Bilim Kadını Özlem Dilek, "Akademide kadın olmak kolay değil, erkek hakimiyeti var"

University of District of Columbia Öğretim Üyesi Doç.Dr. Özlem Dilek, "Akademide kadın olmak kolay değil çünkü gittiniz kongrelere ya da kimya fakültelerinin geneline baktığınızda dünyada erkek hakimiyeti söz konusu. Onların arasından sıyrılabilmeniz için onlar kadar çalışmanız ve hatta onlardan daha iyi olabileceğinize fırsat sağlayacak imkanlar önünüze gelebilir. Önemli olan o fırsatları kollamak ve çalışarak, azmederek hak ettiğiniz yere gelmeye çalışmak en büyük tavsiyem olacaktır. " dedi.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
15 Haziran 2020 Pazartesi 01:00
Bilim Kadını Özlem Dilek, "Akademide kadın olmak kolay değil, erkek hakimiyeti var"

Dünyada üniversitelerdeki araştırmacıların sadece yüzde 30'u kadın. Giderek artan sayıda kadının üniversiteye kayıt yaptırmasına rağmen kadınların üniversite mezuniyetleri sonrası araştırma alanlarına daha az yönelmeleri nedeniyle bilim kadınlarının oranı aynı derecede yüksek değil.

Peki neden akademideki bilim kadınlarının sayısı erkeklerle kıyaslandığında daha az? Bu sorunun yanıtını yine araştırmalar veriyor; kadın olmaktan kaynaklı cinsiyet eşitsizliği. Kadının çocuk bakımında tek başına kalması ve ev işlerinde yalnızlaşması onun bilimsel araştırma yapmaktan uzak kalmasına neden oluyor. ABD'de yapılan ve Nature dergisinde yayınlanan araştırma sonucuna göre bilimde tam zamanlı iş yapan kadınların yüzde 40'ından fazlası ilk çocukları dünyaya geldikten sonra sektörden ayrılıyor veya yarı zamanlı çalışmayı tercih ediyor. Buna karşılık,  baba olan erkeklerin sadece yüzde 23'ü tam çalışma saatlerinden kaçınıyor ve ayrılıyor.  

Bu nedenle üniversitelerde erkek hakimiyeti söz konusu olsa da bilim kadınları hem kadın olarak engelleri aşıyor hem de yaptıkları çalışmalarla bilim dünyasına katkı sunmaya devam ediyorlar.

Onlardan biri de ABD'deki University of District of Columbia (UDC) Kimya bölümünde öğretim üyeliği yapan Doç.Dr. Özlem Dilek...

ODTÜ Kimya bölümünden mezun olduktan sonra kariyerine Amerika'da doktora çalışmalarıyla devam eden Özlem Dilek, Türkiye'ye dönüp 4 yıl çalıştıktan sonra araştırmalarına tekrar ABD'de devam etme kararı almış. Washington, DC’de University of District of Columbia’da (UDC) Kimya bölümünde biyokimya dersleri veren bilim kadını Özlem Dilek, bir yandan da kanser hastalığını erken evrede yakayabilen sistemler geliştirmek için araştırmalar yapıyor.  

ACS (American Chemical Society) tarafından Zappert ödülü olarak bilinen en iyi doktora oğrencisi ödülüne layık görülen bilim kadını Doç.Dr.Özlem Dilek'in 15’in üzerinde uluslararası bilimsel yayını ve kitap derleme yayınları bulunuyor.  

Doç.Dr. Özlem Dilek ile hem kendi kariyer yolculuğunu hem de akademideki kadın araştırmacıların yaşadığı sorunları konuştuk.  

 

ÖZLEM DİLEK KİMDİR?

Nerede, kaç yılında doğdunuz, hangi okullarda eğitim aldınız?

1973 yılında Ankara’da doğdum. Orta ve Lise egitimimi İzmit Kocaeli’de Özel Seymen Koleji’nde tamamladım. Sonrasında ODTÜ Kimya bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimi aldım. 2004 yılında ABD, State University of New York at Binghamton’dan tam burs ve asistanlık alarak ABD’ye kimyasal biyoloji alanında doktora eğitimimi tamamlamak üzere gittim.

ODTÜ KİMYA MEZUNU

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi?  

1999-2004 yıllları arasında ODTÜ’de master yaparken TÜBİTAK’ta uzman kimyager olarak çalıştım ve sonrasında istifa ederek 2004 yılında ABD’ye doktoraya gitmeye karar verdim. Doktora sonrası Cornell Üniversitesi ve SUNY Üniversitesi'nde toplam 3 sene doktora-sonrası çalışmalara devam ettim.

12 SENEDEN BERİ ABD'DE

2013’de Türkiye’ye döndüğümde İstanbul'da Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Tıbbi Biyokimya bölümünde Yrd. Doçent olarak göreve başladım. Sonrasında 2017 yılında radikal bir karar alarak akademik kariyerime ABD’de devam etmeye karar verdim. Bu süreçte Türkiye'de doçentliğimi aldım ve sonrasında sırayla ABD’de 2017-2019’da Maine’de Husson Üniversitesi, 2019 yılında Connecticut’da University of St Joseph’de Assistant Professor olarak biyokimya alanında öğretim üyeliği yaptım. Önümüzdeki Ağustos ayında da Washington, DC’de University of District of Columbia’da (UDC) Kimya bölümünde fakülte öğretim üyeliğine devam edeceğim.  

BİYOKİMYA DERSLERİ VERİYOR

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor. İşinizde tam olarak neler yapıyorsunuz anlatır mısınız, özellikleriniz neler? Yeni projeleriniz neler? Kitabınız, buluşunuz, ödülleriniz var mı?

UDC akademik lisans ve lisansüstü eğitim veren bir üniversite. Aynı zamanda kurumun Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi, Lombardi Cancer Center ile ortak yürüttüğü Kanser Biyolojisi alanında yüksek lisans programı var. Öğretim üyesi olarak öğrencilere biyokimya, ileri biyokimya ve organik kimya dersleri veriyorum. Bu öğrencilerin büyük bir çoğunluğu Pre-Med dediğimiz Tıp fakültesine gitmek isteyen öğrenciler oluyor.

ARAŞTIRMA ALANI MOLEKÜLER KANSER

Bir diger grup ise eczacılık ya da kimya ve biyoloji eğitimi alan öğrenciler olmakta.

Öğretimin dışında yoğun bir araştırma yapıyorum. Araştırma alanlarımın büyük bir odağı, kimsayal biyolojinin ilgili olduğu moleküler kanser ve inflamasyon araştırmaları üzerine. Araştırma grubumla labımızda organik kimyasal sentez, floresans prob tasarımları, spektroskopi, canlı hücre  çalışmaları ve ileri görüntüleme gibi  multidisipliner projeler  üzerine çalışmalar yapıyoruz.

 

KANSERİ ERKEN EVREDE YAKALAMAK

Çalışmalarınızı bizim anlayacağımız şekilde nasıl tanımlarsınız?

Bizim araştırmalarımız kanserde ve inflamasyon alanında moleküler düzeyde vücutta hızlı çalışan kimyasal tanı kiti geliştirmek. Kısaca amacımız labarotavutarda geliştirdiğimiz küçük akıllı floresan moleküller ile hastalığı ilk evrelerinde yakalayabilen sistemler geliştirmek. Bu teknikler hastalığın başlangıç aşamasında hücre içinde bazı kimyasal mekanizmaları çözmemize yardımcı olmaktadır.   

İki farklı araştırma  projemiz var. Birincisi; National Institute Health (ABD Ulusal Sağlık Örgütü ) ile ortak  sürdürüğümüz fotokimyasal sentez ve mekanizma çalışmaları. Bu çalışmaların amacı ilaç endüstrisinde sentezlenen ara ürün olarak kullanılan farmakafor ajanlarının mekanistik olarak geliştirilmesi ve ileri hücre içi görüntüleme de kullanımı üzerinedir.

İkinci projemiz; Benim daha önce Türkiye'de TÜBİTAK ve COST Avrupa Brilğii projeleri ile başlattığım ve ABD'de devam ettirdiğimi hücre içi inflamasyon ve kanser araştırmalarında kullanılmak üzere geliştiriğimiz floresan akıllı moleküllerdir.

 

Bu projenin alt konularından biri olarak geliştirdiğimiz hücre içi özel işaretleme tekniği buluşumuz yakın zamanda US patenti ile sonuçlanmıştır.   

ZAPPERT ÖDÜLÜ KAZANDI

2010 yılında doktoramı bitirdikten sonra ACS (American Chemical Society) tarafından Zappert ödülü olarak bilinen en iyi doktora oğrencisi ödülünü aldım. Halen 15’in üzerinde uluslararası bilimsel yayın ve kitap derleme yayınlarım var. 45’in üzerinde de uluslararası kongre sunumlarım var.

BİLİME TUTKUYLA BAĞLIYIM

Özelliklerim: Bilime ve akademiye tutkuyla bağlı biriyim. Öğrencilerim ve beraber çalıştığım kişiler beni çok azimli ama bir o kadar da hırslı bulurlar.  Enerjik bir yapım olduğu için ister istemez bu motivasyon öğrencilerime de yansıyor. Çalıştığım alan moleküler kanser ve inflamasyona bağlı kanser türleri… Hiç kolay bir alan değil. Bu işi yapabilmeniz için dünyada rekabete ayak uydurabilecek azminizin ve enerjinizin olması gerekiyor. Deney aşamasında fazla hayal kırıklığına uğrama olasılığınız olduğu için eğer bilimsel altyapınıza güveniyorsanız ve iyi çalışıyorsanız eninde sonunda başarı sizi er yada geç buluyor. Ben öğrencilerime hep şöyle tavsiyelerde bulunurum: “Çok zeki ve akıllı olabilirsiniz yada ders ortalamanız çok yüksek olabilir fakat iş araştırmaya geldiğinde çok çalışmadığınız sürece o zeka sizi bir yere maalesef götürmez” derim.

PROJELER HİÇ BİTMİYOR

Araştırmanızın ne zaman bitmesini öngörüyorsunuz? Başarılı bir şekilde tamamlanırsa tıbba, bilime nasıl katkı sağlayacak, ne olacak?

Bizim projelerimiz maalesef hiç bitmiyor. Elde ettiğimiz laboratuvar deney sonuçları bizi kanser veya inflamasyon gibi hastalıklarda çözmemiz gereken bir sonraki ilaç aşamasına yönlendiriyor. Hücre içindeki bazı biyokimyasal mekanizmaların çözülmesinin ileride kanser ve inflamasyon-bazlı kanser hastalıklarında hastaya özgü yan etkisi az ilaç geliştirilmesinde çok etkili olacağını  biliyoruz.

TÜRKİYE'DE KADROLAR TANIDIKLA DOLUYOR

Kariyerinize ABD'de devam etmek istediniz? Türk üniversiteleri ile ABD üniversiteleri arasında en önemli farklar neler?

Kariyerime ABD'de devam etme sebebim açıkçası eğitime, bilime ve yaşam stiline bakış açımdan kaynaklanıyor. ABD'de uzun yıllar kaldığımda farkettiğim en önemli olaylardan biri akademide ve bilimde çok fazla rekabet olayının olması. Eğer gerçekten bilimsel anlamda ciddi başarılı biri olmak istiyorsanız bu konuda kendinizi iyi yayınlar ve projelerle kanıtlamak durumundasınız.

ABD'de kimse durup dururken torpilinden yada tanıdğından dolayı üniversitede kadro alamaz, bunu görmek çok nadirdir. Eğer bu tip bir durum görülürse etik anlamda insanlarin kafasında soru işareti yaratır. Çünkü sistem böyle işlemiyor. Bu kadrolar için uygun adaylar, çok aşamalı ve uzun mülakatlar sonucu eleme yoluyla yapılmaktadır ve o yüzden de açıkçası bu tarz adil bir akademik profesyonel sistemi her zaman destekliyorum.

Türkiye'de maalesef birçok devlet üniversitesinde kadrolar tanıdıklar ve torpil sayesinde dolduruluyor. Kendim Türkiye'ye ilk döndüğümde bunu gözlerimle gördüm ve büyük hayal kırıklığı yaşadım. Bu zorlu süreçte İstanbul'da Altınbaş Üniversite Tıp Fakültesi'nde ilk akademik kariyerime başladım ve bu konuda gerçekten çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Çünkü Altınbaş Üniversitesinde çok kaliteli ve değeri öğretim üyeleri ve iyi bir öğrenci grubuyla çalıştım. Bu tecrübe beni akademik anlamda çok geliştirdi ve çok güzel dostluklar kurarak oradan ayrıldım. Benim için onların yeri her zaman ayrıdır.  

KALİTE TUTTURULAMIYOR

Türkiye'de ODTÜ'de okudum. Bence kimya alanında Türkiye'deki en iyi üniversitelerden biriydi ve dışarıdan gözlemlediğim kadarıyla da hala öyle. Türkiye'de üniversite sayısı eski yıllara göre çok çok fazla arttı ve bu zamanla eğitim kalitesinin düşmesine de yol açıyor.

Birçok özel üniversite finansal açıdan ayakta kalabilmek için belirli düzeyde kaliteyi tutturmakta zorlanıyor ve bu da mezun olan öğrencilerin ileride iyi bir iş bulmasında engel teşkil ediyor. ABD'de de çok farklı düzeyde üniversiteler var ama kalitede ve etik anlamda belli bir düzeyi tutturmak durumundalar.   

Bence Türkiye'de de çok fazla araştırma olanağı mevcut. Ben Türkiye'ye döndüğümde Avrupa Birliği ile TÜBİTAK projeleriyle araştırma yapmıştım. Türkiye'de yaşadığım en büyü sorun araştırmaya yönelik projelerde kalite öğrenci bulmak zor. Bulsanız da öğrenciler daha az vakit alan hafif tempolu pojeleri tercih ediyorlar çünkü Türkiye'de maalesef öğrencileri araştırmaya yönelik yetiştirmiyoruz ve sorun da burada başlıyor. Bu konuda öğrencileri suçlayamam ama akademideki sistemin değişmesi gerektiğini düşünüyorum.

ABD'de birçok araştırma fon desteği mevcut fakat kesinlikle bu destekler çok zorlu aşamalarla uzun vadade alınabiliyor. Şu anda ben de araştırma grubum için önümüzdeki yıllarda ABD'de NSF ve NIH araştırma desteğine başvuracağız. 

 

KADINLAR ENDİŞE EDİYOR

ABD üniversite camiasında hem öğretim kadrosundaki hem de öğrenci statüsündeki kadınlar cinsiyet eşitsizliği açısından hangi sorunları yaşıyor?

ABD'de de her ülkede olduğu gibi eşitsizlik durumları söz konusu oluyor. Özellikle temel bilimlerde kimya, biyoloji veya fizik gibi zorlu bilim dallarında kadrolarda yüzde 80-90'a yakınına erkekler hakim. Bunun sebebi üniversitelerin erkek akademisyen tercih etmesinden değil, aksine kadın öğretim üyelerini tam desteklemeye çalışıyorlar. Fakat asıl sorun kadınlarımızın zorlu akademi ortamına girmekten endişe etmesiyle ilgili. Ortamda erkeklerle birlikte aynı tempoda çalışmamız bekleniyor ve bir kadın olarak eğer çocuğunuz varsa ve evde eşiniz size yeterli desteği vermiyorsa bu tempoyu sürdürmek maalesef mümkün olmuyor. O yüzden de ABD'de temel bilimlerde akademide az sayıda kadın görüyoruz. Bu ayrıca kadın için bir tercih meselesi de. Benim tercihim bilimin peşinden tempoyla koşmaktı ve dünyaya tekrar gelsem yine aynı mesleği kesinlikle tercih ederdim.

Ben ABD'de kendim bariz psikolojik şiddet ve tacize uğramadım. ABD'de çalıştığım üniversitelerin çoğu zaten ırk, din ve kültür ayrımcılığı yapmayan profesyonel yerlerdi. Ama bu tip şiddet ve taciz durumları söz konusu olduğunda yasal anlamda üniversitelerde ciddi uygulamalar var ve bunlara çok dikkat edilmeye çalışılıyor.  

BİLİM İNSANI OLMAK İÇİN KENDİNİZİ SÜREKLİ GELİŞTİRMELİSİNİZ

Sizin mesleğinizi seçmek isteyen veya bu yolda ilerleyenler kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu konuda püf noktalarını paylaşır mısınız?

İşime ve bilime aşık bir insanım. Akademide olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü öğrencilere ve bilimsel araştırmaya büyük bir tutkum var. Hırslı ve azimli bir yapım olduğu için bilimsel teknolojileri trendlleri takip ederken zorlanmıyorum çünük akademi tamamen sürekli kendinizi geliştirmek, takip etmek zorunda olduğunuz bir alan. 

Özellikle ABD’de akademide kendinizi geliştirmediğiniz ve yeterli araştırma yapmadığınızda ilerlemeniz söz konusu olmuyor çünkü gerçekten yüksek oranda bir rekabet söz konusu. Bu yüzden de işine gerçekten sarılan, motivasyonu yüksek ve çabalayan çok çalışan kişiler için ABD yeterli imkanları sunuyor.  

Türkiye'de kimya alanını seçen öğrenci sayısının düştüğünü biliyorum. Çünkü herkesin kafasında bir kimyager olgusu var ve bu kişilerin sadece tekniker gibi çalıştığını düşünen insanlar var. Oysa ki dünyada kimya bölümünden mezun kişiler tıp alanlarına benim atladığım gibi araştırmacı olarak katılabiliyorlar.  Ya da ilaç firmalarında çok yüksek düzeyde kimya kökenli kişilere ihtiyaç duyuluyor.

TEMEL BİLİMLERE ÖNEM VERİLMELİ

Özellikle ülkemizde temel bilime yeterince önem verilmediğini düşünüyorum ve bu uzun vadede eğitimde çok büyük problemlere yol açacaktır.

Çünkü şu anda pandemi sırasında ABD’ye ya da gelişmiş ülkelere baktığınızda aşı çalışmalarının başında çoğunlukla bir kimya, biyoloji ya da fizik alt yapılı kişilerin olduğunu görüyorsunuz. Eğer Türkiye olarak bu alanda ön plana çıkmamız gerekiyorsa temel bilimlere çok fazla önem vermemiz ve tabii ki diğer ülkelerdeki gibi mezunlara fırsatların açılması gerekiyor. 

BİLİMDE BAŞARI UZUN VADEDE GELİYOR

Kadınlara bir tek tavsiyem var: Sevdiğiniz işi yapın. O zaman gerçekten büyük bir mutluluk duyuyorsunuz ve çabaladıkça ve çok çalıştıkça başarıya ulaşıyorsunuz.  Öğrencilere özellikle en büyük tavsiyem şu: Bilimde başarı çok uzun vadede geliyor.

Şans faktörü var ama çalışmadığınız, kendinizi o işe vermediğiniz sürece rekabette olduğunuz kişilerden sıyrılmanız zor. Öğrenciler kısa vadade para getirecek mesleklere yöneliyorlar ki bunda haklı oldukları taraflar var. Ülkemizde bazı mesleklerin diplomanız olsa bile size bir kazancı olmuyor.  O yüzden meslek seçimi yaparken kabiliyetinize, yeteneklerinize, kalbinize ve her şeyden önce  kendinize güvenin.

Eğer bu güven  konusunda problemlerinizin varsa bunları geliştirme üzerine çevrenizden bilinçli olarak yardım alın. Ailenizin desteği nin olması başarı da çok çok önemli bir  faktör.

Ailenizin desteği yoksa lise ya da üniversite hocalarınızdan destek ve fikir alın.

SPOR GÜVENİMİ ARTIRDI

Akademide kadın olmak ne demek nasıl açıklarsınız? Kadınlar neden akademi dünyasında, bilimin içinde olmalı?Akademi dünyasında kadınların yaşadığı en önemli sorunlar sizce neler? Siz engellerle karşılaştınız mı?

Kolej yıllarımda basketbol takımındaydım. Öncesinde gayet sessiz bir kız öğrenciydim.  Ardından ODTÜ'deki yıllarımda okurken yarı dönem çalışmaya başlamıştım. ODTÜ Spor Kulubü'nde step-aerobik dersleri vererek harçlığımı çıkartırdım ve bu kadın olarak benim kendime olan özgünevenim çok artırdı. ODTÜ Kürek Takımı'nda 3 sene görev aldığım süreçte takım çalışmasının, hırsın, çok çalışmasının ne demek olduğumu gözlerimle görmüştüm. Bu tip spor faaliyetleri bilimsel çalışmalarıma da çok destek olmuştur. Olaylara çok farklı açılardan bakmayı ve değerlendirmeyi öğrendim.  

AKADEMİDE KADIN OLMAK...

ÜNİVERSİTEDE KADINLAR... 

Akademide kadın olmak kolay değil çünkü gittiğiniz kongrelere yada kimya fakültelerinin geneline baktığınızda dünyada genelde erkek hakimiyeti söz konusu.  Onların arasından sıyrılabilmeniz için onlar kadar çalışmanız ve hatta onlardan daha iyi olabileceğinize fırsat sağlayacak imkanlar önünüze gelebilir.  Önemli olan bu fırsatları kollamak ve çalışarak, azmederek hak ettiğiniz yere gelmeye çalışmak en büyük tavsiyem olacaktır.

 

Ben de zorluklarla karşılaştım. Bir kongreye gittiğinizde kürsüye çıktığınızda size güzelliğiniz için bakanlar varsa konuşmaya başladıığınızda aklınızın ve bilginizin de olduğunu gösterecek düzeye getirebilme yetisi sizlerin elinde. Bunu yapabilmek kolay bir iş değil. Öncelikle öz güveninizin çok yüksek olması gerekiyor fakat boş özgüven değil. Alanınızda gerçekten iyi olduğunuz sürece karşınızdakinin erkek ya da kadın olması bir şey ifade etmiyor ve doğallığıyla size saygı duyulmasını sağlıyor.

 

KÖSTEKLEMEYE ÇALIŞANLAR OLABİLİR

Üniversitede kadınlar karşılaştıkları sorunları nasıl aşabilir?

Türkiye’de çalışırken özellikle bazı erkek ya da kadın öğretim üyelerinin çok genç olduğumu düşündükleri için küçümser tavırlarıyla karşılaşmıştım fakat çok umursamadım çünkü işime meraklı bir insan olduğumu için zamanla herkes birbirini tanımaya başlamıştı.

Başarıyı kösteklemeye çalışan ve çalışmadan bir yereler gelmeye çalışan hocalar olabilir. Bu tip hocalardan mümkün olduğunda uzak durdum çünkü bu sizin başarınızı engelleyebilecek ve moralinizi düşürebilecek durumlardan biri.

Bazen üniversite içi imkansızlıklar ya da kaoslar olabiliyor ama bu konularda biraz akademik gücünüz ve bilginizle bazı şeylere hakim olmanız söz konusu.

Kısaca etrafınızda  pozitif insanlar ve başarıya inanan yüksek motivasyona sahip insanlar toplarsanız başarıya ulaşmak çok zor değil.

 

ROL MODELİM ANNEM

Her kadının eminim örnek aldığı ya da kendine rol çizdiği kişiler vardır. Benim rol modelim ve en büyük destekçim canım  annemdi.

Babamı çok küçük yaşta kaybettiğim için beni tek başına yetiştirdi. Onun verdiği azim ve emekle bugünlere gelebildim.

Beni her konuda desteklemenin dışında kadın olarak başaramayacağım şeyin olmayacağına beni inandıran kadındır O.

Karşımda kolay ezilmeyen, ileriyi çok hızlı görebilen, yenilikçi, güçlü ve enerjik bir annemin olması benim en büyük şanslarımdan biriydi diyebilirim. Biz öğretim üyeleri olarak gençlere özellikle kızlarımıza destek olmaya çalışıyoruz. Fakat aile desteği gerçekten başarıyı hızlandıran faktörlerden biridir. O yüzden ailelere de sesleniyorum; Gençlerin özellikle sizin desteğinize de ihtiyacıvar. Onları yeteneklerini ve sevdikleri alanları göz önüne alara meslek seçimlerinde destek verin ve her şeyden önce onlara inanın.

 

DANIŞMANIM ÇOK DESTEKLEDİ

Akademik kariyerimde başarılı olabilmem için çok çabalayan kişilerden bir diğeri ise ABD’deyken doktora yaptığım danışman hocamdır. Çok prensipli ve alanında çok ünlü hocalardan biriydi. Türkiye’den gelen ilk oğrencisi olduğum için bana güveni sonsuzdu. Zorlu laboratuvar çalışmaları sırasında Hintli ve Amerikalı arkdaşlarla sürekli bir rekabet söz konusu olduğu için onlardan geri kalmamak için ekstra çalışmam gerekmişti. Ama onun verdiği mentorluk ve  referanslarla bugünlere geldim ve sanırım onun bu prensipli ve hırslı tarzı bana da geçti ve bunun farkında olmadan kendi öğrencilerime de uyguluyorum. Buna biz nesilden nesile akademik bilimsel mentorluğun akışının sağlanması diyoruz.  

BİLİM KADINI OLMAK İÇİN...

Üniversitelerde bilim kadını sayısının artması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Kadınların kendine özgüveninin sağlanması çok önemli bir faktör. Ayrıca erkeklerden çok erkeklerimizi yetiştiren annelerimize seslenmek çok daha doğru olur bence. Çocuklarınıza kız ve erkeğin eşit olduğunun bilincini verebiliyorsanız o erkek çocukları ileride iş yerinde, üniversitede kadın arkadaşlarına eşit davranabiliyor. 

Ben eğitimin aile ve çevresinden geldiğine inaniyorum. O yüzden çok küçük yaşta bu tip konuların erkek çocuklarına verilmesi gerekiyor. Kız çocuklarına da erkeklerden farklı olmadıklarını ve özellikle mesleklerinde en iyi yere gelebilme hayalinin boş olmadığını söylemek gerekiyor.

 

Kız çocuklarının üniversite bitiminde hemen evlenmeleri için baskı yapmaktan çok önce ekonomik özgürlüklerinin sağlanması bence çok önemli. Erkeklerin eş olarak kadınlara desteği de bir diğer önemli faktör.  Eşin desteği olmadığı takdirde kadının mesleğinde bir yere gelmesi yavaşlıyor, bu bir gerçek.  

ÖĞRENCİLERİMİ ÖZLEDİM

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, evde neler yapıyorsunuz, iş bölümü nasıl?

Akademi olarak online eğitime devam ettik. Ben açıkçası öğrencilerimle yüz yüze ders yapmayı tercih eden bir öğretim üyesiyim ve çok zorlandım çünkü öğrencilerimi çok özledim.  Evde zamanım genelde proje yazımı, hazırlanması ve yayın yazımları ve biriken emaillere cevap vermek üzerine geçiyor.  Bunun dışında bol bol kişisel gelişim kitaplarını okumayı ve film izlemeyi çok seviyorum. Modaya tutkum annemden gelen bir zevk ve sevdiğim trendleri instagramdan takip edebiliyorum.  Pandemi sayesinde eskiden çok vakit bulamadığım ama çok sevdiğim yemekleri yapma ya da deneme şansım da oldu.  

İŞSİZLİK ÇOK ARTTI

Pandemi sonrası yeni normal hayatta sizce bizi nasıl bir hayat, ekonomi bekliyor?

ABD’de pandemi sırasında işsizlik oranları çok arttı.  Akademide öğretim üyesi alımları durduruldu.  Zamanla toparlanacağına inanıyorum. Türkiye’deki sağlık sektörünün kuvvetli olduğunu biliyorum çünkü uzun yıllar İstanbul’da Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalıştım ve ortamı az çok takip etmekteyim. Türkiye'de bu toparlanma süreci pandeminin etkisine göre eminim çok daha farklı bir yol izleyecektir.  

Son Güncelleme: 15.06.2020 09:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.