Ayşegül Sünbül, "Kadının Ön Planda Olması Anadolu'da Olağan Karşılanmıyor"

Kadın girişimcilerle söyleşilerimiz devam ediyor. Sunbera İletişim Ajans Başkanı Ayşegül Sünbül, "İşimi kurarken ve sürdürürken en önemli ve başa çıkılması gereken faktörlerden biri sektöründe etkisi ile “kadın” olmam oldu. Kadınların bu kadar ön planda olması, halen ataerkil olarak tanımlanan toplum yapımızla özellikle Anadolu’da olağan karşılanmıyor maalesef." dedi.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
29 Mayıs 2020 Cuma 06:40
Ayşegül Sünbül, "Kadının Ön Planda Olması Anadolu'da Olağan Karşılanmıyor"

Şanlıurfa'nın ilk kadın girişimcisi olan Cevahir Asuman Yazmacı, geçtiğimiz günlerde Youtube kanalımızda yayınladığımız röportajında "Dünyada kadın olmak zor, Türkiye'de kadın olmak biraz daha zor, Anadolu'da kadın olmak ise çok daha zor" demişti... 

Altına herkesin imza atacağı bu söz, diğer kadın girişimcilerin hikayelerinde de karşımıza çıkıyor. Tıpkı Sunbera İletişim Ajans Başkanı Ayşegül Sünbül'ün girişimcilik hikayesinde olduğu gibi...

Kayseri'de doğup büyüyen eğitimini tamamlayan iş kadını Ayşegül Sünbül, İstanbul'daki şirketlerde çalışırken Anadolu'nun iletişim hizmetleri ihtiyacını görüp Kayseri'de kendi şirketi Sunbera İletişim'i kurmuş. Gelin görün ki hem kurumsal iletişim kavramına aşina olunmaması hem de bir kadın girişimci olması başlarda epey zorluk çekmesine neden olmuş. Ama yılmamış, vaz geçmemiş ve tüm engelleri aşmış. 

Siz de bir iş kadınıysanız ve Anadolu'da kendi işini kurmak isteyen bir kadınsanız Ayşegül Sünbül'ün hikayesi okumaya değer... 

İŞ KADINI AYŞEGÜL SÜNBÜL KİMDİR?

Sizi tanıyabilir miyiz?

1982 yılında Ankara’da doğdum. Ailem Kayserili ve ben de her daim yüksek sesle söylüyorum. Mimar Sinan'ın şehri, geçmişi 4 bin yıl öncesine dayanan dünyanın ilk ticaret merkezi Kültepe-Kayseriliyim. Erciyes Üniversitesi Biyoloji ve Mersin Üniversitesi'nde Bilgisayar eğitimi aldım. Ruhumda hep dinamik, renkli, analiz etmeyi gözlem yapmayı organize etmeyi seven tarafın yönlendirmesi ile yeniliklerle kendimi tamamlayacak eğitim ve organizasyonların içerisinde oldum. Reklam ve iletişim sektöründe kendimi daha iyi ifade edebildiğimi farkettiğim süreçte ise çoktan bir reklam ajansında çalışıyor bulmuştum kendimi. Üniversite yıllarımda dahi hem okuyor hem de çalışıyordum. Haftasonları ise dil kursuna gidiyordum. Öğrenme konusunda her zaman açık oldum ve halen de öyleyim. Halen öğrenmeye devam ediyorum ve sonsuz bilgi kaynağının tam ortasında bana işime ve sürekliliğime katkı sağlayacak öğrenme araçlarını araştırarak, takip ederek ve katılarak gelişmeye devam ediyorum. Hem Anadolu'da hem de İstanbul'da çok değerli firmalar ve isimlerle çalıştım. Medya planlama ve kurumsal iletişim uzmanıyım. 14 yaşında delikanlı bir oğlum ve 2 kedim var. Bekarım.

ÖĞRENCİYKEN ÇALIŞMAYA BAŞLADI

Bir iş kadını olarak kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi?

Şu anda Sunbera İletişim Danışmanlık olarak birlikte çalıştığımız kurum ve kuruluşlara, marka danışmanlığı,imaj ve itibar yönetimi, iş geliştirme, pazarlama iletişimi, halkla ilişkiler, kurumsal iletişim ve basın iletişimi, medya satın alma ve planlama desteği, ilgili eğitimler, kriz yönetimi hizmetleri veriyoruz. Bunun yanısıra kurumsal etkinlik ve organizasyon çalışmaları da yürütüyoruz. Ağırlıkla ekonomi temalı ulusal yayınların Anadolu içeriklerini ve dönem/tema eklerini çalışıyoruz.

Kendi girişimime giden yolculuğumda bana katkı sağlayan deneyimlerle yürüdüm. Alanında kendini ispat etmiş mecra, proje ve markalarda koordinatörlük, reklam ve halkla ilişkiler müdürlüğü, iletişim koordinatörlüğü ve danışmanlık yaptım. Öğrencilik yıllarımda Feza Reklam'da başlayan müşteri temsilciliği serüvenimi, rahmetli Mimar Turan Elmaağaçlı’nın yürüttüğü Kent Kimliği Proje Asistanlığı ve sonrasında İstanbul’a geçişim izledi.

More Dergisi Koordinatörlüğü sonrasında mecra çalışma yolculuğum başladı ve kendimi iletişim dünyasının tam da merkezinde buldum. Çok değerli ajans ve isimlerle çalışma fırsatı buldum. Anadolu ve İstanbul deneyimi aynı anda yürümeye başladı. Bu süreçte reklam dünyası, iletişim danışmanlığı ve hatta yayınevleri ile çalışarak yazar menajerliği gibi bir dolu deneyimi aynı anda yürütmeye başladım.

Yine gelen bir teklifle Ticaret Odası tarafından yürütülen proje bazlı sanayi ve ticaret envanteri çalışması için Kayseri’ye ve Anadolu’ya tekrar odaklandım. Çok yönlü süren ve birbirini tamamlayan hızlı deneyimler dönemi olarak adlandırıyorum. Anadolu’nun iletişim alanında ihtiyacının, İstanbul’dan daha olduğu fazla fikri 2009’ lu yıllarda aklıma yerleşti. Sonrasında ise Anadolu merkezli markalarla çalışmaya başladım. En iyi bildiğim  işi geliştirdim. İletişim, medya planlama, prodüksiyon işlerinde bir ajans gibi çalışmaya başladım. Aslında işiniz hayatınızın bir parçası haline gelmiş ise onu artık çalışmak olarak değil günün rutini olarak görüyorsunuz. Üzerine katabildiklerimle çalıştığımı hissediyorum.

KÖRELMEYE BAŞLADIĞIMI HİSSETTİM

Kendi işinizi kurmaya nasıl karar verdiniz, neler yaşadınız?  

Uzun dönem marka hizmeti başlığı altında çalışınca belli sektörlere yoğunlaşıp körelmeye başladığımı hissettim. Gıda markası ile çalışıyor isem sadece gıdayı görüyordum. En son kurumsal iletişim ve reklam müdürlüğü yaptığım şirket ise ulusal mecrada sıkça adı anılan bir marka. Katacaklarımın ve gelişim kazanımlarımın tıkandığını hissettiğim noktada 2015 yılında istifa ederek kendi işimi kurmaya karar verdim. Freelance olarak danışmanlık vermeye, kendimi ve yeteneklerimi tanımaya, dış dünya ve gelişen iletişim araçları ile tanışmaya devam ettim. Kosgeb tarafından yürütülen iş kurma eğitimlerine katıldım. Süreç sonunda ise hazırım diyerek 2017 yılında işimi kurumsallaştırdım. Sunbera’yı kurdum.

2020 yılındayız ve gönül rahatlığı ile Anadolu’da kendi alanında tek kurumsal iletişim ajansı olmaya devam ediyoruz diyebilirim. Ajansımın merkezi Kayseri’de. Bana en çok sorulan soru merkeziniz neden İstanbul’da değil? Herkes İstanbul’da olursa Anadolu’da bu işi kim yapacak diyorum. Ayrıca pandemi sürecinden önce haftanın birkaç günü İstanbul birkaç günü Kayseri merkezde olacak şekilde süren bir trafiğim vardı. O zamanlar şu şekilde aktarıyordum. İstanbul- Kayseri uçuşu toplamda 1 saat 10 dakika lakin İstanbul’da bir toplantıya yetişmek en az 1 saat. İşimizin niteliği gereği, en uzun mesafemiz bir telefon araması, yahut mail iletim hızı. Şu an 2 aydır tamamen Kayseri’de ve evdeyim. İletişimde herhangi bir aksama yaşamadım. İletişimin coğrafyası yok. Nerede olduğunuz değil, ne ürettiğiniz, nasıl ilettiğiniz önemli.

SUNBERA = SUNBUL ERAY

Kendi şirketimi kurmaya karar verdiğim bu süreci, bildiğim ve yaptığım işi kurumsallaştırmak olarak adlandırıyorum. Sunbera ismi ise soy ismim Sünbül ve oğlumun adı Eray’dan oluşuyor. İsim fikri oğlumdan. Fonetik olarak İngilizce olarak algılanıyor, hikayesi ile birlikte benden bir parça. Sunbera İletişim tamamen kadınlardan oluşuyor. Genel Müdürümüz Hatice Hanım, Operasyon Yöneticimiz Esma Hanım, ve hatta stajyer asistanımız Dilek ve paydaşlarımız, iş ortaklarımız ağırlıkla kadın. Başarının tesadüf olmadığı, bilgi ve birikimin iş birliği yaptığı Sunberaa’da ben de başladığım gibi şu anda da öncelikle bir çalışan olarak yer alıyorum.

ZORLUKLAR AŞILMAK İÇİN VARDI

Bir kadın girişimci olarak kendi işinizi kurarken hangi zorlukları yaşadınız, nasıl aştınız?

İşimi kurarken yaşadığım zorlukların belki de en bariz olanı “Anadolu’da olmak”tı diyebilirim. Kendinizi ifade edebilmek için, öncelikle kurumsal iletişim nedir sorusunun cevabını vermekle işe başlıyorsunuz. Çoğu marka ve firma bu başlıkta bir hizmete ihtiyacının olduğunun dahi farkında olmuyor.

“Reklam ajansı” kavramı dahi çok anlaşılarak karşılığını bulabilmiş değil iken, Anadolu’da kurumsal iletişim hizmeti vermek üzere yola çıktım. Fikrin fatura karşılığının olmadığı, planlamaların eş dost akraba beğenisi mecralar üzerine yürütüldüğü, Google Adwords hesabı sahibi her ajansın kendini “Google ortağı” olarak tanımladığı ve kabul gördüğü bir ortamda kurumsal iletişim danışmanlığı hizmeti başlığı altında yola çıkmak çok büyük bir cesaret örneği idi.

Anadolu yeniyi kabul etme konusunda büyük şehirlerden daha acımasız. Dar alanda kısa paslaşmalarla yürüyen düzene “kurumsal” kelimesi içeren bir hizmet sunuyorsunuz. Keza bu iletişim alanlarında deneyimli ve farkındalığı olan muhataplarım ise işimin merkezini haklı olarak İstanbul olarak görüyordu. Ben ise, her ne kadar iletişimin merkezi İstanbul olsa da, asıl merkezin insan ve ilişkiler olduğundan emin olacak kadar iki tarafta da tecrübe sahibi olmuştum. Vazgeçmedim, devam ettim ve aştım. 

Şirketinizde tam olarak hangi hizmetleri veriyorsunuz?

Şu anda ulusal ve yerel organizasyonların basın iletişimi, marka ve kurumlarda projeler, ulusal yayınların içerik çalışmaları ile kayda değer fark oluşturan ve katma değeri yüksek işlere imza atarak yolumda devam ediyorum. Kurumsal İletişim Ajansı kurarak ve imza attığım, iş ortağı olduğum işlerle Anadolu’da fark yarattığımı görüyorum. Çalıştığım bir proje veya markanın haberini, iletişimini izlerken okurken mutlu oluyorum. Bir organizasyon için aylarca yorulup, günün sonunda “iyi iş çıkardık” demek beni mutlu ediyor. Yaptığımız bir içerik ya da ek çalışmasının sayfalarını çevirirken “faydalı bir iş yaptık” hissi yaratıcılığımızı tetikliyor.

Kendime güvendim, bilgime güvendim. İnandım, vazgeçmedim ve başardım.

Temel motivasyonuma fayda üretmeyi ve gelişmeyi aldım. Kendime, çalışma arkadaşlarıma, hizmet verdiğim her iş ve projeye ve hayata fayda üretmek, gelişmek, geliştirmek.

Sektörümü saha da gördüğüm ihtiyaç ve bilgi birikimime göre seçtim.

Her zaman söylerim.

Bilginin ve insanın Endüstri 4.0’ı yok. Bilgiye dayalı hizmetler her zaman sürdürülebilir olacak.

BAŞA ÇIKILMASI GEREKEN FAKTÖR, KADIN OLMAK

İşimi kurarken ve sürdürürken ise en önemli ve başa çıkılması gereken faktörlerden biri sektöründe etkisi ile “kadın” olmam oldu. Kadınların bu kadar ön planda olması, halen ataerkil olarak tanımlanan toplum yapımızla özellikle Anadolu’da olağan karşılanmıyor maalesef. Bu hale getiren biraz da kadın olarak iş hayatında var olmanın bilgi değil “dişilik” le ilerlediği varsayımını destekleyen hemcinslerimiz olduğunu kanısındayım. Kadını bir meta haline getirmeye önce kadınlar son vermeden, bu algının toplumda her dönem kadınlarımızın önüne set olarak çıkacağı kanaatindeyim.

Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, en büyük desteği kadınlardan gördüğüm gibi, aşağı çekme çabalarını da yine kadınlardan gördüm diyebilirim. Bu durum cinsiyet konusu değil, sevgi eksikliği, kendini sevmeme, kişisel gelişim süreçlerinin tamamlanmaması, kendi varlığını kabul etmemesi, kendine güvenmemesi gibi durumların sonucu olarak yorumluyorum. Toplumsal bir konu ki; kadını da, erkeği de aynı özgüven ve özsevgi duygusu ile yetiştirmek görevi yine önce biz annelere düşüyor. Kendini sevmeyen, kimseyi ve hiçbir şeyi sevemez. İçinde sevgi olmayan konu her ne olursa olsun başarıya ulaşmaz.

Her deneyim, her insan, her iletişim bir tecrübe ve ben geriye sadece ne kadar da yol almışım diye bakanlardanım.

Diğer yandan biz temelde ataerkil değil anaerkil bir toplumuz. Erkeğin kadını koruma iç güdüsü bir zaman sonra onu kısıtlama ve baskılamaya dönüşmüş durumda. Bu yanlış yönetilen ve kodlanan duygu altyapısından dolayı Anadolu’da bu konu biraz daha zorluklarla anılıyor. Lakin, ne mutlu ki günümüzde Anadolu’muzda kadınlar girişimcilik ve başarı öyküleri ile daha sıklıkla ve övgüyle anılıyor. Bizler de halen söylemlerimiz, organizasyonlarımızla kadının başarısını onurlandırmayı seçiyoruz. İnsan başarısı olarak göremiyoruz. Halbuki toplumu doğuran ve yetiştiren kadının herhangi bir alanda başarı göstermesi gayet normal. Bu farkındalığı oluşturmak üzere çaba göstermek zorunda kalmayacağımız toplum seviyesine ulaşmamızı diliyorum.

Yaradılışımızdan gelen anaçlık, doğurganlık bize oluşturma besleme büyütme koruma öngörme ve en önemlisi muazzam bir duygusal zekayı veriyor. Bu yetileri istihdam süreçlerinde kullanamıyor olmanın tuhaf olduğunu düşünüyorum. Toplumsal baskı burada devreye giriyor. Eğitim seviyesi, sosyal statüsü gözetilmeksizin halen kadının baskılanmaya çalışıldığı yahut bilgisine güvenilmediği şartlar oluşabiliyor. Oysaki, şu an ülkemizde çok önemli makam ve konumlarda kadınlarımız söz sahibi. İş dünyasında birbirinden değerli ve nitelikli iş gücü oluşturan ve istihdam sağlayan kadınlarımızı gururla izliyoruz. Yıllar geçtikçe törpülenen zihniyet umut verici.

HANIM KELİMESİNİN KAYNAĞI

Kendi işini kurmak isteyen girişimci kadınlara tavsiyeleriniz ne olur?

Yola Çıkmaya Karar Verdiyseniz,

Kendinize saygı duyun,

Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Cengiz Han, çevre hanları toplantıya çağırır. Bütün hanlar, halka oluşturarak yuvarlak düzende otururlar. Cengiz Han yanında eşi Börte ile gelir ve eşini sağ tarafına oturtur. Gelenek gereği soldan kendini tanıtmaya başlar ve sıra da Börte Kadın vardır. Sözü Cengiz Han alır ve; “Ben hepinizin hanı Cengiz Han’ım. Bu da benim Han’ım Börte ’dir “der. İşte “Hanım” kelimesi bu şekilde kullanılmaya başlanır. Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın Börte ’ye duyduğu saygı, Börte’nin kendine olan saygısıdır.

KADINLAR CESUR OLUN, SORUN, ÖĞRENİN, BAŞLAYIN  

Girişimcilik adına kurum ve kuruluşlarımızın ciddi destekleri mevcut. Hepsinden önce konu ne olursa olsun girişim planlamamızda ne istediğimizi net sorgulamamız gerekiyor. Ben kimim, ne yapabilirim, hangi alanda yetenekliyim ve yapmak istediğim iş için şartlarım uygun mu? İşimizi seçtikten sonra işin kurulması ve sürdürülmesi için gerekli şartlara sahip miyim? Değil isem bu şartları oluşturmak için neye ihtiyacım var? Kimse sizi sorgulamadan kendinize verdiğiniz tatmin edici cevaplarınız olmalı. Cevabı olmayan soru ile karşılaştığınız da ise bu cevabı tamamlamak için ne yapabilirim sorusunu tekrar sorun. Bir eğitim mi, deneyim mi, tecrübe paylaşımı mı? Seçtiğim sektör de başarılı olma şansım nedir? SWOT Nedir ? Rekabet ortamı nasıl?

GİRİŞİMCİ KADINLAR HER İŞİN EN İYİSİN YAPMAYA ODAKLANIN

 Kurmak istediğimiz iş fikri ne olursa olsun en önemli etken yeterliliktir. Özgüven, bilgi, tecrübe ve tabiki kaynak. Bunlar bir arada değil ise eksik olanı tamamlamak için yapılması gerekenler listesi. Bilginin bu kadar erişilebilir olduğu bir dönemde cehaletin lüks olduğundan emin olalım. Bugün TOBB, KOSGEB gibi kurumlar başta olmak üzere birbirinden değerli ve yaygın STK lar kadınlarımızın iş ve her şeyden önce bilgi sahibi olması için sınırsız iletişim yapıyor. Başlamadan ilerleyemeyiz.

VAZ GEÇMEYİN, HATA YAPIN, DAHA FAZLA ÖĞRENİN

En önemli tavsiyem kimseye değil, önce kendinize güvenmeniz. Başarızlığınızın sadece sizi başa dönmeye motive etmesi, başarınızın da bulunduğunuz noktayı ileriye taşıyacak motivasyonu vermesi gerekiyor. Başkalarını mutlu etmeye, onaylanmaya odaklı yahut size ait olmayan hayallerle dolu bir yolculuğuna çıkmışsanız aslında yolunuz orada bitiyor. Başarısızlığa tahammül seviyesi ve tolere edilebilir risk alanı oluşturmadan girişim yapmak sadece zaman kaybı. Başarısızlık sizi sadece tekrar denemeye teşvik etmeli. Vazgeçmeye değil.

KADIN İSTİHDAMI İŞE DEĞER KATMAKTIR

Kadın istihdamına yönelik girişim ve çağrıların desteklendiğini, talep gördüğünü görmek umut verici. Bugün Kayseri’de bulunan ve tarihi 4 bin yıl öncesine dayanan Kültepe anıtlarında kadınların imzası bulunan ticari anlaşmalar mevcut. Bugünün değil, binlerce yılın deneyimini genlerimizde taşıyoruz. Kadın eli değmiş bir işi, tasarımı, projeyi anında tanırsınız. Duygusu yüksektir. Sizinle konuşur. Reklam ve iletişim sektöründe ağırlıkla kadınların çalışmasındaki en önemli unsur olduğunu düşünüyorum. Kadın, doğuştan siyasetçidir. Bugün meclisteki kadın oranı 10 yılda yüzde 30 ların üzerine çıktı. Önümüzdeki yıllarda bu oranın 50 lerin üzerine çıkması ise kaçınılmaz.

Kadın üreticidir, derler toplar ve detaylara iki kat daha önem verir. Üretim ve planlamada bu özellik çok önem taşır. Bu kadar önemli vasıfların fırsat olarak değerlendirilmemesine şaşırmamak elde değil.

GÜNCEL OLMALISINIZ

Uzmanı olduğunuz mesleği seçmek isteyenlere işin püf noktalarından bahseder misiniz?

“İletişim” Başlığı Altında Yaptığınız Her İş Güncel Olmanızı Gerektirir,

Benim işimde en önemli gereklilik, güncel olmak ve okumak ve detayları görmek. Güncel gelişmeleri, sektörel dinamikleri, gündemi sürekli takip ediyor olmamız gerekir. Özellikle iletişim araçlarının hızla ağırlık ve etkisinin değiştiği bir dönemde, rüzgârın gücüyle ilerlemeniz olanaksız. Sizde güncellenmek zorundasınız. En basit örnekle, dijital medya ve dinamikleri hakkında bilginiz yoksa dijital pr planlayamazsınız. Yazılı basının son derece büyük darbe aldığı son yıllarda artık bütün iletişim araçlarımız dijitale taşınmışken siz bu değişime direnmek ya da görmezden gelmek yerine aynı şekilde güncellenmelisiniz. Hayatımızı yöneten algoritmalar hakkında bilgi ve deneyimimiz, bir mesajın iletileceği hedef kitle datasına hakimiyetimiz yoksa, geleneksel yöntemlerin tıkandığı nokta da biz de tıkanırız. Basit düşünmek, pratik olmak ve odaklanmak.

Bu durum sadece bizim sektörümüz için değil, tüm girişimciler için önem arz ediyor.

Yeni dönem olarak adlandırdığımız dijital devrimde, işinizin dijital bir iletişim kanalı yoksa kendinizi anlatacağınız alanlarınız kısıtlı. Dijital dönüşümle ilgili son derece etkin eğitimlerinde verildiği Habitat Derneği'nin sitesindeki eğitimlere göz atabilirsiniz.

ÜRETMEYE DEVAM ETTİK

Sizce koronvirüs pandemisi işinizi nasıl etkiledi?

Ülkemiz sanayi devrimini kaçırdı lakin pandemi öncesinde gerçekleşen dijital devrimi, toplumu sarsan deneyimlerle özümsedi. Görmemiz gereken şu ki, biz genç bir toplumuz ve tam da bu devrimin içerisine doğmuş bir neslimiz var. Öğrenmeye açık olmalıyız. Çünkü pazarlama ve kurumsal iletişimde hedef kitlemiz olacak kuşak bu dönüşümle birlikte büyüyor. Bizden birkaç adım önde yürüyen bir kitleye iletişim yapacağız. Uyum ve öğrenme yetimizi beslemeliyiz.

Pandemi Bize Ne Diyor?

Pandemi global bir sorun ve ülkemize yansıması sağlık ve ekonomi paralelinde eşdeğer oldu. Mevcut ekonomi dalgalanmalarının üzerine eklenen pandemi haliyle zoru zorlaştırdı. Tedbirler tamamen mevcut varlığı korumaya odaklandı. Bizde sektör olarak saha iletişimi ve gelir kaynakları konusunda zorluklar yaşadık. Organizasyonların iptali ile başlayan süreç reklam bütçelerindeki durağanlığa çok hızlı geçti. Lakin bu süreç bizi durmaya değil, üretmeye teşvik etti. Bir yandan dijital iletişim altyapılarımızı güçlendirdiğimiz, planlamalarımızı gözden geçirdiğimiz ve yeni dönem sürecine yeni fikirler ürettiğimiz bir döneme girdik.

Üretmeye devam ettik. Bu süreçte iletişim modellerimizi geliştirerek, uyum sağladık ve sonrası için çözümlere odaklandık. Şu an bir kurumun online mecrasından konser verirken, bir diğer tarafta toplantı organizasyonlarımızı webinara çevirdik. Bundan birkaç ay önce “nasıl olur ki” diye bakılacak bir organizasyon şu an rahatlıkla kabul görüyor çünkü kolaylaştıran bir tarafı da var. Maliyetler fiziki şartlara göre daha düşük, erişim kolay ve ihtiyacınız olan tek şey internet bağlantısı. Basılı mecralarda yaptığımız ek, içerik reklam iletişimi çalışmalarını dijital platformlara yönlendirdik. Son olarak Fortune Türkiye ile birlikte çalıştığımız Orta Anadolu’ya Değer Katan Genç Liderler içerik çalışmasını pandemi öncesi online yayına almıştık.

ONLINE SÖYLEŞİLER YAPTIK

İçerik, PR ve proje planlamalarınızda iş modellerimizi de dönüştürdük. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız platformlarımızdan İşte Gücümüz sitesini bu süreçte yayına aldık. Ekonomi Gazetecileri Derneği ile birlikte Kanal Ekonomi  kanalında söyleşilere başladık. Bu süreçte TBB Başkanı ve Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin, Silk and Cashmere Kurucusu Ayşen Zamanpur, Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Şenur Biçer, Ekonomist Aslı Şafak gibi birbirinden değerli “kadın” rol modeller, Reklamın duayeni Hulusi Derici ve Future Bright Ceosu Akan Abdula ile ilham veren söyleşiler gerçekleştirdik.

Bundan birkaç ay önce girişimciler için şu an canlı yayınlar aracılığı ile izlediğimiz, sizlerin vasıtası ile okuduğumuz deneyim paylaşımlarına, ulaşmak, soru sormak, dinlemek, tecrübelerinden faydalanmak için ekstra çaba harcamalı idik. Ya zaman ya da mekân denklemi çözülmeli idi. Şu an ise tek ihtiyaç internet bağlantısı ve ilgi. Kendi adıma okuduğum her öyküde, yaptığım ve izlediğim her yayında başka bir farkındalık edindim.

Bilgi şu an en ucuz ve en erişilebilir çağını yaşarken fırsatları görmeli ve değerlendirmeliyiz.

 

SANA AİT OLMAYAN SENİ YÖNETENDİR

Pandemi sonrası sizce ülke olarak bizleri neler bekliyor?

Ülkemiz darbe gördü, ekonomik sarsıntılar, savaş, mülteciler, depremler gibi bir çok süreci üstüste yaşadı. Sonrasında pandemi gibi global bir sorunu da üzerine ekledik. Ekonomik olarak kısa vadede mucize beklememeliyiz. Lakin durmamalıyız da. Bir büyük krizde ihracatı öğrendik, bu kriz bize üretmeyi öğretiyor. Tarım, tekstil, sanayi her anlamda üretmek. Pandemi diyor ki, sana ait olmayan seni yönetendir. Hayaller de dahil. Senin üretmediğin, üretene bağımlılığın, köleliğindir.

Şimdi tam da burda düşünelim.

Yeni normal dönem olarak adlandırdığımız dijital devrimde algoritmalar, yazılımlar kime ait?

Bu süreç sadece sahip olduklarımızdan mahrum kalıp, değerlerini anlamak olmamalı. Anladığımız bu eşsiz değerleri, katma değer üretecek şekilde dönüştürmeliyiz. Üretmek, paylaşmak, sevmek. Denklemimiz ne olursa olsun içine sevgi sözcüğünü yerleştirerek, umudu kaybetmeden, ileriye bakmalıyız.



 

Son Güncelleme: 29.05.2020 10:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.