Prof.Dr. Ali Beba, "Girişimci Kadınlar Eğitim Alın, İşinizi Tutkuyla Yapın, Çok Çalışın"

Beba İnovasyon ve Girişimcilik Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Ali Beba, kadın girişimciler için önemli tavsiyelerde bulundu.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
12 Eylül 2020 Cumartesi 13:49
Prof.Dr. Ali Beba, "Girişimci Kadınlar Eğitim Alın, İşinizi Tutkuyla Yapın, Çok Çalışın"

25 yıl çalıştığı PepsiCo'dan Kıdemli Başkan Yardımcılığı yaparken emekli olup August Leadership şirketinin ortakları arasında yer alan başarılı iş kadını Ümran Beba ile yeni kariyeriyle ilgili röportajımızın ardından kendisinden beni çok sevindiren bir email aldım. Ümran Hanım, eşi Prof.Dr. Ali Beba'nın İşte Kadınlar'a destek olmak istediğini ve kadın girişimciler için sitemiz üzerinden eğitim verebileceğini söyledi. Bu harika eğitimin nasıl olabileceği konusunda çalışmayı sürdürürken,  Prof.Dr. Ali Beba ile girişimcilik üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. 

ODTÜ mezunu olan Prof.Beba, yüksek lisans ve doktorasını Amerika'da tamamladı. 40 yıllık iş hayatında Procter&Gamble ve Dünya Bankası'ndaki çalışmalarının yanı sıra Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) gibi organizasyonlarda görev aldı. Ayrıca Türkiye, ABD, Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki üniversitelerde öğretim üyeliği yapan Prof.Dr. Ali Beba,  Özyeğin Üniversitesi’nde Girişimcilik Merkezi’ni kurup Akademik Direktörlüğü’nü yaptı. Goldman Sachs Vakfı’nın dünya çapındaki 100 Milyon Dolarlık “10,000 Kadın Girişimci Programı’nın Türkiye ayağını hayata geçirdi. 

Halen ABD’de yaşayan Prof.Dr. Ali Beba, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi olarak görev yapıyor, globalleşmek isteyen firmalara danışmanlık hizmeti veriyor. Beba İnovasyon ve Girişimcilik Vakfı’nın (www.bebafoundation.org) yönetim kurulu başkanlığını yürüten Prof. Dr.  Ali Beba, İşte Kadınlar'ın sorularını yanıtladı. 

TİCAT OLABİLMESİ İÇİN...

Girişimcilik nedir? Girişimci kimdir?

Girişimciliğin tanımını yapmak icin öncelikle “Ticat” terimini tanımlamakla başlamak gerek – çünkü “ticat” ve girişimcilik birbiri ile bütünleşen iki ayrı kavramdır. “Ticat” yeni bir buluş, icat veya yeni bir iş yapış tarzının ticarileşebilme potansiyeliyle çarpımından ortaya çıkacak katma değeri ifade eder. Yani yeni bir buluş ticarileşemezse bunun hiç bir bir değeri yoktur. Aynı şekilde ortada yeni bir buluş, ürün, hizmet, pazar veya süreç yoksa bu da herhangi bir değer yaratmayacaktır. Özetle, “ticat” olabilmesi için hem icadın hem de ticarileşme değerlerinin sıfır olmaması lazımdır.

Girişimcilik ticatın devamindaki süreçtir. Ticatın pazar(lar)a ve son kullanıcılara ulaştırılarak hem girişimciye hem de topluma ekonomik katkı değer elde edilmesi için gerekli faaliyetlerin tamamını kapsar. Girişimcilik serbest ekonomik düzen ile var olan tüm ülkelerde iki gruba ayrılır.

Birinci grupta klasik girişimcilik vardir. Örneğin, aynı veya farklı mekanda yeni bir bakkal, kuaför, kuru temizleyici dükkanı açmak bu tür bir girişimciliktir. Bu gibi yerleri açmak için yüksek değerli bir ticata gerek yoktur. Sonuç olarak bunlar genelde yerel, küçük ve orta ölçekli kaldıkları için KOBİ ismi verilir.

İkinci grupta yer alan girişimcilik ciddi oranda ticat gerektiren, benzerleri olmayan ürün ve hizmetleri tüketicilere ulaştıran bir iş kurmaktır. Ticata dayalı girişimcilik yüksek katma değerli ürün ve hizmet üretebildikleri için ihracat, ciro, istihdam yaratma potansiyeli daha fazla işletmelerdir. Diğer yanda bunlarda kuruluş sermayesi çok daha yüksektir ve özellikle başlangıçta ciddi finans problemleri yaşanması ihtimali mevcuttur.

Her iki grup girişimcilik de saygın ve gerekli aktivitelerdir. Ancak ticata dayalı girişimler yüksek katma değerli ürün ve hizmetler yönüyle ihracata daha açık olduklarından ülke ekonomisinin büyümesi ve güçlenmesi için daha etkilidir.

Girişimci denildiğinde çoğumuzun aklına kendi işini yapan, başına buyruk, cesur ve becerikli insanlar gelir ve bu bir dereceye kadar doğrudur. Ancak girişimciler sadece “Allah vergisi” ve doğuştan gelen bir takım özelliklere sahip insanlar değildir. Girişimcilik eğitim ve tecrübe ile öğrenilebilen bir meslek dalıdır.

Diğer bir yanlış algi da girişimcilik ile girişkenlik kavramlarının karıştırılmasıdır. Girişimcilik ile girişkenlik asla aynı anlama gelmez. Girişkenlikte ‘’dışa dönüklük” ön plandadır. Oysa başarılı girişimcilerin bazıları “dışa dönük”, bazıları ise “içine kapanık” olabilir. Bu iki kişilik tipi bir girişimcilik kriteri değildir. İçine kapalı olduğu halde doğru takımlar kurarak çok başarılı olmuş girişimciler vardır. Örneğin Steve Jobs dışa dönük girişimciler için bir örnek olurken Bill Gates daha içine kapanık bir girişimci profiline sahiptir.

GİRİŞİMCİLİK İŞSİZLİĞİ ÖNLEMEDE ETKİLİ

Neden girişimciliğe ihtiyaç var? Herkes girişimci olabilir mi?

Girişimcilik bir toplumun ya da ülkenin ekonomik büyümesinin can damarlarından biridir. Girişimcilerin pazara sunduğu yeni ürün ve hizmetler sadece içinde faaliyet gösterdikleri kategorileri büyütmekle kalmaz dolaylı veya dolaysız ilgili diğer sektörleri de hareketlendirirler. Örneğin, Hindistan’da 1990’lı yıllarda bilgi teknolojisi sektöründe ortaya çıkan yeni girişimlerle endüstri hızla gelişerek global çağrı merkezleri, network yönetim şirketleri ve donanım üreticileri gibi paralel sektörlerin de ciddi anlamda büyümesine yol açmıştır.

ABD'de küçük işletmeler GSMH’nin %50’sini üretmektedir. 20 kişi altında çalışanın olduğu şirketler ülkedeki toplam şirket sayısının %89’unu oluşturmaktadır. Yine bu girişimler, 2019 senesinde 1.5 milyon yeni iş yaratarak işsizliğin artmasını önlemede çok ciddi bir etkendir.

Ekonomik etkisinin haricinde girişimciler köklü sosyal değişimin de mimarları arasındadır. Akıllı telefonlar ve uygulamaların sadece son 10 yıl gibi kısa bir zaman diliminde insanların hayatını her anlamda nasıl değiştirdiğini hepimiz biliyoruz. Yuval Noah Harari’nin “Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens” kitabında anlattığı gibi insanlık hikayemiz son 30 yılda bundan önceki 3,000 yıla göre binlerce defa değişmiş durumda.

Girişimciliği bir kariyer alternatifi olarak düşünmek isteyen, etrafını çok iyi analiz edip problemleri tanımlayabilen ve bunlara uygun, müşterilerin para ödeyerek satın alacağı ürün ve hizmetler, yani çözüm fikirleriyle, gelme yetkinliğinde olan herkes girişimci olabilir. Daha önce söylediğim gibi, girişimcilik öğrenilebilen bir meslektir.

Girişimcilerin en temel ortak özellikleri şu şekilde özetlenebilir:

· Pazarlama ve satış yapmayı bilmeleri

· Herhangi bir ticatı işe dönüştürürken yatırım ve operasyonel maliyetleri iyi tanımlayıp hesaplayabilmeleri

· Finans kaynaklı riskleri paylaşabilecekleri ortaklıklar kurmaya özen göstermeleri

· Birbirini tamamlayan iyi bir ekiple yola çıkmaya dikkat etmeleri

 

GİRİŞİMİN BAŞARILI OLMASI İÇİN NE GEREKLİ?

Bir girişim fikrinin başarılı olabilmesi için gerekli olan kriterler nelerdir?

Ticat yapabilmek, bunu kalıcı kılabilmek, sürdürülebilir ve global hale getirmek icin olmazsa olmaz beş adet kriter bulunmaktadır:

               

              1.Ekip

     2.Yenilik

     3.Pazar

     4.Veri

     5. Sermaye

Ekip: Genelde “girişimci” denildiğinde akla “tek kişi” gelir. Oysa bu son derece yanlış bir algıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun, her girişim için başlangıçta en az iki kişilik bir takım ile yola çıkılması gerekir. Tecrübeler, start-up’lar için ideal sayının üç olduğunu ortaya koymuştur. Burada en önemli husus takımı oluşturan kişilerin birbirini tamamlayan yetkinliklere sahip kişilerden oluşmalarıdır. Örnek olarak bir kişi ürün veya hizmetin tüm teknik altyapısına hakimken diğer kişi finans ve muhasebe konularında uzman olabilir.

Yenilik: Günümüz dünyasında iki tür toplum mevcuttur:

· Bilgi ve teknoloji üretenler

· Bilgi ve teknoloji kullananlar

Bilgi ve teknoloji üreten toplumlar AR-GE faaliyetlerine önemli destekler vererek yüksek katma değerli ürün ve hizmetler tasarlayıp dünya ticaretinde ön sıralara çıkmayı başarırlar. Örneğin, Türkiye’nin halen en önemli ihracat kalemlerinin başında yer alan tekstil sektöründe yaratılan katma değerin bilgi ve teknoloji eklendikçe arttığı görülüyor. Pamuk ham madde olarak satıldığında ortalama $1.60/kg değere sahipken bunu eğer dünyaca tanınmış bir marka altında t-shirt olarak üretip pazarlarsanız, yaklaşık $44/kg değer yaratma imkânınız olabiliyor. Yani pamuk satmak yerine, bunu ham madde olarak kullanıp, işleyip, markalı bir ürün haline getiren bir girişimci yaklaşık 40 kat daha fazla değer yaratmış oluyor.

Pazar: Eger bir ürün veya hizmetin satılabildiği bir pazarı ve alıcısı, yani bunun için para verecek müşterisi yoksa bir girişimin başarılı olma şansı yoktur. Yeni bir ürün/hizmet ortaya koymadan önce, hedef müşteri kitlesinin çok iyi belirlenmesi gerekir. Bunun için de girişimcinin faaliyet konusu sektörü mutlaka araştırması, pazar trendleri, direk/dolaylı rekabet, satış/dağıtım kanalları, sektörü ilgilendiren kanun ve yürütmelikler, ve tabii potansiyel müşteriler hakkında en güncel bilgilere sahip olması gerekir. Bundan sonraki en önemli adım ise müşteri tercihini girişimcinin kendi ürün/hizmetinden yana kullanması için nasıl farklılaşacağı konusudur.

Veri: Yeni müşteri kazanmak, mevcut müşterileri tutundurabilmek, yaşam boyu müşteri değerini ölçerek müşterilerinin memnuniyetini ve, dolayısıyla, müşteri sayısını arttırarak müşterilerden daha fazla gelir elde etmek veri toplamakla başlar. Global başarı kazanmış girisimlerin arkasında veri toplamak ve toplanan verileri değerlendirme sistemleri vardır. Akıllı cihazlar, bulut teknolojileri ve her gün daha verimli hale gelen veri değerlendirme programları sayesinde girişimler anlam kazanmakta ve sürdürülebilir olmaktadır. Müşteri İlişkileri Yönetimi verimlilik ve rekabetçiliği artırmak için verinin en etkin kullanıldığı sahaların başında gelmektedir. Verinin çok önemli olduğu bir diğer alan ise kurumsal kaynak planlaması ve kapasite yönetimi alanlarıdır. Çünkü bu süreçte satış ve pazarlama, insan kaynakları, finans ve muhasebe ile tedarik zinciri boyunca gerçekleştirilen tüm aktiviteler tek bir veri tabanında birleştirilip pek çok alanda fayda elde edilir.

Sermaye: Sermaye varsa ticat hızlanır. Buradaki en önemli husus finansal planlamanın detaylı ve gerçekçi bir şekilde yapılmasıdır. Pek çok girişimcinin yaptığı en büyük yanlış fikirlerine aşık olup finansal planlama safhasında fazla iyimser tablolar çıkarmalarıdır. Burada çok yaygın yapılan bilinçli veya bilinçsiz hata gelirlerin yüksek, giderlerin ise düşük tutulmasıdır. Bunun sonucu olarak özellikle nakit akışı konusunda büyük problemler çıkabilir ve pek çok girişimin kuruluşunun ilk üç senesinde batmasının sebebi budur.

Girişimcilerin girişimlerini hayata geçirebilmeleri için destek alabilecekleri farklı finansman kaynakları bulunmaktadır. Bunlar direk yatırımcılar olabileceği gibi farklı devlet kurumlarının verdiği girişim destekleri de olabilir.

GİRİŞİMCİLER NEDEN BAŞARISIZ OLUYOR?

Yeni girişimcilerin yüzde 75-85'nin 1 yılın sonunda başarısız olduğu söyleniyor, neden başarısız oluyorlar?

Yeni girişimlerin yaklaşık %50’si 1 yılın sonunda ve %95’i 5 yılın sonunda başarısız oluyorlar. Bunun sebeplerinin başında %42 ile yeterli müşteri talebinin bulunmaması geliyor. Bunun için biraz önce sözünü ettiğim pazar ve müşteri ihtiyaçlarının çok iyi irdelenmesi, girişimcinin getirdiği yeni çözümün müşteri tarafından ilgi göreceğinin pazar araştırmasıyla kanıtlanması azami önem teşkil ediyor.

Başarısızlığın diğer en önemli sebebi ise %29 oranıyla yanlış finansal planlama yapılmış olması ve sermayeye ulaşamama konusu. Özellikle nakit akışında gelirlerin giderleri karşılayamaması bir çok girişimin sonunu getiriyor.

Diğer sebepler arasında iyi bir ekip kurulamamış olması ve rekabetçi olamamak sayılabilir.

Özetle başarısızlığın temelinde müşteri odaklı sebepler ve kaynakların iyi planlanmış olmaması konuları yatıyor.

ABD'DE GİRİŞİMCİLİK ÜLKENİN

ALT YAPISINI OLUŞTURUYOR

Dünyada girişimcilik ekosisteminde trendler neler, öne çıkan alanlar hangileri?

Girişimcilik ekosistemini oluşturan en önemli unsurlar Pazar, Finansman ve İnsan Kaynakları/Eğitim olarak sıralanabilir. Örneğin ABD’de, girişimcilik, ülkenin kültür altyapısını oluşturan, eğitim sisteminde orta okuldan itibaren işlenen bir olgu. “Amerikan Rüyası” olarak tabir edilen kavram tamamen girişimcilik ruhu üzerine kurulu bir olgu. Yaklaşık 2,000 üniversitede girişimcilik dersleri verilirken, 500 tanesinde girişimcilik fakülteleri bulunmaktadır.

Aynı şekilde Almanya, İsrail, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde girişimcilik özendirilirken, AR-GE harcamaları OECD ortalamasının çok üstündedir. Bunun sonucu olarak bu ülkelerin ihraç ettiği ürünlerin birim ağırlık fiyatlarına baktığınızda Güney Kore $3/kg, İsviçre $4.2/kg civarında iken Türkiye yaklaşık $1.6/kg seviyesinde kalıyor.

TÜRKİYE'NİN İHTİYACA EĞİTİM VE ÇIKIŞ

Türkiye girişimcilik ekosistemi ne durumda, karnesi nasıl?

Türkiye’nin ticat kültürünün temelini en iyi anlatan ifadeler “başıma icat çıkarma” ve “eski köye yeni adet getirme” şeklinde özetlenebilir. AR-GE’ye yapılan yatırım halen OECD ortalamasının altındadır. Buna ek olarak diğer bir ölçek olan ülke nüfusunda milyon kişiye düşen araştırmacı sayısına bakıldığında bu rakamin yaklaşık 1,000 seviyesinde olduğu görülmektedir. Bu da AB ortalamasının yaklaşık üçte biri.

Bunlarla birlikte son dört, beş senedir Türkiye’de güzel bir girişimcilik ekosistemi kurulmaya devam ediyor. Melek yatırımcı ağları, inkübasyon merkezleri, çeşitli STK’lar kuruldu; ancak bir miktar erken aşama Risk Sermayesi şirketi eksikliği bulunmakta. Diğer yandan daha stratejik bakarsak yatırım yapmamız, ilerlememiz gereken iki önemli konu mevcut: İlki eğitim - halen yaratıcı ve eleştirel düşünmede ciddi yol alma ihtiyacımız var. Girişimleri ilerletmek için böyle bir düşünce tarzı gerekiyor. Bu da üniversite, hatta, liseden başlıyor. Diğeri ise “Çıkış” yapabilme olanaklarındaki gelişme. Henüz Türkiye’de çıkış yapabilme imkanları çok kısıtlı. Bu kültür hem girişimci hem de yatırımcı tarafında henüz tam oluşamadı. Bu süreçler (M&A) Amerika ve İsrail’de çok oturmuş şekilde uygulanıyor. Firmanın potansiyeli yüksekse kesinlikle ölçeklendirilme imkanı daha fazla oluyor. Özellikle İsrail yerel bir örnek olarak bu konuda çok başarılı; uluslararası piyasaya “çıkış” yaparak başarı kazanmış çok sayıda Ticari İcat girişimi mevcut.

5 YILDA 10 BİN KADINA EĞİTİM VERİLDİ

Biraz 10.000 Kadın Projesi'ni konuşalım mı? Bu programda nasıl yer almıştınız ve hangi görevlerde ne kadar süreyle bulunmuştunuz? Neler yaptınız? Nasıl sonuçlar aldınız?

10,000 Kadın Projesi Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Akademik Direktörü olduğum dönemde hayata geçti. Goldman Sachs Vakfı tarafından dünyada 20’den fazla ülkede 10,000 girişimci kadına eğitm desteği vermek üzere 100 milyon dolarlık bu projeden maddi destek almak yanında, katılımcıların seçimi ile birlikte eğitim modülleri tarafımızdan hazırlandı. Beş yıl devam etti. Ortalama 1 milyon dolar mertebesinde yıllık katkı sağlandı. 340 civarında kaynaklara erişimi kısıtlı kadın girişimciye 6 eğitim modulü ile ortalama üçer aylık sürelerde eğitimler verildi. İş planı hazırlama, pazarlama, finans konularını kapsayan eğitimlerle kadın girişimciler işlerini, cirolarını ve istihdamlarını büyütebilme ve globalleşme fırsatı buldular. Şahsen programı başlatan ve ilk yıl için tüm alt yapıyı hazırlayan takımın başkanlığını yaptığım bu program katılımcılara olduğu kadar, üniversiteye ve ülkeye de önemli faydalar sağladı.

GÖĞÜN YARISI KADINLARIN

Kadınlar neden girişimci olmalı?

Bir Çin atasözü, “Göğün Yarısı Kadınlarındır” der. Gelişmekte olan ülkelerde özellikle kadınların girişimcilik ve yöneticilik yönlerini güçlendirmek, kadın-erkek eşitsizliğini azaltarak daha paylaşımcı bir ekonomik büyüme sağlamanın en önemli yollarından biridir. Global Economics Paper’in bir yayınına göre, kadınlara girişimcilik eğitimi verilmesi “…kişi başına düşen geliri 2030 yılına kadar tahminlerimizin %20 üzerinde arttırabilir.”

KADIN GİRİŞİMCİNİN ENGELİ ÇOK

Dünyada kadın girişimci ekosistemi ile Türkiye'deki kadın girişimciliğini karşılaştırdığınızda ne görüyorsunuz?

ABD’de küçük ölçekli işletmelerin %42’si kadınlar tarafindan kurulmuşken TÜİK 2017 verilerine göre Türkiye’deki kadın girişimcilerin oranı %15 olarak gözükmekte. Türkiye’de maalesef hala tutucu bir anlayış var ve kadın girişimcilerin hem sayısı az hem de karşılaştıkları engeller çok fazla. En başta girişimcilik konusunda eğitilmeleri gerek. Neticede girişimcilik eğitim ile büyür. “Elinin hamuru ile erkek işine karışma” anlayışının girişimcilikte yeri yoktur. Tam tersine kadın aklının karıştığı ortamlarda girişimci ekosisteminin zenginleştiği ve toplum refahının yükseldiği görülüyor.

ÇOCUKLAR GİRİŞİMCİLİĞE ÖZENDİRİLMELİ

Türkiye'de kadın girişimcilerin oranı erkeklere kıyaslanamayacak oranda az. Sizce oranın artması için neler yapılmalı?

Öncelikle kadınlarımızın girişimcilik ekosistemine girmeleri gerek. Bunun için de önlerindeki değer yargılarının değişmesi lazım. Bu da eğitim ile aşılabilecek uzun soluklu bir süreçtir. Israrla söylediğim gibi girşimcilik eğitim ile edinilebilen/öğrenilebilen yeni bir meslektir. İş modeli ve iş planı hazırlama, pazar araştırması, müşteri edinme ve tutma, finans gibi temel bilgiler eğitim ile öğrenilebilir. Küçük yaştan iitibaren (ilk öğretim) çocuklarımızın kız-erkek ayırımı yapmadan girişimcilik için özendirilmeleri şarttır.

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, KAGIDER ve Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı gibi kuruluşlar değerli hizmetler yapmakla beraber bu gibi devlet destekli sivil toplum örgütlerinin sayısının ve etkinliğinin artması bir diğer çok önemli yoldur.

SERMAYEYE ERİŞİM KARABASANDI

Bir iş kurmak isteyen kadınların en önemli soruna sermaye yokluğu. Hiçbir sermayesi olmayan kadınlar için Kosgeb'ten hibe desteği almak bile mümkün değil çünkü önce şirketi için harcamaları yapması gerekiyor ki başvurabilsinler. Cebinde hiç sermayesi olmayan kadınlar nasıl iş kurabilir? İşlerini nasıl ilerletebilirler?

Sermayeye erişim yakın geçmişe kadar her girişimcinin karabasını idi. Ancak bunun günümüzde hala sorun olmakla birlikte aşılabilen bir yere geldiğini görüyorum. Artık yeni iş fikri ile birlikte bunun ticarileşebilmesi için gerekli modeli geliştirenler sermayeye devlet destekleri yanında melek yatırımcılar vasıtası ile daha kolaylıkla ulaşabiliyorlar.

Ticat yapanların sermayeye erişimi her gün biraz daha kolaylaşıyor çünkü artık ticat yatırımın peşinden değil, yatırım ticatın peşinden koşmaya başladı. Akıl teri akıtan kadın girişimciler için sermaye konusundan ziyade üst düzey yetkinliklere sahip, etkili bir takım kurmak, geliştirdikleri yeni ürün veya hizmetin yeteri kadar büyük bir pazara hitap etme potansiyelinin olması ve ölçeklenebilmesi gibi unsurlar çok daha önemli sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Bunları doğru ve tam olarak yapabilen kadın girişimciler TÜBİTAK BIGG programından tutun da özellikle teknoloji alanında erken aşama yatırımlara odaklanan Revo Capital gibi pek çok kaynaktan faydalanma imkanına sahip olabilir.

TİCATA DAYALI GİRŞİMLERE İHTİYAÇ VAR

Genel olarak dünyada hangi alanlardaki girişimlere ihtiyaç var, kadınlara tavsiyeleriniz neler olur?

Katma değeri yüksek, uluslararası piyasalarda ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetler geliştiren, ticata dayalı girişimlere ihtiyaç var. Örneğin, özellikle, son dönemlerde bütün dünyayı negatif anlamda ciddi etkileyen Covid-19 virüsünün yarattığı problemlere çözüm sunan girişimlerin başarılı olma potansiyeli çok yüksek.

Bu yönde Amerika’da 2018 senesinde kurmuş olduğumuz Beba Inovasyon ve Girişimcilik Vakfı (www.bebafoundation.org) olarak Columbia Üniversitesi ile ortak bir iş fikri yarışması başlatmış durumdayız. Sağlık Teknolojileri, Sürdürülebilirlik, Tedarik Zinciri ve Lojistik alanlarında yeni iş fikirlerini bulup ödüllendirmek, bu genç girişimcilere yardımcı olmak istiyoruz. Bu alanlardaki girişimlere ihtiyaç büyük.

Kadın girişimcilere verebileceğim en önemli tavsiyeler şu şekilde sıralanabilir:

- Dünyayı devamlı olarak eleştirel gözlerle inceleyin, her an güncel kalın. Sorunları belirlemek çözümler üzerinde çalışabilmenin en önemli adımıdır.

- Mümkün olduğunca kendinizi girişimcilik konusunda eğitin. Bu yönde hizmet veren çok fazla kaynak bulunuyor. Günümüzde bilgiye ulaşmak oldukça kolay.

- İyimser ama gerçekçi olun. Özellikle ürün/hizmet – pazar uyumu, finansal planlama konularında detaylı çalışma yapın.

- Mümkün olan en iyi ekiple çalışın.

- Hatalar ve başarısızlıklardan ders çıkarıp, değişime açık olun.

- Yaptığınız işe tutkuyla bağlı olun ve çok ama çok çalışın. Elon Musk’in dediği gibi “…haftada 80-100 saat çalıştığınızda, haftada 40 saat çalışan birine göre onların 1 senede yapabildiğini 4 ayda yapabilirsiniz” ve bu da günümüzdeki aşırı rekabetçi ortamda başarının anahtarı olacaktır.

BAŞIMA TİCAT ÇIKAR

Başıma Ticat Çıkar kitabını neden yazdınız, kitapla neler anlatıyorsunuz? Gençleri özellikle de genç kadınları girişimciliğe nasıl yönlendirilebilir, onlara ne söylenirse, ne anlatılırsa girişimci olma motivasyonu yaratabilir?

Başıma Ticat Çıkar kitabını “Başıma İcat Çıkarma” ifadesine duyduğum tepkiden yola çıkarak ve özellikle iş aramak yerine iş kurmayı düşünen genç ve kadın girişimcilerin yollarına ışık tutması için yazdım. Kitap geçmiş on beş yılı kapsayan, Türkiye’den Çin’e, oradan Orta Doğu’ya ve nihayet Amerika’ya kadar giden uzun bir yolculuğun ve uluslararası birikimlerin sonucu dogdu.

Başıma Ticat Çıkar bir roman değil. Aslında bu kitabı daha sonra “Başıma Ticari İcat Çıkar” ismiyle lise 9-10-11. sınıflarda okutulabilecek bir kitap haline de getirdik. Toplam 7 bölüm altında girişimcilik konusunu A’dan Z’ye irdeliyoruz. Dördüncü bölümdeki “ticatin olmazsa olmaz beş şartı” başlığı altındaki bilgiler, altıncı bölümdeki iş modeli şablonu ve iş planı ile yedinci bölümdeki Endeavor destekli vaka analizlerinin mutlaka incelenmesi gereken bölümler olduğunu düşünüyorum.

Gençlere ve kadın girişimcilere vermek istediğim son mesaj aynı zamanda Beba Inovasyon ve Girişimcilik Vakfı’mızın da sloganı – Hayallerinizi Hayata Geçirin! Unutmayın, bir fikir gerçekten iyiyse, siz yapmazsanız başkası yapar.

ALİ BEBA KİMDİR?  

Prof. Dr. Ali Beba ODTÜ mezunudur. Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini ABD’de tamamlamıştır. 40 yıllık kariyerinde Procter&Gamble, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) gibi organizasyonlarda çalışmış ve Türkiye, ABD, Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki üniversitelerde öğretim üyeliği yapmıştır. Bir girişimci olarak Turkiye’de çevre alanında faaliyet gösteren şirketler kurmuş, Çevre Etki Değerlendirme raporları, ambalaj atıklarının toplanması ve geri dönüşümü gibi işler gerçekleştirmiştir.

Prof. Beba, Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde (HKUST) Inovasyon ve Girişimcilik Merkezi Direktörlüğü’nü yaparken, bölgede yüksek tanınırlık kazanan “HKUST Bir Milyon Dolar Girişimcilik Yarışması’nı yaratmıştır.

HKUST öncesinde, Prof. Beba Özyeğin Üniversitesi’nde yönetsel ve akademik rollerde çalışmış, Girişimcilik Merkezi’ni kurup Akademik Direktörlüğü’nü yapmıştır. Goldman Sachs Vakfı’nın dünya çapındaki 100 Milyon Dolarlık “10,000 Kadın Girişimci Programı’nın Türkiye ayağını oluşturmuştur.

Halen ABD’de yaşamakta olan Prof. Beba, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi olarak görev yapmakta, globalleşmek isteyen firmalara danışmanlık hizmeti vermekte, Beba İnovasyon ve Girişimcilik Vakfı’nın (www.bebafoundation.org) yönetim kurulu başkanlığını yürütmektedir. Prof. Beba’nın 100 kadar makaleye ek olarak, 6 kitabı ve “Girişimciler İçin Proje Yönetimi” adlı eğitim modülleri mevcuttur.

Son Güncelleme: 25.09.2020 09:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.