Harvard'lı Türk Doktor Furkan Burak, "Ok Yaydan Çıktı, Herkes Topyekün Evine Sığınsın"

Harvard Tıp Fakültesi uzmanlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Furkan Burak, Corona Virüs ile yaptıkları mücadeleyi anlattı ve çok önemli uyarılarda bulundu.

Harvard'lı Türk Doktor Furkan Burak, "Ok Yaydan Çıktı, Herkes Topyekün Evine Sığınsın"

Harvard Tıp Fakültesi uzmanlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Furkan Burak, Corona Virüs ile yaptıkları mücadeleyi anlattı ve çok önemli uyarılarda bulundu.

Tülay ŞUBATLI
Tülay ŞUBATLI
18 Mart 2020 Çarşamba 14:49
Harvard'lı Türk Doktor Furkan Burak, "Ok Yaydan Çıktı, Herkes Topyekün Evine Sığınsın"

 

Habertürk Yazarı Sevilay Yılman,  Kocaeli Üniversitesi öğrencisiyken başarılı çalışmaları ile Harvard Üniversitesi’nin Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in dikkatini çeken ve ondan aldığı davet üzerine girdiği Harvard’da Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma üst-ihtisasını yapan Doktor Furkan Burak’ın virüsün tanımı ve bundan sonra izlenecek yol haritası ile ilgili kaleme aldığı yazıyı köşesinde paylaştı. 

İşte Dr.Furkan Burak'ın Corona Virüs ile ilgili yazısı... 

"Korkumuzun Adı Corona

Öncelikle aşağıda yazdıklarım tamamen kişisel görüşlerimi yansıtmakta olup çalıştığım hastane ve araştırma kurumlarını bağlamamaktadır.

Korkumuzun adı Corona, nam-ı diğer COVID-19. Bizim jenerasyonun çok alışık olmadığı türde bir virüs. Çok bulaştırıcı, elit, zengin, fakir, Avrupalı, Asyalı seçmiyor. Öldürücülüğü yaşa ve altta yatan diğer hastalıklara bağlı değişen bir baş belası.

Öncelikle en iyi bildiğimiz şey, bilimsel olarak çok da bir şey bilmediğimiz. Sorunda buradan çıkıyor zaten. Belirsizlik toplumları yıpratıyor, dedikoduları, komplo teorilerini alevlendiriyor ve ‘hadi oradan bize bir şey olmazcı’ları arttırıyor.

Bununla beraber çok temel noktalar var, bunları biliyoruz. Bilmediğimiz üzerinden spekülasyon yapmak yerine bildiğimiz üzerinden aksiyon almakta fayda var.

1. İlaç yok, aşı hazır değil. Klinik çalışmaların yer aldığı Clinicaltrials.gov’ da 103 tane Coronavirus ilaç araştırması var. Hali hazırda hiçbiri yaygın kullanıma açık değil. Daha önceki RNA virüslerinde denenmiş, en azından güvenli olduğu bilinen deneysel ilaçlar (Re-purpose) en umut vadedenleri. İlaç ismi vermeyeceğim, malum olay hemen bu virüsü ilaç şirketleri çıkardıya gidebiliyor. Zaman açısından 300 milyon+ aşının ulaşılabilir olması en iyi ihtimalle Kasım’a kadar mümkün değil. Repurpose ilaçların her an güzel sürprizler yapma ihtimali tabii ki var ama sistem kurgularken güvenilecek limanlar değil.

2. Testler yeterli değil. En azından bugün için. Yeterli test yapılamaması; radikal, ekonomik riskleri yüksek ama gerekli müdahaleleri geciktiriyor. Bunun en büyük örneği İtalya (az ve geç test, yaşlı hastalar, çok ölüm). Tersi ise Güney Kore (çok ve erken test, genç hastalar, az ölüm). Yaygın test yapıp erken dönemde sayıların farkına varıp, vakalar yüksek risk grubunu vurmadan gerekli önlemleri almak, ölümleri ve yayılım hızını azaltıyor. Amerika maalesef yaygın test yapmakta çok geç kaldı. Washington (Seattle), New York, California, Massachusetts gibi birçok eyalet artık önü zor alınacak bir salgın döngüsünün içinde. Türkiye de çok kritik bir haftanın içinde.

3. Logaritmik - eksponansiyel vaka artışları sağlık sistemini çok zorlayacak. Dünya’nın en iyi hastanelerinin olduğu Boston’da bile maalesef sistem bu yükü taşımakta zorlanıyor. Eğer İtalya’daki gibi ani vaka sayı artışı olursa da kaldıramayacak. Burada yoğun bakım yatağı, mekanik ventilator sayısı (ameliyathanelerdeki dahil) ve en önemlisi yoğun bakım hastası ve ventilator yönetebilen özel donanımlı sağlık personeli sayısı çok kritik. Dünyanın hiçbir yerinde de bu sayı böylesine bir salgını kaldırabilecek güçte değil.

4. Tek bir çare var şuan. Yakın gelecekte enfekte olacağını bile bile nefessiz çalışan sağlık çalışanlarına zaman kazandırmak. Salgının tepe (peak) yapma zamanını uzatmak, hatta engellemek. Bunun da tek yolu var, SOSYAL İZOLASYON! Ama biraz değil, sonra değil, azcık değil, sadece birileri için değil, BUGÜN, HERKES İÇİN VE ÖDÜNSÜZ.

5. Ok yaydan çıktı, herkes topyekun evine sığınsın, 2-3 hafta hiç çıkmayacak kadar hazırlık yapsın, toplantılarını, ev gezmelerini, törenlerini, davetlerini, toplu ibadetlerini, dışarda yemeklerini, alışverişini, ofis işlerini, kısacası evi ve ev ahalisi dışındaki-dışarıdaki bütün mesaisini acilen iptal etsin.

6. Pozitif biri 24 güne kadar (ortalama 20 gün) bulaştırıcı, bilinen en iyi hesaplama ile 1 pozitif kişi ortalama 2-2.5 kişiye bulaştırıyor. Semptomu olmayan biri ortalama 5 gün boyunca habersiz olarak bulaştırıyor.

7. Ne zaman bitecek?

Yavaşlasa bile binlerce insanın daha yaşaması anlamına gelir. Matematiksel olarak toplumun %50sinin bağışıklık kazanması gerekiyor. Bağışıklık kazanmanın üç yolu var: hasta olmak, hastaya maruz kalıp hasta olmadan bağışıklık kazanmak ve aşı olmak. Aşıyı saymazsak bu işin kendi seyrinde tamamen bitmesi için Amerika’da 100-150 milyon insanın, Türkiye’de ise 40 milyon insanın bu süreçten geçmesi demek.

Tabi günün sonunda geriye baktığınızda ve mevcut öldürücülük rakamlarını düşünürseniz, bu yüzbinlerce kişinin ölmesi demek. Ölümlerin %90’a yakını 65-70 yaş üstü ve ek kronik rahatsızlığı olanlardan gerçekleşecektir. Yani şuan evine girmeyen, AVM den çıkmayan, en sevdiği cafésinden vazgeçmeyen sağlıklı, görece olarak genç insanların tercihlerinin faturasını toplumun hasta ve yaşlıları hayatlarıyla ödeyecek.

Bu radikal önlemlerin ekonomiye zararı ve insanların moraline vurduğu balta çok büyük olabilir. Ama geriye dönüp keşke demenin vicdani yükü bütün bunları aşadabilir. Halbuki 2-3 hafta sonra ‘amma da abartmışız demek’ şuan İtalya halkının yaşadığı hislerden çok daha çekilebilir diye düşünmeden edemiyorum.

Önümüzdeki günlerde testler yaygınlaşacak, sayılar katlanarak artacak, panik daha da büyüyecek, eğer bugün izole olmazsak sağlık sistemi de bu yükün altında ezilecek. İyimser tablo çizmek, sadece yaklaşan fırtınayı kale almamak ve kafamızı kuma gömmek olur. Herkes üzerine düşeni yapıp evde kalmayı becerebilmeli.

Dünya bunu daha önce de tecrübe etti. 1918 İnfluenza salgınında izolasyonda geç kalan Philadelphia’ da tepe vaka çok hızlı gelişerek katastrofik sonuçlar yaratırken izolasyonu çok hızla uygulayan St. Louis’ de salgın yavaşlayıp tepe vaka hiç olmuyor (Mecher, Lipsitch PNAS 2007 Raporu).

Biz hastaneye gitmeye, toplum için çırpınmaya devam ediyoruz. A, b, c, d, e, f… planları yaptık. Biliyoruz ki her geçen gün enfekte olan sağlık personeli sayısı da artacak, nöbetler zorlaşacak ama biz ailelerimizi geride bırakıp hastaneye gitmeye ve yoğun bakımda uykusuz nöbetlere devam edeceğiz.

Tek dileğimiz biz evimizden çıkarken sizin evinize girmeniz, bize zaman kazandırmanız.

Düşünün ki eski çağlarda önemli bir kaleyi savunuyoruz. Sürekli ama az sayıda atakları püskürtebiliyoruz ama ani ve çok büyük sayıda unsura sahip bir atağı kaldıramayabiliriz. Gelin bu kaleyi düşürmeyelim.

Lütfen bugünü ciddiye alın, yarına hazırlığınızı yapın, evinizden çıkmayın.

Saygılarımla,

Dr. M. Furkan BURAK

İç Hastalıkları Uzmanı

Endokrinoloji ve Metabolizma Yandal Uzmanı

Brigham and Women’s Hastanesi

Harvard Tıp Fakültesi"

FURKAN BURAK KİMDİR?

Kocaeli Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Mehmet Furkan Burak, Harvard Üniversitesi’nin Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’den aldığı davetle, Amerika’ya gitti.

23 yaşında ‘doktora sonrası araştırmacı’ olarak göreve başlayan Burak, daha sonra Harvard Tıp Fakültesi’nin Eğitim Hastanesi olan Mount Auburn Hospital'da Dahiliye uzmanlığı yaptı.

Dr. Burak, Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma üst-ihtisasını yaptığı Harvard Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi olan Brigham and Women's Hospital'da hastalarını kabul ediyor.

Dr. Burak, Harvard Üniversitesi bünyesinde genetik ve kompleks hastalıklar üzerine araştırmalar yapan Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi'nde yürüttüğü araştırmalarla; Amerikan Klinik Endokrinoloji Derneği'nin (AACE) '2018 En İyi Genç Araştırmacı', Avrupa Diyabet Vakfı (EASD) ve Amerikan Hekimler Derneği (ACP) tarafından 'En İyi Araştırma Projesi' ve 'Genç Araştırmacı', Birleşmiş Milletler'e bağlı 'TOYP Tıbbi Yenilik ve Buluşlar Birinciliği', 'Harvard Discover Brigham İnovasyon Ödülü' ve 'Harvard Obezite Kuluçka Projeleri Birinciliği' gibi birçok ödüle sahip oldu.

Genç doktor, en son Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil önderliğinde, Harvard Sabri Ülker Merkezi'nde devam edeceği obezite ve komplikasyonlarının tedavisine yönelik yapacağı çalışmaları desteklemek için Harvard Halk Sağlığı Okulu’nun 2018 adayı olarak Charles A. King Vakfı Doktora Sonrası Araştırma Bursu (Charles A. King Trust Fellowship) ödülüne layık görüldü.

 

1936'da Bank of America ve Charles A. King Trust' ın ortak olarak başlattığı, Harvard ve MIT'nin kıdemli araştırmacılarının almak için yarıştıkları, çok itibarlı ve zorlu bir ödül. Dr. Burak, daha önceki başarılı çalışmaları göz önünde bulundurularak verilen bu ödül ile bundan sonraki çalışmaları için büyük bir fon ve prestijli Charles King Fellow ünvanını almış oldu.

Dr. Burak, başarısında, mentoru ve hocası Hotamışlıgil'den aldığı vizyonla desteğin, ayrıca çalışmalarıyla kendisine ufuk açan Dr. Gürol Tunçman’ın büyük katkısı olduğunu dile getirdi.Türkiye’deki bilim camiası ile yakın işbirliği içinde olduklarını vurgulayan Dr. Burak, Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in genç araştırmacılara yaptığı liderlikle bir rol model olduğunu ve Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar merkezinin de çok değerli genç bilim insanları yetiştirdiğini sözlerine ekledi.

Klinik Dahiliye ve Endokrinoloji Uzmanı olan Dr. Mehmet Furkan Burak, diyabet ve obezite konularında dünyanın çeşitli üniversitelerinde davetli öğretim üyesi olarak ders veriyor. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı(TUSEB)'nın Amerika temsilcisi olarak Türkiye ve Amerika arasında köprü projeler de geliştiren doktor, bu bağlamda Kocaeli Tıp Fakültesi'nin akademisyen değişim programlarının kurucusu ve genel koordinatörlüğünü üstleniyor. Ayrıca 2011 yılından beri Boston Türk Biyologlar Forumu Organizasyon Kurulu’nda görev yapıyor. Türk Inovasyon Merkezi TurkInno’nun kurucularından biri olan Dr. Burak, Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu (HSPH) Postdoctoral Association (PDA) yönetim kurulunda üç yıl eş başkanlık ve dış ilişkiler başkanlığı da yaptı. Şimdilerdeyse, bir yandan Harvard Halk Sağlığı Okulu Genetik ve Kompleks Hastalıklar Departmanında obezite, diyabet ve metabolizma alanında laboratuvar çalışmalarına devam ediyor, bir yandan da Harvard Tıp Fakültesi Brigham and Women's Hastanesi Endokrinoloji Bölümünde hastalarını görüyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.