir toplum olduğu için çok fazla etkilenecektir. Şimdiden milenialların bu krizden nasıl çıkacaklarına ilişkin endişelerin ifade edildiği makaleler, araştırmalar yayımlanmaya başlandı.

Tasarrufun, daha az tüketmenin, eldeki kadarıyla yetinmenin, sahip olduklarımıza şükretmenin ve her şeyden önce sağlığın ne denli önemli olduğunu anladığımız bir donemdeyiz. Sanırım daha bir yıl karantina koşulları ara ara gevşeyerek ara ara sıkılaşarak devam edecek.

Dijital dönüşüm şimdiden bir buzzword e dönüşmüş durumda.

Dünya neleri atlattı, bunu da atlatacaktır muhakkak. Ümitvar olmak lazım.

Açıkçası hepimiz, daha öncekinden çok daha farklı bir mantalite ile geleceği kurguladığımız, kurguladığımız geleceği yaşayacağımız bir döneme girdik. Bir yandan çok ürkütücü, bir yandan heyecan verici bir dönem.

 

 

Son Güncelleme: 20.06.2020 07:34
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.