Ebru Tuay, "Evdeki iş kadının diye düşünen erkekten daha çok kadın var"

Psikoterapist - Eğitmen Ebru Tuay, "Toplumsal cinsiyet eşitliği bir değer olarak benimsenmeden kadınların istihdamının artması ve yaşamın farklı alanlarında söz sahibi olmaları epey zor. Türkiye’de evdeki iş kadının sorumluluğu diye düşünen erkekten daha çok kadın var." dedi.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
11 Haziran 2020 Perşembe 14:20
Ebru Tuay, "Evdeki iş kadının diye düşünen erkekten daha çok kadın var"

 

Kadının Adı Var... Üç kadının aslında size hiç yabancı olmayan yolculuğu.

Kadının Adı Var...  Kadına ve erkeğe eşit uzaklıkta, insana yakın gösteri

Kadının Adı Var, kurumlara özel gösteriler de sunuyor, tüm Türkiye'yi dolaşıyorlar.

İş kadını Ebru Tuay, 2015 yılından beri, Banu Tozluyurt ve Özge Uzun ile beraber Kadının Adı Var adlı gösteriyi sahneliyor. Bu gösteride Banu ve Özge ile kadın erkek  eşitsizliğine dair farkındalık yaratmaya çalışan  Ebru Tuay,  Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun olduktan sonra ünlü psikolog Doğan Cüceloğlu'nun asistanlığını yaptı, İnsan İnsana adlı şirketin kurucuları arasında yer aldı.  

İletişim, etkili yaşam, takım çalışması gibi konularda ülke çapında seminerler veren iş kadını Ebru Tuay ayrıca ABD'de Kaliforniya Eyalet Üniversitesi Fullerton'da aile ve evlilik terapileri alanında yüksek lisans yaptı.

Uzmanlığımı aile içi şiddet konusunda yapan iş kadını Tuay, üniversitede dersler verdi, köşe yazarlığının yanı sıra televizyonda program hazırlayıp sundu. Tüm çalışmalarının arasında 3 kitap kaleme aldı; Bir İlişki 50 Günde Nasıl Kurtulur, Çeyiz Sandığı, Kendin Ol Hayatı Keşfet.

Birleşmiş Milletler Kadının Ekonomik Güçlenmesi Organizasyonu tarafından 2016 yılında Global Şampiyonlar arasına seçilen iş kadını Ebru Tuay, İşte Kadınlar'a hem kariyer hikayesini anlattı hem de kadın erkek eşitlliğiyle ilgili görüşlerini paylaştı...

 


EBRU TUAY KİMDİR?


Nerede, kaç yılında doğdunuz, eğitiminiz nasıl ilerledi?

1973 Ankara doğumluyum, aslen İstanbulluyuz ama annem ODTÜ’de öğrenciyken son sınavları esnasında doğurmuş beni. İstanbul’da Erenköy İlkokulu’ndan sonra Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde okudum. Güçlü kadın modelleri tanıdım orada, hocalarımızın çoğu Almandı. Farklı bir kültür tabii. Derken Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümü (ilkokuldan kafaya koymuştum psikoloji alanında eğitim almayı), sonrasında üç yıl Doğan Cüceloğlu’nun asistanlığını yaptım ve onun bursuyla Amerika Birleşik Devletleri’nde Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nde İlişki Terapileri alanında yüksek lisans yaptım. Programı birincilikle bitirdim. Gitmeden önce Türkiye’de evlenmiştim, eski eşim henüz askerlik yapmadığı için kalmıştı. Daha sonra o da geldi. Uzmanlığımı aile içi şiddet alanında yapıp, orada şiddete maruz kalan kadın ve çocukların rehabilitasyonunda çalıştım.
20 yıl evli kaldıktan sonra boşandım, 13 ve 17 yaşlarında iki oğlum var, şimdi bekarım.

Eğitim hep sürüyor hayatta, alanımda çeşitli programlara devam ettim, nörolojiye de merakım var, o alanda bazı eğitimler aldım, alıyorum. Bitecek bir şey değil öğrenmek, hem çok da zevkli. Dillere de meraklıyım, Almanca, İngilizce ve İspanyolca biliyorum iyi seviyede. Hep üzerine koyarak çalışmaya devam ediyorum. İlişki alanında psikobiyolojik yaklaşımlar eğitimi, Imago terapi eğitimi, temel nöroloji eğitimi gibi eğitimler aldım.


İLİŞKİ TERAPİLERİ, ŞİRKET EĞİTİMLERİ YAPIYOR

Kariyer yolculuğunuz nasıl ilerledi? Hangi alanda uzmansınız, özellikleriniz neler, kısaca anlatır mısınız?

Ben iki yıl bir uluslararası okulda 20 ülke vatandaşı çocuklar ve aileleri ile psikolojik danışmanlık alanında çalıştıktan beri hep kendi ofisimde ve kendim çalıştım.

İlişki terapileri, toplumsal cinsiyet eşitliği, bireysel terapiler, şirket eğitimleri ve terapi grupları yapıyorum. Kadınların güçlenmesi alanında yoğun olarak çalışıyorum. Birçok büyük şirketle çalışmalarım oldu, örneğin Yapı Kredi, Garanti Bankası, Siemens gibi. Üniversitelerde konuşmalar yapıyorum hem psikoloji öğrencilerine hem de genel olarak kişisel gelişim ve ilişkilere dair.

Remzi kitabevi tarafından basılmış 3 kitabım var. Bir İlişki 50 Günde Nasıl Kurtulur, Çeyiz Sandığı ve Kendin Ol Hayatı Keşfet.

İmza Ben ve Bir Arkadaşın Başına Gelmiş isimli kolektif kitaplara da yazdım.

TRT Okul’da Polat Doğru ile beraber 100 bölüm bir kişisel gelişim programı hazırlayıp sundum, Kendimi Tanıyorum adında.

Özge Uzun ve Banu Tozluyurt adlı arkadaşlarımla 4 yıldır Kadının Adı Var isimli bir sahne gösterisi ile Türkiye’yi dolaşıyoruz.

Bahçeşehir Gelişim Akademisi Nesin Vakfı Gönüllü grubu ile 3 yıldır yürüttüğüm bir de kitap kulübüm var. Okuyup, tartışıp, yazar konuklarımızla söyleşiyoruz. 70 kişiyi aşkın müthiş üretken bir grup.

Ayrıca 2016 yılında Birleşmiş Milletler Kadın Organizasyonu (Empower Women by UNWomen) tarafından global şampiyonlar arasına seçildim. Yine bu organizasyon için kadınların liderlik pozisyonlarında etkili olabilmeleri için bir eğitim hazırladım ve verdim.

Bunların yanında hayatımın her döneminde sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor ya da kendim bu tür projeler oluşturuyorum. Yakında iyicebirbakhayata hashtagini sıklıkla göreceksiniz, dostum Elif Yirmibeşoğlu ile başlattığımız bir inisiyatif.


YAŞAM AMACIMI GERÇEKLEŞTİRİYORUM

Şirketinizin adı nedir, kendi işinizi kurmaya hangi yıl, nasıl karar verdiniz?

2007 yılında şirketleştim, şahıs şirketi. Hiçbir çekincem olmadı açıkçası, hep bireysel çalıştığım için büyümeyi de düşünmedim. Sadece daha etkili olmaya odaklandım, yani etki alanı daha geniş kurumlarla iş birliği yapmayı hedefledim. Ben sevdiğim şeyi iş edindim, iş demek kuru kalıyor. Kendi yaşam amacımı gerçekleştiriyorum. Farklı alanlarda iştahla ürettiğim ve çalıştığım için de (yazı, sahne, televizyon, eğitimler, sosyal projeler…) zamanla tanındım.


E SİZ BURADAYKEN ÇOCUKLARINIZ NE YAPIYOR

Bir kadın olarak sizin gözlemleriniz deyenimleriniz neler, kadınlar iş hayatında hangi engellerle karşılaşıyor? Birkaç maddeyle sıralar mısınız? Tanık olduğunuz veya yaşadığınız enterasan durumlar var mı?

Olmaz mı, daha geçenlerde lider kadınlar konulu bir eğitime yan salonda eğitim veren iki kişi gelerek, “neymiş bu lider kadınlar bakalım” diye profesyonel olmayan bir tavırla dalga geçtiler. Tabii eğitimin konusu yaptık biz bu yaşantıyı akabinde.

Sıklıkla karşılaştığım, özellikle şehir dışı eğitimlerde, etkinliklerde, “e siz buradayken çocuklarınız ne yapıyor?” sorusu mesela, kaç erkek çalışan muhatap oluyor acaba merak ediyorum. Bu sorunun altında tabii bir yargı var, söyleyen bilinçli olarak ya da olmadan söylese de.
Televizyonda program yaparken etek boyu ile ilgili yorumlardan tutun, saçın, makyajın, yaşını gösterdin göstermedin konusu hep karşınıza çıkıyor. Kadınsanız içerik üreten değil, şekil olarak algılanıyorsunuz önce.
Ayrıca genel olarak erkeklerden daha az değer biçiliyor yaptığınız işe, sıkı pazarlık yapmayı öğrenmem gerekti zamanla.


KENDİNİZİ TANIYIN KALIPLARINIZI KIRIN

Kadın istihdamında daha fazla kadının yer alması için kadınlara ve erkeklere bir çağrıda bulunur musunuz?

Toplumsal cinsiyet eşitliği bir değer olarak benimsenmeden kadınların istihdamının artması ve yaşamın farklı alanlarında söz sahibi olmaları epey zor. Türkiye’de evdeki iş kadının sorumluluğu diye düşünen erkekten daha çok kadın var. Ayrıca kız çocuklarına atfettiğimiz uysal ol, nazik ol, hizmet et, güzel ol gibi değerler ile erkek çocuklarına atfettiğimiz değerler, atik ol, cesur ol, sözünü geçir, başarılı ol gibi değerler ilerisi için kurulan hayallerimizi, kendi kapasitemizi algılayışımızı ve seçimlerimizi etkiliyor.
Çağrım şu olur: Kendinizi tanıyın ve kalıplarınızı kırın.


İŞLERİ DELEGE EDİN

Girişimci olmak isteyen kadınlar hangi engellerle karşılaşıyor, onlara tavsiyeleriniz neler olur?

Girişimci olmak isteyen kadınlar zaten ağır ve çok olan sorumluluklarını yönetmekte zorlanabiliyorlar. Daha iyi sınır çizebilmek, işleri delege etmeyi öğrenmek, hedef koymak ve hadlerini aşmaya niyetli olmalarını öneririm.


BİLGİNİZİ AZIMSAMAYIN

Başka kadınların öğrenmesi, rehber olması için yaptığınız işle ilgili, uzmanlığınız olduğu konuda birkaç püf noktası paylaşır mısınız?

Bildiğinizi ve tecrübenizi azımsamayın derim. Günümüz dünyasında, atikliğin önemli bir kavram haline geldiği iş hayatında, kadınların duygusal farkındalıkları ve iletişim becerileri daha hızlı yol almalarını sağlıyor, araştırmalar kadınların değişimlere daha kolay uyum sağladıklarını gösteriyor. O nedenle sözlerini sakınmamalarını, kendi alanlarını tutmalarını yani görünür olmalarını öneririm. Zaman bizim zamanımız!


PSİKOLOJİK DESTEK TALEBİ ARTTI

Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, sorunlarınız neler? Evinizde iş bölümü var mı? Pandemi sonrası için işiniz açısından planlarınız neler?

İşlerim hiç olmadığı kadar yoğunlaştı. Psikolojik destek almak isteyenler ve yeni beceriler kazanmaya ihtiyaç duyanlar arttı. Şirketler sürdürebilirlik için insanların güven ve yaratıcılığına ihtiyaç duyuyorlar. Beraber öğrenebilenlerimiz ve yardımlaşabilenler ayakta kalacak. Evde iki oğlumla yaşıyorum, onların bu süreçte geleceğe dair motivasyonlarını ayakta tutmak önceliğim. İş bölümü var ancak büyük yük benim omuzlarımda, dağınıklığın, aksaklıkların çokça olduğu ama mutlu bir evde yaşamaya odaklanıyorum. İş konusunda sadece işi online platforma taşımak değil, onun ötesinde dijital ortamlarda etkileşimi artırmanın yollarını arıyor ve buluyorum.

İZLANDA MUTLULUK EKONOMİSİNE GEÇTİ

Pandemi sonrası sizce nasıl bir hayat ve ekonomi düzeni bizi bekliyor olacak, neler değişecek veya değişmeli?

Bu dönemin ardından kadınların istihdamında bir düşüş olmaması için çalışmalarımı o alanda yoğunlaştırmak çabasındayım. Kadının bakış açısı, ilişki yönetimi becerileri hiç olmadığı kadar ihtiyaç çünkü. Çok yönlülük yine öne çıkan kavramlardan ve kendimizi farklı alanlarda geliştirmeye, sosyal yaşamın yeni kurallarla yeniden kurulmasına ihtiyaç duyacağız. İzlanda bir süre önce “mutluluk ekonomisi”ne geçiş yaptığını duyurdu ve diğer ülke liderlerine de bir çağrıda bulundu. Kartlar yeniden dağıtılıyor ve mevcut haliyle kapitalizm insanın ihtiyaçlarını karşılayıp, ilerlemesini sağlayacak bir yapı olmaktan çıktı. Değerlerimizi yeniden sıralandırmalı ve organizasyon yapısından tutun, üretim kriterlerine kadar değişikliklere gitmeliyiz. Teknoloji bilgisi, felsefe bilgisi (özellikle çevre ile ilişkide) ve yaratıcı düşünme (sanat, inovasyon), birbirleriyle denge içinde yeni değerler sistemini kurmak için fazlasıyla ihtiyaç duyduklarımız.

Son Güncelleme: 11.06.2020 15:36
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.