Ümit Boyner, "Kadını Ev Eş Çocuk Aileye Hapsedip Fırsat Kaçırıyoruz"

Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkan Yardımcısı Ümit Boyner, "Cinsiyet eşitliği konusunun, bir demokrasi meselesi olduğu çok da içselleştirilmiş değil, farkında değiliz ve dilimize bile yerleşmiş ayrımcı kavramlar var. Bu bir haklar ve eşitlik meselesi. Kadının rolü yuvasını yapan dişi kuş metaforuyla tanımlandığı sürece nüfusunun yarısının üretmeye, ekonomik gelişmeye ve sosyal hayata katkısını ev, eş, çocuk, aile çerçevesine hapsederek aslında çok büyük bir potansiyeli ve fırsatı kaçırıyoruz." dedi.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
28 Mayıs 2020 Perşembe 13:07
Ümit Boyner, "Kadını Ev Eş Çocuk Aileye Hapsedip Fırsat Kaçırıyoruz"

Türkiye'nin güçlü iş kadınlarından olan, Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, TÜSİAD'ın eski başkanlarından. Yeni dönemde de TÜSİAD İstişare Konseyi Başkan Yardımcısı olan Ümit Boyner, İstanbul Gençlik Platformu'nun Youtube kanalı üzerinden yaptığı röportajda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için şirket olarak yaptıkları çalışmaları anlattı. 

Başarılı iş kadını Ümit Boyner, coronavirüs salgını nedeniyle evde geçen günleriyle ilgili şunları söyledi, "Hiç ofise gitmeyi özleyeceğimi düşünmezdim ama açıkçası özlüyorum. 13 Mart’tan beri evdeyim, bir iki kere çıktım. Anneme evvelsi gün gittim. Çok yoğun geçiyor çünkü evden çalışmaya devam ediyoruz. Bir parça disiplin istiyor. Sabah kalkıp giyinip işi gitmek gibi değil evden çalışmak. Bol bol ev işi yapıyorum, yemek yapıyorum. Eşimle evdeyiz. Büyükleri, çocukları çok özledik. Sağlığımız iyi. Kendimizi dinlediğimiz, sürekli septomlar aradığımız bir dönem geçirdik. İnşallah 2.dalga olmadan normale döneriz. Yeni normale iyi bir sonuç elde ederek geçeriz diye ümit ediyorum."

Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner ile yapılan söyleşiden bazı bölümler şöyle;

Sizce cinsiyet eşitliğinin sağlanması için kültürel kodları nasıl aşabiliriz?

Bu zaman istiyor. Ben bu konuda hep çekinceli konuştum çünkü dünyada baktığımız zaman cinsiyet eşitliği konusuna, bunun bir demokrasi meselesi olduğu çok da içselleştirilmiş değil, farkında değiliz ve dilimize bile yerleşmiş ayrımcı kavramlar var. Bu bir haklar ve eşitlik meselesi. Kadının rolü yuvasını yapan dişi kuş metaforuyla tanımlandığı sürece nüfusunun yarısının üretmeye, ekonomik gelişmeye ve sosyal hayata katkısını ev, eş, çocuk, aile çerçevesine hapsederek aslında çok büyük bir potansiyeli ve fırsatı kaçırıyoruz.

Türkiye’de istihdamın düşüklüğü, kadınları işgücüne doğrudan katılamaması, cinsiyet eşitliğinin bir demokratik eşitlik olarak görülmemesi ve farkında olunmaması, bakım hizmetlerinin yetersizliği gibi sorunlar nedeniyle pek çok kadın iş aramaktan, ekonomiye katılmaktan bile vazgeçiyor. Kadının istihdama katılması bir demokrasi meselesi olarak ele alınmalı. Devletin, özel sektörün, STK’ların bulunduğu yerden bu süreci iyileştirmesi gerektiğine inanıyorum.

Biz Boyner Grup olarak yaptığımız pek çok projeyle kadınlarını iş hayatına katmak, iş hayatında tutmak, işlerini büyütmeyi sağlamak, yeni kadın girişimcileri de cesaretlendirmeyi hedefledik. Çok uzun zamandır da bu konularda farklı projelerle çalışıyoruz zaten.

Boyner Grup, 8 Mart’larda çok önemli kampanyalar yürütüyor. Boyner’de kadın çalışan oranının yüzde 45, kadın yönetici oranının ise yüzde 44 olduğunu görüyoruz. Türkiye’de ortalamanın çok üzerinde. Sizi diğer kurumlardan farklı başarılı kılan ne?

Bu rakamlar sadece Türkiye’nin değil, maalesef dünya ortalamalarının da maalesef üstünde. Keşke daha farklı yerlerde olabilse.. Bu bizim cinsiyet eşitliği kurum kültürümüzün bir sonucu. İş yerinde demokrasi diye bir felsefemiz var. Biz bu anlayışa göre; ırk, renk, cinsiyet, din, medeni hal, cinsel yönelim, politik görüş veya mensubiyet, ailevi sorumluluklar, sendikal etkinlik veya üyelik, engelilik ya da yaş gibi etkenlere dayalı ayrımcılık yapılmasını kabul etmiyor ve hassasiyet gösteriyoruz. Bunları ölçümlüyoruz. Bu değerleri gözeten bir etik kurulumuz da var. Birlikte çalıştığımız paydaşlarla da bu değerleri yaymaya çalışıyoruz. İşin özünde bu başlıkları insan kaynakları pratikleri içinde düzenli olarak ölçmek, takip etmek, eksikleri düzelterek katılımcılığı sağlamak yatıyor. Mükemmel değil, zaman zaman daha iyileştirmemiz gereken durumlarla biz de karşılaşıyoruz. Grup olarak işe alım, ücretlendirme, performans değerlendirmesi, emeklilik gibi tüm istihdam süreçlerinden fırsat eşitliği sunuyoruz. Bunu da şeklen değil adım adım takip ederek ve öz eleştiri yaparak sağlıyoruz. Bu bağlamda kadın istihdamında eşitliği de iş yerinde demokrasi anlayışımız dahilinde değerlendiriyoruz ve fırsat eşitliğini yansıtıyoruz.

İş hayatına yeni hazırlanan genç iş kadınlarına neler tavsiye edersiniz?

Bir kere çeşitli zorluklarla iş hayatında karşılaşıyorsunuz bu kadınlar için de erkekler için de geçerli. Bunu fark etmek ve herhangi bir zorluğu engel olarak görmemek çok önemli. Mücadele etmek, doğru olduğunu düşündüğünüzden taviz vermemek, kadınlar için özellikle hemcinslerinizle dayanışma içinde olmak, karşılaştığımız zorlukların üzerinden daha kolay gelinmesini sağlıyor.

Kendine inanmak çok önemli bir şey, bunu kendim için cesaret kaynağı olarak gördüm. Kendime inandım, hataları, zorlukları içselleştirip aşmaya çalıştım. Kadınların hikayelerinden ilham almak önemli. Tüm engellere rağmen aşılamayacak hiçbir zorluğun olmadığını gösteren, kendilerini, ailelerini, ülkelerini, dünyayı olumlu yönde etkileyen iyileştiren milyarlarca kadın var dünyada. Ben buradan güç almaya çalışıyorum. Ben niçin yapmayayım diye düşünmek çok önemli.

Kadının toplumdaki yeri, başarısı açısından çok ciddi emekler veriyorsunuz, çalışmalar sırasında karşılaştığınız unutamadığınız bir anınız var mı?

Beni yaptığım sosyal çalışmalarda etkileyen 2 çok önemli proje vardı. Biri Nar Taneleri projesi. 18-24 yaş arasında yetiştirme yurdundaki genç kadınları hem iş hayatına hem topluma kazandırmak için yaptığımız bir projeydi. Hem mesleklendirme hem psikolojik destek içeren bir projeydi. O proje sırasında genç kadınların gözlerindeki ışık hem bana hem bu projeye katılan gönüllülere çok uzun süre yol gösterici oldu.

İkincisi TÜSİAD Başkanlığım döneminde Bu Gençlikte İş Var Projesi başlatmıştık. Orada tanıdığım gençlere mentorluk yapmıştım, onlarla yaşadıklarım, onlara bir şeyler kattığımı görmek, cesaretlendirmek kalbimin derinliklerinde taşıdığım projeydi.

Buluşum Platformunuz var, Türkiye’deki kitlesel fonlama sizce neden düşük, nasıl geliştirebilir?

Biz Buluşum’a başlarken şunu gördük dünyada sosyal girişimlere yönelik kaynak, ilgi her geçen gün artıyor fakat Türkiye’de henüz olgunlaşmamış vaziyette. Sadece kitlesel fonlama değil sürdürülebilir proje eksikliği de var. Biz dedik ki bir parça sosyal yönü olan girişimlere de destek olalım. Biz 2016 yılında hayata geçirdik. Buluşum, toplumsal sorunların çözümü için yaratıcı fikri olan ve yeterli kaynağı olmayan proje sahipleri ile sosyal fayda sağlayacak parlak fikirleri olan sosyal girişimcilere ufak da olsa katkım olsun diyenleri buluşturan bir buluşma noktası olsun ve sosyal inovasyon ve bireysel bağışçılık kültürünün gelişimine de katkı sunalım diye amaçladık ve böyle hazırladık. Ama kitlesel fonlamanın önünde hem yasal zorluklar hem de sosyal yardım ve hatta sadaka anlayışı ön planda. Bireylerin sosyal girişim bakış açısıyla fon sağlaması bir parça bu anlayışa takılıyor. Kitlesel fonlama için harcadığımız enerji ve ayırdığımız ayni destekler bunun karşılığında sağlanan fonlamanın çok üstünde kaldığı için ve yasal zorluklar nedeniyle Buluşum’un kitlesel fonlama özelliğini maalesef devre dışı bıraktık. Ama Boyner Grup şirketleri olarak biz sosyal girişim projelerine fon ve ayni destek sağlıyoruz. Boyner Grup'un fon desteği ve pazarlama gücüyle bugüne kadar 14 projeye can suyu verdik.

İyi İşler projeniz, 2016’da BM’de örnek proje olarak gösterildi. Projenizi yerelden globale çıkaran en önemli etken neydi?

2015’te başladık bu projeye. Kadın girişimcilere yönelik geliştirilen İyi İşler, kadın girişimci oranını artırmayı, güçlendirmeyi ve finansmana ve pazara erişmelerine destek sağlamayı amaçlıyor.

Yeni kadın girişimcilerin katılımıyla da büyüdü. Dünyada ilk olma özellilğini taşıyor. Bu programla ilk kez özel bir şirket, hem kendi tedarikçi ağında hem de sektöründe yer alan kadın girişimcileri destekleyerek bir kapasite geliştirme programı uyguluyor. Programa seçilen kadınlar tarafından ihtiyaçlar belirleniyor ve kendi alanlarında yetkin uzmanlar tarafından eğitim veriliyor. Program dahilinde kadın girişimciler networklerini ve iş hacimlerini genişletiyorlar. Ayrıca ilk yılın sonunda programa katılan girişimcilere ve şirketlere yaptığımız detaylı etki analizi de BM’nin dikkatini çekti. Programı geliştirip etkisini ölçtüğünüzde ortaya eşsiz bir iş çıkarıyorsunuz. 2018’de ise KAGİDER ile çalışmaya başladık. 2019’da ise kadın girişimcilere destek olmak için İyi İşler Dükkanı projesini geliştirdik. Böylece kadın tedarikçilerimiz morhipo.com’da satış yapmaya başladılar. Dijital platformalara, yeni pazarlara girmelerini kolaylaştırıcı bir özelliği oldu.

 

Enerjinizi yüksek ve pozitif tutmayı nasıl başarıyorsunuz? İş hayatında herhangi bir problemle kaybettiğiniz motivasyonunuza nasıl tekrar kavuşuyorsunuz?

Türkiye gibi koşulları zor, zaman zaman koşulların sizin elinizde olmadığı bir ortamda çalışıyoruz. Ben 1985’ten beri çalışıyorum. Birkaç ekonomik kriz, darbeleri iş hayatında yaşadık. Bütün bunlar mücadele gerektiriyor. Gerçekçi bir insanım. Kafamda da bazı şeyleri kategorize edebiliyorum. Benim için önemli olan sağlık. Eğer sağlık varsa bir insanın kötümser olması, motivasyonunu kaybetmesi için bir neden olmadığını düşünenlerdenim. Tekrar başlamak, umutsuzluğa kapılmamış gibi kendi içimde motivasyon var. Eve geldiğimde şalteri kapatıp kitap okuyorum, bir şey seyrediyorum. Bütün bunlar da hayatın en önemli kazanımının sağlık olduğunu bilerek diğer konularda mücadele etmek insanlık görevi diye düşünüyorum.

 

Son Güncelleme: 04.06.2020 15:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.