Petrol Ofisi CMO'su Beril Alakoç, "Kadınların Gayreti Bizi Eşitliğe Getirmez, Erkekler İnanıp Savunmalı"

Petrol Ofisi CMO’su Beril Alakoç, "Kadınların kendi kendine yakarış ve gayretleri bizi eşitliğe getirmez, erkeklerin buna inanıp savunmaları, hatta bu konuda liderlik etmeleri çok önemli." dedi.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
09 Temmuz 2020 Perşembe 19:25
Petrol Ofisi CMO'su Beril Alakoç, "Kadınların Gayreti Bizi Eşitliğe Getirmez, Erkekler İnanıp Savunmalı"

Türkiye akaryakıt ve madeni yağlar sektörünün lideri olan Petrol Ofisi'nin sembolüne hiç dikkat ettiniz mi? Ağzından alev çıkan bir kurt sembolü Türk mitooljisindeki dişi kurt Asena'dan ilham alınarak kurumun ilk genel müdürü Talha Sabuncu tarafından hazırlanmış. 

Sadece sembolündeki kadın figürüyle değil tarihte bir devlet kurumunda genel müdürlüğe atanan ilk kadın da yine Petrol Ofisi'nde. 

Şeyda Odyakmaz'ın 1973 yılında Petrol Ofisi'nin ilk kadın genel müdür olması şirketi ülke tarihinde ayrı bir yerde konumlandırıyor.

Geçmişinde olduğu gibi bugününde de şirketin yönetiminde kadınların önemli bir rolü var.

53 milyar 663 milyon TL net satış geliriyle Türkiye'nin en büyük ikinci özel şirketi olan Petrol Ofisi'nin kurumsal marka, akaryakıt, otogaz, madeni yağlar ve toptan satış segmentlerinin pazarlama faaliyetlerinden sorumlu olan kişi; başarılı iş kadını Beril Alakoç Türkiye'nin en güçlü iş kadınları arasında yer alan Petrol Ofisi CMO'su Beril Alakoç, Fortune Türkiye'nin 'Türkiye'nin En Etkin 50 CMO'su" araştırmasında listede 2018 ve 2019 yıllarında üst üste yer alan başarılı iş kadınlarımızdan. İngiltere Kent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan Beril Alakoç, pazarlama alanındaki master programını ise Bristol Business School’da tamamladı. İş hayatına 1998 yılında Unilever’de başlayan Alakoç, çeşitli ürünlerin marka müdürlüğünü yürütmesinin ardından Türkiye, Kuzey Afrika, Orta Doğu’dan sorumlu Bölgesel Marka Geliştirme Müdürü olarak Dubai’de görev aldı. Türkiye, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Rusya bölgesinde kişisel bakım ürünlerinden sorumlu Marka Geliştirme Direktörü pozisyonunda bulunan Beril Alakoç Orhonoğlu,  2017 yılında bu yana Petrol Ofisi Chief Marketing Officer (CMO) olarak görev alıyor. 

Başarılı iş kadınları röportaj serimizde Petrol Ofisi CMO'su Beril Alakoç, İşte Kadınlar'ın sorularını yanıtladı. 

 

BERİL ALAKOÇ KİMDİR?

Nerede, kaç yılında doğdunuz, hangi okullarda eğitim aldınız?

1974 yılında, Ankara'da doğdum. Gençlik yıllarımda Ankara'dan sonra Mersin ve İstanbul'da yaşadım. Liseden mezun olduktan sonra ailemin İngiltere'ye taşınması ile birlikte üniversite eğitimimi University of Kent'te Ekonomi üzerine tamamladım. Daha sonra Bristol'da University of the West of England, Bristol Business School'da da Pazarlama master'ımı tamamladım. Gençlik yıllarımda bu kadar çok yer değiştirmek, üniversitede yabancı bir ülkede tek başıma okumak bana değişikliklere ve yeni ortamlara adaptasyon kabiliyetimi geliştirmek anlamında çok yardımcı oldu.

KARİYER YOLCULUĞU DEV ŞİRKETLERDE

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi? Yıllara göre hangi kurumlarda, hangi pozisyonlarda ne kadar süre ile çalıştınız, şimdi hangi kurumda ve hangi pozisyonda çalışıyorsunuz?

Mezun olur olmaz Türkiye'ye dönüp, 1998 yılında çalışmaya başladım. Pazarlama alanına çok ilgim vardı ve bu alanda en gözde şirket Unilever'de işe girdim. Burada pazarlama alanında çeşitli pozisyonlarda tam 19 yıl çalıştım. Kariyer yolculuğum Kişisel Bakım kategorisi ile başladı. Daha sonra Ev Bakım kategorisinde Deterjan ve Yumuşatıcı Ürün Müdürlüğü yaptım. Bu dönemde OMO Ürün Müdürü olarak ‘Kirlenmek Güzeldir’ lansmanı, kariyerimin en heyecan verici projelerinden biriydi. 2006 - 2009 yılları arasında Dove markasının Afrika, Ortadoğu ve Türkiye Bölgesel Marka Geliştirme sorumluluğunu yürütmek için Dubai'de görev aldım. Daha sonra Türkiye'ye dönerek Gıda, Ev Bakım ve daha sonra Kişisel Bakım kategorilerinde Bölgesel Marka Geliştirme Direktörlüğü rollerinde bulundum. 2017 Aralık ayında ise bambaşka bir sektöre geçiş yaparak Petrol Ofisi'nde CMO’luk görevini üstlendim. 2.5 senedir de heyecan ve çok yüksek bir motivasyonla Petrol Ofisi'nde çalışıyorum.

MARKA VE İLETİŞİM STRATEJİSİNDE UZMAN

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor, siz tam olarak neler yapıyorsunuz? Hangi alanda uzmansınız, özellikleriniz neler, kısaca anlatır mısınız?

Petrol Ofisi, Türkiye akaryakıt ve madeni yağlar sektörünün lideri. Otomotiv yakıtlarının yanı sıra PO Air ve PO Marine markaları ile havacılık ve denizcilik yakıtlarında da faaliyet gösteriyor. Endüstriyel ve Ticari Satışlar başlığı altında sanayinin, büyük şirketlerin, kamunun ve devasa projelerin de en önemli tedarikçisi konumunda. Madeni Yağlar alanında da sektör lideri konumunda.

Göreve gelişim ile birlikte; Petrol Ofisi'nde Pazarlama departmanını yeniden yapılandırarak daha stratejik olarak konumlandırdık. CEO’muza direkt bağlı olarak Kurumsal Marka, Akaryakıt, Otogaz, Madeni Yağlar ve Toptan Satış segmentlerinin pazarlama faaliyetlerinden sorumluyum.

Benim uzmanlık alanlarım, marka ve iletişim stratejisi üzerine. Bu, çok geniş bir alan. Pazarlama çoğu zaman sadece iletişim, ‘reklamcılık’ olarak algılanıyor. Bundan çok daha fazlasını yapıyoruz. Temel olarak bir markanın uzun vadede sağlığından, gelişiminden sorumluyuz. Pazar ve müşteri ihtiyaç ve davranış trendlerini takip etmek, markamızın geleceğini buna göre tasarlamak, müşteri odaklı bakış açısını şirket içerisinde yerleştirerek markanın sağlıklı ve karlı büyümesi için atılması gereken stratejik adımları belirlemek, yatırımımızı da stratejik planımıza göre belirlenen öncelikler çerçevesinde yaparak, yarınlara hazır olmak adına ürün, hizmet, teknolojik altyapı gibi tüm alanlarda çalışıyoruz.

Pazarlama departmanımız altında Pazar ve Müşteri İçgörü, İş Analitiği, Marka Yönetim ve İletişim, Müşteri Deneyimi bölümleri var. Sektöre içgörü ve deneyim anlamında yeni yaklaşımlar getirmek için bu şekilde farklı bir organizasyon kurduk. Pazarı anlama, müşteriyi anlama, sadık müşteri yaratma ve doğru içgörüler ile etkili iletişim yapma anlamında uzmanlaşmış, veriye çok inanan ve veriyi işimizi sağlıklı geliştirmek için çok etkin kullanmaya özen gösteren bir ekibimiz var.

İş hayatımda hiçbir şeyi tesadüflere ve şansa bırakmadım. Bizim işimizde yaratıcılık önemlidir. Ancak objektif ve analitik olmadan, yaratıcılık da olamaz. Enerjisi yüksek ve rekabetçi bir yapım var. Her zaman yüksek bir hedefim, oraya ulaşmak için bir stratejim vardır. Uzun vadede sabırlı, ama kısa vadede aksiyon odaklı bir yöneticiyim. Açıklık, güven ve özen ekip yönetiminde en çok önem verdiğim değerlerdir.

 İLK KADIN GENEL MÜDÜR ODYAKMAZ İLE TARİHE GEÇTİ 

Petrol Ofisi'nde kaç kişi çalışıyor? Kaçı kadın kaçı erkek? 

Petrol Ofisi, kurulduğu ilk yıllardan bu yana ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ konusunda örnek bir kurum olmuştur. Keza Cumhuriyet tarihimizde bir devlet kurumuna atanan ilk kadın genel müdür de 1973 yılında Petrol Ofisi Genel Müdürlüğü’nü üstlenen Şeyda Odyakmaz oldu. Bugüne kadar Petrol Ofisi yönetiminde ve farklı pozisyonlarda başka kadınlar da görev yaptı. Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçek anlamda uygulandığı Petrol Ofisi gibi kurumlarda, bu alandaki oranlar, rakamlar çok da anlamlı değil.

Kişisel olarak da işe alım ve daha sonrasında kariyer gelişimlerinde eşitliğe elbette çok önem veriyorum. Burada önem verdiğim konu, işi yapabilecek doğru insanı o pozisyona oturtabilmek. Burada kadın/erkek ayrımı doğru değil, kişinin yetkinlikleri önemli. Pozitif ayrımcılık konusu ise çok hassas bir konu. Hak etmeyen bir kişiyi pozitif ayrımcılık yapma iyi niyetiyle bir pozisyona getirmeyi, aslında o kişiye de haksızlık olarak görüyorum.

BAKIŞ AÇIMIZI EŞİTLEMELİYİZ

İşe alım sırasında kişinin yaşı, medeni durumu, çocuğu olup olmadığı gibi konular asla bir kriter olmamalı ve biz de bu konuda çok hassas davranıyoruz. Bir kadının iş hayatında hakkını bulabilmesi için mutlaka iş yeri ve ailesi tarafından desteklenmesi gerekiyor. Bu sadece kadına bazı konularda taviz ya da yan haklar vermekle olmaz. Bakış açımızı hem kadın hem de erkekler için eşitlememiz gerekiyor.

Örneğin; çocuğu evde hastalanan bir annenin işten erken çıkması ne kadar olağan ise, aynı nedenle bir babanın da eve gitmesi normal karşılanmalı, ‘çocuğuna eşin baksın’ gibi bir beklenti yaratılmamalıdır. Çalışan anne, eşlerinin ev ve çocuk bakım işlerinde paylaşımcı olması, sorumluluk alması çok önemlidir. Kadının kendine güvenmesi, ‘erkek işi’ olarak kodlanan pozisyonlara aday olmaktan çekinmemesi, bu işlere katabileceği değerlere odaklanarak fark yaratmaya çalışması gerekli. Birçok kadın daha en baştan önyargılarla bu şansı kendine vermeyerek kendi kariyerini zedeleyebiliyor. Kadınların iş hayatında daha esnek olmaları gerektiği dönemlerde de, bu konuların yöneticileri ve İK ile açık açık görüşerek çözülmeyecek bir sorun olmadığına inanıyorum. Kadın talep etmeli, kendine güvenmeli; erkek sorumluluğu eşi ile paylaşmalı, destek olmalı; iş yerleri de yetkinliklere odaklanarak pozisyonları doldururken gelebilecek destek taleplerini özenle değerlendirmelidir.

Petrol Ofisi tam olarak bu prensiplerle çalışıyor. Ben de ekip yönetimimde her zaman bu açıklık ve esneklikteyim. Çalışan bir annenin kızı olarak yetiştim. Bir kadın yönetici olarak kariyerimde kadın çalışanlara örnek ve destek olmak için her zaman çalıştım.

REKABET BİZİ CANLI TUTAR

Sizin mesleğinizi seçmek ve sizin gibi başarılı bir yönetici olmak isteyen veya bu yolda ilerleyenler kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu konuda püf noktalarını paylaşır mısınız?

Bizim mesleğimiz dışarıdan çok yaratıcı ve keyifli görünür; öyledir de. Ancak bu işi yapabilmek için yaratıcılık dışında çok önemli özelliklere sahip olmanız gerekir.

Pazarlama uzun vadede sonuçlarını gösterir. Yarınlar için bugünden çalışmak ciddi bir sabır ve dayanıklılık, öte yandan da uzun vadeli stratejik bakış açısı gerektirir. Her şirketin çok doğal olarak bugünkü satış ve karlılık takibi vardır. Şirket yönetiminde bugünün ve yarının dengesini korumakta, bu bakış açısını canlı tutmakta Pazarlama departmanının etkisi önemlidir.

Veriye dayalı bir strateji oluşturmak, vizyoner olmak, tüm şirketi aynı strateji ve amaç uğruna motive etmek için gerekli yetkinlikler başarı için elzemdir. Müşteri odaklı, analitik ve içgörü sahibi olmak, her an ve her alanda bu dengeleri şirketin her bölüm ve kademesinde canlı tutmak, rekabetçi ve enerjisi yüksek bir yapıda olmak, başarı ve aksiyon odaklı olmak, sahaya yakın çalışmak, ayakları yere basan sağlam, uygulanabilir, herkesçe sahiplenilmiş bir strateji çerçevesinde, gündeme ayak uydururken uzun vadeli marka amacından sapmadan çalışmak başarıyı getirecektir.

Rekabetçi olmayı biraz açmak istiyorum. Rekabeti çok severim, çünkü her zaman bizi canlı tutar, gelişim için motive eder. Rekabete saygı çok önemli bir erdemdir. Rakiplerimizi çok iyi anlayıp, analiz etmeli, onları aşağı görmemeliyiz. Rekabeti küçültmek, bir anlamda kendini kandırmaktır. Rakibe saygı, hem onların emeğine saygı, hem de (ki bence bu en önemlisi) rakip ürünü sevip kullanan müşterilere saygıdır.

Potansiyel rakip müşterilerine tepeden bakarsanız, müşteri size asla affetmez. Bir pazarlamacı, rakibini, piyasayı çok iyi takip ve analiz edebilmeli, ama kendi önüne bakmalıdır. Kendini geliştirerek, farklılaştırarak ön plana çıkmaya çalışmalıdır. Bir müşteri neden sizi seçmeli, neden sevmelidir? Tercihlerimiz, fonksiyonel yeterliliğin çok daha ötesinde artık. Markaların bir amacı olmalı. Bu amaç, hem sosyal, hem de bireysel duyulara hitap edebilmeli. Bizim uzmanlık alanımız; markaların amacı üzerinde çalışmak, fonksiyonel özellikleri elbette güncel tutarak, diğer markalardan daha derin bir şekilde farklılaşarak müşterinin sadakatini kazanmak ve tüm şirketi de bu amaç peşinde koşmak için motive etmek.

EV KADINLARI AĞIR SORUMLULUK TAŞIYOR

Çalışan kadınla çalışmayan kadın arasındaki farklar nelerdir? Kadınlar neden çalışmalı?

Bence çalışmayan kadın diye bir şey yok. Ev kadınları bence en ağır sorumluluğu üstlerinde taşıyorlar ve çok yoğun çalışıyorlar. Kadınların nerede, hangi iş kolunda çalışacaklarına kendileri karar vermeli. Bir ailenin sosyal ve ekonomik ihtiyaçları, bir kadının kendi beklenti ve istekleri bu kararı vermekte ciddi etken. Bir kadın evde kalarak da, evinin, ailesinin, hatta çevre mahallesinin gelişimine katkıda bulunabilir. İş hayatında çalışmak isteyenlerin aile hayatını dengelemek için mutlaka desteğe ihtiyacı vardır. Hem ev işini, hem çocukların bakımını hem de iş yeri beklentilerini bir arada götürmesini bir kadından beklemek hakkaniyetli ve gerçekçi değil. İş hayatını tercih eden kadınların çalışma ortamına çok ciddi katkısı olduğunu düşünüyorum. Kadın - erkek arasındaki klasik sosyal ve davranış farklılıkları iş yerine zenginlik katar, çok katmanlı düşünme becerisi getirir. Dünyanın yarısı kadın iken, dünya bu denge üzerine dönerken, iş yerinde kadınların etkisini kim yadsıyabilir? Bir çocuğun gelişimine anne -baba dengesi ne kadar gerekli ise, iş yerinde de kadın - erkek bakış açısı gerekli ve faydalıdır.

KADINLARIN EN ÖNEMLİ SORUNU ÖNYARGI

İş kadınlarının - çalışan kadınların yaşadığı en önemli sorunlar sizce neler? Birkaç maddeyle sıralar mısınız? Siz hangi sorunlarla karşılaştınız, tanık olduğunuz veya yaşadığınız enteresan durumlar var mı? Çalışan kadınlar- iş kadınları karşılaştıkları engelleri nasıl aşabilir?

Kadınların karşılaştığı en önemli sorun bence önyargı. Kültür, aile yetiştiriliş tarzı, toplumun kadından beklentileri bu önyargıları oluşturuyor. Ben şanslı bir kadınım, çevremde böyle bir engelle karşılaşmadım. Aile dengemi kurarken de, tabii buna göre seçimlerimi yaptım. Kadınlar ile ilgili önyargılar iş yeri ile sınırlı değil, toplumun ve sosyal hayatımızın her alanında var. Elbette en önemli sorun eğitimsizlik, peşi sıra gelen erkeklerin kadınlardan beklentisi ve kadınlarda bu ortamda doğal olarak oluşan özgüven eksikliği. Kullandığımız dil bile sorunlu ve bu bize özgü bir problem değil, tüm dünyada böyle. Eğitim derken, tabii ki okul çok önemli ama bir o kadar da anne-babanın oğlan ve kız çocuklarını nasıl yetiştirdikleri önemli. Bu önyargılar ve sosyal baskılar beynimize çocuklukta yerleşiyor ve sonra bize bu yaklaşımlar çok doğal geliyor. Kadın gelişimi zaman içinde düzelecek, ben buna çok inanıyorum. Çocuklarıma, çevreme, iş arkadaşlarıma yaklaşımlarımla elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. Yeterli mi, hayır değil. Toplum olarak üzerinde aralıksız çalışmamız gerekli. Yalnız bu çalışmaya, erkeklerin seyirci değil, öncü olması şart. Kadınların kendi kendine yakarış ve gayretleri bizi eşitliğe getirmez, erkeklerin buna inanıp savunmaları, hatta bu konuda liderlik etmeleri çok önemli.

ERKEKLER SEYİRCİ KALMAMALI

İstihdamda daha fazla kadının yer alması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Kadınlar önce ne yapmak istediklerini bilmeli, hedeflerini belirlemeli ve kendilerine güvenerek emin adımlarla yürümeliler. Kadın ya da erkek olduğumuzu unutup, bir birey olduğumuzu hatırlatmamız gerekiyor kendimize. Erkeklere çağrım, bu konuda seyirci kalmamaları yönünde olur. Babaların oğulları ve kızlarını yetiştirmede, onların karakter gelişiminde etkisi tartışılmaz. Çocuklarınızı yetiştirirken kullandığınız dil, çocuklarınızdan beklentileriniz, verdiğiniz eğitim, her alanda eşit olmalı. Unutmayalım ki, kadın ve erkek aynı değildir. Eşit demek aynı demek değildir; bir demiri kadının da erkek gibi bükebilmesi anlamına gelmez. Kadın ve erkeğin doğası gereği farklılıklarından bahsetmek konuyu son derece sığ ve basit görmektir. Bu yanılgıya lütfen kapılmayalım.

HİJYEN STANDARTLARIMIZI GENİŞLETTİK

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi?

Tüm sektörler gibi elbette akaryakıt piyasası da etkilendi pandemiden. Çok hızlı adapte olduk yeni çalışma düzenimize. Ofisimiz pandemi açıklandıktan 1 hafta sonra kapandı, herkes evinden çalışmaya başladı. Şu anda da Genel Müdürlük’te minimum kişi ile çalışma düzenindeyiz. Pandemi koşullarından tüm dünya, ülkemiz, pazar ve biz de doğal olarak etkilendik. Pandemi ile birlikte son 3 ayı ise çok yoğun çalışarak geçirdik. Pazarlama planlarımızı çok hızlı bir şekilde değiştirdik, stratejimizden kopmadan gündemi yakalayarak müşterimize çok yakın bir iletişim kurabildiğimizi düşünüyorum. Müşteri beklentileri özellikle istasyonlarda çok değişti. Hijyen standartları zaten sektörümüz için çok yüksek, müşteri beklentisi ve marka kararında önemli bir etken. Bu konuya tabii daha da çok odaklandık. Sadece tuvalet ve marketlerde değil, istasyonlarımızın tüm alanlarında ve çalışanlarımızda hijyen standartlarımızı genişleterek, hem çalışan, hem de müşteri sağlığını koruyacak şekilde uygulamaya geçtik. Zaten kuvvetli olduğumuz dijitalleşme ve mobil ödeme konularında, bu dönemde daha da yoğun çalışmalar yapıldı. Sosyal medya kullanımı çok arttı, bizler de bu mecraları çok etkin kullanarak değişik projelerle sürekli müşterilerimiz ile iletişimde kaldık.

İTÜ ÇEKİRDEK'İN PROJESİNE ORTAK OLDUK

En önemlisi, İTÜ ile olan pandemiye yönelik işbirliğimiz oldu. İTÜ ARI Teknokent'e bağlı girişimcilik merkezi İTÜ Çekirdek, Covid-19'a karşı bir çağrıda bulundu ve biz de bu projeye ortak olduk. Bu işbirliğimiz; Covid-19 ile mücadeleye yönelik; dezenfektan, maske, siperlik, koruyucu kıyafet gibi en temel ekipmandan, entübasyon kutusu, yoğun bakım ünitesi cihazları, UVC Işık İle Oda Sterilizasyon Ünitesi, UVC Işık İle Hava Sterilizasyon Ünitesi, UVC Dezenfeksiyon ve Hasta Odasına Ürün Taşıma Robotu (geliştirme aşamasında) gibi ortam koşullarını iyileştirecek ekipmanlar, ilaç, aşı, pandemiyi etkileyecek bilişim uygulamaları ve benzeri alanlarda girişimcilerin desteklenmesini kapsıyor. Salt geliştirme aşamasıyla yetinmiyor, bunların üretimlerini, ihtiyaç sahibi doktor ve hastanelere ulaşımlarını da destekliyoruz.

EVDE YOĞUN ÇALIŞTIK

Peki pandemide evde neler yapıyorsunuz, iş bölümü nasıl?

Pandemi koşulları ile birlikte ev hayatı da farklı bir dengeye oturdu. Çocuklar odalarında online eğitim ile derslerine devam ettiler. Sanırım herkes gibi biz de eşimle evde birer köşe kaparak yoğun bir tempoda çalışmaya devam ettik. Bu süreçte ailece bir arada olmak çok güzel, her akşam bir oyun, bir eğlence yarattık kendimize. Beni en çok zorlayan, anne-babamı uzun süre görememek, yakın arkadaşlarımla görüşememek oldu.

YÜZME TAKIMI KAPTANI

Benim bir de bambaşka bir spor hayatım var. Rekabetçi olduğumu söylemiştim, ben aynı zamanda bir master yüzücü, Han Batur Master Yüzme Takımı’nın kaptanıyım. Son 6 yıldır aralıksız olarak, artık profesyonel olarak diyebilirim, yüzüyorum.

HAFTADA 4-5 GÜN YÜZÜYOR

Türkiye, Avrupa ve Dünya yüzme yarışlarına katılıyorum. Normalde, haftada 4-5 günlük ciddi bir antrenman programım var. Tabii havuzlar kapanınca 3 ay ara vermek zorunda kaldım.

YÜZMEK REKABETÇİ RUHUMU BESLİYOR

Yüzmek, rekabetçi ruhumu besleyen, beni fiziken de zinde tutan bir tutku. Hedeflerim var. Bu süreç, tabii her sporcu gibi beni de çok olumsuz etkiledi. Evde yaptığım sporlar ve uzun yürüyüşler beni zinde tutsa da, havuzda eski derecelerimi yakalamak için çok uzun zaman gerekecek. Şimdi en yakında ise Boğaz yarışı var. Büyük bir heyecanla tekrar yarışlara dönmeyi bekliyorum.

DİJİTAL ÇAĞDA KİMİN NASIL İŞ YAPTIĞI ÖN PLANA ÇIKACAK

Pandemi sonrası yeni normal hayatta sizce bizi nasıl bir hayat, ekonomi bekliyor?

‘Pandemi sonrası’ diye bir hayat ne zaman gelecek, kestirmek zor. Hemen ve bir anda olmayacağı ise kesin. O yüzden ‘yeni’ bir hayat değil de, ‘değişen’ bir hayattan bahsedebiliriz. Bu değişimi ise bugünden yarına çok hızlı değil, yaşayarak göreceğiz. Herkesin söylediği ve çok açık görünen gerçekler var. Dijital çağ belki 10 yıllık gelişimini 3 ayda tamamladı, bundan sonra da hızla gelişmeye ve bizim hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmaya devam edecek. Alışveriş alışkanlıkları değişecek. İş yeri ve çalışma prensipleri değişecek, daha esnek daha sonuç odaklı hale gelecek. Kimin ‘ne zaman, nerede olduğu’ değil, ‘nasıl iş yaptığı’ ön plana çıkacak – hatta çıktı bile.

TOPLUMSAL DEĞERLER ÖN PLANA ÇIKTI

İş yerlerinde zamanla bu değişimi daha da fazla göreceğiz ve bu prensipleri hepimiz artık kabul edeceğiz. Bireysellik son dönemde çok ön plana çıkmıştı. Pandemi ile birlikte tekrar toplumsal değerlerin ön plana çıktığını görüyoruz. Markalar, amaçlarını ve planlarını eskisine göre daha da fazla toplumsal fayda üzerine yoğunlaştırma çabasında olacaklar.

Tüm dünya şu anda pandeminin toplumsal davranış ve sosyal değişim üzerindeki etkisine odaklanıyor. Ancak ekonomik etkilerini yılın geri kalanında daha sert bir şekilde hissedeceğiz gibi gözüküyor. Bu alanda tüm dünyayı daha zor günler bekliyor. Her çağın zorlukları olmuş, olacak da. Bizler de bu pandeminin zorluklarına göğüs gerecek şekilde hazırlıklarımızı yapmalıyız.

Son Güncelleme: 09.07.2020 21:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.