Şebnem Tuğçe Pala, "Kadının En Büyük Engeli Potansiyelinin Farkında Olmaması"

ABD'de AmpUp şirketindeki Kamu Politikaları Uzmanlığının yanı sıra Kaliforniya Üniversitesi - Berkeley'de Sürdürülebilir Ulaşım Araştırma Merkezi'nde Araştırmacı olarak çalışan Şebnem Tuğçe Pala, "Kadınların en büyük engeli, kendi potansiyellerinin farkında olmamaları. Bir erkeğin yapıp da bir kadının yapamayacağı hiçbir şey yok bana kalırsa. Hatta kadınların çok daha titiz ve özenli çalıştıklarını gözlemliyorum. Kadınlar kendilerine çok daha fazla güvenmeli bence."

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
26 Temmuz 2020 Pazar 10:35
Şebnem Tuğçe Pala, "Kadının En Büyük Engeli Potansiyelinin Farkında Olmaması"

İşte Kadınlar olarak sizleri Amerika'da yaşayan Şebnem Tuğçe Pala ile tanıştırmak istiyoruz. Çünkü Şebnem, çok yönlü ve birden fazla şapkası olan kadınlardan. Hem bir girişimci hem bir üniversitede sürdürülebilir ulaşım alanında araştırmalar yapıyor hem de bir şirkette kamu politikası uzmanı olarak çalışıyor. Üstelik 7 farklı dil biliyor.   

Şaşırtıcı öyle değil mi?

Gelin Şebnem Tuğçe Pala'yı daha yakından tanıyalım.

 

ŞEBNEM TUĞÇE PALA KİMDİR?

Nerede, kaç yılında doğdunuz, hangi okullarda eğitim aldınız?

1988 yılında İzmir’de doğdum. Ortaöğretimimi 2005 yılında Özel İzmir MEV Avni Akyol Lisesi’nde tamamladım. 2009 yılında Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. İkinci üniversite olarak kayıt olduğum Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım ön lisans programını 2010 yılında bitirdim.

2007 yılında Erasmus Değişim Programı kapsamında İtalya Modena ve Reggio Emilia Üniversitesi’nde Avrupa Dilleri ve Kültürleri bölümünde eğitim gördüm. 2008 yılında Almanya Hükümeti’nin DAAD bursunu alarak Münih Ludwig Maximilians Üniversitesi’nde ileri seviyede Almanca eğitimi aldım.

Üniversiteden mezun olduktan sonra İngiltere’ye gittim ve İngiltere’nin en iyi 10 üniversitesinden biri ve sosyal bilimlerde dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan Warwick’te Uluslararası Politik Ekonomi üzerine yüksek lisans yaptım.

2011 yılında, Cenevre Üniversitesi’ne bağlı mezunları arasında Kofi Annan’ın ve birçok ünlü bürokratın olduğu Uluslararası İlişkiler ve Kalkınma Çalışmaları Enstitüsüne (Graduate Institute of International and Development Studies- IHEID) tam burslu olarak kabul edildim. İkinci yüksek lisansımı Kalkınma Çalışmaları üzerine yaptım ve İnsani ve Sosyal Kalkınma alanında uzmanlaştım.

2016 yılında, ABD’ye taşındım ve Stanford Üniversitesi’nden bilim ve teknoloji politikası, yapay zekâ ve yapay zekânın sosyal, politik ve ekonomik etkileri üzerine dersler aldım. En son olarak da Mayıs ayında UC Berkeley’de (Kaliforniya Üniversitesi- Berkeley) işletme ve proje yönetimi üzerine olan profesyonel diploma programımı burs alıp tamamladım.

İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda başlayan akademik kariyerim büyük bir dönüşüme uğradı ve ben şu anda sürdürülebilir ulaşım ve akılcı mobilite çözümleri alanında çalışıyorum. İngilizce, Almanca ve İtalyanca akıcı seviyede konuşabiliyorum. Bunun yanı sıra, orta seviyede Fransızca ve İspanyolca, başlangıç seviyesinde Japonca biliyorum.


KAMU POLİTİKALARI UZMANI

SÜRDÜRÜLEBİLİR ULAŞIM

ALANINDA ARAŞTIRMACI

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi? Yıllara göre hangi kurumlarda, hangi pozisyonlarda ne kadar süre ile çalıştınız, şimdi hangi kurumda ve hangi pozisyonda çalışıyorsunuz?

2012 yılında Cenevre’de yüksek lisansımı yaptığım sırada, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Kenya’daki kırsal kalkınmaya yönelik yaptığı bir projede çalıştım. 2013 yılında, Avrupa Birliği’nin finansal kurumu ve aynı zamanda dünyanın en büyük finansal kurumu olan Avrupa Yatırım Bankası’nda kamu politikası ve iş geliştirme bölümünde çalışmaya başladım. Avrupa Yatırım Bankası’nda çalıştığım süre zarfında Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yapılan yenilebilir enerji, ulaşım, istihdam, tersine beyin göçü, demokratikleşmeyle ilgili birçok farklı projede yer aldım.

Yaklaşık 5 sene, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde eğitim görüp çalıştıktan sonra aile şirketini büyütmek amacıyla 2014’te Türkiye’ye döndüm. İki sene Türkiye’de kendi aile şirketimde uluslararası ticaret öğrendim ve iş geliştirmede çalıştım.  Türkiye’de ticaret yapıp aile şirketinde çalışmak edindiğim en zorlu ama belki de en kıymetli deneyimdi.

Şubat 2016’ta ABD’ye taşındım, ABD’den aile işimi devam ettirdim. Şubat 2018’te sosyal etki alanında danışmanlık hizmeti veren Good Cause Group’a dahil oldum ve dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan Stanford Üniversitesi’nde iklim değişikliğiyle ilgili bir projede çalıştım.

Bu süreçte, bir sürü hibe dilekçesi yazdım ve bu konuda araştırma becerilerimi geliştirdim. Daha sonrasında, top 100 yapay zeka Startup’ından biri olan Iris Automation’da çalıştım. Otonom droneların emniyet kemeri görevini gören bir teknoloji geliştiriyorduk, fakat teknolojinin uygulanabilmesi için Federal Havacılık Kurumu’ndan izin almak gerekiyordu. Kamu politikası bölümü olarak bu izni alabilmek için uğraştık. Bir süre, Ford’un elektrikli scooter firması olan Spin’in yine devletle ilişkiler ve kamu politikası bölümünde çalıştım. Ekim ayından beri UC Berkeley’e bağlı (Kaliforniya Üniversitesi- Berkeley) Sürdürülebilir Ulaşım araştırma enstitüsünde araştırmacı olarak çalışıyorum, bir yandan elektrikli araçlar alanında çalışan teknoloji startup’i AmpUp’in kamu politikası bölümünü yönetiyorum.

MAKALELERİNİN ODAĞINDA

OTONOM ARAÇLAR VAR

Kitabınız, buluşunuz, ödülleriniz var mı?

Hamburg Üniversitesi’ne bağlı Hamburg Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nde Türkiye, Göç ve Avrupa Birliği üzerine olan bir kitap projesinde asistan editör olarak çalıştım. Kitap Ocak 2012’de Hamburg Üniversitesi Yayınları tarafından basıldı. Şu anda, aktif olarak mikromobilite, mikrotransit, otonom dronelar, otonom araçlar ve elektrikli araçlar üzerine makaleler yazıyorum.


 

KAMU POLİTİKASINDA UZMAN

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor. İşinizde tam olarak neler yapıyorsunuz anlatır mısınız, özellikleriniz neler?

Ben şu anda elektrikli araçlar için eşler arası (peer to peer network) ağ oluşturan ve işletmeler, restoranlar ve üniversiteler için teknoloji çözümleri sunan bir teknoloji startup’inin devletle ilişkiler ve kamu politikası bölümünde çalışıyorum. Şirketimi, Airbnb’in enerji için olanı gibi tanımlayabilirim.

Bildiğiniz üzere, teknolojik gelişmeler ve yasal düzenlemeler aynı hızda ilerlemiyor. Bu yüzden, teknoloji Startup’ları yasal düzenlemeler konusunda zorluk yaşıyor çoğu zaman. Kamu politikası bölümü olarak biz şu anda şehirlerle, bakanlıklarla, elektrik idareleriyle ve eyaletlerle çalışıyoruz, çünkü elektrikli araç kullanımını arttıracak teşvikleri buralar veriyor ya da pilot projelerini onlar başlatıyor. Bu projeler ve teşvikler sayesinde teknolojimiz kullanılıyor ve işi geliştirme imkanı oluyor. Özetle, benim gibi kişiler devletle şirket arasındaki köprü görevini görüyor ve arabuluculuk yapıyor. Devletle olan müzakere sürecini biz yönetiyoruz, ayrıca bazı projelerde izin alabilmek için de çok kapsamlı dilekçeler yazıyoruz ve lobicilik yapıyoruz. Bir bakıma şirketin devletteki yüzüyüz diyebilirim.

Kariyerinize neden ABD'de devam etme kararı aldınız? 

ABD’ye gelmeden önce yaklaşık 5 sene Avrupa’da 5 farklı ülkede yaşadım. ABD’ye taşındıktan sonra teknoloji ve inovasyon alanına ilgi duymaya başladım ve San Francisco teknoloji ve inovasyonun başkenti. Bu yüzden ABD’de yaşamaya devam etme kararı aldım.

KAMU POLİTİKASI

ANA DİLİ İNGİLİZCE OLMAYANLARIN

ÇALIŞMADIĞI BİR ALAN

Sizin mesleğinizi seçmek isteyen veya bu yolda ilerleyenler kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu konuda püf noktalarını paylaşır mısınız?

Benim alanım hukuk ve yerel politika bilgisi ve üstün iletişim becerileri gerektirdiği için anadili İngilizce olmayan hatta Amerikalı olmayan birinin çalışmadığı bir alan. Kamu politikası alanında çalışmayı hedefliyorlarsa hukuk okumaları iyi bir karar olur. Bunun haricinde her ülkenin yasaları farklı olduğu için hangi ülkede çalışmak istiyorlarsa karar vermeli ona göre uzmanlaşmalılar. Aynı durum, sektör için de geçerli. Çünkü sağlık sektöründeki düzenlemelerle, ulaşım alanındaki düzenlemeler birbirinden farklı. Çok spesifik olmak gerekiyor. Bunun haricinde, uzmanlaşmak istedikleri sektörde çıkan yasal düzenlemeleri ve gelişmeleri yakinen takip etmek, sürekli araştırıp, okuyup ve yazıp güncel kalmak çok önemli. Eğer Avrupa’da çalışacaklarsa İngilizce'nin yanında en az iki yabancı dil daha konuşmaları gerekiyor. İş hayatında kurulan ilişkiler de çok önemli tabii çünkü iş demek doğru ilişkiyi kurabilmek demek aksi takdirde kalıcı bir şeyler inşa etmek mümkün olmuyor.


 

KADININ EN BÜYÜK ENGELİ

POTANSİYELİNİN FARKINDA OLMAMASI

Üniversitede kadın olmak ne demek nasıl açıklarsınız? Kadınlar neden üniversitelerde olmalı? Üniversitelerde kadınların yaşadığı en önemli sorunlar sizce neler? Siz engellerle karşılaştınız mı? Üniversitede kadınlar karşılaştıkları engelleri nasıl aşabilir?

Açıkçası, bugüne kadar olan deneyimlerim doğrultusunda konuşmam gerekirse üniversitede kadın olmanın üniversitede bir erkek olmaktan farklı olduğunu düşünmüyorum. Herhangi bir engelle de karşılaşmadım. Kadınlar, sadece üniversitelerde değil her yerde olmalı bana kalırsa. Ama şunun da altını da çizmem gerekir ki, benim bir sorun yaşamamam bu konuyla ilgili tüm sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Kadın CEO’ların erkek CEO’lara göre çok daha az kazandığı, kadın girişimci oranının hala çok düşük olduğu bir gerçek. Kadınların en büyük engeli, kendi potansiyellerinin farkında olmamaları. Bir erkeğin yapıp da bir kadının yapamayacağı hiçbir şey yok bana kalırsa. Hatta kadınların çok daha titiz ve özenli çalıştıklarını gözlemliyorum. Kadınlar kendilerine çok daha fazla güvenmeli bence. Kadınlar olarak hata yapabiliriz ve yaptığımız her hata ilerlememiz için büyük bir fırsat aslında. Bu bilinçte olursak engelleri daha kolay aşarız.


SAHTEKARLIK SENDROMU

Üniversitelerde daha fazla kadının yer alması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Evet tabii. Son yıllarda öğrendiğim bir tanım var; imposter (sahtekârlık) sendromu. Yani birçok kadın bir şeyler başardığında sadece şanslarının yaver gittiğini aslında o kadar da iyi olmadıklarını düşünüyor. Hatta, yapılan araştırmalara göre is başvurularında bile kadınların kendi vasıflarının altında pozisyonlara başvururken, erkeklerin kendi vasıflarının üstünde pozisyonlara başvurduğu görülüyor. Erkeklere de gelirsek, erkekler birlikte oldukları kadınları desteklemeli ve onlarla yarışa girmemeli. Hatta, kadınların önünü açmalı. Hala birçok kadın evlilik, çocuk sonrası iş hayatından kopuyor, çünkü çocuk bakımı, ev işleri daha çok kadına yükleniyor. Halbuki erkekler iyi bir takım arkadaşı olurlarsa o kadınlar da iş hayatında çok güzel işler başarabilir.

AYNI ZAMANDA BİR GİRİŞİMCİ

Sizin bir de girişimci tarafınız var. Kendi şirketinizi ne zaman ve neden kurmaya karar verdiniz? Ne kadarlık bir sermayeyle yola çıktınız? Şu anda şirketiniz hangi aşamaya geldi?

Temmuz 2019’ta babam vefat etti. Babamın vefatıyla beraber benim de çalıştığım aile şirketimiz finansal olarak zor bir dönem yaşadı. Daha sonrasında EgeYem’i kurduk. EgeYem’in % 50 hisseyle kurucu ortağıyım. Şirketimiz, Eylül 2019’ta kuruldu ve 50,000 TL sermayeyle yola çıktık.

KADINLAR AŞIRI MÜKEMMELLİYETÇİ

Kadın girişimcilerin yaşadığı en önemli 3-4 sorun nedir sizce?

Bence risk almaya çok yanaşmamaları, hata yapmaktan çok korkmaları ya da hata yapmaya haklarının olmadıklarını düşünmeleri ve aşırı titiz ve mükemmelliyetçi olmaları. Halbuki, bir kadın girişimci de aynı bir erkek girişimci gibi başarısız olabilir. Bu son derece normal bir durum.

Son Güncelleme: 14.08.2020 12:44
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.