Zeynep Bodur Okyay, "Kadınların Yönettiği Şirketlerin Daha Başarılı"

Kale Grubu Başkanı ve CEO'su Zeynep Bodur Okyay, "İş hayatında da kadınların yönettiği şirketlerin daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Hem annelik yapıyorsunuz hem işte çalışıyorsunuz hem evi çekip çeviriyorsunuz."

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
18 Haziran 2020 Perşembe 10:27
Zeynep Bodur Okyay, "Kadınların Yönettiği Şirketlerin Daha Başarılı"

Kale Grubu Başkanı ve CEO'su Zeynep Bodur Okyay, İstanbul Gençlik Platformu'nun video röportajında corona virüs nedeniyle şirketteki çalışma düzenlerini, babası İbrahim Bodur'u ve sosyal girişimcilere desteklerini anlattı. 

Kendisi de 13 yaşında bir erkek çocuk sahibi olan Türkiye'nin güçlü iş kadınlarından biri olan Zeynep Bodur Okyay, kadınların yönettiği şirketlerin daha başarılı olduklarını söyledi. 

Aynı zamanda İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Avrupa İş Konseyi Koordinatör Başkanı ve C20 Dönem Başkanı da olan Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay'ın yaptığı açıklamalardan bazı bölümleri sizler için derledik. 

KARANTİNA GÜNLERİ

Karantina günlerinden benim için çok büyük değişiklik olmadı. Ofis çalışanlarımızın büyük kısmı evden çalışıyor ama sanayi için bu süreç meydan okuma oldu.

Ben ofise gidiyorum ama ofiste kimse yok. Ben veya eşim oluyor.

Vaktimin 1/3’ü toplantılarla, bir bölümü oğlumun evde düzenini organize etmekle geçti. Benim oğlum 13 yaşında, tam arkadaş isteme çağları, oyun, spor istiyor, alıştı hızlı bir şekilde dijital eğitimde ama hayatı kısıtlandı.

İnsanlara dokunmayı severim, etrafımda insan olmayınca mutsuz olurum. Bu nedenle zorlanırım diye düşünüyordum ama hakikaten nimetleri de varmış. Online’ın pozitif faydaları da oldu.

 

BİLGİ TOPLUMUNA IŞINLANDIK

Bu bir yaşam krizi. Dünyanın her tarafının durduğu bir dönem hiçbir zaman olmadı. Gerçekten çocukken oynardık donar kalırsın ebe olursun onun gibi hepimiz durduk. Bence değişiklik olacak çünkü insanlar bu tüketim hızında gidişat gidişat değildi, bu anlamda farkındalık oldu. Ülkelerin ekonomilerine çok iyi gelmedi ani olduğu için. İş yapış biçimlerinin üretimden tüketime bütün alışkanlıkların değiştiği, yaşam tarzının radikal bir şekilde değişeceğinizi görüyoruz.

Yıllardır verimlilik adına üretim hatlarını dizayn ediyoruz, dolayısıyla bunlar şimdi aradaki 1,5 metrelik mesafe neyse ona göre yeniden tasarlamak gerekiyor.

Üretim de uzaktan olmuyor. Deney yapacaksın, test yapacaksın. Bunu dizayn etmek zor.

Rekabet öncesi işbirlikleri konusu vardı sanayide. Şimdi çok enteresan şeyler oluyor Her konuda iyi olan insanlar farklı sektörlerden biraraya gelip bir şeyler yapıyor. Havacılık şirketi Bayraktar ile birlikte ventilatör ürüteldi. Arçelik ile güç birliği yapıp bunu yaptılar. Sonuçta bunu başardılar.

Dolayısıyla iş yapma şekli buna doğru gidiyor. Beraber üretmek, beraber düşünmek, sonra herkes kendi yoluna şeklinde bir dünyaya gidiyoruz. Dolayısıyla düşünce sistemleri değişecek.

Seyreltme ile Verimlilik, kapasite, sektörün adaptasyonu kolay değil.

Hala biz 19.yy seri üretimin getiridiği şeylerle 90’lardan sonra küreselleşmeye geçtik dolu dizgin ama yani o zaman düzenimiz çok bozulmadı. Şimdi bilgi toplumuna ışınlanmış gibi geçtik. Bu korona bunu tetikledi. Buna adaptasyon sürecini yaşıyoruz, kolay bir süreç değil ama umarım iyi olur diye düşünüyorum.

TEK BAŞINA KALKINMA MODELİ OLUŞTURDU

2017’den beri İbrahim Bodur Sosyal Girişimci Ödüllerini düzenliyor. Bu projeye sizi teşvik eden neydi?

Kalebodur kurucusu İbrahim Bodur tek başına kalkınma modeli oluşturmuş. Rahatını bozup Anadolu’ya gidiyor, yanında para yok pul yok, alt yapı elektrik yok, insanlar şu anda bile Anadolu’ya gitmek istemiyor. Bütün derdi Türkiye’nin kalkınmasının Anadolu’dan başlayacağına inanmış ve özgün bir modelle Çanakkale’de elektiriği kendi üretmiş, hatta ilçeye vermiş. Etrafındakilerle birlikte beraber bu zorluğun üzerinden gelmişler ve sanayi kuruluşunu meydana getirmişler. Bir sanayi kuruluşu gerçekten İbrahim Bey’in bir lafı vardır, “

Ticaret bireyleri kalkındırır ama sanayi ülkeleri kalkındırır” diye. İnsanlar sanayiyle tanışınca bölgenin de kaderi değişti. İnsanların hayata bakışı, kadınların hayata katılımı, gençlerin eğitime olan ilgisi artıyor. Çünkü önünüzde örnek görüyorsunuz. Bunun her yere yayılması gibi bir arzusu vardı. İbrahim Bey özünde girişimciydi bu yüzden. Sosyal girişimciler de de bu bir iyilik hareketi değil. Bu proje sosyal sorumluluk projesi değil. Bu insanlar herkes gibi teknoloji işi yapan bir starup gibi girişimci. Bize çok uyduğunu düşünüyorum. Para kazanma öncelik değil, insanların ayağına iş gitsin, kalkınma sağlansın. Sosyal girişimciler de toplumsal veya dünyayı ilgilendiren problemle ilgili çözüm arayan insanlar ve bunu sosyal girişime dönüştürüyorlar. Bunlar kazandıklarını tekrar bu işe ve dava uğruna harcıyorlar, işi büyütüyorlar. Ben bunu çok önemsiyorum, dünyanın daha iyi bir yer olması için daha bilinçli vatandaşı olmamız için bunun çok önemli olduğunu ve bunların desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir lira yerine 2 liraya satıyor ama oradaki bir sorunu çözmeye harcıyor. İbrahim Bey sorumlu ve duyarlı bir liderdi ve bizim de böyle bir şirket olmamızı isterdi. Biz de bundan hareketle kurulduğumuz günden bu yana vicdanlı, sorumlu, teknolojiyi iyilik için kullanan girişimcileri destekleyim dedik. İbrahim Beyin anısını böylece çoklayacağımızı düşünüyorum. Onu böyle iyiliklerle yad edebileceğimizi düşündüm. En büyük arzumuz kalıcı, sürdürübelir olması. İnşalah artarak, büyüyerek çoğalarak devam eder diye düşünüyorum.

SORUMLULUKTAN BESLENİLMELİ

Ben sorundan değil sorumluluktan beslenmek gerektiğini düşünüyorum. Dünyada savaş, göç, iklim krizi var, tarım alanları yetmiyor, fırsat eşitsizliği var. Bunları düşündüğünüzde bunlarla ilgili bir şeyler yapmak gerekir. Bu nedenle sivil toplumu önemsiyorum. Zaten sivil toplum demokrasinin de göstergesi. Bizim sorumluluk almamız gerekir. İşverense fikirlerimizi tecrübeleri, birikimi başkalarına da anlatmak ve çözüm üretmek gibi yükümlülüğümüz olduğunu düşünüyorum. Ben babamdan da böyle gördüm. Bir çok sivil toplum örgütünde emek vermiş bir kişi.

Bana da bilginin de zekatı var derdi, beni hep buralara itmiştir, izleyerek görerek meraklandım, umarım faydalı oluyorumdur.

BABAM KENDİ YOLUNU BULACAKSIN DERDİ

İbrahim Beyin yanında yetişmenin nasıl bir süreçti?

Ben babamla bir evladın sahip olabileceği en iyi baba figürlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Ama mesela biz babamla çok da çatıştık. Çünkü iyi bir mentor değildi. Gençken birisi karşısına alsın konuşsun, benim tecrübem bunu söylüyor, kendine şöyle bir yol gibi şeyler. Ben böyle bir şey bekledim. Hayat okuldaki kitaplardaki gibi değil kendi yolunu kendin bulacaksın, izle gör dedi. Kendisi kendi yolunu kendi bulduğu için öyle bir görgüsü de yok, ben yapayım izle ve kendi yolunu bul derdi. Bunun eksikliğini hissettim. 55 yaşındayım bugünkü aklımla iyiki böyle olmuş, beni zorlamış, kendimi ispat etme gayretinde olmuşum. Bir sürü hata yapmışım, oradan bir şeyler öğrendim, yaralana berelene bir şeyler öğrendim.

Beni de hep denizin ortasına atardı yap bakalım diye ve beklentisini de yüksek koyardı. Ondan sonra debelenir durursun. Benim de fikirlerim olurdu beğenmezdi bazen, bu olmaz derdi. Ama baba kız ilişkimiz çok sağlıklıydı, özel bir bağımız var. Mesela bazı kararları zamana yayardı, niye karar almıyor derdim. Şimdi ben de bazı noktalarda zamana bırakmayı tercih ediyorum. Can tezli olmak doğru da değil bir çok dengeyi göz etmen gerekiyor.

 

KADININ TOPLUM HAYATINA KATILMASI ÖNEMLİ

Cinsiyet eşitsizliğiyle karşılaştınız mı?

Toplumun yarısı kadın, çocuğu yetiştiren kadın, kadının güçlenmediği toplumda ileri gidiş olmaz. Kadının hem toplum hayatına katılması hem ekonomik hayata katılması, illa çalışması değil ama eğitimin ve farkındalığının olması bunlar önemli şeyler. Ancak bu şekilde bir toplum geleceği yakalayabilir. Bir çocuk doğuyor annenin kucağına, kadın çocuğu yetiştiriyor. Çocuk daha çok anneye bağlı. Diploma anlamında söylemiyorum açık fikirli çocuğa özen göstermesi önemli. İş hayatında da kadınların yönettiği şirketlerin daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Hem annelik yapıyorsunuz hem işte çalışıyorsunuz hem evi çekip çeviriyorsunuz. Ben de öyle yapıyorum çocuğumu başkasına emanet etmiyorum. Çünkü o benim sorumluluğum. Baba önemli ama ergene bağlamayan çocuklar için söylüyorum.

Şirketleri yöneten insanların bu yetkinliklerle daha esnek, daha çevik, bazı konulara duyarlı, karar alırken dengeleri gözeten bir tarzı var. Allah vergisi bir şey. İşe doğru adapte edilirse fark yarattığını düşünüyorum. Araştırmalar da gösteriyor verimlilik yüksek oluyor, karlılık da yüksek oluyor kadınların yönettiği şirketlerde.

Ben kendimi şanslı da hissediyorum. Bazen İtalya’ya toplantıya gidiyorum bir odada bir kadın benim. Ama Türkiye’de gidiyorum bir toplantıya benim dışımda en az iki üç kadın var. Bu konuda Atatürk’e teşekkür etmemiz gerekiyor. Sorumluluk yüklemek, devletin yönetiminde söz sahibi yapmak önemli.

Kadının önemini ve hakkının verilmesini de önemserim. Kadın ve erkek madem iki cins var, ikisinin de sorumluları var.

Kadın yönetici konusunda Türkiye ortalamasını yakalıyoruz ve rakamı aşağı düşürmemek için uğraşıyoruz.

İş dünyasında başarının esas olduğunu düşünüyorum, illa kadın olsun diye iltimas yok ama kadınların başarılı olması için ortamı hazırlamak lazım o bir gerçek.

Son Güncelleme: 20.06.2020 07:34
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.