Şebnem Eşsiz, " Kadınlar Çocuk Olunca İş Hayatından Çekiliyor, Evdeki Her İş Erkeklerle Paylaşılmalı"

Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoinformatik ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Şebnem Eşsiz, "Genel olarak kadınların iş hayatını bir hobi olarak görmeleri problem. Çocukları olunca çekiliyor kadınlar. Bunun için de yapabileceğimiz en önemli şey, kadınların aile kurumundaki her şeyi eşit olarak erkeklerle paylaşmaları. Ama her şeyi. Erkekler mesela ev işlerinde çok acemi kaldıkları için, kadın genelde ona öğreteceğime kendim yaparım daha kolay diye düşünüyor. Amerika’da yaşarken en sevdiğim cümle, erkeklerin ‘we are pregnant’ demeleri idi. Yani yemek yapmada da, makale basmada olduğu kadar eşit olmalı görevlerimiz. "

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
16 Eylül 2020 Çarşamba 08:08
Şebnem Eşsiz, " Kadınlar Çocuk Olunca İş Hayatından Çekiliyor, Evdeki Her İş Erkeklerle Paylaşılmalı"

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği üniversitelerde de kendini gösteriyor. Bilim kadınları kariyerlerini evlenip çocuk sahibi olduklarında yarıda bırakabiliyorlar. Hem çocuk bakımı hem de evdeki işlerin yükünün sadece kadınların omuzuna yüklenmesi bilim dünyasındaki kadınların varlık göstermelerini, bilimsel çalışma yapmalarının önündeki en büyük engellerden biri.

Bu üniversitelerdeki kadın öğretim üyeleriyle konuştuğumuzda hepsi de dile getiriyor. İşte Kadınlar olarak amacımız üniversitelerdeki kadınların medyada görünür olmasına katkı sunarken, kız çocuklarının ve genç kadınların rol modelleriyle tanışmasına aracılık etmek. Bunu yaparken de üniversitelerdeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekip bilim kadınlarının sorunlarını paylaşmak istiyoruz.

Şimdi sizleri Kadir Has Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoinformatik ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Şebnem Eşsiz ile tanıştırmak istiyoruz. Koç Üniversitesi Kimya bölümünden mezun olduktan sonra doktorasına tamamlayıp ABD'de doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan Dr.Şebnem Eşsiz, beyin göçünün tersine orada kalmak yerine Türkiye'ye döndü.  Bilimin ışığını genç kuşaklara aktarmaya devam eden Dr. Şebnem Eşsiz, İşte Kadınlar'ın sorularını yanıtladı. 

ŞEBNEM EŞSİZ KİMDİR?  
 

Nerede, kaç yılında doğdunuz, hangi okullarda eğitim aldınız?

Çanakkale’de 1979 yılında doğdum. Çanakkale Anadolu Lisesi, İzmir Fen Lisesi’nden sonra Koç Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun olarak Amerika’da doktoraya gittim. Doktoramı fiziko kimya üzerine tamamladıktan sonra San Francisco Üniversitesinde doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştım. Ardından Amerika’nın biyo-güvenlik üzerine çalışan Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarında çalışıp 2012 senesinde Türkiye’ye döndüm.


KİMYADAN BİYOLOJİYE

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi? Yıllara göre hangi kurumlarda, hangi pozisyonlarda ne kadar süre ile çalıştınız, şimdi hangi kurumda ve hangi pozisyonda çalışıyorsunuz?

İzmir Fen Lisesi kariyerimi bilime yönlendirmemdeki en büyük etkendir. Orada kimya derslerinde Ege Üniversitesi’nde yaptığımız kimya projeleri beni bu konuya yönlendirdi. Ama Türkiye’de temel bilim okuma konusunda tereddütler yaşadım tabi ki. Orta halli bir ailenin çocuğunun temel bilim okuması, iş bulma açısından riskli bir şeydi. Gittiğim dershanedeki danışman hocam, eğer yurtdışında yaşamayı düşünürsen kimya bölümüne git demişti. O zamanki çocuk halimle yurt dışında yaşamam gereken bir meslek seçtiğimi anlayamamıştım. Amerika’ya doktora için gittiğimde ise, orada daha çok sinir bilimi üzerine çalışan bir hocanın araştırmaları dikkatimi çekti. Ve burada da biyoloji serüvenim başladı. Sonrasında gittiğim silikon vadisindeki doktora sonrası araştırmacı görevimde ise bambaşka bir vizyon edindim. Orada Slovenyalı ve alanında çok ünlü bir hoca ile çalıştım. Bu grupta genelde bilgisayar mühendisleri ile birlikte çalıştım. Burada bilimde dizaynın, kullanıcı ara yüzünün önemi gibi şeyleri keşfettim. Genelde temel bilim ile dizayn birbirine uzak görünürler. Yani bizler çok daha temelde olan şeyleri araştırıp, işin dizayn kısmını başkalarına bırakırız. Ama silikon vadisi bana dizaynın işin bir parçası olduğunu öğretti.

Kitabınız, buluşunuz, ödülleriniz var mı?

Alanımda bir çok makalelerim bulunmaktadır.
 

BİYOLOJİK SİLAHTAN

KORUYAN İLAÇ GELİŞTİRDİ

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor. İşinizde tam olarak neler yapıyorsunuz anlatır mısınız, özellikleriniz neler?

Akademisyenim. Kadir Has Üniversitesinde Biyoinformatik ve Genetik Bölümünde çalışıyorum. Şu anda da Alzheimer ve Parkinson hastalıklarının semptomlarını azaltmak için kullanılan ilaç molekülleri üzerine çalışıyorum. Bütün kariyerim boyunca hep sinir hücrelerindeki reseptörler üzerine çalıştım. Doktoram sırasında, alkol ve sigara bağımlığı üzerine çalışmıştım. Amerika’daki ulusal laboratuvarda ise biyolojik silah olarak kullanılan soman ve sarin gibi sinir gazlarının etki ettiği molekülleri üzerine antidot kiti geliştirmek üzerine… Bu kitler Amerikan ordusu tarafından herhangi bir biyolojik saldırı sırasında kullanılacak koruyucu ilaçlardı. Dediğim gibi hep sinir hücrelerindeki iletişim bozuklukları üzerine yoğunlaştım. Alkol, sigara ve madde bağımlılığı için kullanılan moleküller ile Alzheimer veya Parkinson gibi demans üzerine etki eden ilaçlar benzer şeyler esasında.

ALZHEIMER ALANINDA ÇALIŞIYOR

Hangi proje üzerinde çalışıyorsunuz? Bizim anlayabileceğimiz şekilde basitleştirerek anlatabilir misiniz? Projeniz hangi kurumlar tarafından destekleniyor? Hibe, fon desteği ne kadar aldınız? Projeniz ne zaman tamamlanacak, nasıl bir fark yörleriaratacaksınız?

2015 senesinde TÜBİTAK’dan kariyer geliştirme projesi aldım. Bu proje Alzheimer’da etkin olan glutamat reseptörleri üzerineydi. Bu projede bu reseptörün aktif yapısını bilgisayar ortamında elde etmeye çalışıyoruz. Çünkü demans için kullanılan bazı ilaçlar sinir iletimini tamamen durdurma üzerine çalışırlar ve bu da hastaları direk koma gibi bir duruma sürükleyebilir. Bu yüzden zaten çalışmaya başlamış yani aktif haldeki sinirleri bloke ederek çalışan ilaçlar elde etmeye çalışıyoruz. Ek olarak Hacettepe Üniversitesi ile anti-fungal ilaçlar üzerine bir projede çalışıyoruz.

Üniversitede kadın olmaktan kaynaklı yaşadığınız enterasan bir durum oldu mu?

Benim işimde kadın olmak açısından iki farklı yön var. Biri temel bilim alanında çalışmak, diğeri ise akademisyen olmak. Özellikle Amerika Ulusal Laboratuvarı'nda çalıştığım zamanlardaki bir deneyimi paylaşmak isterim bu konuda. Bu laboratuvar temel olarak fizikçilerden oluşmaktaydı. İş görüşmesine ilk gittiğimde, çok süslü gözükmemeye dikkat ettiğimi hatırlıyorum. Bilimsel geçmişim ne kadar başarılı olursa olsun, oradaki erkeklerden farklı göründüğümde beni ciddiye almayacaklarını biliyordum. İş görüşmem başarılı geçip, işi aldıktan sonra kadın olduğum ve hem bakımlı hem de bilim insanı olabileceğim kısmını göstermeye başladım. Ama ilk görüşmede bunu saklamam hala kadın olarak nasıl basit şeylerle uğraşmak zorunda olduğumuzun da göstergesi bence. 30 yaşındaydım. Kadın olmanın en keyifli noktalarından birinin bakımlı olmak olduğunu düşünen bir kadın. Ciddiye alınmak için kimliğimi gizlemem gerektiğini de düşünüyordum demek ki!


 

ÜNİVERSİTE MEZUNU

BİR EV HANIMI OLACAĞIM

Üniversitede kadın olmak ne demek nasıl açıklarsınız? Kadınlar neden üniversitelerde olmalı? Üniversitelerde kadınların yaşadığı en önemli sorunlar sizce neler? Siz engellerle karşılaştınız mı?

Üniversitede kadın olmak ya da erkek olmak arasında bir fark görmüyorum. Şimdi mühendislik ve temel bilimler fakültesinde çalışıyorum. Yine erkek dominant bir alandayım. Ama artık 40’lı yaşlarımda kendimle daha barışık ve kadın kimliğim konusundan daha korkusuz davranabiliyorum.

Kadınlar neden üniversitede olmalı? İki tane Ortadoğulu kadın öğrencim var. O kadar akıllı kızlar ki ikisi de. Zehir gibiler. Bir gün bir tanesine gelecek planlarını sordum. "Hocam üniversite mezunu bir ev kadını olacağım, sonu belli esasında" dedi. "Annem petrol zengini çocuklardan bahsedip duruyor" dedi. Maddi açıdan da refah içinde olduklarını anlıyorum. "Sizler çok akıllı çocuklarsınız, ev hanımı olmak için üniversite okuyamazsınız" dedim bir anda. Kadınlar tüm eğitimleri boyunca çok başarılı olup, sonunda niye bu piyasadan çekilsinler? Kadınlara verdiğimiz bu bilgiler ne için diye düşünüyorum böyle şeylerle karşılaşınca.

Kadınlar üniversitede bu genç kadınlara rol model olmak için bulunmalı her şeyden önce. Ben büyürken, ilk rol modelim kadın, doktoram sırasına denk gelir. Düşünün ne kadar geç, bana benzeyen bir yoldan geçen bir kadınla tanışmam. 23-24 yaşıma kadar rol model olarak sadece annem var. Üniversitede tüm hocalarım erkek, arada bir kaç kadın da laboratuvar hocamdı. O yüzden de belki, erkek hocalarımı örnek aldığımı fark etmiştim.

ÜNİVERSİTELER ERKEK DOMİNE

Üniversitele kadınlar karşılaştıkları engelleri nasıl aşabilir?

Hala erkek domine bir kurum üniversite. Bazı engellerle karşılaştığımda, bunun başıma kadın olduğum için geldiğini fark etmem çok zaman alıyor bazen. Şöyle inanılmaz basit bir örnekle anlatayım. Mesela fiziksel olarak farklı şeyler yasıyoruz. Bakıyorum aynı şekilde, bir erkekle çok yoğun bir proje teslim döneminden geçiyoruz iki kişi okulda. Sonrasında erkek o son teslim tarihini başarı ile atlattık diye rahatlarken, benim karnım ağrımaya başlamış oluyor. Ne kadar basit bir şey değil mi? İşimizi yapmışız, şimdi rahatlayalım derken, beni yoran başka bir şey giriyor resme. Aynı yorucu bir kaç gün her ay onda yok.

KADINLAR İŞ HAYATINI

HOBİ OLARAK GÖRÜYOR

Üniversitelerde daha fazla kadının yer alması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Genel olarak kadınların iş hayatını bir hobi olarak görmeleri problem. Çocukları olunca çekiliyor kadınlar. Bunun için de yapabileceğimiz en önemli şey, kadınların aile kurumundaki her şeyi eşit olarak erkeklerle paylaşmaları. Ama her şeyi. Erkekler mesela ev işlerinde çok acemi kaldıkları için, kadın genelde ona öğreteceğime kendim yaparım daha kolay diye düşünüyor. Amerika’da yaşarken en sevdiğim cümle, erkeklerin ‘we are pregnant’ demeleri idi. Yani yemek yapmada da, makale basmada olduğu kadar eşit olmalı görevlerimiz. Herkes ortak yazar.

Özel olarak üniversiteye baktığımızda ise, akademide işinizi eve taşımanız, bir çok başka sektöre göre çok daha kolay esasında.

Erkeklerden çok biz kadınlara iş düşüyor, normalleri değiştirmek açısından. Kadınlar da bir noktada savaşmaktan yorulup tamam evimde otururum ben de diyor. Hem bir erkekle ev işlerini paylaşmaya çalışıp, hem de dışarda savaşamam deyip vazgeçiyor genelde kadın.


Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, evde neler yapıyorsunuz, iş bölümü nasıl?

Pandemiden önce biraz daha dışardan pratik şeyler alarak idare ediyordum ev işleri kısmını. Ama şimdi her iş biraz daha benim üzerimde. Bu da iş konusunda verimimi düşürdü tabi.


 

UMARIM İLAÇ ÇALIŞMALARINA

DEVAM EDERİZ

Pandemi sonrası yeni normal hayatta sizce bizi nasıl bir hayat, ekonomi bekliyor?

Pandemi sonrası hayatı biraz daha korkularımız şekillendirecek diye düşünüyorum. Her zaman bir pandemi oluştuğunda, araştırmalar da bu konuya yoğunlaşır. Sonrasında pandemi virüsün bir mutasyona uğrayıp zayıflaması ile biterse, bütün bu yoğunlaşma unutulup normal hayatlara geri dönülüyor. Örneğin 2003 yılında çıkan SARS-CoV virüsünde aynen böyle oldu. Büyük ilaç firmaları virüs mutasyona uğrayıp zayıflayınca, bu konudaki araştırmaları bırakıp, daha gündemdeki hastalıklara yöneldi. Yeni virüsün kendi proteinleri tekrar tekrar üretip diğer hücrelerimize yayılmak için kullandığı enzim ile SARS-CoV’un aynı enzimi, %95 civarında benziyor oysa. Ama SARS-CoV için de bir ilacımız yoktu. Umuyorum ki bu sefer aynı şeyi yasayarak normal hayatımıza dönmez, bu virüs durulsa da bu konuda ilaç çalışmalarına devam ederiz.

Son Güncelleme: 16.09.2020 12:02
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.