Dr.Ece Öztan;"Çalışma yaşamında kadınların konumuyla ilgili 2 temel tuzak var"

Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr.Ece Öztan;" Çalışma yaşamında kadınların konumu ile ilgili olarak Türkiye'de iki temel tuzak alan var. Öncelikle maternal (anacı) politikalar dediğimiz, kadınların çalışma yaşamında anneler olarak desteklenmesine ilişkin politikalar (doğum/emzirme izinleri, işe dönüşte geçiş süreçleri vb) ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemiş bir genel politikanın parçası olarak ele alınırsa kadınlar açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Aksi durumda, ki Türkiye'de yapılan tam olarak bu, kadınların daha fazla iş piyasasından çekilmesine yol açar. "dedi.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
06 Aralık 2016 Salı 12:11
Dr.Ece Öztan;"Çalışma yaşamında kadınların konumuyla ilgili 2 temel tuzak var"


KAGİDER'in İktisadi Kalkınma Vakfı ve  İstanbul AB Bilgi Merkezi ile ortaklaşa düzenlediği "İş Dünyasında Kadının Yeri" başlıklı bir toplantıda kadına yönelik şiddetle mücadele
tüm yönleriyle ele alındı. Toplantının açış konuşmasını yapan KAGİDER YK Üyesi Servisimin Cömert Birced, "25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele" gününe dikkat çekerken, Sabancı Üniversitesi Proje Yoneticisi Sevda Alkan,"Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle İlgili İşyeri Politikalari" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. 

 Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Dr.Ece Öztan,AB Perspektifinde Kadının Çalışma Hayatındaki Konumu”  başlıklı bir atölye çalışması düzenledi. Çalışmada Avrupa Birliği'nde kadının çalışma hayatındaki durumu, Türkiye'de kadın istihdamının tarihi geçmişi, ev kadınlarının durumu, çalışan kadınların önündeki engeler ve toplumsal cinsiyet rejimiyle ilgili araştırma sonuçları ve değerlendirmelerde bulundu. 


Dr.Ece Öztan'ın yaptığı sunumdan bazı başlıklar şöyle; 

AB'DE KADIN OLMAK
-AB (27) kadın istihdamı ortalaması %64,9, Türkiye %28
- İsveç’te evli ve küçük çocuklu kadınların istihdam oranı 1960’lar da % 30’lardan 70’lerde %50’ler, 80’lerde %80’lere yükseldi.
-1970’lerden itibaren kadınlar hizmet sektörü ve beyaz yakalı erkek-egemen iş alanlarına girişi hızlandı. Mavi yakalı işler ve BTM alanları aynı oranda değil.
- İskandinav ülkelerinde kadınların gelirleri toplam aile gelirlerinin %40-45’ine erişti, Almanya, Hollanda, BK gibi ülkelerde bu % 25 seviyelerinde
- İskandinavya ve ABD’de evliliklerin yarısı boşanma ile bitiyor. Akdeniz ülkeleri hariç bu oran Batı’da %35-40 seviyelerinde
- Eğitim ve kadın istihdamı güvenceli koşullarda doğum oranını olumlu etkiliyor
- Evlilik yaşı hızla yükseliyor, yalnız annelerin oranı artıyor
-Yeni aile formları yaygınlaşıyor
 

 TÜRKİYE'DE KADIN İSTİHDAMININ EVRELERİ

İthal İkameci Büyüme  Dönemi (İİS) (1950-1980):
-Kırdan kente göçle gelen kadınların ev kadınlaşma süreci.
-Tarım dışı emek piyasalarının erkek egemen kurumlar olarak gelişmesi
- Tek kazananlı geleneksel aile modelinin muhafazası
-Tarımdışı istihdamda kadınların oranı % 10 seviyesinde
-Toplam kadın istihdamının % 81’i tarımda ücretsiz aile işçiliği
-150 den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde kreş zorunluluğu
-3 yaş altı çocuklarda okullaşma oranı yok seviyesinde, 4-6 yaş arası çocuklarda % 1,9.
-Kentsel emek piyasası: Erkek egemen
-Bakım Rejimi: Erkeğin kazanan, kadının tam zamanlı bakıcı olduğu ataerkil aile modeli
 

İhracata Dayalı Büyüme (İDB) (1980 sonrası):
-Kadınların emek piyasasına entegrasyonunu destekler
-Emek-yoğun sektörlerin dış talebe bağlı büyümesine dayanır
-Ucuz ve esnek kadın emeği talebi
-Reel ücretlerdeki düşme, tek kazananlı modelin aşınması
-Türkiye’de:İşgücünün feminizasyonu yaşanmasa da, nispi iyileşme
-1990’larda tarım dışı istihdam % 15’e yükseliyor ancak toplam istihdamdaki kadın oranı sürekli düşmüştür.
-İİS’den ve İDB’ye benzer dönüşler yapan Arjantin, Brezilya, Endonezya, G. Kore gibi ülkelerke tezatlık?
-Finansal Serbestleşme (1990 sonrası):
-1994 krizi ve istikrarsız büyüme
-2001 krizi ve istihdam yaratmayan büyüme
-Yüksek işsizlik oranları
-Liberalizasyon ve reel ücretlerdeki düşüş ile “ikincil işgücü” olarak kadınlar
-Hizmet sektörünün eğitimli kadın emeğine olan talep artışı
-Toplamda emek piyasasına kısıtlı sayıda kadının katılımı
 -İş ve aile yaşamını uzlaştırma politikalarının yokluğu

EVLİLİK, ANNELİK, ÇALIŞAN KADIN
-Evli kadınların % 31’inin ilk evlilik yaşı 18’in altındadır.
-Annelerin yaklaşık % 10’u ilk çocuklarını 19 yaşından önce, % 30’u 19-24 yaşlarında doğurmuştur.
-0-5 yaş arasındaki çocukların % 92’sinin bakımını yalnızca anneler üstlenmektedir.
 -Çalışan kadınlar da günde ortalama 4 saatten fazla bir zamanı hane ve hane halkının bakımına ayırıyorlar. Çalışan erkeklerin günlük ev-bakım işi ortalaması ise yalnızca 45 dakika.
-Türkiye’de bakım emeğinde kadınlar erkeklere oranla 6 kat daha fazla çalışıyorlar. AB üyesi ülkelerde bu 2-3 kat….
 

Türkiye’deki Kadın İstihdamımım Sosyo-Kültürel ve Siyasi Zemini
-Türkiye’de her 4 erkekten 1’i, 10 kadından 1’i kadınların çalışmaması gerektiğini düşünmektedir.
 -Kadının çalışmaması gerektiğini düşünenlerin %90’ı, kadınların asli yerinin çocuk bakımı ve ev işleri olduğu, kadınların çalışmasının geleneklerimize aykırı olduğu, çalışmanın kadınlar için tehlikeli olduğu düşüncesindedir.
-Çocuk, hasta, sakat ve yaşlı bakımına yönelik devlet politikası halen bakım emeğinin kadınlar tarafından verilmesine yöneliktir (Şartlı Nakit Transferleri örn.)
-Erken çocukluk bakımı ve eğitimine ilişkin kurumsal altyapı  ve zorlayıcı mekanizmalar eksiktir.
 
Türkiye’de kadın istihdamı
-İşgücüne katılım-eğitim ilişkisi kadınlarda çok daha güçlü
-İş ve aile yaşamını uzlaştırma olanakları eğitimli kadınlarda daha fazla (formel sektörde yer alma, görece yüksek ücretler)
-İlköğretim ve altı düzeyinde kadın istihdamı büyük oranda kayıtdışı sektörde
-Üniversite mezunu kadınlar yetişkin kentsel kadın nüfusunun yalnızca % 7’si
-Kadınlar işgücüne katılımı kalıcı değil, istikrarsız
-Evlilik, hane halkının bakımı en büyük engel
-Yalnızca kriz dönemlerinde artıyor
 
Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Rejimi
Tek (erkek) kazanan, tam zamanlı ev kadını aile modeli
Ailecilik
İkincil işgücü olarak kadınlar
Eş ve annelik vurgusu
Çocuk-yaşlı-engelli bakımın kadınların ev içinde çözümüne bırakılması
Kadın nüfus arasında uçurumun büyüklüğü. «Dikkat kaygan zemin!»
Devlet bürokrasisi, karar alma mekanizmaları ve iş piyasalarında ağır bir erkek egemenliği


CAM TAVAN NEDİR? YAPIŞKAN ZEMİN NEDİR? SIZDIRAN BORU NEDİR?,  CAM ASANSÖR NEDİR?

Cam Tavan: Gelir, prestij, iş güvencesi mevki bakımından
 
Yapışkan Zemin: Örgütün alt seviyelerinde ve/veya kariyer yolu kapalı birimlerinde takılı kalma
 
Sızdıran boru (Leaky Pipeline): Yukarılara çıktıkça, ayrılma, kariyer sürecinden kopma
 
Cam asansör: Kadın yoğun mesleklerde erkeklerin yükselmesi


CAM TAVANIN OLUŞU
-Gelişim fırsatlarından daha az yararlanmak
- Yönetici pozisyonlara önerilmemek
- Kadın çalışanların yaptıkları işlerin değersizleştirilmesi
- Sürekli performans yükselişinin talep edilmesi,
- Kariyer yolları daha kapalı alanlara yönlendirilmeleri,
- Cinsiyete dayalı önyargılar
- Kariyer kesintileri (hem süre hem sebepler bakımından farklılaşma)
-İş- aile çatışması
 -Erkekler arası ahbap- çavuş ilişkiler ağı (old-boys networks)
 -Kendini sınırlama

TESPİT:
Avrupa ülkelerinde uzun doğum izinleri ve yarı zamanlı çalışma olanakları konusundaki cömert maternal politikaların, daha fazla kadının istihdamda kalmasına yol açmakla birlikte, genel olarak kadınların daha çok yükselme olanağı olmayan ikincil sektörlerde toplanmasına yol açtığı bulunmuştur.

KADIN İSTİHDAMINDA TÜRKİYE YOKLUKLAR ÜLKESİ
Kadın istihdamını desteklemek, toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin bütünlüklü bir politika yaklaşımını gerektirmektedir. Çalışma yaşamında kadınların konumu ile ilgili olarak Türkiye'de iki temel tuzak alan var. Öncelikle maternal (anacı) politikalar dediğimiz, kadınların çalışma yaşamında anneler olarak desteklenmesine ilişkin politikalar (doğum/emzirme izinleri, işe dönüşte geçiş süreçleri vb) ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemiş bir genel politikanın parçası olarak ele alınırsa kadınlar açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Aksi durumda, ki Türkiye'de yapılan tam olarak bu, kadınların daha fazla iş piyasasından çekilmesine yol açar. Babaya da tanınan ebeveyn izinleri, kurumsal çocuk bakım olanaklarının arttırılması ve genel olarak eşitlikçi bir iş-iş dışı yaşam uzlaştırma politikaları olmadan, uzun doğum izinleri, küçük çocuğu olanlara yarı zamanlı çalışma olanakları kadınların iş piyasasında daha fazla marjinalize olmasına ve dışlanmasına neden olur.  Hele hele Türkiye gibi, kadınların güvenceli işler ve birincil iş piyasasında varlıklarının çok sınırlı olduğu, çalışan kadınların çoğunlukla güvencesiz ve enformel alanlarda yoğunlaştıkları ülkelerde tek taraflı bir "anacı" politikanın kadın istihdamı açısından sonuçları vahimdir. Bu noktada da ikinci tuzak noktaya geliyoruz. Türkiye hem kadın-erkek arasındaki uçurumun, hem de kadın nüfusu arasındaki uçurumun çok derin olduğu bir ülke. Birincil sektörde çalışan meslek sahibi kadınlarla, ücretli bir işi olmayan kadınlar arasındaki uçurumdan bahsediyorum. Kadın-erkek uçurumu ile birlikte bu uçurum, Türkiye'de kadınların konumu açısından da kaygan bir zemin yaratıyor. Sonuç itibariyle, eğitimli meslek sahibi kadınlar açısından da bulundukları konumu tehdit eden bir zemin bu. Bu nedenle ister ar-ge mühendisi ister bankacı olsun kadınlar cinsiyete dayalı ayrışmanın türlü biçimlerini hem evlerinde hem işlerinde daha ağır biçimde yaşıyorlar. Türkiye bu anlamda bir yokluklar ülkesi çalışan kadınlar için. Uygun erişilebilir çocuk bakım olanakları yok, aile içi işbölümünde eşitlikçi dinamikler çok cılız, iş- iş dışı yaşam uzlaştırma politikaları yok, çocuk-evlilik sebebi ile işe ara veren kadınların yeniden entegrasyonunu destekleyecek araçlar yok. Aslında bu aileye bu kadar normatif ve eşitsizlikçi bakışla da ilgili.
 

İŞ KADINLARI VE KADIN GİRİŞİMCİ BİYOGRAFİLERİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

SİZ DE BİYOGRAFİNİZİN YAYINLANMASINI İSTİYORSANIZ BİZE YAZIN

İLETİŞİM - istekadinlarmedya@gmail.com

Son Güncelleme: 27.02.2018 02:30
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.