Zeynep Albaraz Gençer'den ilk kitap, "İçimdeki Kaktüs"

Tara Kitap etiketiyle yayımlanan “İçimdeki Kaktüs" raflardaki yerini aldı. Zeynep Albaraz Gençer’in kaleme aldığı İçimdeki Kaktüs ile kendinize yeniden hoşgeldiniz diyeceksiniz.

Zeynep Albaraz Gençer'den ilk kitap, "İçimdeki Kaktüs"

Tara Kitap etiketiyle yayımlanan “İçimdeki Kaktüs" raflardaki yerini aldı. Zeynep Albaraz Gençer’in kaleme aldığı İçimdeki Kaktüs ile kendinize yeniden hoşgeldiniz diyeceksiniz.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
18 Eylül 2019 Çarşamba 11:54
Zeynep Albaraz Gençer'den ilk kitap, "İçimdeki Kaktüs"

Edebiyat dergilerinde ve internet sitelerinde yazdığı denemeleriyle ün kazanan 25 yaşındaki başarılı yazar Zeynep Albaraz Gençer’in ilk kitabı Tara Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kitabın bir iç dökme, sessiz bir ortaklık ve farkındalık serüveni olduğunu söyleyen yazar, aynı zamanda kendinize giden yolda bir yol arkadaşı olacağını belirtiyor.

120 sayfalık kesintisiz bir yolculuğa sürükleyen ‘İçimdeki Kaktüs’, alışılagelmiş motivasyon klişeleri vaad etmiyor; aksine size bazen keskin taşlı yollardan geçmenin ve belirsizlik fobisinin bile birer şükür kapısı olacağını söylüyor.

Okurken omzunuzda bir el hissi duyacağınız bu kitap ‘hepimiz insanız’ diyor; korkularımızın, gülüşlerimizin, hüzünlerimizin var olduğunun altını çiziyor. Bize dayatılan - her koşulda doğruyu yapan- her ortamda kabul gören “harikulade insan” olmak zorunda olmadığımızı söylüyor.

Zeynep Albaraz Gençer’in kaleme aldığı kelimelerin uçuş uçuş dans ettiği satırları okurken bazen kendinize dalıp gidebilirsiniz. Özgürleşmenin sadeliğini ve kendinize seslenmenin dinginliğini bu kitapla yaşayacaksınız.

Zeynep Albaraz Gençer, ilk kitabının yayınlanmasıyla ilgili şöyle konuştu, "Vaktiyle bir yazım dergide yayımlandığında şöyle yazmışım bloguma: "Beni mutlu eden, heyecanlandıran, şahsım için önemli, dünya için vasatın fersah fersah altında bir gelişme oldu." Yine benzer bir durum var. Fakat bu sefer şahsım için o kadar önemli ki; tam olarak algılayamıyorum bile mevzuyu."

*Bu kitabın Tara Kitap internet sitesinden satışlarının yazar geliri KAÇUV’a (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’na) bağışlanacaktır.

KİTAP ÖZETİ

Bunca bilimsel gelişmeye yeni teknolojiye rağmen esrarını koruyan insan beyni, bin yıldır mutluluğun nasıl elde edileceğini tartışıyor. Ne ironik! Kendi salgıladığımız hormonlar ile yarattığımız kavramı, yine çözemediğimiz beynimiz aracılığıyla anlamlandırmaya çalışıyoruz.

Mutluluk, üzüntü, kızgınlık gibi insani hislerin tamamen hormonal ve kimyasal reaksiyonlar olduğu nicedir biliniyor.

Pek şiirsel gelmiyor kulağa tabii. Ne de olsa yıllardır işlenmiş kodlarımıza “kalbinin sesini dinle, yüreğinin götürdüğü yere git” sözleri.

İnsan kabullenmek istemiyor önce. Mesela o kadar âşıksın ki, sırf biraz gülsün ya da dokunsun diye yapmadığın şey kalmıyor.

Kalbin çok hızlı çarptığı için zannediyorsun ki sol göğsü- nün altından bir şeyler salgılanıyor. Öpüştün, heyecanlandın, seviştin, zevk aldın, sanıyorsun ki göğün yedinci katındasın. Değilsin. Oksitosin hormonu normal seviyeye inince kendine gelirsin. O oksitosin ki, doğum esnasında rahmin kasılmasını veya emzirme döneminde süt gelmesini sağlıyor, cinsel uyarılmayı, cömertliği arttırıyor, sosyal iletişimi kuvvetlendiriyor. Ve araştırmalar gösteriyor ki, annesiyle ilişkisi iyi olan erkeklerin anıları da daha canlı oluyor.

Söz gelimi çok heyecanlısın, enerjiksin, dünyayı yerinden oynatırım zannediyorsun, ayakların yerden kesilmiş: Endor- fin ve Serotonin mucizesi... Edip Cansever’in “Ve mutluluk bir kibrit çöpü, artık ne kadar yanarsa” dediği kadar var. O kadar saman alevi, o denli uçucu.

Charlie Chaplin’in “Kahkahasız geçen bir gün, harcanmış bir gündür” sözünü oldum olası sevmişimdir. Gülmenin ne muhteşem bir şey olduğunu keşfedememiş bir milletiz. Çok gülünce başına bir şey geleceğini düşünen, kahkaha atan kadını ‘hafif’ diye yaftalayan, keza çok gülen adama da “karı gibi gülme” diyen, ters ters bakan insanlar var bu topraklarda. Yazık. Halbuki bir bilseler güldükleri anda hastalıkla savaşma esnasında salgılanan hormonların devreye girdiğini... İyileşti- riyor, güzelleştiriyor, gerginliği azaltıyor.

Nietzsche; “İnsan bu dünyada o kadar ıstırap çeker ki, bütün canlı yaratıklar arasında yalnız o gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır” der. Ve kahkahanın, iki insan arasındaki en yakın mesafe olduğunu söyler Victor Hugo. Ne şahane gözlem! Bazı insanlara kızamıyorsunuz mesela, çok garip. Kırgınsın, üzgün- sün ama göz göze geldiğinde tüm bu hisler uçup gidiyor. İstemsizce gülümsüyorsun ve dağılıyor aranızdaki duman.

 

Tara Kitap Hakkında: Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız. Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz. Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.