Derya Durlu Gürzumar, "Eşitsizliği gidermek için erkekler ve kadınlar ortak çözüm üretmeli"

Uluslararası Barolar Birliği Alternatif ve Yeni Hukuk İşletme Yapıları Komitesi Eş Başkanı Derya Durlu Gürzumar, “Eşitsizliğin” toplumumuzda açıkça veya örtülü olarak karşılaşılan cinsiyet ayrımcılığından doğmakta olduğu kuşkusuzdur; bunu gidermenin tek yolunun da erkeklerin bir şeyler yapması değil, birden fazla yöntemle, kolektif olarak hem erkeklerin, hem de kadınların karşılaşılan sorunlara ortak çözümler üretmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağı kanaatindeyim."

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
02 Ocak 2021 Cumartesi 16:51
Derya Durlu Gürzumar, "Eşitsizliği gidermek için erkekler ve kadınlar ortak çözüm üretmeli"

 

Dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri olan JuniorChambers International (JCI) tarafından “Türkiye’nin 10 Başarılı Genci” (Ten OutstandingYoungPersons – TOYP) yarışmasında “Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi” dalında 2019 Türkiye birincisi olarak Derya Durlu Gürzumar seçilmişti. 

Uluslararası Barolar Birliği’nin (International Bar Association – IBA) Alternatif ve Yeni Hukuk İşletme Yapıları Komitesi Eş Başkanlığı yapan Derya Durlu Gürzümar, yapay zekanının hukuka ve ülkelere etkisini araştırıyor.

Uluslararası çapta ülkemizi pek çok konferansta temsil eden, 40'dan fazla uluslararası makale yazan Derya Durlu Gürzümar, İşte Kadınlar'ın sorularını yanıtladı. 

DERYA DURLU GÜRZUMAR KİMDİR?

Sizi tanıyabilir miyiz? Nerede, kaç yılında doğdunuz, hangi okullarda eğitim aldınız?

1987’de Ankara’da doğdum. Çocukluğumun yedi yılını Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Japonya’da geçirdim. Ankara’ya 1996 yılında döndükten sonra ortaokul ve lise öğrenimimi Ankara’da o zamanki adıyla Bilkent University Preparatory School (BUPS), şimdiki adıyla Bilkent Laboratory & International School (BLIS)’da aldım.

2010 yılında Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Lisans diploması, 2015 yılında da aynı fakülteden yüksek şeref derecesiyle Ekonomi Hukuku Yüksek Lisans diploması aldım.

Lucerne ve Neuchâtel Üniversiteleri’nin çift diplomalı İsviçre Tahkim Akademisi’nden 2018 yılında mezun oldum.

Eğitim ve meslek hayatım boyunca tahkim ve robotik ile yapay zeka alanlarında pek çok sayıda yaz okulu ve kış okuluna katıldım. Halihazırda İsviçre’de Neuchâtel Üniversitesi’nde doktora tezi yazmaktayım.

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi?

Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra 2013 yılına kadar İstanbul’da avukatlık yaptım. 2013-2015 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Milletlerarası Özel Hukuk kürsüsünde akademik çalışmalar yürüttüm. 2018 yılı itibariyle dünya çapında 80.000’in üzerinde avukatın mensubu olduğu Uluslararası Barolar Birliği’nin (International Bar Association – IBA) Alternatif ve Yeni Hukuk İşletme Yapıları Komitesi’nin (Alternative and New Law Business Structures Committee) idari yönetiminde yer almaya başladım.

2020 yılı itibariyle bu komitenin eş başkanlığını yürütmekteyim. Aynı zamanda 2018 yılından beri Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni uluslararası ticari tahkim alanında uluslararası ve ulusal kurgusal dava yarışmalarında temsil eden öğrenci takımlarının koçluğunu yapmaktayım.

PEK ÇOK ÖDÜLE LAYIK GÖRÜLDÜ

Kitabınız, buluşunuz, ödülleriniz var mı?

2014 yılında 2. baskısı Legal Yayınevi tarafından basılan “A Discussion Book to Induce Socratic Questioning and Learning of Fundamental Concepts of Anglo-American Law” başlıklı kitabın eş yazarıyım. Hakemli ve uygulamaya yönelik dergilerde, kongre raporları ve sempozyum tebliğleri dahil olmak üzere, 40’ın üzerinde uluslararası ve ulusal akademik makalem ve yazım bulunmaktadır.

2009 ve 2010 yıllarında lisans öğrencisiyken dünyadan binlerce hukuk fakültesi öğrencisinin katılım sağlayarak Viyana’da yarıştığı ve “hukuk maratonu” olarak bilinen dünyanın en prestijli hukuk fakültesi yarışmalarından biri olan Willem C. Vis International Commercial Arbitration Moot Court yarışmasında Türkiye’den iki yıl üst üste Martin Domke En İyi Konuşmacı mansiyon ödülüne layık görülen yegane hukuk fakültesi öğrencisiydim; aynı zamanda iki yıl üst üste bu ödüle dünya çapında layık görülmüş iki kişiden biriyim.

2017 yılında Uluslararası Barolar Birliği’nin dünya çapında yürüttüğü makale yarışmasında “Parşömenden Robotlara: Yapay Zekânın Hukuk Hizmetine Olan Etkisi” başlıklı İngilizce makalemle global çapta Türkiye’den ödül kazanan tek avukat olarak IBA’nın Sidney, Avustralya’da gerçekleştirilen yıllık konferansına katılım için burs ödülü almaya layık görüldüm.

2019 yılında dünya çapında 200.000’in üzerinde üyesiyle faaliyet gösteren Genç Liderler ve Girişimciler Derneği’nin (Junior Chambers International (JCI)) “Ten Outstanding Young Persons of the Year Award” (TOYP) ödülünde Türkiye’nin en başarılı 10 genci arasına alınarak “Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi” kategorisinde birinci seçildim.

ULUSLARARASI BAROLAR BİRLİĞİ'NDE

KOMİTE EŞ BAŞKANLIĞI YAPIYOR

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor. İşinizde tam olarak neler yapıyorsunuz anlatır mısınız, özellikleriniz neler?

Uluslararası Barolar Birliği (IBA), hukukun aklınıza gelebilecek her alanında mesleğini icra etmekte olan dünya çapından avukatları bir araya getiren bir meslek birliğidir. Alternatif ve Yeni Hukuk İşletmesi Yapıları Komitesi’nin eş başkanı olarak, IBA nezdinde özellikle yapay zekanın ve pandemi ile birlikte önemi artan “alternatif” avukatlık faaliyetlerinin hukuk hizmetine etkisine yönelik çalışmalar yürütmekte, webinar’lar düzenlemekte ve IBA’nın yıllık konferanslarında uygulamaya yönelik önemli tartışmaların oturumlarına öncü olmaktayız. Bu çalışmaların planlanması, organizasyonu ve özellikle hukuki incelemesini yürütürken meslektaşlarımızın dünya çapındaki uygulamalarını da Türkiye uygulamasıyla kıyaslayıp Türkiye’deki avukatlık hizmetinin bu gelişmeler ışığında hangi mertebede olduğunu ve nasıl adapte olması gerektiğinin değerlendirmesini de yapmaktayım. Türkiye bölümünü benim kaleme aldığım ve çok uluslu şirketlerin de aralarında yer aldığı çok sayıda ülkenin yapay zekâ alanındaki gelişmelerini aktaran ve bu gelişmelerin avukatlık mesleğine etkisinin neler olduğunu ülke bazında sunan yazılı bir Yapay Zekâ Raporu’nu da IBA nezdinde yayınlamış bulunmaktayız.

YAPAY ZEKA RAPORU

Hangi proje üzerinde çalışıyorsunuz? 

Yapay zekanın hukuk mesleğine ve hukuka etkilerini ülkeler özelinde değerlendiren bir uluslararası yapay zekâ raporu projesi üzerinde çalıştık. Türkiye bölümünün yazarlığını yürüterek bu sayede farklı ülkelerdeki hukuk hizmetlerinin teknolojik gelişmeler ışığında nasıl geliştiğini ve adapte olduğunu, Türkiye’deki regülasyonun bu gelişmelerle kıyaslandığında hangi evrede olduğunu görebilme imkânı doğmuştur. Proje sürekli güncel gelişmelerle birlikte yenilendiği için, her yıl üzerinde çalışılıyor olacaktır. Bu sayede dünyanın farklı ülkelerinden hukukçuları bir araya getirerek yapay zekanın meslekteki etkilerini güncel bir şekilde İngilizce olarak yansıtan uluslararası çalışmalardan biri olma özelliği taşımaktadır.

HUKUK ADAYLARININ ÖZELLİKLERİ NE OLMALI?

Sizin mesleğinizi seçmek isteyen veya bu yolda ilerleyen kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu konuda püf noktaları paylaşır mısınız?

Yapay zekâ ve teknolojinin hukuk ve hukuk mesleği ile kesişiminin önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanarak gündemde olacağı görüşündeyim. Dolayısıyla hukuk fakültesi adaylarının salt Türk hukukunu öğrenerek değil, multidisipliner bir yaklaşımla sosyoloji, dil bilimi, bilişim sistemleri ve yazılım uygulamaları gibi farklı alanlarda dünyadaki gelişmeleri global bir yaklaşımla göz önünde bulundurarak ve meslek odaklı, profesyonel becerilere hakimiyet kazanmalarının geleceğin hukukçularında aranacak önemli özellikler olacağı kanaatindeyim.

Kadın hukukçuların ve girişimcilerin dünyada bu alanda önemli çalışmalara imza attığını görebilmekteyiz. Meslek, özel ve kamu kurumları ile akademide de çeşitlilik ve kapsayıcılık (diversity and inclusion) ilkeleri gözetilerek, cinsiyet, din, kültür, ırk, cinsel yönelim ve sosyo-ekonomik ayrım gözetmeksizin alanında uzman liderlerin Türkiye’de bu alanda global anlamda öncülük yapmaları hedeflenmelidir.

ORTAK SORUN KAPSAYICILIK

Üniversitede kadın olmak ne demek nasıl açıklarsınız? Kadınlar neden üniversitelerde olmalı? Üniversitelerde kadınların yaşadığı en önemli sorunlar sizce neler? Siz engellerle karşılaştınız mı? Üniversitelerde kadınlar karşılaştıkları engelleri nasıl aşabilir?

Üniversitede kadın olmayı kime göre ve neye göre açıklamak gerektiği sorusu akla gelebilir. Çünkü kadının kendi bakış açısı yetiştiği aile, toplum ve kültür ile birlikte şekillendiği gibi, kadına olan bakış açısı da aynı unsurlarla toplumdan topluma, kişiden kişiye değişebilmektedir.

Türkiye’de akademide kadınların durumu devlet/vakıf üniversitesi, büyük şehir/küçük şehir gibi ayrımlarla değişebiliyor gibi dursa da aslında özünde aynı ortak unsuru barındırdığı kanaatindeyim: kapsayıcılık (inclusion) (veya dahil etmeme (exclusion)). Kadınların kendi özgür iradeleriyle üniversitelerde eğitim görebilmesi, “erkek” mesleği veya “kadın” mesleği ayrımına düşmeksizin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında da (kısaca STEM alanlarında da) eğitim görebilmelerinin, sadece öğrenci profilinde değil, aynı zamanda üniversitelerin akademik kadrosunun üst kademelerinde de gençlere rol model olacak kadınların bulunmasının ülkenin geleceğine faydalı nesiller yetiştirilmesi için önemli olduğu kanaatindeyim.

Yapılan araştırmalar, kadınların akademik becerilerine güvenmediğini, kaygı ve depresyon seviyelerinin yüksek olduğunu, finansal olarak kendilerini güvende hissetmediğini ve duygusal ve fiziksel sağlığını korumakta güçlük çektiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, bilinçaltı önyargılarının (unconscious bias) kadınların gerek akademideki yerinin gerek işgücündeki rollerinin tanımlanmasında önemli bir engel olduğu düşüncesindeyim. Bu önyargıların kırılabilmesi için de her kademedeki farkındalığın artması ve kadınlara bakış açısının toplumsal cinsiyet kalıbından ayrıştırılarak objektif olarak kapsayıcı bir yönde değiştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

KADINLAR KENDİLERİNE İNANMALI

Üniversitelerde daha fazla kadının yer alması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Kadınların kendi potansiyellerinin çok üstünde çalışabileceğine ve başarılı olabileceğine inanmalarını naçizane önerebilirim. Toplumsal önyargılardan sıyrılarak, kendi becerilerinin farkında ve geliştirmek için istekli olarak üniversitede eşit olarak eğitim görmelerinin ve topluma fayda sağlamalarının önemli olduğunu vurgulamak isterim. Bununla birlikte, üniversitelerde kadın-erkek eşitliğine sadece erkeklerin bu dengeyi sağlayabileceği düşüncesiyle bakmak bence doğru olmayacaktır. “Eşitsizliğin” toplumumuzda açıkça veya örtülü olarak karşılaşılan cinsiyet ayrımcılığından doğmakta olduğu kuşkusuzdur; bunu gidermenin tek yolunun da erkeklerin bir şeyler yapması değil, birden fazla yöntemle, kolektif olarak hem erkeklerin, hem de kadınların karşılaşılan sorunlara ortak çözümler üretmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağı kanaatindeyim.

PANDEMİ HAYATIMIZI NASIL DEĞİŞTİRECEK?

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, evde neler yapıyorsunuz, iş bölümü nasıl?

Pandemi öncesi henüz yaygın olmayan ancak pandemi ile yaygınlaşmaya başlayan alternatif, esnek ve uzaktan çalışma modeliyle zaten çalışmakta olduğum için pandeminin çalışmalarım üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu söyleyemem; gündüz ailem ile vakit geçirirken, akşamları profesyonel ve akademik çalışmalarıma vakit ayırabilmekteyim. Özellikle çocuklu bir aile için her iki ebeveynin de çalıştığı bir düzende pandemi döneminin ev işi, çocuğunuz ve ailenizle geçirdiğiniz vakit ile mesleki işiniz üçgeninde biraz daha yorucu ve zorlu geçebiliyor olması kaçınılmazdır. Ancak güzel bir denge kurulup, gözetildikten sonra bence esnek çalışma modelinin aile-iş arasındaki dengeyi sağlıklı bir şekilde koruyabildiğini söyleyebilirim.

Pandemi sonrası yeni normal hayatta sizce bizi nasıl bir hayat, ekonomi bekliyor?

Uzaktan eğitimin ve uzaktan çalışmanın yeni bir düzen olarak hayatımızda yerini alacağını ve koruyacağını düşünüyorum. İnsan temasının fizikselliğinin azalmasıyla “eski normal”in yerine zamanın daha etkin kullanıldığı, teknolojinin iç içe olduğu inovatif yöntemlerle sürdürülebilen, dengeli bir çalışma modelinin mevcut olduğu, kuralcı değil esnek olan, aile hayatına ve doğaya daha da önem veren kurumsal yapılar ve işgücü ile karşı karşıya kalacağımızı düşünüyorum. En azından bu düzene ayak uydurmayan veya uyduramayan kurumların ciddi zorluk çekerek pandeminin bize maske kullanmayı zorunda bırakması gibi bir dayatmayla bu kurumların da esnek yapılanmaları iş hayatına zorunlu olarak entegre etmeleri gerekeceğini öngörebilmek mümkün.

Son Güncelleme: 02.01.2021 17:35
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.