Semra Kuran, "İş Hayatında Kadınları Güçlendiriyor, Lider Olmaları İçin Zemin Hazırlıyoruz"

ING Türkiye Yönetim Kurulu üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı Semra Kuran, "Kadın çalışan oranımız yüzde 56. Grup müdürü ve üzeri seviyede kadın çalışan oranımız yüzde 36, genel müdür yardımcısı düzeyinde yüzde 42, yönetim kurulunda ise yüzde 40 seviyesinde. Bu oranlara baktığımızda, cinsiyetten bağımsız fırsat eşitliğinin kültürümüzün bir parçası olduğu görülüyor. Kurum olarak; kadınların iş hayatlarındaki gelişimlerini ve iş-özel yaşam dengelerini korumalarını destekliyoruz, bu şekilde onları güçlendirerek liderlik rollerinde de daha fazla rol almalarına uygun zemin hazırladığımıza inanıyoruz."

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
29 Haziran 2020 Pazartesi 10:55
Semra Kuran, "İş Hayatında Kadınları Güçlendiriyor, Lider Olmaları İçin Zemin Hazırlıyoruz"

 

Başarılı iş kadınları röportaj serimizde sizleri bugün ING Türkiye Yönetim Kurulu üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı Semra Kuran ile buluşturmak istedik. 

Aynı zamanda ING Faktoring, ING Finansal Kiralama ve ING Menkul firmalarında da Yönetim Kurulu üyeliği de yapan Semra Kuran ile röportajımıza

geçmeden önce firmanın toplumsal cinsiyet eşitliğine yaklaşımına hem rakamlar hem de kurum kültürü açısından yakından bakalım mı?

 

Çünkü ING, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve BM'nin Kadının Güçlendirilmesi Prensipleri(WEP's) doğrultusunda politika uygulayan nadir şirketlerden biri.  

Çalışanlarının yüzde 56'sı kadın, yönetici pozisyonundaki kadınların oranı 36. Genel müdür yardımcısı düzeyindeki kadın oranı yüzde 42, yönetim kurulundaki kadın oranı ise yüzde 40.

Kadın çalışanların kariyer gelişiminlerini destekleyen uygulamaları ile dikkat çeken ING, anne olanlara 6 ay ücretli izin veriyor, tüm ebeveynler seçtikleri bir günde; Karne Günü, Okulun İlk Günü gibi özel günlerde  çocuklarının yanında olabiliyor.

Kurum dışında da toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda pek çok farklı projeye imza atan ING, Olimpiyatlarda Türkiye adına yarışacak olan 7 kadın sporcunun resmi sponsorluğunu üstlenirken, mühendislik eğitimi alan kız öğrencilere de burs sağlıyor. 

ING Türkiye Yönetim Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı Semra Kuran ile röportajımızda çok daha fazlası var. Türkiye'de yönetim kurullarındaki kadın oranını yalnızca yüzde 13.8 iken ING'deki bu oranın yüzde 40 seviyesinde olduğuna dikkat çekip, Semra Kuran'ın bu başarıyı yakalamış güçlü iş kadınları arasında olduğunu söylemeden geçmeyelim.

SEMRA KURAN KİMDİR?

Nerede, kaç yılında doğdunuz, hangi okullarda eğitim aldınız?

1975 yılında Ankara’da dünyaya geldim. Ankara Atatürk Anadolu Lisesinden mezun oldum. Sayısal alanda daha başarılı bir öğrenciydim, bu da meslek seçimi aşamasında beni mühendislik alanında tercih yapmaya götürdü. 1997 yılında ODTÜ İnşaat mühendisliğinden mezum oldum. Son sınıfta yapı yönetimi alanında uzmanlaştım. Mezuniyetin hemen ardından su yapı projeleri alanında çalışan bir firmada çalışmaya başlamış ve yine ODTU’de İnşaat Mühendisliği alanında yüksek lisans yapmak üzere hazırlık yaparken o yaz ani bir kararla İstanbul’a ve bambaşka bir sektörde çalışmak için yola çıktım. Bu karar hayatımın akışını değiştiren ilk cesur kararlarımdan biriydi.

MÜHENDİSLİKTEN BANKACILIĞA...

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi? Yıllara göre tek tek hangi kurumlarda, hangi pozisyonlarda ne kadar süre ile çalıştınız, şimdi hangi kurumda ve hangi pozisyonda çalışıyorsunuz?

Üniversite yıllarımda büyük inşaat projelerinde staj yapma imkanım oldu. O dönem çalışma şartları şantiye mühendisleri için kolay değildi. Şantiyelerde kadın mühendis olmak ise çok daha zordu. Erkek okul arkadaşımla staj yaparken şantiyede çalışan işçilerin benim yerime sadece erkek mühendislerle konuşmayı tercih etmesi bu zorlukları işaret etmesi açısından aldığım ilk sinyallerden biriydi.

Kimya mühendisi, çalışan ve güçlü bir anne rol modelim vardı. Yaşadığı zorluklar ile kendi başına mücadelesini sessizce vermişti. Kadın ve erkeğin iş hayatında da eşit olduğu yanılması ile büyüdüğümü ancak iş hayatını stajlarda deneyimlemeye başladığım günlerde anlayabilmiştim. Bu benim için çok isteyerek seçtiğim meslek hayatımın erken dönemde bir kırılma yarattı.

ODTÜ’de son sınıfta kariyer günlerinde biraz da tesadüfen katıldığım bir banka sunumunun ardından doldurduğum form kariyerimde belirleyici oldu. Ekonomide serbest piyasa mekanizmalarının çalışmasıyla birlikte 1990’lı yıllar bankacılık sektörü için de yeniden yapılanma yıllarıydı. Küreselleşme ile değişen piyasa dinamikleri, yurtdışı piyasalar ile entegrasyon Türkiye’deki bankalarının dünya bankaları ile rekabet etmesini gerektiriyordu.

Vizyonunu Avrupanın en kaliteli bankası olarak belirlemiş, bu değişimin ancak yetkin bir insan kaynağı ile birlikte mümkün olduğunu görmüş ve bu hedefle geleneksel bankacı profilinin dışında yenilikçi, veriyi analiz edebilen, teknoloji kullanımına yatkın, iyi eğitimli gençlere yatırım yapan Akın Öngör’ün liderliğindeki Garanti Bankasında çalışma hayatıma başladım. Altı ay süren kapsamlı bir finans eğitimi sunmaları, bana hiç bilmediğim bu sektörü deneyimleme fırsatı sunması açısından çok cazip geldi.

Garanti Bankası’nda 21 yıl süren iş hayatıma, bankadaki dönüşüm projelerini uygulayan ekipte, iş süreçlerini yeniden yapılandırma projelerinde çalışarak başladım. Çağrı merkezi, operasyonların merkezileştirilmesi, şube süreçlerinin, müşteri iletişiminin yeniden tasarlanması gibi o dönem çok ses getiren projelerde, yabancı danışmanlar ile çalışmak bana proje ve değişim yönetimi, süreç ve sistem tasarımı alanında çok şey kazandırdı. Yaptığım işten büyük keyif almıştım ancak kendimi bankacı gibi hissetmiyordum.

Büyük dönüşüm projelerinin tamamlanması ardından, finans ekibine katılarak, bankanın ana faaliyet konusunda kendimi yetiştirmeye karar verdim. Bilanço, sermaye ve karlılık alanında bilgim derinleşirken, banka yönetiminde stratejik karar alma sürecini deslekleyen bir alanda çalışmak, stratejik düşünme ve veri temelli yönetim alanında beni güçlendirdi. 1990’lı yıllarda finansal piyasaların derinleşmesi, yaşanan krizler ve globalleşme etkisinde uluslararası piyasalardaki etkileşim bankacılık sektöründe istikrarın sağlanması için daha etkin mekanizmaların kurulmasını ve kurumların maruz kaldıkları riskleri tanımlayarak bu riskleri belli standartlarda ölçmelerini ve yönetmelerini gerektiriyordu.

Yenilikçi bir yaklaşımla banka 2000 yılında risk yönetimi alanına yatırım yapmaya karar verdi. Risk yönetimi Türkiye’de henüz tam olarak uygulanmayan yeni bir alandı. Kullanılan karmaşık modeller, maliyetli sistem yatırımı ihtiyacı, veri kalitesi sorunları ve yurtdışı literatür takibi gerektirmesi bu alanda gönüllü yatırımları sınırlandırıyordu. Öğrenmeye olan tutkum, banka finansallarına hakimiyetim, analitik alt yapım ve bana yeni bir alanda üretme fırsatı sunması sebebiyle bu alanda çalışmaya gönüllü oldum.

BDDK’nın kurulması ve 2001 krizi sonrasında gelen düzenlemelere uyum sürecinde, Risk Yönetimi biriminin kurulmasından, TBB koordinasyonunda bu alanda Türkiye’ye özgü düzenleme altyapısının şekillendirme çalışmalarına katılmaktan, bir dernek çatısı altında yönetim kurulu üyeliği de yaparak risk yöneticilerinin paylaştığı ortak bir platform oluşturmaya kadar bu alanda farklı görevler üstlendim. Risk yönetiminde 17 yılın ardından en son direktör olarak görev yaptığım Garanti Bankasındaki görevimden, 2018 yılında ING Türkiye Yönetim Kurulu ve Denetim Komitesi üyesi olmak üzere ayrıldım, 2019 yılında da Denetim Komitesi Başkanlığı görevini üstlendim.

RİSK YÖNETİMİNDE UZMAN

Hangi alanda uzmansınız, özellikleriniz neler, kısaca anlatır mısınız? Sizin mesleğinizi seçmek isteyen veya bu yolda ilerleyenler kadınlara rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınızın olduğu konuda püf noktalarını paylaşır mısınız?

Kariyerimin en büyük kısmını Risk Yönetimi alanında yaptığım çalışmalar oluşturuyor olsa da bankacılık kariyerim boyunca yaptığım tüm işlerde sahip olduğum yetkinlikleri ustalıkla kullanmayı öğrenirken deneme yanılma yapmaktan da korkmamak gerektiğini ve ihtiyaç duydukça yeni yetkinlikleri kendime katmak için kendime sürekli yatırım yapmanın faydasını gördüm. Mesleğimden ziyade deneyimlerim bana bu yaklaşımın iş hayatının her alanında önemli olduğunu gösterdi.

Aldığım profesyonel koçluk eğitimim de hem bir lider hem bir birey olarak bana hedeflerime ulaşabilmek için çok önemli farkındalıklar ve araçlar sundu.

Beni geri çekmedikleri sürece gelişmesi gereken alanlardan daha çok, özellikle fark yaratabildiğim güçlü yanlarımı geliştirmek için çaba sarfettim. Mühendislik eğitimimin bana kazandırdığı sistemik yaklaşım, analitik düşünme, sorgulama, farklı disiplinlerle işbirliği sağlama, disiplinli çalışma, sürekli beslediğim merak duygum, bitmez tükenmez öğrenme isteğim, kendimi bilgi ve tecrübem ile değişen şartlara göre yeniden yapılandırabilmem, tabi olmazsa olmaz cesaret ve insana değer katma, fayda sağlama arzum beni hep ileri taşıdı.

YÖNETİM SEVİYESİNDE EŞİTLİK BOZULUYOR

Tabi hayat her zaman düz bir yolda engelsiz ilerlemiyor. Karşılaştığım zorluklara çok odaklandığımda bunun beni ne kadar aşağı çektiğini fark etmem kolay olmadı, işime kattığım değere ve hedeflerime bakmayı tam anlamıyla öğrendiğimde ise engellerin bir bir ortadan kalktığını deneyimledim. Bu beni pek çok açıdan hafifletti ve ileri taşıdı. Uzun yıllar en mükemmele ulaşmayı hedefleyerek çalışırken yıpranmıştım, deneyerek, hatalardan öğrenmeyi başardığımda ise hem daha katılımcı, hem daha çevik, hem daha cesur olabildim.

Bankacılık sektöründe kadın/erkek çalışan yüzdesi nerdeyse eşit oranda. Bununla birlikte yönetim seviyelerinde ve yönetim kurullarında bu oran ciddi şekilde kadınların aleyhinde bozuluyor. Bunun doğuştan gelen farklılıklardan, sosyal hayat sorumluluklarından, bugün bildiğimiz iş hayatının kurulma presiplerine kadar ilgisi var. Bu sorunların da farkında olarak, eşit temsilli, kapsayıcı çözüm için hep ileriye odaklanarak, adımlarımızı şimdiden buna göre atarak bu resmin düzeltilebileceğine inanıyorum.

KADINLAR YARDIM İSTEMEKTE ÇEKİNGEN

Kadınlar yapıları sebebiyle bütün kadar detayları da önemsiyor, bu değerli bütünsel bakışı karar mekanizmasındaki hız beklentisini gözeterek ve cesaretle adım atarak dengelediklerinde başarının kaçınılmaz olacağını düşünüyorum. İnsanların yaptığı işe anlam katmalarında da kadın yöneticilerin bir adım önde olduğunu düşünüyorum.

Kariyer yolunda bir püf nokta vereyim, özellikle kadın yöneticiler yardım istemekte ya da taleplerini açıkça dile getirmekte çok çekingen. Elinizi kaldırın diyorum, mentorluk özellikle bu tip durumlarda kendinizi geliştirmek için çok etkili bir araç. Ben uzun yıllardır çalıştığım kurumlarda hem koçluk hem mentorluk yapıyorum. Kadın yöneticilerin takıldığı noktalar aslında paylaşarak, kararlılıkla bakış açısını değiştirerek hızla çözülebilecek konular.

DENETİM KOMİTESİ BAŞKANLIĞI DA YAPIYOR

Çalıştığınız kurum hangi alanda faaliyet gösteriyor. İşinizde tam olarak neler yapıyorsunuz anlatır mısınız?

Çalıştığım kurum bankacılık alanında faaliyet gösteriyor. ING’nin Yönetim Kurulu üyesi ve Denetim Komitesi Başkanlığı görevini yürütüyorum. Ayrıca Yönetim Kurulu adına iştiraklerimizin gözetim sorumluluğunu yürütüyor, ING Faktoring, ING Finansal Kiralama ve ING Menkul şirketlerimizde Yönetim Kurulu üyeliği yapıyorum.

Yönetim kurulundaki görevlerimin yanısıra Denetim Komitesi başkanı olarak, mevzuat gereği Risk Yönetimi, İç Kontrol ve İç Denetim ekiplerinin yönetimi ile birlikte, yönetim kurulu adına bu sistemler ile mevzuat ve raporlama sistemlerinin işleyişini gözetmek ve bağımsız denetçilerin faaliyetlerini izlemek gibi Bankacılık Kanunu'nda belirlenmiş sorumlulukları yerine getiriyor, bu değerlendirmeler ışığında alınması gerekli önlemleri yönetim kuruluna denetim komitesi adına sunuyorum.

KADIN ÇALIŞAN ORANI YÜZDE 56

ING Bank Türkiye'de kaç kişi çalışıyor? Kaçı kadın kaçı erkek? Yönetim kademesindeki kadın oranı nedir? Şirketiniz çalışanları için cinsiyet eşitliği için hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Mesela YK'da dahil tüm çalışanlara toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verdiniz mi? Kadın çalışanlara hangi pozitif ayrımcılık uygulamaları sunuyorsunuz? vb.

2 bin 200’e yakın kadın çalışanımız bulunuyor ve bu sayı, toplam çalışan sayımızın yüzde 56’sına karşılık geliyor. Grup müdürü ve üzeri seviyede kadın çalışan oranımız yüzde 36, genel müdür yardımcısı düzeyinde yüzde 42, yönetim kurulunda ise yüzde 40 seviyesinde.

Bu oranlara baktığımızda, cinsiyetten bağımsız fırsat eşitliğinin kültürümüzün bir parçası olduğu görülüyor. Kurum olarak; kadınların iş hayatlarındaki gelişimlerini ve iş-özel yaşam dengelerini korumalarını destekliyoruz, bu şekilde onları güçlendirerek liderlik rollerinde de daha fazla rol almalarına uygun zemin hazırladığımıza inanıyoruz.

Kadını güçlendirme konusundaki 360 derece yaklaşımımız; Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine (SDG12 ve SDG8) katkıda bulunmak üzere hazırlanan ING Sürdürülebilirlik Yönergesi, ING Çeşitlilik Manifestosu ve imzacısı olduğumuz Birleşmiş Milletlerin WEPs - Kadını Güçlendirme Prensipleri üzerinden şekilleniyor. Bu çerçeve ışığında hayata geçirdiğimiz öncü uygulamalarımızla kadın çalışanlarımıza yönetime katılma, iş-özel hayat dengesini sağlama, toplumsal cinsiyet rollerinden sıyrılma ve güçlü liderler olarak değer üretebilme fırsatları sunuyoruz.

Diğer taraftan, ülkemizdeki bankacılık sektöründe ve hatta özel sektör genelinde öncü olan, çalışanlarımıza esnek çalışma koşulları sağlayan FlexING adını verdiğimiz uygulamamız da bulunuyor. FlexING kapsamında, ilk etapta çalışan annelerimizin hayatlarını kolaylaştırma amacıyla bazı uygulamaları hayata geçirdik. Geldiğimiz noktada ise bu uygulamaları tüm çalışanlarımızın faydalanabileceği ve özellikle çocuklu ebeveynleri destekleyen bir değere dönüştürdük. Bu uygulamalar kapsamında; anne olan çalışanlarımız, bebekleri 6 aylık olana kadar maaş kesintisi olmaksızın izinli sayılıyor, tüm ebeveynlerimiz kendi seçtikleri bir günü çocuklarıyla geçirebiliyor, Okulun İlk Günü İzni, Karne Günü İzni, Kreşe Alıştırma İzni gibi uygulamalardan faydalanabiliyor.

OLİMPİK KIZLAR PROJESİ

ING Bank olarak toplumsal cinsiyet eşitliği için Türkiye çapında hangi projeleri yürütüyorsunuz? Yeni projeniz olacak mı?

ING Türkiye olarak, ING Grubu’nun faaliyet gösterdiği 40’tan fazla ülkede uyguladığı gibi iş modelimizi “Sürdürülebilir ve Sorumlu Bankacılık” temelleri üzerine kuruyor, toplumsal değişime öncülük etmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda tasarruf, dijitalleşme, yenilikçilik ve cinsiyet eşitliği odaklı çeşitli projelere destek veriyoruz.

Geçen yıl kadın rol modellerin desteklenmesi ile toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlenmesi hedefiyle Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) iş birliği ile çok önemsediğimiz bir projeye imza attık. ING Olimpik Kızlar projesi ile Tokyo Olimpiyatları’na hazırlanma süreçlerinde Türkiye adına yarışacak yedi kadın sporcunun resmi sponsorluğunu üstlendik. Bu proje beni çok heyecanlandırıyor. Başarılı kadınların diğer kadınlara ilham kaynağı ve güç olduğunu sıklıklı gözlemliyoruz. Umuyoruz pandemi dolayısıyla ertelenen Olimpiyat Oyunları gelecek yıl düzenlenecek ve sporcularımız, onları izleyen tüm genç kızlarımıza da ilham vermeye devam edecek. Biz bu anlayışla sporcularımızı desteklemeyi sürdürüyoruz.

EŞİT GELECEK FONU

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlenmesine ve kadının ekonomiye eşit katılımına verdiğimiz destek doğrultusunda bir başka önemli adımı da Türk Eğitim Vakfı (TEV) iş birliği ile attık. Oluşturduğumuz ING Eşit Gelecek Fonu adlı burs fonu ile mühendislik eğitimi alan kız öğrencilere destek sağlamaya başladık. Ayrıca Koç, Bilkent ve Özyeğin üniversitelerinde de burs ve fırsat eşitliği programlarına da destek oluyoruz. Eğitimde cinsiyet eşitliğini sağlamayı hedefleyerek bu alanda yaptığımız tüm sosyal sorumluluk projelerimizde ve burslarımızda yarattığımız etkinin cinsiyet kırılımına özellikle önem veriyoruz.

Kurum içinde ve dışında toplumsal cinsiyet eşitliği alanında sürdürdüğümüz projelerimizin yanı sıra, kadının sosyal ve ekonomik olarak güçlenmesine olanak tanıyan çeşitli sivil toplum kuruluşlarına da destek veriyoruz. Önümüzdeki dönemde de bir taraftan bu projelerimizi sürdürürken, diğer taraftan kadınların yanında olan projelere destek vermeye devam edeceğiz

SİHİRLİ FORMÜL DOĞRU PARÇALARI BİRLEŞTİRMEKTE

Bir iş kadınının yönetim kurullarında yer alabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekir?

Bir kadının yönetim kurulu veya yönetim kademesindeki farklı pozisyonlarda görev alması için sahip olması gereken özelliklerin, erkek meslektaşlarından farklılaşmadığına inanıyor ve eşit temsilin sağlanabildiği bir iş yaşamı ve dünya hayal ediyorum. Bu hayal için daha çok çalışmak gerekiyor. Araştırmalar Türkiye’deki yönetim kurullarındaki kadın oranının BİST 100 şirketinde dahi yüzde 15-16 seviyelerinde olduğunu gösteriyor. Dünyadaki resim de farklı değil. Dolayısıyla önümüzde uzun bir yol var.

Yönetim kurulu olsun, üst yönetim olsun bir yapının etkili çalışmasının bireysel yetkinlikler kadar birlikte oluşturulan yetkinlik mozaiğinin zenginliği ile doğrudan ilgili olduğunu düşünüyorum. Başarının tek bir formülü olmadığı gibi başarı için gerekli özellikler de lidere ve işe göre farklılık gösterebiliyor. Yönetim kademelerinde sihirli formül doğru parçaları birleştirebilmekte. Şirket yönetimlerinin stratejilerini, cinsiyet farklılığının getireceği zenginliğin bilincinde, ihtiyaç duyulan tüm güçlü yönleri ve birikimi içine alan kapsayıcı yapılar üzerine inşa etmeleri gerekiyor ki bu da başarılı iş sonuçlarıyla kendini net olarak gösteriyor. Bu dengeyi sağlayan şirketlede karlılık artışı finansal, somut bir pozitif çıktı olurken, daha da önemlisi şirket sürdürülebilirliği açısından, çalışan ve diğer paydaşlara güvence veren adil, şeffaf, hesap verebilen ve sorumlu bir yönetim anlayışı sağlanabiliyor.

Türkiye gibi nüfusunun yarısı kadınlardan oluşan bir toplumun güçlenmesi de ancak ve ancak iş yerlerinde, yönetim kurullarında, siyasette, sporda, sanatta, sosyal hayatta, nüfusa paralel bir biçimde yüzde 50 kadın oranını görmek ile mümkün olacaktır. ING Türkiye ise az önce bahsettiğim oranlarda da görüldüğü üzere bu eşitliği sağlamak üzere efor koyan ve önemli yol kat etmiş bir kurum. Kadınların profesyonel yaşam içinde daha fazla yer almasını ve yönetime katılımlarını destekliyoruz. Biz bu bilinci, bizi biz yapan en önemli farkımız olan Turuncu Kültür'ümüzün de vazgeçilmez bir parçası olarak kabul ediyoruz. Bundan sonra da gerek iş hayatında gerekse toplumsal alanda cinsiyet eşitliğinin güçlenmesi yolunda öncü olmaya devam edeceğiz.

ADAY HAVUZUNDA OLMAK AVANTAJ SAĞLAR

Türkiye'deki şirketlerin çoğunluğu aile şirketi olduğu için YK'lar da aile üyelerinden oluşuyor. Bu durumda kadınlar nasıl YK üyesi olabilir?

Aile şirketlerinde sağlıklı kurumsallaşma üzerine pek çok çalışma var. Genel olarak baktığımızda yönetim kurullarının yapı ve oluşumu şirketin büyüklüğüne, karmaşıklığına ve aile üyelerinin beklenti ve olgunluğuna göre şekilleniyor. Aile şirketlerinde en önemli konu ailenin şirket yönetim tercihi oluyor. Eğer aile tüm karar almayı kendinde toplamak istiyorsa, yönetim kurulları etkin değilse, aile dışındaki üyelerin seçimi cinsiyetten bağımsız, çok güvenilir üst yöneticiler arasından yapılıyor.

Aile şirketinin karmaşık bir işleyişe sahip olmasıyla birlikte şirket stratejisinin oluşturulması, özel alanlarda tecrübe gereksinimi olması, denetim ve performans takibi yapılabilmesi için etkin yönetim kurullarına ihtiyaç duyuluyor. Bu da kendi alanında yetkin bağımsız üyelerin yönetim kurullarına katılımı ile mümkün olabiliyor.

İşte bu noktada yönetim kurullarında rol almak için kadın adayların uzmanlık alanları çerçevesinde bu tip aile şirketleriyle kurdukları önceki iş ilişkileri ya da bağlantıda oldukları diğer kanallar vasıtasıyla referans gösterilmeleri kendilerine güven duyulmasını sağlamak için önemli bir adım olacaktır. Ayrıca bağımsız yönetim kurulu üyelerinde aranan ortak özelliklerin yönetim kurullarına aday kadın yöneticiler tarafından sağlanıp sağlanmadığına ilişkin bağımsız değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu değerlendirme kriterlerine uygun yöneticilerin bu aday havuzlarında yer almaları kendilerine avantaj sağlayacaktır.

İŞ KADINLARININ SORUNLARI

İŞ - ÖZEL YAŞAM DENGESİ

İş kadınlarının sorunları neler sizce? Siz hangi engellerle karşılaştınız, tanık olduğunuz veya yaşadığınız enteresan durumlar var mı? Çalışan kadınlar- iş kadınları karşılaştıkları engelleri nasıl aşabilir?

Finans sektörü diğer sektörlere kıyasla cinsiyet ekseninde kayıt dışılık ya da gelir adetsizliği gibi konuların nispeten dışında kalan bir sektör.

Kadınları iş yaşamında en çok yoran konuların başında iş-özel yaşam dengesi geliyor. Daha çok sosyal alanda aldıkları sorumluluklar, zaman yönetimi açısından kadınları zorluyor. Özellikte finans alanı da yakın zamana kadar esnek ve uzaktan çalışmaya uygun sistemlerden uzak duruyordu. İş hayatından kopan kadınlar için özellikle bu konu ciddi bir kırılma ve tercih yapma nedeniydi.

Son pandemi tüm iş dünyasına bu alanda ileriye yönelik çok olumlu bir sıçrama yaşattı diyebiliriz.

Bir de erkek egemen dil var. Sayısız kez karşılaştım, maalesef sayısız kez de sessiz kaldım, kendimi çok yalnız hissettim. Erkek egemen toplumun dışa vuruşu kullanılan kelimelerle her gün yüzünüze çarpıyor. Kullanılan dilin değiştirilmesine katkı sunmak çok önemli. Kadının hayattaki yerini annelik üzerinden okuyan, iş hayatından dışlayan bu yaklaşımı ancak anlayışla, sabırla haklarımızı savunarak ve özellikle kadın liderlerin de desteği ile dayanışarak aşabiliriz.

KADINLAR TEKNOLOJİYE İLGİSİNİ ARTIRMALI

İstihdamda daha fazla kadının yer alması için kadınlara bir çağrınız var mı? Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için erkekler neler yapmalı, erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Ekonomik olarak değerlendirirseniz kadın istihdamının artışı, ekonomik büyümeden, yolsulluk ve eşitsizliğin önlenmesine kadar etkili. Tasarruf oranları çalışan kadınların olduğu hane halkında artıyor. Bu çok önemli bir parametre. Kadınları iş gücüne katılımı da eğitim seviyesi artıkça artıyor. Ülkemizde ne yazık ki kadınların çoğu kayıtdışı ya da emek yoğun alanda çalışıyor. Gelecek ise büyük bir değişime gebe, teknolojinin de katkısıyla emek yoğun işler otomasyon ile yerine getirilecek. Gelecekte iş hayatında olacak kadınların yetkinliklerini geliştirmeleri, özellikle veri analitiği ve teknolojiye olan ilgilerini artırmaları gerekiyor.

Ancak ekonomik özgürlüğü olan kadın gerçekten bağımsız bir birey, cesur bir yönetici ve gelecek nesilleri yetiştirecek güçlü bir rol model olabilir.

Sosyal dayanışma ve sivil inisiyatiflerin bu konuda çok önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Gerek toplumsal farkındalığın artması gerek kadının çalışma hayatında karar alıcı noktalara gelmesinin desteklenmesi çok önemli. Sivil inisiyatiflerin bir gücü de çözüm önerilerini devlet kurumları nezdinde seslendirerek, birlikte çözüm üretmeye olanak sağlamaları ve atılan adımların takipçisi olabilmeleri. Bu top yekün bir seferberlik olmalı. Tabi iş hayatında çoğunluğu temsil eden erkek yöneticiler bu konuyu sahiplenmezse bu inisiyatiflerin başarı şansı çok azalacaktır. Erkekleri özellikle bu konuda destek vermeye davet ediyorum. Kendi kızlarına da ancak bu şekilde daha iyi bir dünya miras bırakabilirler.

 

KÜLTÜRÜMÜZDE ESNEK VE UZAKTAN ÇALIŞMA VAR

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, evde neler yapıyorsunuz, iş bölümü nasıl? Pandemi sonrası yeni normal hayatta sizce bizi nasıl bir hayat, ekonomi bekliyor?

Pandemi sürecinde Mart ayı ortasında eve gitme kararı aldık. ING olarak zaten çalışanlarımıza haftada 2 gün evden çalışma olanağı sunuyorduk. Alt yapımız da kültürümüz de esnek ve uzaktan çalışmaya uygun olduğu için genel müdürlük ve operasyon merkezlerimizde kararı 1 gün içinde uygulayabildik. Tabi şube çalışanlarımız tüm süreç boyunca müşterilerimize kesintisiz hizmet verebilmek için şubelerinde özveriyle görevleri başındaydılar.

Bankacılık çok regülasyona tabi bir sektör. Bu süreçte, önce çalışanlarımızın ve müşterilerimizin güvende olmalarını sağlamak üzere banka üst yönetimi ve kriz yönetim ekipleri çok titiz bir çalışma ortaya koydular. Karşı karşıya kaldığımız bu sağlık sorununun ekonomiye etkisi de çok geçmeden tüm dünyada ortaya çıkmaya başladı. Bir finans kuruluş olarak gerek düzenleyici otoritelerin ve hükümetin aldığı kararları, gerek piyasa şartlarını dikkate alarak bu olağanüstü durumu yönetmek adına anlık bir takiple aksiyon almak durumunda olduğumuz bir süreçten geçtik, geçiyoruz.

NEREDEYSE 7/24 ÇALIŞILDI

Bu süreçte pek çok ekip ve banka yönetimi nederedeyse 7/24 çalışarak sürecin etkin yönetimine katkı sağladı. İş – özel yaşam dengesi iş lehine kaydı diyebiliriz. Tabi sosyal yaşamın da oldukça kısıtlandığı bu dönemde ben de uzun saatlerimi laptop’umda çalışarak geçirdim. Eşim de evden çalıştı, çocuklarım online olarak eğitimlerini sürdürdüler. Normale göre mutfakta daha çok zaman geçirdim. Ev işlerinde eşimle uyumlu bir dengemiz olduğundan hiç sorun yaşamadık. Vaktim olsa daha çok hareket ederim diyordum ama vaktim olsa da maalesef spora çok istekli olmadığımı keşfettim. Online toplantılar sayesinde iş arkadaşlarımızın çocuklarını tanıdık, daha çok gerçekten sağlığımızı sorduk, ihtiyaçlarımızı anladık, ev işleriyle ve teknolojiyle sınav verdik.

Bu sürecin kılık kıyafeten takılmadan olduğumuz gibi olduğumuz, insanlığımızı hatırladığımız çok özel bir dönem olduğunu düşünüyorum. Dünya ile aynı anda aynı duygularla imtihan edildiğimiz, kolektif olarak paylaştığımız bu sürecin, başta unuttuğumuz insanlığımız ve can çekişen doğamıza tekrar dikkat kesildiğimiz ve çıkarttığımız derslerle orta uzun vadede pozitif sonuçlar alabileceğimiz bir dönem olmasını diliyorum.

Çalışma şekillerinin daha esnek ve mekandan bağımsız hale geçişinin hızlanmasını ve bunun da istihdamın bölgesel ve hatta ülkesel bağların ötesine geçişi önemli ölçüde etkilemesini bekliyorum. Bu değişimin iş yapış şekillerine, iş yapma yetkinliklerine önemli etkileri olacaktır. Çalışma şekillerindeki esnekliğin daha çok kadının işgücü piyasasına katılmasını destekleyeceğine inanıyorum.

Ekonomik etkiler ise önümüzdeki 1-3 yıllık süreçte tüm Dünya’yı daha akılcı çözümler bulmaya, daha çok çalışmaya ve üretmeye, tüketim alışkanlıklarımızı yeniden değerlendirmeye sevkediyor. Doğru politikalar ve iyi uygulamalar ile eminim bu dönemin de altından kalkacağız. Başarı da yeni döneme adaptasyon hızımız önemli bir faktör olacaktır.

 

Son Güncelleme: 05.07.2020 15:06
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.