Şule Koçoğlu Ünal, "Ezildim, hata yaptım, çok çalıştım, dimdik ayakta durdum"

ICE Eğitim Danışmanlık kurucusu Şule Koçoğlu Ünal, zorluklar, engellerle ama aynı zamanda direnç ve azimle dolu girişimcilik serüvenini İşte Kadınlar'a anlattı. Kadın girişimcilerin en çok sosyal engellerle karşılaştıklarına dikkat çeken Şule Koçoğlu Ünal, "Ezildim, hata yaptım, öğrendim, çok çalıştım, dimdik ayakta durdum. Arkamızda bıraktığımız hayallerle yaşamak zorunda değiliz" diyor.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
07 Mayıs 2020 Perşembe 10:38
Şule Koçoğlu Ünal, "Ezildim, hata yaptım, çok çalıştım, dimdik ayakta durdum"

ICE Eğitim Danışmanlık Kurucusu Şule Koçoğlu Ünal'ın kendi işini kurmak için çıktığı yolda yaşadıkları şaşırtıcı, heyecanlı ve bir o kadar da ilham verici...

ODTÜ İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olmuş ama hep farklı işlerde çalışmış. Amerika'dayken oradaki kütüphanelerde gördüğü hikaye anlatıcılığını evde kızlarıyla hayata geçirmiş. Masalları oyunlaştırarak anlatınca kendi markası 'Mrs. Daphne Storytime'ı yaratmış. Şule, gönüllü projeleriyle 2012'den beri öğrencilere özgürlüğü, yaratıcılığı aşılayan hikayeleri kuklalarla oyunlarla anlatıyor. Amerika’da bulunduğu sırada eğitim sistemlerini incelemeyi de ihmal etmemiş. Oradaki okul seçeneklerini gençlerle buluşturmak için 2017'de şirketi ICE Eğitim Danışmanlık'ı kurmuş. Hatta online eğitim aracılığı ile Türkiye'deki bir okulda eğitim alan öğrencilerin aynı zamanda ABD'deki bir okuldan da diploma almasının yolunu açmış. Bir kadın girişimci olarak her türlü engelle karşılaşmış, ezilmiş, hiçe sayılmış, hata yapmış. Ama hiç yılmamış, öğrenmeye, dimdik ayakta durmaya devam etmiş. Çünkü "Hayat çok kısa ve ardımızda bıraktığımız ve vazgeçtiğimiz hayallerimizle yaşamak zorunda değiliz!" diyor.

Şule Koçoğlu Ünal'ı sizlerle başbaşa bırakıyorum. 

 

ŞULE KOÇOĞLU ÜNAL KİMDİR?

Eğitiminiz, hayatınız ilerledi?   

1978 yılında Çukurova’nın bereketli toprakları olan Adana’da dünyaya geldim. Anadolu Öğretmen Lisesi – İngilizce Bölümü ve ardından ODTÜ İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra aralarında Amerikan Hava Kuvvetleri, General Elektrik, Sabancı Holding olmak üzere uluslararası kurumlarda değişik departmanlarda ve görevlerde çalıştım.

Ailemin bir kısmının Amerika’da olması dolayısıyla, yazlarımı çocuklarımla yurtdışında geçiriyorum. 5 ve 8 yaşlarında, 2 kız çocuğu annesiyim; Defne Mina ve Rüzgar Eva Nefes. Eva Amerika’da doğdu dolayısıyla bir süre Amerika’da yaşadık. Amerika’da bulunduğum dönemler öncesinde ve sonrasında dünyanın değişik bölgelerine seyahat ederek eğitim sistemlerini gözlemledim.

Dedem ve Annem eğitimcilerdi; dolayısıyla 3. nesil eğitimci olarak kızlarım doğduktan sonra kendi alanım da olan eğitime yönlendim. Okullarda bir süre öğretmenlik deneyiminden sonra eğitim sistemleri üzerinde ve yurt dışı eğitim süreçlerinde bulunma kararı aldım 2016 yılından beri Uluslararası sistemler üzerinde çalışıyorum.

ŞİİRLER... HİKAYELER...

Küçük yaşlardan bu yana tiyatro oyunları ve şiir yazıyorum.

2004 yılında “Ben mi O mu?” isimli bir şiir kitabım yayınlandı. 2020 yılında “Adem Kaplanı” isimli Slow Poetry – Yavaş Şiir tarzında bir şiirim ve çizimlerini içeren bir Art Book yayınladım. Şu anda birbirinden farklı tarzlarda üç kitap projesi yürütüyorum. İkisini tamamladım, üçüncüsü üzerinde çalışmalarım devam etmektedir. İlk kitap, küçük yaştaki çocuklara hitap eden İngilizce hikaye kitabı, diğeri ise hayatımdan da kesitler içeren şiir, hikaye ve masal tarzlarını birleştirdiğim bir kitap. Kitabın yazım süreci tamamlanmış olup fotoğraf sanatçısı Didem Engin’in yazdıklarımı fotoğraflamasıyla multi-disipliner eğitim yaklaşımımı yazılarıma taşıdığım bir bütünlükte tamamlanacak.

Üçüncü kitap ise eğitim yaşantısında edindiğim bilgileri okurlar ile buluşturacağım bir eğitim kitabı olacak.

2011 yılında, Osmanlı Yemekleri konusunda uzman 100 yıllık restoran Hacı Abdullah’ta Osmanlı Yemekleri üzerine gönüllü çalışmıştım. Kendi çocuklarımla evde ekmek yaparak, yoğurt mayalayarak aslında geleneklerimizin, yemeklerimizin ve kültürümüzün aktarılmasının önemini vurgulamak ve devam ettirmek istiyorum. Halen, bir çocuk doktoruyla beraber, “Küçük yaşlarda çocuk beslenmesi” üzerine yazmakta olduğu kendi tarif kitabı üzerinde çalışmaktayım.

MRS. DAPHNE İLE GÖNÜLLÜ HİKAYE ANLATIYOR

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi?

Kariyer yolculuğuma mezun olduktan sonra İncirlik Hava Üssünde Irak savaşı dolayısıyla Amerikan Hava Kuvvetleri’nin müteahhit firması olan VBR da Üst Düzey Yönetim Asistanı ve Dosyalamalardan Sorumlu Müdür olarak başladım.

Sonrasında Kalite Güvence Uzmanı olarak hem ISO 9001 hem de Çevre Yönetim Sistemleri 14001 İç denetçisi oldum.

Daha sonra İstanbul General Elektrik’te Ofis Müdürlüğü, HR Uzmanı ve ISO 9001 İç Denetçisi oldum.

Türk Şirketlerine geçişim bu dönem sonrasında Sabancı Holding Yönetim Kurulu Asistanlığı ve Özel Kalem Departmanında bulunmam ile başladı. Yabancı Şirketlerde ne yaptığınıza bakarlar, değeriniz üretiminizle doğru orantıdadır. Bu vesile ile bir çok üstün başarı ödüllerim bulunmaktadır. 2012 yılından bu yana, Amerikan kütüphanelerinde kendi çocuklarımla tecrübe ettiği “Storytelling (Hikaye Anlatıcılığı)” sistemini Türkiye’de uygulamaktayım. Gönüllü olarak yürüttüğüm bu projeleri, Halk Kütüphanelerinde, sanat bienallerinde ve okullarda çocuklarla paylaştım. Bu esnada kendi markam olan Mrs. Daphne Storytime’ı da oluşturmuş bulunuyorum. İngilizce kitapların dekorları ve karakterlerinin kuklalarını yapmak suretiyle interaktif, çoklu zeka tabanlı ve multi-disipliner bir yaklaşımla kendi oluşturduğum metodolojiyi çocuklarla paylaşıyorum. Yaratıcılığın, özgürlüğün ve hayal gücünün eğitimin temelini oluşturması gerektiği inancımla hedefim çocukları bambaşka bir dünyaya götürerek onlarla bütünleşmek, öğrenmek ve en önemlisi de çocuk ruhumu korumak niyetindeyim. Şimdiye kadar bir çok K-12 Kurumundaki çocuklarla buluştum ve buluşmaya devam ediyorum. Markalaşma sürecim kitapları ve müfredatlaştırılma ile büyüyerek gelişecektir.

TÜRKİYE'DE İLK KEZ AMERİKA ONLINE ÇİFT DİPLOMA FIRSATI  

2016 yılında, yurt dışı eğitim danışmanlığı yapmak üzere kendi şahıs firmamı kurdum. Uluslararası seçkin kurumları ziyaret etmek kaydı ile temsilciliklerini alarak ve global yenilikleri ülkemize getirmeyi hedefledim. Geliştirdiğim projelerin Türkiye’de K-12 eğitim kurumlarının ihtiyaçlarına uygun hale gelmesi ile beraber, 17 yıllık uluslararası şirket deneyimlerimi de kullanarak, 2017 yılında ICE (International Cultural Education) Eğitim Danışmanlık ve Organizasyon Ticaret Limited Şirketi’ni kurdum. 2017 yılından bu yana dijitalleşen bir çağa ayak uydurmak adına online sistemler üzerinde çalışıyorum. Bu vesile ile Amerika’da bulunan online ve en önemlisi de akredite kurumların Türkiye’deki eğitim sistemleri ile bütünleştirmek kaydı ile 2018 yılında ülkemize Amerika Online Çift Diploma sistemini getirdim. Müfredatların kıyaslanması suretiyle eksik kalan derslerin online olarak alınmasıyla, öğrencilerin Türkiye’de mezun olurken Amerika’dan da diploma almasına imkan tanımış bulunduk. Halen, uluslararası öncü kuruluşların Türkiye temsilcilikleriyle, “kişilere ve kurumlara özel” butik hizmetler sunuyorum.

EVİN HER YANI KUKLALARLA DOLUP TAŞTI

Kendi işinizi kurmaya hangi yıl, nasıl karar verdiniz? Şirketi kurarken hangi çekinceleri, zorlukları yaşadınız, nasıl başa çıktınız?

2016 yılında bir yabancı bir üniversite danışmanına dosyalama ve form sistemi kurarken aslında bu işin yabancı dil öğrenimi ile ne kadar alakalı olduğunu gördüm. Ve bu vesile ile yurtdışında da birçok eğitim sistemini gözlemlediğim için eğitimci olarak yerine getirmem gerektiğini fark ettim. Kısa bir piyasa araştırmasının ardından aslında bu işi yapanların eğitim sektöründe hiç yer almadıklarını daha çok satış pazarlama olarak görüldüğünü anladım. Biz uzman olduğumuz alanda bir adım atmadıkça evlatlarımıza dokunan insanların maalesef onlara cevher gözüyle değil araç gözüyle baktıkları gerçeği apaçık karşımızda! Kapasitesi ve yaratım gücü fazlasıyla yüksek olan çocuklarımızın uluslararası platformda yer almaları gerekliliğini ve yabancı dil öğrenimini kendime görev edindim. Kızlarım henüz küçüktüler… Mrs. Daphne üzerinde çalışmaya başladığımda Mina henüz 18 aylıktı. Onlarla büyüdü… O dönem part time kızımın da eğitim alabileceğini düşündüğüm evimize 1 sokak ileride bir anaokulunda öğretmenlik yapmaya başladım. En büyük hayalim annemin bizlere yaşattığı gibi eğitimin içinde büyümemizdi, kızımı elinden tutup onunla okula gidebilmekti. Evlenmeden 2 ay önce annemi kaybetmiş aynı yıl çocuk sahibi olmuştum. Onu kendim büyütmek için tüm kariyerimi bıraktım. Ve yine onunla beraber yeni bir yola çıktım; bu defa eğitimini 8 yıl boyunca almış olduğum öğretmen olarak! Düşündüğüm kadar kolay olmadı! O ana kadar benden hiç ayrılmadığı ve kendisiyle vakit geçirecek aile büyüklerimiz olmadığı için her dakikamız birlikte geçiyordu. Okula gitmek istemedi, günlerce, aylarca koynumdan ağlayarak (iki taraflı bir ağlamaydı bu) onu başka öğretmenlerin eline bıraktım. Hep şunu düşündüm; artık kendi kendine bir birey olmayı öğrenme vakti gelmişti! Gözyaşlarımı o minik yavruların eğitimiyle, sevinçleriyle sildim… Yeni şeyler üretiyor, yeni yollara çıkıyorduk. Ben artık bir eğitimciydim…

Zorlu süreç hep devam etti ve alışmamız hep zor oldu. Bir kadın olarak ne olmamız, nerede ne zaman, nasıl yer alacağımızı bilmemiz gerekiyordu ve bunu bize hiçbir eğitim sistemi öğretmemişti. Annem yoktu, ablam Amerika’daydı, muhallebinin nasıl yapılacağını her seferinde unutuyor ve Amerika’daki ablamı arıyordum! O dönem onlarca tıp kitabı okudum, sağlıklı beslenme üzerine önceden de birçok çalışma yaptığım için, Mina’nın çocuk doktoruyla beraber bir kitap yazma sürecine girdim. Hep en iyisini yapmak istiyordum; iş hayatında iyi, evde iyi bir anne, eş! Bence bizi erkek çalışanlardan en fazla ayıran duygu budur! Hep iki arada bir derede acaba doğru mu yapıyorum hissi. Başarılı olmak ve yeni bir metod geliştirmek üzere yurtdışı deneyimlerimle kitapları ve şarkıları kuklalaştırarak onları canlandırmayı, elle tutulur gözle görülür hale getirmeyi hedefledim. Evin her yanı okul sonrasında eva kartonları, keçeler, ponponlar, straforlarla dolup taşıyordu. Mina ile hem eğleniyor hem üretiyor hem de gelişiyorduk. Bir hikaye anlatıcısı olma sürecim Amerikan kütüphanelerinden evimin her köşesine yayılmıştı.. Başardık, birlikte başardık; gösteriler, hikaye zamanları, şarkılar…

HİÇ KORKMADIM SADECE YOLA ÇIKTIM

Yavaş yavaş her şeye alışıyordum; eve gelip yemek yapmaya, kızımla ilgilenmeye, eşime vakit ayırmaya, kuklalarımı yapmaya ve hepsini bir arada yapıp kalan zamanda da uyumaya!! Bir yandan da yazmaya her daim devam ettim, hayatımı ifade etmenin, yaşamımı anlatmanın daha iyi bir yolu yoktu. Eşimin pilot olması dolayısıyla başka başka ülkelere gitme şansımız oldu; her daim sabah valizini toplayan ve öğleden sonra yola çıkmaya hazır bir anne olmuşumdur. Hiç korkmadım, hiç endişe duymadım; sadece yola çıktım. Ardından 2. Kızıma hamile kaldığımda bir süre daha ara vermek zorunda kaldım, sağlık problemleri dolayısıyla… Ve doğum için ablamın yanına gittim; o benim hem annem hem de ablamdı artık! Bir süre birlikte yaşadık ve Eva’m dünyaya geldi. Artık 2 çocuklu bir anneydim… Birini emzirirken diğerini tuvalete götürdüğümü hatırlıyorum. Uykusuz geceleri de.. Eşim çok yoğun çalışıyordu ve yurtdışında olduğu sürelerde tek kalıyordum. Hayat bana karşı hep cömert davrandı. Kendi işimi kurmaya karar verdiğimde tamamen kendi emeğimle olmasını tercih ettim ben emeğimi koyarken, birileri para koymuştu.. Piyasayı bilmiyordum, işe hakim değildim ve 2 kızım vardı. Ama kendime güvendiğim bir konu vardı; ben eğitimciydim ve herkes için en iyisini yapmak istiyordum. Şu sözleri duymuşluğum çok oldu; ‘Piyasada bunca kurt varken, nasıl böyle bir hayal kurarsın?’ Tam olarak bu soru; belki haklılardı! Ama yaptığım ve yapacağım işlere imzamı atmaya da kararlıydım. Çok yoğun bir süreç yaşadım, yeri geldi çocuklarımı bakıcılara bırakıp başka şehirlerde uyudum, tek gece her zaman sadece tek gece kalmışımdır başka bir şehirde. Onlarca proje geliştirdim, bilgisayarlarım doldu taştı. Şirketimi kurduktan 1 ay sonra 20 çocuğu Kanada’ya yolladım. Bu bir işaretti! Yabancı ortağımdan ayrılıp kendi başıma devam ettim. Başka kadın ortaklarım da oldu. Ve bu süreçte en çok da öğrendiğim şey; herkesi kendim gibi söylediği sözün arkasında duracak insanlar olarak addetmiştim. Arkamdan çok işler çevrildi ve çoğunluğu da kadındı. O kadar yoğun çalıştım ki ne kadar yalnız olduğumu fark edemedim. Amerika Online Çift Diploma projesini bir sürü maddi ve manevi güçlükler; evde ‘anne çalışmak zorunda mısın biz daha önemli değil miyiz?’ diyen evlatlarımın ağlamaları içinde kendime bir söz vermiştim! Bir kadın olarak ayakta kalacak ve başarılı olacaktım. İlk büyük projemi şirketimi kurduktan 1 yıl sonra hayata geçirdim. Ama her şey yeni başlıyordu ve ben bunu henüz bilmiyordum.

Yılmadım! Hiçbir zaman! Bu süreçte çok başarılı mı olmuştum? Başarı neydi? Kendimi sorguladım, hayatımı, yaptıklarımı, ailemi… Her şey suya düştüğünde bile, öyle düşündüğümde bile içimde hep bir umut ve yapmaya çalıştığım şeyin doğruluğundan eminliğim vardı. Ben hep dimdiktim ve ne olursa olsun kendi söz verdiklerimin arkasında durdum. Ve kızlarıma hep şunu söyledim; Ben bir kadınım; başaracağım bunu hepimiz için yapacağım ve siz de benim yanımda olacaksınız.

BİR KAPI KAPANINCA BAŞKA KAPI AÇTIM

Bir kadın olarak sizin gözlemleriniz deyenimleriniz neler, kadınlar iş hayatında hangi engellerle karşılaşıyor? Birkaç maddeyle sıralar mısınız? Tanık olduğunuz veya yaşadığınız enterasan durumlar var mı?

Kadınların en çok sosyal baskı yaşadığını düşünüyorum. Anne olmak, eş olmak ve bunun getirdiği her tür sorumluluğu yerine getirirken bir şeyler üretmeye, başarmaya çalışmak çok zor… Ayrıca kadınların da birbirine çok da destek olduğunu düşünmüyorum. Varlıklı bir ailede büyümedim, sosyal statümü ailemle getirmedim. Hep öğrendim, kendimi geliştirdim, hep çok çalıştım ve elbette bolca ezildim, aşağılandım, hiçe sayıldım. Büyük bir sermayem yoktu, arkamda güçlü tanıdıklarım yoktu.. Bunların bir önemi olduğunu çok gördüm ama hiç umursamadım. Bir kapı kapandı, başkasını açtım. Erkeklerin egemen olduğu ve kadınları bir kadın olarak gördüğü bir dünyada yaşıyoruz. Kendimize ağırlığımız kadar yer açmamız zaman alıyor. Bu süreçte de bana destek olan güzel yürekli insanlar da oldu; içimdeki cevheri görenler de, bana güvenenler de…

LEYLA ALATON "TAILS UP AND GO AHEAD" DEDİ

Enteresan bir sürü olay yaşadım elbet! Projelerimi kendilerinin yaptığını söyleyenler, küçük kapı arkalarında çok kahveler içip gönderildim. Çok hata da yaptım, kafam karıştı, yanlış kararlar aldım. Ama şunu düşünüyorum; yeterince çalışırsan ve dik durup devam edersen; Evren yolunda duran herkesi sen bir şey yapmadan kendiliğinde önünden çekiyor.. Ama yüreğim hep ter temizdi. Bence bu en büyük ödül.

Bir gün Sayın Leyla Alaton’la uçağa binmeden karşılaştık. Ufak bir kahvaltı yaptık. Müthiş bir kadın; ne soracağını çok iyi biliyordu. Kısa bir hayat analizinde sonra bana söylediği cümleyi hiç unutmam. Tails up and go ahead! (Kuyruğunu kaldır ve devam et!) verilecek daha iyi bir tavsiye olamazdı. Kendisine her zaman minnettarım.

KADINLARIN DEĞERİ ÇOK YÜKSEK

Kadın istihdamında daha fazla kadının yer alması için kadınlara ve erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Kadınların değeri çok yüksek; biz yaratıcı ve bulunduğu her ortamı güzelleştiren, yenilikler getiren bir cinsiyetiz. Hep düşünüyorum; doğurabildiğimiz için mi daha büyük üretimler yapmaya ihtiyaç duymuyoruz? Ya da kaybolup gidiyor muyuz? Bir sürü beyin, düşünce nerede ve nasıl kullanılıyor? Çocuklarını yetiştiren her kadın dimdik durabilmek için destek bekliyor… Bu dünyadan bir sürü muhteşem kadın geldi geçti ve hala da var; bu hayata katkıda bulunmamız kadın istihdamına bağlı. Umarım bunu görür ve gerekirse pozitif ayrımcılık yapmak suretiyle kadınlara destek olabiliriz.

KADIN GİRİŞİMCİLER YILMAYIN VAZ GEÇMEYİN

Girişimci olmak isteyen kadınlara tavsiyeleriniz neler olur?

Bir yol seçmek zorunda değiliz. Babam hep öğretmen olmamı isterdi. Hem aileme vakit ayırır hem de çalışırdım. Öğretmenlik muhteşem bir meslek ama ben eğitime dokunmak istedim. Kimsenin size bir şey vermesine ihtiyacınız yok; her zaman bir yolunu bulabilir ve hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Kendi başınıza olduğunuzu asla unutmayın. Yaptığınız işi iyi yapın yeter; başka kimseye ihtiyacınız yok. Olmadı mı? O zaman başka bir çözüm üretin ama yılmayın ve vazgeçmeyin! Sosyal baskılar, evde çocuklarından daha mı önemli diyen insanları göz ardı edin. Hayat çok kısa ve ardımızda bıraktığımız ve vazgeçtiğimiz hayallerimizle yaşamak zorunda değiliz! Bir de 3M Kuralını unutmayın! Mükemmel Mümküne Manidir. Bazen yoldayken görürsünüz, her şeyin mükemmel olmasını beklemeyin; siz onu zaten güzelleştirirsiniz!

TECRÜBE ETMEDİĞİNİZ İŞE GİRMEYİN

Başka kadınların öğrenmesi, rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınız olduğu konuda püf noktalarını paylaşır mısınız?

Olmayanı bulmak, eksikleri tamamlamak ve eğitimde çözüm olmak hedef olmalı. Bir eğitimciyseniz ve eksikleri görüyorsanız, sen mi yapacaksın diyebilirler ama sen yapmazsan başka kim yapacak? Kesinlikle yurtdışı eğitimde tecrübe çok önemli, fotoğraflar web siteleri çok göz boyayıcı; kendi görmediğiniz, tecrübe etmediğiniz hiçbir işe girmeyin. Ve sorumluluğunu aldığınız çocukların hayatlarını yaşayacakları tecrübelerin oluşturacağını unutmayın. Çok dikkatli ve deneyerek, emin olarak yol almanız gereken bir iş!

ONLINE PROGRAMLARIN ÖNEMİ ANLAŞILDI

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, sorunlarınız neler, pandemi sonrası için planlarınız neler?

Yurtdışı eğitimi danışmanlığı adı üzerinde yurtdışı süreçlerini takip ettiğim bir iş. Normalde yaptığım, yaz okulu, lise, üniversite işlemleri tüm ülkelerin sınırlarının kapanmasıyla gerçekleştiremediğim bir bölüm oldu. Bu dönemde hikaye anlatıcılığı markam Mrs. Daphne Storytime ile ilgili yaptığım çalışmalar da sekteye uğradı. Ama online programlara neden yöneldiğimi bu dönemde çok açık bir şekilde gördüm. Almış olduğum kararın doğruluğu, ön görülerimin doğru olduğunu görmek, dünyadaki sistemleri takip etmemizin ve Borderless (Bu yeni akım) Sınırların olmadığı eğitim kavramı üzerindeki çalışmalarımın önemi ortaya çıktı. Pandemi sonrasında da işimin büyüyerek ilerleyeceğini düşünüyorum. Okullar teknolojik eksikliklerini fark edip bir çözüm bulma yoluna gideceklerdir. Yaptığım çalışmaların kendilerine fayda olacağını düşünüyorum. Bu arada 3 tane kitap yazmış olmanın ve kızlarımla bol bol paylaşımda bulunmanın, projelerimin üstünden gitmemin sevincini yaşıyorum. Bazen manevi kazançların maddi kazançlardan daha üstün olacağını biliyorum. Gönlüm çok rahat ve içimde bir huzur var. Ürettiğim güzel projelerin duyurularını sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyor olacağım. Yaptığınız iş çok değerli bir kadının geçtiği yolların, yaşadığı zorlukların birileri için değerli olması ne kadar güzel bir duygu. Bazen ihtiyacınız olan şey sadece birilerinin ‘nasılsın?’ demesi olmaz mı? Sizlere böyle bir yola girdiğiniz ve kadınlara örnek yaratacak hikayeleri yayınladığınız için teşekkür ederim, hem de tüm kalbimle. 

...

Şule Koçoğlu Ünal'ın şirketi hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. 

Hem yurt dışı eğitim danışmanlığı hem de hikaye anlatıcılığı için ona ulaşmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

 

Son Güncelleme: 16.05.2020 11:39
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kemal Canan 2020-05-07 20:06:31

Çok güzel anlatmışsınız.
Bana “Cahil Hoca” kitabını hatırlattı: “Özgürleştirmeyen eğitim aptallaştırır!”